yeni stadın açılışını bir başka sezona; daha iyi bir kadro kurulmuş ya da en azından daha adam gibi oynayan bir takım olduğu bir sezona bırakması gereken takım. yoksa o canım stadın yeni koltuklarına, lüks tuvaletlerindeki güzelim aynalarına yazık olacak. zaten böyle giderse bu sezon o koltukların büyük bir kısmı kullanılmamış olacaktır.
açık söylüyorum; uefa'dan elenmemize üzülmedim. en azından adnan x 2'nin sonu geldi. frank rijkaard'a da yazık olacak çünkü bu ikilinin ilk işi rijkaard'ı kovup kıçlarını kurtarmaya çalışmak olacak.
haldun üstünel artik nasil bir beddua ettiyse, gitti gideli bir türlü toparlanamadi galatasaray. bir trabzonsporlu olarak avrupada kupa kaldiran galatasarayin bu hallere düşmesi beni çok üzüyor. umarim eski günlerine dönerler.
fatih terim antipatiğini bile frank rijkaard'a tercih edecek duruma geldim lan artık. siz düşünün
ne durumda galatasaray taraftarı. allah bir kere daha belanızı versin adnans
2002-2003 sezonu öncesi takımı şampiyon yapan lucescu'yu gönderdikten sonra bir daha kıçı başı ayar tutmamış futbol kulübüdür.
aynı şeyi zico'yu gönderen fener için de söyleyebiliriz...
medya, bariz bir şekilde teknik direktörlüğe fatih terimin getirilmesi için yoğun çaba harcıyor. bütün yorumcular rijkaardın gitmesi için demediklerini bırakmadılar. fatih terim sevgisi nerden kaynaklandı onu da bilemedim. sevgi olacağını da sanmıyorum ya, siz anladınız.
bir zamanlar milanları, madridleri, barçaları parçalarken son beş senede avrupa'nın sıradan liglerinin sıradan takımlarının adlarını bizlere ezberleten yeganemiz.
22 senedir hayattaysam 22 senedirde galatsaraylıyım. babam adım yerine önce galatasaray'ı fısıldamış olmasına rağmen asıl galatasaray'ı hatırlayışım efsane manchester maçı sonrası evdeki sevinç gösterileridir. gözyaşlarıyla karışık çığlık sesleri, eşi dostu aramalar falan takım havalıydı, şaşalıydı, bambaşkaydı. o günden sonra futbola merak sardım. daha sonraları fatih terim dönemi, uefa kupası, lucescu dönemi süper kupa ve avrupanın methiyeler düzdüğü galatasaray. okulda forsumuz vardı galatasaraylı olduğumuz için. her avrupa maçı sonrası formamızı çeker giderdik okula müdürden aza yeme pahasına.
ee tabi maçlara da gittik,yeri geldi holigan olduk yeri geldi stadda ağladık. yenildiğimizde küfrederken bile kıvanç ve umut vardı dilimizde... öyle böyle derken o ruh takımı bir anda spk'ya bağlı ticaret şirketi anonim anasının amı şirketi oldu. ruh yerini zamanla paraya, para babalarına verdi. galatasaray'ın fenerbahçe'den hep bi farkı olmuştur. daha avrupai gözüken fenerbahçe iken avrupa'da fırtıan estiren galatasaray olmuştur. kısacası ruha dayalı olmuştur.
ve bugün geldiğimiz rezalet durum.. 2. tromsö faciası demek inanılmaz büyük bir yanlış. tromsö zamanında galatasaray gole giden, göze hoş futbol oynayan ve umut vaadeden bir takımdı. dahası ruhu vardı! bu maçta sahada yıllar önce rengine, ruhuna, şaşa'lı yürüyüşüne hayran olduğum takımdan kimse yoktu. isimler geçicidir camialar ise kalıcıdr. hele ki galatasaray...
old trafford'da doksana takan arif erdem belkide ibb maçlarında hatırlanıyor ama inanın ki bu takım, bu teknik heyet ve bu yönetim sizi her hatırladığımızda beddua edicez. kimse galatasaray üzerinden menfaatlerini karşılayamaz ve kimse bizleri bu kadar üzemez.
namusunuz, şerefiniz ve içinizde paradan arda kalan bi yerlerde galatasaray aşkınız varsa siktirin gidin!
üzülerek söylüyorum ki: utanç kaynağı. yazıktır günahtır arkadaş 20 dakika 10 kişi oynayan kıytırık mahalle takımına elenmek büyük ayıp!!!
gidin artık gidin!!!
şu günlerde beni en çok üzen varlık. düşünüyorum ulan var mı daha kötüsü var tabi ki ama bu daha kötü be abi. ama alışmaya çalışıyorum artık başka çare yok buna mecburum.
1-2 hatalı gol yedi diye leo franco'yu gönder, transfer yapmayıp ufuk ve aykut'un eline bak..
haldun üstünel gibi transferde sağlam ve iş bitirici bi adamı gönder, elin tokurdak ve sakat futbolcularıyla uğraşan adnan sezgin'den hayır bekle.
galatasaray'ın bu kötü pozisyona gelmesinin tek sebebi yönetimdir. adnan polat ve adnan sezgin'in ne bağı var allah aşkına da, bu adamı gönderemiyorlar. haldun üstünel'e kıyan polat, nasıl olur adnan sezgin'e tahammül edebiliyor. ne var bunların arasında matmazel ?? kendimi aşk-ı memnu'da behlül'le bihter arasında ne olduğunu anlamaya çalışan nihal gibi hissetmeye başladım. kafayı yiycem.. biri açıklasın. beşir'e mi sorsak lan ?
dünyanın sayılı büyük takımlarından olan fc karpaty lviv karşısında mükemmel top oynamasına rağmen elenen takım.
man of the match: dillere destan oyunu ile yılın transferi ali turan.
bizi çok mutlu ettin galatasaray teşekkürler.
zamanının avrupa fatihidir. şu andaki durumumuzun en büyük sorumlusu olan adnanslar sayesinde daha uefa'da bile guruplara kalamadan elenmekteyiz. bu takıma köklü çözümler ve çok sağlam transferler gerekiyor.
nedensiz yere bir dehlizin içine sokuldu takım. bir garip hesaplaşma var. birileri kişisel kaprisleri yüzünden koskoca camiayı rezil ediyor. yönetim göz göre göre transfer yapmıyor, lig kötü, avrupa artık çok geride. iyi futbolcuları sat (keita, mehmet topal), kelepir futbolcuları topla (serdar özkan, gökhan zan vs..) transfer yapma üstüne galatasarayda transfer bitmez diye sloganlar savur. adnan polat taraftarla taşak geçer gibi transferler için gün verip duruyor. taraftarın ve teknik heyetin sabrını mı test ediyor? rijkaard'ı göndermek için mi transfer yapılmıyor gibi tuhaf ihtimaller akla geliyor, başka açıklaması yok çünkü.
gerçi transferini de sikeyim ortada ruh yok. hırsından, mücadelesinden değil sıcaktan götünü terleten futbolcularla da bu iş olmaz. olmalı, bir şeyler olmalı, birileri gitmeli hem de siktir olup gitmeli...