al pacino' nun ilk defa bu kadar sıcak bir tipleme çizdiğine şahit olduğumuz bu film; küçük dünyaları olan insanalrın içinde ki sevme gücünü anlatıyor..
al pacino ve michelle pfeiffer in başrolünü paylaştığı romantik bir filmdir.
iki kere izlenmesi durumunda filmdeki detaylar daha net gözlemlenir.
al pacino nun canlandırdığı johnny nin kararlılığı ve özverisi saygıyla karşılanmalıdır.
michelle nin canlandırdığı frankie ise mutsuzluğu benimsemiş zor bir kadındır.
ancak film yatakta sarılmış bir çiftin mutluluğuyla sonlanır.
izlenebilir, ama etkisinde kalmamak gerek.
bir ma premiere fois değil.
az önce televizyonda son on dakikasında izleyebildiğim film bana;
hayatın ne kadar tuhaf olduğunu öğretti.
yer mekan zaman ve kişiler farklı olsa bile insanların yaptıkları, söyledikleri aynı olabiliyor.
yalnızlıktan, umutsuzluktan şikayet edenler izlemesin kötü etki bırakabilir. belki de tam tersi umut verebilir.. karar veremedim karışık duygular bırakıyor her izlediğimde. değişmeyen tek şey ise yalnızlık.
başrollerini al pacino ve michelle pfeiffer’ın paylaştığı, yalnızlığın ve kırılmışlığın ortasında yeşeren o ürkek aşkı anlatan, sıcacık bir 1991 yapımı Garry Marshall filmi.
hapisten yeni çıkmış, hayata tutunmaya çalışan heyecanlı ve umutlu bir aşçı (al pacino) ile geçmişteki hayal kırıklıkları yüzünden kalbinin etrafına devasa duvarlar örmüş kırılgan bir garsonun (michelle pfeiffer) hikayesidir.
claire de lune eşliğinde geçen o meşhur radyo istasyonu sahnesi, al pacino'nun o muazzam ısrarcı ama asla tacizkar olmayan, aksine dünyayı iyileştirmek isteyen o muazzam oyunculuğu ve filmin o pazar gecesi hüznünü dağıtan atmosferi hafızalara kazınır.
"herkes birilerinden korkar frankie, bu çok normal. ama birbirimizden korkarsak hiçbir şansımız kalmaz" felsefesi üzerine kurulu, izledikten sonra insanda birine sarılma isteği uyandıran şahane bir modern zaman masalıdır.