benim gibi tüm galatasaray taraftarlarına müjdeli haber. önümüzdeki sene maçlarımızı şifresiz izleyeceğiz. çünkü bank asya ligini trt veriyor. sağolsun varolsun bize bu günleri gösteren tüm futbolculara kahve köşelerinde değil evimizde sıcak çayımızı yudumlarken maçlarını izleyebileceğiz sayelerinde.
delnan polat ve ekibinin her gün biraz daha öldürdüğü efsane. elbette ki bu kara günleri geride bırakacak, o büyüklük onun ruhunda var ama o delnan polat denen adam ali sami yen gibi dünyada yer etmiş bir mabede böyle rezil bir vedayla hoşçakal dediği için her zaman nefretle anılacak.
Adnan Polat yönetimiyle birlikte her yıl yapılanma içinde olan güzide klüptür, 2010 2011 sezonunun olduğu şu günlerde, 2011 2012 sezonu için yapılandığı söylenir.
"hiçbir kuvvet beni bu stadda 25.000 kişi olduğuna inandıramaz! dida'yı bir kere bile duyamadım"
asy'deki galatasaray mağlubiyeti sonrası milan kaptanı paolo maldini'nin sözleri...
galatasaray'a dair yaşadığım veya duyduğum ve en önemlisi hissettiğim her şeyi anlatan bir yazı geçti elime. bence galatasaray başlığına dair yazılabilecek en güzel ve en içten cümlelerdir. saygılar;
"hagi'nin hırsı, kewell'ın yüzündeki gülümseme, ilk yarısını 0-2 önde kapattıkları maçı 3-2 kaybeden real madrid'li futbolcuların şaşkınlığı, 5 metreden vurduğu kafayı taffarel'in nasıl çıkardığını anlamaya çalışan henry'nin boş gözlerle etrafa bakışıdır galatasaray. hagi'nin 30 metreden çatala astığı golün arkasından sabri ugan'ın attığı çığlık; ömer üründül'ün kupa gelince dudaklarından dökülen "korkunçç bir şeyy" feryadıdır. çıkık omzuna aldırmadan maça devam eden bülent kaptan'ın inancına; uefa finalindeki son penaltıyı gole çeviren popescu'nun deparına; fatih terim'in gözyaşlarına; metin oktay'ın "bizi sevenleri üzmeyelim baba" cümlesine bakmak gerekir ona dair sevginin ne olduğunu; nasıl bir şey olduğunu anlayabilmek için. kimi zaman meksika'da bir hapishane duvarında çıkar karşına adı, kimi zaman ryan giggs'in kariyerine dair anlattığı bir hikayede ya da gregory coupet'in bir röportajında... unutturmaz kendini, unutamazsınız.
türkiye denince galatasaray gelir aklına dünyadaki bir çok kişinin. hakan şükür gelir, hagi gelir, popescu gelir, fatih terim gelir.galatasaraylı olmak, torununa, çocuğuna, arkadaşına, kardeşine anlatacak bir şeylerinin olmasını sağlar. turgay şeren'den bahseder eskiler, coşkun özarı'dan bahseder, prekazi'den bahseder, metin oktay'ı düşürmez dilinden misal. şampiyon kulüpler kupası'ndaki yarı finali anlatırlar. efsanevi manchester maçlarına değinmemek olur mu? onu da yaparlar. ya da neuchatel maçlarını. biraz daha yaklaşırsın bugüne, 4 yıl üst üste şampiyonluk ve akabinde hiç yenilgi almadan gelen uefa kupası, süper kupa... 17 mayıs 2000 hani. türkiye'nin tek yürek olduğu gün. dünya üçüncüsü olan milli takım'ın ilk 11'indeki 7 futbolcu. sivas'ta 5-3 biten maçta arda'nın hırsı; hasan şaş'ın umudu; cevat hoca'nın inancı meze olur muhabbetlere.galatasaraylı olmak, futbol mevzubahis ise, yılmamayı öğrenmektir. mamuttur galatasaray zira. 1-2'lik maçı son 10 dakikada 3-2 kaybeden maldini'li milan'ın sahadaki "n'oluyor a... k..." duruşudur. 10 kişi kalan takımın mücadelesini gören arsene wenger'in yüzündeki endişedir.yenilmiyor mu? yeniliyor. fark yemiyor mu en büyük rakibinden? yiyor. adı sanı duyulmamış takıma elenip avrupa'ya veda etmiyor mu? ediyor. ama ne fark eder ki? neyi değiştirebilir tüm bunlar? sevgisini mi eksiltir taraftarının; inancını mı azaltır; daha az bağırmasını mı sağlar tribünde? hiçbiri.. hiçbirini yapamaz. o yüzden galatasaraylılık sadakat ister. sabır ister; her koşulda bağrına basmayı gerektirir takımı. kaypak aşklar gibi günübirlik olmamıştır; ezeldir, ebed olacaktır."evet, geçmişle yaşamak insana fazla birşey kazandırmayabilir ama iş takım taraftarlığına gelince geçmiş; asaletin ve azametin tekrar hatırlanması için önemlidir. bunu taraftar unutmaz, zaten bilir de önemli olan o takımı yönetenler ve oynayanlar bunun farkında mı?
durum o kadar boktan ki içerden bilgisi olan taraftar bloglarında bile hakkında "ocak ta şu adam gelecek", "x in işi bitti, eşi iknaya çalışılıyor", "y tamam, sıra z de" bile yazmıyor, beşiktaş a bir günde tonla isimli adam gelirken.
duyduğum son haber şu;
misimovic e mesaj: biraz bekle, hagi yi göndereceğiz.
1 yıllık bir kulüp değildir. madem bu kadar taşak geçmek istiyorsunuz, bundan önceki 104 yıla bir bakın. o zaman galatasaray sizle taşak geçmiş olacak ama neyse.
edit: galatasaray olgusu 500 yıllık bir olgudur. tabi 400 yıla bakacak beyniniz olmadığı için siz sadece 105 yıllık spor kulübüne bakın.*
her sabah işe giderkene alisamiyen'in önünden geçiyorum ve baktığım zaman türk telekom arena kombinesi almak için bekleyen 3-5 kişi görüyorum ve şaşırıyorum "ulan hala kombine kuyruğunda bekleyen adam var" diye. bense çoktan vazgeçmiştim o kombineyi almaktan. demekki aşk dedikleri şey böyle birşeymiş de bizde eksikmiş.
devre arasında kesinlikle transfer yapmaması gereken takımım. lig bitmiş, avrupada yoksun, napacak aldığın transfer sana şerefli 4.lük falan mı alacak. başkanda falan biraz futbol bilgisi varsa oynatır şu saatten sonra ne kadar yetenekli genci varsa, hiç değilse 1-2 adam kazanırız. anıl olur, cem sultan olur, semih olur, emre çolak olur. inan oynatsın gençleri tüm maçlarını izleyecem, ama saçma sapan yeteneksiz, ruhsuz 3-5 yeni yabancı ya da türk alırsa tek maçına gitmem 2. yarı. ayrıca kalması gereken bi adamda insua bence, geçen sene giovanni'ye yandığımız gibi yanarız eğer kalmazsa takımda.