çok iyi kısa hikayelere ve romanlara sahip, dostoyevskiden etkilendiğini dönüşümü yazmasından bile anlayabileceğimiz usta yazar. dava, ceza sömürgesi falan iyi de dönüşüm nasıl hasta bir ruhla yazılmış öyle ya. romandaki asıl ilginçlik bütün olanlarsa sükünetin hiç bozulmaması
(bkz: dönüşüm)
"içi insanlarla dolu büyük evler var karşıda,
gene de tek odada bir başına olmak, bir evde yalnız yaşamak,
yaşamın en önemli yanı, daha doğrusu: Kimi zaman yalnız kalabilmek mutluluğun ilk koşulu."
sözleriyle yalnızlığı inci gibi kelimelere işlemiş yazar.
Sade bir üslup kullanmasının yanında gerçekleri acımasızca gözler önüne serer. Yazılarında illaki kendinizden bir parça bulursunuz, yazarı sevdiren yanı da budur.
milenaya olan mektuplarında hep korkularından bahsetmiştir oysaki mektuplarının çoğu yerinde kimsenin söylemeye cesaret edemeyeceği sözleri cesurca söyleyebilmiştir. insanlar düşünür onun düşündüğü gibi ama öyle cesaret edemez söylemeye.
bir eserinin anlaşılabilmesi için farklı zamanlarda tekrar tekrar okunması gereken yazar. "beyinlerimiz savaşsın isterdim, ama görüyorum ki silahsızsınız bayım"
"insanın asıl olarak iki günahı vardır, diğerleri de bunlardan kaynaklanır: sabırsızlık ve tembellik. insanlar sabırsızlıklarından dolayı cennetten atıldılar, geri dönemeyişleri de tembelliklerinden. günahlarının sayısı tektir belki: sabırsızlıktan atıldılar yine sabırsızlıktan dönemiyorlar."
Birçok büyük yazarın etkilendiği alman yazar. Ölmeden önce en yakın arkadaşından bütün yazdıklarını o öldükten sonra yakmasını istemiş ama arkadaşı yakmamıştır.
popüler kültürün ağına düşmüş yazar. yazdıklarını idrak edemeden kafka okuyorum ben ya havalarına giren sözde kitap kurtlarını sevgiyle anıyorum.
her taraf cahil kokuyor.