22 senedir hayattaysam 22 senedirde galatsaraylıyım. babam adım yerine önce galatasaray'ı fısıldamış olmasına rağmen asıl galatasaray'ı hatırlayışım efsane manchester maçı sonrası evdeki sevinç gösterileridir. gözyaşlarıyla karışık çığlık sesleri, eşi dostu aramalar falan takım havalıydı, şaşalıydı, bambaşkaydı. o günden sonra futbola merak sardım. daha sonraları fatih terim dönemi, uefa kupası, lucescu dönemi süper kupa ve avrupanın methiyeler düzdüğü galatasaray. okulda forsumuz vardı galatasaraylı olduğumuz için. her avrupa maçı sonrası formamızı çeker giderdik okula müdürden aza yeme pahasına.
ee tabi maçlara da gittik,yeri geldi holigan olduk yeri geldi stadda ağladık. yenildiğimizde küfrederken bile kıvanç ve umut vardı dilimizde... öyle böyle derken o ruh takımı bir anda spk'ya bağlı ticaret şirketi anonim anasının amı şirketi oldu. ruh yerini zamanla paraya, para babalarına verdi. galatasaray'ın fenerbahçe'den hep bi farkı olmuştur. daha avrupai gözüken fenerbahçe iken avrupa'da fırtıan estiren galatasaray olmuştur. kısacası ruha dayalı olmuştur.
ve bugün geldiğimiz rezalet durum.. 2. tromsö faciası demek inanılmaz büyük bir yanlış. tromsö zamanında galatasaray gole giden, göze hoş futbol oynayan ve umut vaadeden bir takımdı. dahası ruhu vardı! bu maçta sahada yıllar önce rengine, ruhuna, şaşa'lı yürüyüşüne hayran olduğum takımdan kimse yoktu. isimler geçicidir camialar ise kalıcıdr. hele ki galatasaray...
old trafford'da doksana takan arif erdem belkide ibb maçlarında hatırlanıyor ama inanın ki bu takım, bu teknik heyet ve bu yönetim sizi her hatırladığımızda beddua edicez. kimse galatasaray üzerinden menfaatlerini karşılayamaz ve kimse bizleri bu kadar üzemez.
namusunuz, şerefiniz ve içinizde paradan arda kalan bi yerlerde galatasaray aşkınız varsa siktirin gidin!