özellikle okuduğunuz kitap fransız edebiyatının klasik denilen eserlerinden biriyse, fonda chopin'nin çalması okumuş olduğunuz kitaba çok daha büyük anlam katıyor ve kitapla neredeyse bütünleşmenizi sağlıyor. kısacası, kitabı yazan yazarın size vermek istediği hisleri daha net bir biçimde algılayabiliyorsunuz. olurda bir gün andre gide'nin bir kitabını okuyorsanız, chopin dinleyerek bir kombinasyon yapın. göreceksiniz çok farklı duygulara gireceksiniz.
chopin yerine alternatif arayanlar için önerebileceğim;
kendisini şu sıralar çalıştığım 20 numaralı noktürnü ile daha iyi anlıyorum, o nasıl bir özlem duygusuysa insan her bir notayı içinde ayrı bir özlem duygusuyla hissediyor (hiç bir özlem duygusu olmamasına rağmen)keşke o kadar erken ölmeseymiş de bize dinlenecek (çalışılacak) nice eserler daha bıraksaymış.
sözler herşeydir. ama Chopin, en harikulade kelime oyunlarını solda sıfır bırakacak kadar kusursuzdur, kalbe dokunandır. klasik müziğe bambaşka bir yorum getirmiş dâhidir.
fransız ve polonyalı karışımı efsane piyanist, polonyalı tarafı her zaman daha ağır basmıştır. yıllar geçmiş üstüne daha iyisi gelmemiştir. gözünüzü kapatıp dinleyin başka söze gerek yok.
piyano tuşlarının üzerinde gezen parmaklar veya eller değil, zihinlere gelen sesler ses değil. o ağaçların arasından sızan güneş damlaları gibi işler kalbe kalbe...
dünyaya gelmiş en etkileyici bestecidir. dinlerken nefessiz kalınabilir. polanyalılar ve fransızlar arasında büyük tartışmalara neden olmaktadır. zira her iki toplum da Chopin'in kendi milletlerinden olduğunu iddia etmektedir. ancak işin doğrusu Polanya'dan olduğudur. eskilerden Kissin, yenilerden valentina lisitsa'nın Chopin performansları izlenilesi, dinlenilesidir. bizim türklerden Gülsin Onay'ın Chopin performansları da es geçilmemelidir.
piyano dinlemeyi tutku haline getirebilecek derecede bağımlılık yapan eserleri mevcut olan
kalbi polonyada bir kilisede bulunan insanüstü bir piyanist.ayrıca birçok filme soundtrack olan eserleri de vardır.
Neredeyse sadece piyano için eser veren tek bestekardır. onun adını anmadan piyano konuşulamaz. bestelerinin çoğu solo piyano içindir. franz liszt gibi bir çok piyanist, 19. yy piyano ekolünün öncüsü olan chopin' den sonra gelmenin ayrıcalıklarını yaşamışlardır. Benim de en sevdiğim eserlerinden birisi olan fantastie impromptu' yu 1835 yılında bestelemiştir. Bu harika müzik otoriteler tarafından fazla kadınsı olarak tanımlanmıştır. Zaten Chopin de son derece şefkatli ve kolayca kırılan birisiydi. Bu nedenle zaman zaman bunalımlara girmiştir. Chopin' in bu eserinde bu karmaşık duyguların hepisiyle karşılaşabilir ve onun gibi duygularınız arasında vals yapabilirsiniz.