bazı arkadaşlar o kupaların şans sayesinde alınacağını söylemişler. bana kaç takım gösterebilirsiniz ki real madrid'i 2-0 dan 3-2 yenebilecek takımı, yetmedi süper kupada da yenebilecek takımı. * uefa kupa finalinde takımın dinamosu hagi olmadan 10 kişiyle kazanmasını unuttunuz sanırım. evet şu sıralar kötü zamanlarımız ama en kötüsü değil. *
her neyse kupa edebiyatı anlamayanla yapılmaz. sizde kazanın biz de sizinle gurur duyalım. neticede kazanan türkiye olmayacakmı?
galatasaray taraftarı, geçmişten gelen bir başarı grafiğine alışkın olduğundan başarısızlığı diğer takım taraftarları gibi yargılamaz(burada kendini kaybetmiş taraftar gruplarını tenzih etmek lazım tabii). takımını desteklemeye devam eder ki bu sezon galatasaray'ın başına gelenler fenerbahçe'nin başına gelmiş olsaydı, ben ne aykut kocaman'ın ne de galatasaray şablonunda kötü bir sezon geçirmiş bir oyuncunun fenerbahçe'deki karşılığının (atıyorum, mustafa sarp = selçuk) o tesislerden ve stattan, fiziksel bir yara almamış bir halde çıkacağını zannetmiyorum.
kabul ediyorum, gs taraftar grupları özellikle son sezonlarda başıbozuk bir tutum sergilemekte, yakışmayan davranışlar * gırla gitmekte. fakat gs eski başkanı adnan polat da dahil, gerçek gs'liler bu kişileri kendi takımlarının taraftarı olarak görmemektedirler.
özet geç piç diyenlere şu cümle yeterli: vakti geldiğinde çuvaldızı kendine batırmayı bilen taraftarlara sahip takımım.
ekleme: casual kelimesi burada "rahat, takıntısız" anlamında kullanılmıştır.
bu sezon sahte galatasaraylıları bize gösteren kemik taraftarı herkese gösteren takımım. her zaman tutmaktan gurur duydugum takım. seneye büyük bir çıkış yapacagımız kanaatindeyim.
fırtına öncesi sessizliği yaşadık şimdi süper ligde fırtınalar koparmaya gelecegiz.
seneye 18 yaşından küçük çocuklara izlettirmeyin. çünkü canınızı çok yakıcaz.
johan elmander
milan baros
didier drogba
robbie keane
colin kazım
harry kewell
arda turan
juan emmanuel culio
selçuk inan
kieran richardson
lucas neill
felipe santana
shay given
sinan bolat
--spoiler--
Galatasaraylılık bir din gibi bir mezhep gibi yerleşmiş köklü bir inançtır. Bunun için Galatasaray'ı tercih eder, Galatasaraylılığımla övünürüm.
METiN OKTAY
--spoiler--
10un tabir ettiği gibidir galatasaray. galatasaray, her ne kadar kimse kabul etmesede türkiyenin en büyük takımıdır. gerek aldıkları kupalar, gerekse de ülke tanıtımına yardımcı olması bakımdan. galatasaraylılık gurur duyulması gerekilen bir türk takımıdır. az buz işler yapmamıştır. ama gel gelelim eski, emektar futbolcularına bir jubile yaptırmamıştır ve vefasızdır. bu yuzden dolayı kırgınlık vardır futbolcularda.
her yıl 17 mayısta bizi bulunduğumuz andan alıp, son penaltıda popescu'nun topa vurduğu ana götüren, o geçmek bilmeyen 10 saniyenin ardından, yanımızda kim varsa sarılıp ağladığımız anı tekrar tekrar yaşatıp tüylerimizi diken diken eden güzide takımım.
Tarih, tozlu bir sayfa değildir.
Gerçektir, yaşamdır...
1905'te doğup, ciltlere sığmamaktır.
Destanların değişmez yazarı olurcasına..
Bazen...
Hayat herşey değildir.
Ama herşey GALATASARAY'dır.
Ölümde...Yaşamda...Kıyamette...
ünal aysal seçim vaatlerinde şöyle diyordu: "3 ay'da florya'yı toplarız" bu cümle çok düşündürmüştü beni. 5 sezondur toparlanmayan florya nasıl olucaktıda toparlanacaktı. hemen aklıma tek isim geldi fatih terim. fakat galatasaray taraftarının, hatta türk futbol severlerin fatih terim'e olan inancı, sabrı, saygısı son yıllarda iyiden iyiye tükenmişti. fatih terim ise kişilik olarak aynı kalmış ancak taktiksel anlamda çağın gerisine düşmüş, yeni futbol anlayışına pek ayak uyduramamıştı. nitekim çok istemesine rağmen avrupa'da takım çalıştıramamış emekli hayatı sürmüştü son zamanlarda.
bütün futbol severler, en azından gerçekten futboldan anlayan insanlar tüm bu vaziyetin farkındaydılar. ancak galatasaray son zamanlarda yeniçerileri isyan etmiş osmanlı devletini andırmaktaydı. sorun ne para, ne başarı, ne de başka birşeydi. tek sorun kişiliği zayıf insanların egoları yüzünden çıkan problemlerdi. gündelik hayatta bile ufak detayları biriktirirseniz birgün fena patlarsınız. galatasaray'da da aynen böyle oldu. taraftar tam herşeyin mükemmel olacağını düşünürken işler iyice sarpa sardı. yerli oyuncular özellikle arda turan'ın kaptan yapılmasından sonra takım içerisinde gruplaşmaya gitti. arda turan'ın kaptan yapılması galatasaray'ın tarihinde yapılan en büyük hatalardan biriydi nitekim. takımda arda'dan yaşça büyük bir sürü isim olmasına rağmen yeni parlamış bir çocuğa 100 yıllık kulübün pazubandı verilemezdi. kendinizden yola çıkın lütfen. evde babanızın tavsiyelerini mi dinleyip, dikkate alırsınız; yoksa küçük kardeşinizin mi? tabi ki küçük kardeşlerde dinlenir yeri geldiğinde fakat bir büyüğün sözü yaşanmışlığın kendisidir. yolun başında ki bir birey size neyi, nasıl anlatabilir...
ünal aysal florya'yı 3 ay'da toparlarım dediğinde herkes fatih terimi düşündü. daha sonra katıldığı bir tv programında aysal "fatih terim heyecanını kaybetmiş gibi. eğer heyecanını kazanırsa türk futboluna büyük katkısı olur. adaylarımız arasında martin jol'da var." diyerek fatih terim'e bir nevi karar mercii benim mesajı gönderdi. çünkü herkes gibi fatih terim'de biliyordu ki, galatasaray başkanı seçilir seçilmez ilk önce kendisine teklif gelecekti. bu iş dünyasında da kötü bir durumdur. eğer birisini çalıştırmaya mecbursanız ve personel o iş'te kalifiye olduğunun farkındaysa sürekli su kaynatır, bittiniz demektir. onun kaprislerine katlanmak, yeri geldiğinde yaptıklarını görmezden gelmek zorundasınızdır. çünkü elinizde daha iyi bir alternatif yoktur. aysal tek adayımız fatih terim değil diyerek ona sana mecbur değiliz mesajı göndermiştir. eminim ki fatih terim futboldan anlamam diyen aysal'ın şu sözlerini duyduğunda kamçılanmıştır "fatih terim heyecanını kaybetmiş, heyecanını kazanırsa türk futboluna büyük katkısı olur." fatih terim gazla futbolcu çalıştıran bir adam olduğu gibi, gazla çalışan bir teknik direktör'dür. zaten türkiye'nin bütününde sistem böyledir, sadece futbolda değil.
umarım fatih terim 2. döneminde yaptığı hataları tekrarlamaz. aysal'ın dediği gibi 3 ayda toparlanacaktır florya terim yardımıyla. fakat asıl iş galatasaray'ın nasıl bir sistemle sahaya çıkacağında. fatih terim milli takımda oynattığı gibi 4-2-3-1 mi, 4-4-2 mi oynatıcak takımı? oyuncuya dayalı sistem mi olacak, yoksa sisteme dayalı oyuncu mu?
fatih terim galatasaray'ın başına gelir gelmez taraftarın kafasındaki soru işaretlerini silmek istiyorsa barış, mustafa, gökhan, ayhan hatta mümkünse servet gibi oyuncuları kadro dışı bırakmalı. 3'e, 5'e bakılmadan satılmalı bu oyuncular. işte o zaman galatasaray taraftarı inanır birşeylerin değişeceğine. galatasaray kalitesine uymayan tüm oyuncular gönderilmeli. gerekirse kewell, eğer olmuyorsa arda bile gönderilmeli. bu takım 100 küsür yıldır var, bir arda'nın gidişi sarsmaz.
uzun lafın kısası ben bu hamlenin fatih terim ve galatasaray'ın son şansı olduğuna inanıyorum. eğer bu seferde aşı tutmazsa, hastaneyi yıkarlar... fatih terim kendini bitirir. galatasaray ise ağır psikolojik ve maddi darbe alır (bkz: ikinci fatih terim dönemi)
uefa kupasini turkiyeye kazandiran tek turk takimidir. resmi sitesinde soyle de bir sey var.
--spoiler--
11 yıl önce bugün, galatasaray futbol takımı türkiye'ye ilk avrupa kupası'nı kazandıran finali oynamış ve uefa kupası'nı kazanan ilk ve tek türk kulübü olmuştu.
17 mayısın 11. yıldönümü vesilesiyle, şanlı tarihimize unutulmaz bir damga vuran 2000 uefa kupası şampiyonluğumuzu andığımız bugün, bize bu başarıyı getiren dönemde görev yapan futbolcularımıza, teknik direktörümüz fatih terim'e ve teknik ekibine, kulübümüzün başkanı faruk süren ve yönetim kurulu üyelerine; bu şampiyonlukta emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyoruz.
1999-2000 sezonunda şampiyonlar liginde mücadele eden galatasaray, grubundaki son maçında milanı son dakikalarda gelen gollerle 3-2 yenerek uefa kupasında oynama şansını elde etmişti.
uefa kupasında sırayla bologna, b. dortmund, real mallorca ve leeds unitedı eleyen galatasaray, finalde de ingilterenin arsenal takımıyla karşılaştı. kopenhag (danimarka) parken stadı'nda oynanan, normal süresi ve uzatma bölümü golsüz sona eren maçın ardından penaltı atışlarına geçildi. rakibine 4-1 üstünlük sağlayan galatasaray, uefa kupasını kazanan taraf oldu. penaltı atışlarında ergun penbe, hakan şükür, ümit davala ve giga popescu galatasaray adına topu ağlara gönderen isimler oldular.
bu büyük başarı, bir türk takımının ülke tarihinde ilk bir avrupa kupasını türkiye'ye getirmesi anlamını taşıyordu.
galatasaray'ın bu büyük başarısı, türk futbolunda yepyeni bir ufuk açmış, o güne kadar yerel hedeflerle yetinen türk kulüplerinin önüne uluslararası perspektif getirmiştir. galatasaray'ın, avrupa'nın futbolda ileri gitmiş ülkeleri arasında kendi çabasıyla edindiği bu haklı yer, tüm dünyada da yankı bulmuştur. galatasaray adı, bu büyük başarıyla dünyanın birçok ülkesinde ve özellikle 3. dünya ülkeleri arasında büyük bir sevgi ve sempatiyle bilinir olmuştur.
--spoiler--