bu takımın başında lucescu olsaydı herhalde en cacık takımla bile şampiyonlar liginde çeyrek finalin kapısından döndü, çeyrek finale çıktığımız senenin ertesiydi galiba takımda adam gibi yıldız yoktu ama sonra gelenler hiçbirşeyle yetinmedi herhalde elinde bu takım olsa kupayı alıp getirirdi galatasaray yıllardır demek ki en büyük hatayı teknik direktörde yapıyor, del bosque olayı gibi öyle bir real madrid'i sokaktaki çocukta yönetir ama eksiklerin olduğu yerde teknik direktör iyi ise eksiklik kalmaz, yıllardır avrupa'da başarıya hasretiz tarihi bu ülkede ilk galatasaray yazdı ve hep biz yazalım başkaları bizi örnek alsın biz başkalarını değil.
fotomaç'ın büyük çabalarıyla bugün de mario gomez i almış takımımız 14 milyon avro bonservis( stutgart 18 istiyor) ve adama her yıl 4 milyon avro verilecekmiş insanın inanası gelmiyor takımda en fazla para alan lincoln bile bu duruma küser, tabi bu arada kendisi de 2.5 milyon avroyu haketmiyor.
tarihte bugün real madrid'i yenerek süper kupayı kaldırmış olan türkiye'nin gelmiş geçmiş kimsenin başaramadığı birçok başarıya imza atmış takım. kim nederse desin parayla değil ruhla gelen başarıdır.
p.s: tüyleri diken diken olmayan kalksın gitsin.
edit: pusuda bekleyenler varmış demek ki. eksiye basarken ruhlarını teslim ettiler. neyse ki o parayla değil.
ilginçtir ama (bkz: steaua bukres)'i çok rahat bir şekilde eleyeceğini düşünüdüğüm kupa beyi.
bu düşüncenin sebebi, şu ana kadar tarihteki diğer takımların ancak alkışlayabildiği başarıları mı yoksa arda turan ile harry kewell ikilisi mi o da ayrı mesele.
bu sene başarılı sayılabilecek bir transfer politikası yürüten bir yönetime sahip takım. harry kewell, fernando meira, morgan de sanctis ve en son olarak milan baros(kendisiyle ilgili tereddütlerim olsa da inşallah başarılı olur) transferiyle galatasaray taraftarlarını sevindirmiştir. bu takımın artık iyi bir yerlere gelme zamanı geldi diye düşünüyorum.
bir türlü anlam veremediğim takımdır. daha geçen sezona kadar sms aracılığıyla taraftarlarından beşer ytl bağış toplarken bugün yapılan transferlerle ortalığın amına koymuştur adeta. merak ettiğim konu nerden geliyor bu değirmenin suyu. bir galatasaraylı olarak fenerbahçelilere nanik yapmak istesem de holigan imajı çizmemek için elimi cebimden çıkarmıyorum.
milan baros transferi ile akıl almaz bir hücum gücüne kavuşan takım. ama buna rağmen sağ bek oynayabilecek bir tane bile oyuncu yok.
eğer ki bir tane de kalburüstü sağ bek alırsa bu sene hem avrupa'da hem ligde olağanüstü işler yapabilir. sanırım şu ana kadar takımı dantel gibi işleyen adnan brothers bunu da halledecekler.
2000'den sonraki dönemde şampiyon da olsak, 20.45 diye ortalarda da gezinsek kabul ediyoruz ki lacivertli kanadın bir adım gerisinde idik. onlar carlos'u alırken biz de "ulan ribery de çok ünlü oldu, kaçırmassaydık elimizden görürdünüz siz." gibi ezik cevaplar verdik. lacivertli kanat tesisleriyle, şirketleşmesiyle ve transferleriyle avrupa'daki ününü artırdı. medyaya göre kafadan türkiye'nin en büyük takımı ilan edildi ki biz kırmızı kanattakiler de pek sağlam cevaplar veremedik bu duruma. bir de üstüne cl'de çeyrek final oynadıktan sonra emre, luis ve güiza transferleri gerçekleşince bu farkın kırmızılı kanat aleyhinde açılması korkusu vardı hepimizde.
peki bu durum kırmızılı kanadın yöneticilerini düşündürmüyor muydu? düşündürüyordu elbette. üstelik sadece düşündürmüyor, çalıştırıyordu da. sonunda bu yaz adnan polat başkanlığındaki yönetim, haldun üstünel'in de büyük çabalarıyla kendine getirdi bütün camiayı. adeta içinde turuncuya çalan bir sarının tonlarının da görüldüğü vişne çürüğü rengindeki kocaman çarşafı bir sallandırdı ki yeni yönetim, bu çarşaf üzerindeki herkeste bir hareketlenme görüldü. meira, kewell, de sanctis ve şimdi de baros. bunlar büyük transferlerdir. gs taraftarını bunlar tatmin eder. ha belki kewell iki hafta sonra sakatlanır ve bir daha oynamaz. ha belki baros'un yatacağı tutar ve bütün seneyi yatarak geçirir. ne olursa olsun kırmızılı kanattaki herkes kendine geldi sonunda. topal, servet, arda gibi oyuncuları kulüpte tutabilen ve üstüne de bu yıldızları takıma kazandıran bu yönetime kırmızılı kanat çok şey borçlu artık. böylesi kritik bir dönemde buna ihtiyacı vardı kırmızılı kanadın ve bu oldu. gs büyüklüğünü bu yaz döneminde bir kez daha hissetirdi. mutluyuz, umutluyuz.
Galatasaray umarım ki şampiyonlar ligine girer ama giremese bile adnan bros. ve diğerlerinin yaptıkları sayesinde 1-2 yıl içinde hem yepyeni bir stada, hem tekrardan güçlenmiş bir avrupaya açılan türk takımı kimliğine yani avrupa fatihliğine, hem de geleceğe tekrar umutla bakabilen bir taraftar profiline sahip olacaktır. Ki bu bile bana yeter. Teşekkürler büyük başkan.