yıllar boyu çok içli dışlı olursanız karı-koca gibi olmanız kaçınımazdır. bir süre sonra stada gitmek, evlilerin her h.sonu yıllar boyu sürdükleri aktivitelere benzer. alışkanlıktır işte, gideceksinizdir.
tvde kanalları dolaşırken kazara gördüğünüz yeşil çim, sizi bilinçaltınızın desteğiyle heyecanlandırır. tıpkı her evlilik yıldönümünde akşamı beklerken ki heyecan gibi. ama ne gördüğünüz yeşil çim onunla ilk tanıştığınızdaki kadar, ne de 20 yıl sonraki evlilik yıldönümü ilk kutlamalarınız kadar heyecan verir. ama oturur izlersiniz futbol maçını, evlilik yıldönümüzü her sene kutladığınız gibi.
tribünlerde üzüntüyü de sevinci de aynı anda yaşarsınız, eşinizle hep paylaştığınız gibi. takımızın yenilgileri ard arda geldiğinde ya da yönetimden memnun olmadığınız zamanlarda 'bırakıyorum ben artık futbol izlemeyi' diye haykırırsınız, tıpkı eşinizle kavgaların sıklaştığı dönemlerde ayrılmayı düşündüğünüz gibi. ama bir galibiyetle tekrar bağlanırsınız takımınıza, tıpkı eşinizin bir gülüşüyle yumuşadığınız gibi. ve illa ki o stada yeniden gideceksinizdir, akşam yine eşinizin koynuna gireceğiniz gibi.
en iflah olmaz toplumlarda bile afyon etkisi gösterip devlet yöneticilerinin işlerini daha kolay yapmalarını sağlayan, insanları ''..... sen bizim herşeyimizsin'' noktasına getiren, sportif olarak kuşattıkları yetmezmiş gibi birde futbol'un magazininide yaparak insanlara kaçış noktası bırakmadan empoze edilen, eskiden bir çok ülkenin kendi stili varken bugün sahada oynayan iki farklı ülkenin takımlarının formalarını değiştirseniz pek de farketmeyeceğini göreceğiniz, yıldız futbolcuların dünya kupalarında efsaneleşebilidiği bir ortamda, bugün ne bir stil, ne de yıldız futbolcu kalmıştır. futbol'un olmazsa olmazı gol için kimse uğraşmıyor, herkez nasıl ne ederizde gol yemeyiz derdinde garip taktikler uyguluyor. 90 dakika bu kaotik ortam içinde keyif ve eglence arayanlara kolay gelsin. ben curling izliyorum.
slogan insanlarının aşırı beğenisine mazhar olmuş bir spor. başka hemen hemen hiçbir spor dalında bu denli bir kusma ritüelinde tezahürat yer almamaktadır. her türden insanın bir araya gelip takımının adı altında birleşerek aynı sözleri höykürdüğü, eşitliğin sağlanıp-!-, suni sınıf ayrımının stad içerisinde kalktığı ve galiz yakıştırmaların/davranışların stad dışında da devam ettiği, en biliçlisinin/entelektüelinin/münevverlikte üst makam işgal etmişinin dahi tuttuğu takım yenilgisi üzerine edecek bir küfürünün bulunduğu sezonluk rehabilitasyon ya da depresyon sağlayan fenomen.
popüler kültürün sağladığı nimetleri eşitsizlik göstergesi olarak algılayanların ve adlandıranların da 90 dakika kilitlenerek, ağlayarak, sevinerek, coşarak, çoşturarak fubolculara birlikte kendilerinin de tribünlerden peşinden koştukları bu top kesinlikle sadece bir meşin yuvarlak nesne değildir. daha fazlasıdır, re'sen ya da manipülatif atakla oluşan/oluşturulan suni dengenin diğer adıdır.
sokaklara çıkıp 5 yaşında çocuktan, 80'lik ihtiyara kadar sevinç gösterisi dedikleri kafa bir milyon modda meskun mahalde silah ateşleyip can alanların varlık nedeni, konuşmayı bilmeyen gerizekalı tipteki futbolculara milyonlarca dolar verilmesi ve büteçeden milyonlarca ytl'nin futbola ayrılmasının sebebi; spor dedikleri gereksiz melun meşgalenin peşinden koşanların tümünün sorumluluğudur.
bir dejenerasyon halinin tam ortasında bulunan bu kesim içerisinde "ben yıllarca bu ülkeyi 3 f ile yönettim" cümlesini duyup örnek verenler ve bunu aşağılayıcı bulanlar dahi vardır. aşağılayıcı bulmak sadece sözü eden liderin coğrafyasındaki salaklara ait bir durum zannını otomatik konumda ürettiğinden üzerlerine alınmazlar. itiraf edin hepiniz/tümünüz/toptanınız salaksınız.
lan bir daha da gelip buralarda; ekonomik yetersizlik, açlık, eğitimsizlik, sağlık problemleri, eşit gelir dağılımı, hukukun şahısa göre işlemesi adaletsizliği, egemen yapının baskısı, uyuşmuş kafalar, çöplüğe dönmüş beyinler, güdülen halk nutukları çekmeyin. siz önce içinde bulunduğunuz çelişkiden kurtulun.
aynı saatte kesişen iki alternatifli eylem var; biri yaşamın herhangi bir alanına dair pozitif bir tepki içeriyor, diğeri ise gs-fener maçı. hangisini tercih edersin sorusuna "ikisinin de yarısına iştirak ederim" diyecek kurnazlar da çıkacaktır. bunların genel savunması da şu şekilde olur: "maçımı da izlerim, tepkimi de koyarım" doğru koyarsın, cebine bileti koyar maça gider gelir ve iki üç hafta onun yorumunu yaparsın. o esnada hayat ne de güzel geçip gitmektedir.
hele bir de tuttuğun takım zafer elde etmişse değmeyin keyfine bizim aç biilaç taraftarın. kupa hayali kurarsın, sohbetlerinin tümü lig fikstürü üzerinden döner, seninle ilgisi olmayan küme düşmesi muhtemel takımları bile takip edersin, karşı takıma ayar verecek mekanizma sürekli aktif konumdadır ve taze bilgiler yükler. maçlar için 1-2 haftadan önce ayarlamalar yapılır, o sürede bütün sohbet hocanın taktikleridir, o oynasın bu oynamasınlar döner durur sohbetlerde.
bunların dışında kalan-kalmışsa-hayatta diğer önemli meseleler irdelenir, insanlığa katkısı olacak çalışmalar gerçekleştirilir-!!-. bütün bu futbol terminolojisini, şunu bunu nereden mi biliyorum...? ulan hergün ofiste bu muhabbetleri yapan öküz arkadaşlarım var, gazetelerin toplamda çeyrek sayfa ayırdığı spor haberleri var, susmayan-dil ishali yaşayan sokak taraftarları var. ulan ezberlettiniz be! bak bir diğer zararınız da dolaylı yoldan empoze imiş. şeriat geldiğinde mini etekle birlikte bu da yasak! dur ben bunu da not edeyim kara deftere.
oynamayı bilen ve oynamaktan zevk alanlar için adeta bir sanat dalı olan spor dalıdır. dünyada en çok takip edilen tartışmasız en fazla seyirciye ve oyuncuya sahip spordur. (f1 falan değil kimse ağlamasın)
Desteklenen takım yense de, yenilse de her zaman en zevkli olan şeyin, kendisiyle dalga geçmek olduğu spordur. fazla ciddiye alıp hayatımızın en ortasına koymaya gerek yoktur. Zira siz geyik yaptıkça birileri (kendi takımınızdan - ya da rakip takımdan olması farketmez) "Öyle olmaz! lölölö!" şeklinde celallenmektedir. bu da süper eğlencelidir.
en yaygın spor ve eğlence aracıdır ve milyonları peşinden sürüklemektedir. günümüzde bir endüstri olmuştur futbolcu transferleri, reklam gelirleri ve ürün satışlarıyla. futbol veya ayaktopu, dünya'da en yaygın takım sporudur. başta avrupa ve güney amerika ülkeleri olmak üzere hemen tüm ülkelerde çok sevilir ve geniş bir izleyici kitlesi tarafından izlenir. futbol yetişkinler arasında olduğu kadar çocuklar arasında da yaygın bir spordur. daha ilkçağlarda futbolu andıran oyunlar oynandığı bilinmektedir. avrupa'da mö 3. yüzyılda romalılarca yaygınlaştırılan bir oyun futbola çok benziyordu. bu oyun bugünkü futbolun öncüsü sayılır. bu eski roma oyunu fransa'da öylesine sevilmişti ki, karşılaşmalar kentler arasında çatışmaya bile yol açmıştı. bundan dolayı bu oyun 10. yüzyılda yasaklandı. günümüzde oynanan futbol, ingiltere'de 19. yüzyılın sonlarında kurallara bağlandı. 1863'te kanada'da kurulan futbol birliği bu kuralları belirledi. ilk takım ise sheffield fc oldu. oyunda sert, acımasız ve kırıcı hareketler yasaklandı. bu fikri sürdürenler ise, futbolun değişik biçimi sayılan ragbiyi geliştirdiler. futbol, 19. yüzyılın sonlarında ingiltere'den avrupa'ya yayıldı. Kısa bir süre içinde de dünyanın birçok ülkesinde oynanan bir spor haline geldi. 1904'te uluslararası futbol federasyonu (fıfa) kuruldu. fıfa'nın yönetiminde ilk dünya kupası karşılaşmalarını düzenledi. futbol günden güne daha da sevilmekte ve hayat biçimi olmaktadır.kaynak wikipedia
+ efendim insanları deli gibi alışveriş dalgasına soktuk
- excellent... *
+ ama bi sorun var. erkekler o kadar hödük ki, alışverişten bile anlamıyorlar napalım
- gel bahçeye inelim ne göstericem
'bir topun peşinden koşan 22 adam' yaftalarına bir türlü anlam veremiyorum kardeşim. bunu söyleyenlerin bir spordan beklentisi nedir acaba? satranç oynarken boşta kalan elle de dambıl mı kaldıralım?
genellikle erkek oyunu olarak düşünülen ancak eminimki birçok kızında çok ilgisini çeken bence çok heyecanlı bazen sevindiren bazen güldüren aşırı fanatikliği büyük olaylara neden olan sevgililer arasında bile sorun yaratabilen oyun.*
ufuk yildirim ve ercan saatci'nin vakti zamanında yorumladığı şarkı , aynı zamanda bir aralar tribünlerde marş olmuştur .
sarı mavi yeşil meşil farketmez
yürüyoruz aynı yolda biz
futbolu şiddet sanan taraftarlara
yanlış kararlara lafımız
geceleri karılarla fink atarken siz
maçlarda kıçımızı yırtan biziz
sözümüz meclisten taa içeri
anlayın artık be siz kimsiniz
e gündüzleri idman varda
geceleri ne ayak anlamadık
bildimbileli konu budur ama
biz bunları size anlatamadık
cebinde para kolunda karı
öyle futbolcuya can kurban
hani birde top oynasanız diyorum
kıvırmadan sağdan soldan
futbolculara atılacak boklar
tarafsız basından bellidir
gazeteci uyuz olmuşsa birine
küfür etse yerimidir
bu böyle gelmiş anladıkta
bu böylemi gidecek artık
elinize yüzünüze gözünüze dursun
yazık gerçek futbolcuya yazık
kulüp yöneticileri atıp tutarken
kimse sesini çıkarmıyor
kimse çıkarmıyor belli de
yöneticinin vicdanı sızlamıyor
yanlış yöneticiye abes furbolcuya
fanatik taraftara sözümüz
girdik bu konuya çıkamadık ama
biz açmaktan mutluyuz
yenilsekte yensekte
taraftarın seninle derler
takım maçı kaybederse
ana avrat söverler
futbolun önemi büyük günümüzde
ne depremler var ne felaketler
o zaman adam gibi oynayın baride
adam olsun fanatikler
günümüzün gün olmadığı bu devirde
adam adamı vurur keser
milli takım dünya kupasına girse
sanki bütün dertler biter
böyle masum bir toplumun
başka düşünen evlatlarıyız
çünkü işimiz milli takıma kalsa
biz yok olmuşuz yanmışız
biz futbolu çok seviyoruz
biz futbolsuz yapamıyoruz
iyi olunca seviniyoruz ama
kötü olunca sövüyoruz
muhtemelen kendi sözleri değil ama, rıdvan dilmenden duymustum. "futbol bir biberon gibidir. biberonu halka verdiğinizde, o halkın tüm bireyleri susar."
futbol,futbol,futol...sözlükte başka bişi bilen yok zaten.oyundur oynarsın güzeldir, izlersin zevklidir, iki geyikte burda yaparsın tamam güzel hoş; ama bokunu cıkartmayın. iki kelime ögrenelim güzel vakit geçirelim diyorsun sözlük degil spor gazetesi masallah. lan ne meraklıymısız be.
11'er kişilik 2 takımın mücadele ettiği ve takımların amacının kalelerinde mümkün olduğunca az gol görüp rakip kaleye de mümkün olduğunca fazla gol atmak olan oyun. bu amaçlar yere ve zamana göre değişiklik gösterebilmekle beraber halı saha gibi yerlerde kişi sayısı da değişiklik gösterebilir.*