gider manu ile konusur, bunun maasi size fazla geliyordur, bize bedava kiralayin bir sene maasindan kurtulun der, onlari bedava kiralamaya ikna eder. ustune maasinin aylik 100 bin poundluk kismini da manuya odetir.
sonra gider man city-chelsea-tottenham-arsenal-liverpool ile görüşür, "bakin sizin sampiyonluk yolundaki rakiplerinizden birinin onemli bi kozunu aliyorum, sizi rahatlatiyorum e siz de bi katki yaparsiniz artik" der. her birinden aylik 30 ar bin pound alir, 150 bin de boyle toparlar.
rooney in menajerine de burada vergi falan yok, size ayda 200 bin pound verelim der onlari da ikna eder. elde ettigi 250 bin poundluk maaş butcesinin 200 unu rooney e verir, kalan 50 binle bi topcu daha getirir. boyle bir adam.
bugun dese ki besiktas baskanligi yaninda galatasaray baskanligi da yapicam, kabul ederim. dursun ozbek yonetimine yeglerim bu adami. Besiktasi sampiyon yapar en azindan bizi de ikinci yapar amk, besiktasli olmasina ragmen dursundan iyi yonetir kulubu.
başkanı olduğu kulübün çıkarları için çalışan ve bu doğrultuda güzel işlere imza atan, bu sebeple de iyi diyebileceğimiz bir başkandır kendisi.
ancak karakteri için aynı şeyi söylemek ne kadar mümkündür bilinmez. çünkü dikkat ederseniz farklı üslupla kendisinden nefret edilen aziz yıldırım yolunda gitmektedir. burada ikisini ayıran en önemli nokta üslup farkıdır. kendi stadında ilk mağlubiyeti ezeli rakibinden tadınca söyleyecek söz bulamayıp "süt kupası" demesi ve cumhurbaşkanını nefessiz yalaması karakteri ile ilgili 2 örnek olabilir.
ayrıca senelerce başkasının göz koyduğu futbolculara göz koyuyor diye aziz yıldırım'a demediğini bırakmayanların fenerin elinden 2-3 topçu aldı diye şimdi kendisini reyiz ilan etmeleri gariptir. sırf ezeli rakibi devre arasında transfer yapıp güçlenmesin diye elindeki topçuyu satmasınlar diye el altından beleşe trabzonspor'a göndermesinin başka mantıklı bir açıklaması bulunmuyor nitekim.
herneyse, bir fenerbahçeli olarak beni oldukça kızdıran, ancak her kulüp taraftarının takımının başında görmek isteyeceği başkandır. dediğim gibi, yalnızca karakteri biraz sıkıntılı. her ne kadar bizim de başımızda görmek istemiş olsam da "sayın cumhurbaşkanım" yalaması sonrası istememeye karar verdim. ancak kendisi ne yapıyorsa beşiktaş için yapıyor gibi, sanki kendi çıkarı yok gibi. bilemiyorum orasını.
Renklilerin ve anti-tayyipçi'leri çekemediği adam gibi adam. Sayesinde Beşiktaş'ımız bir yerlere geliyor ancak kaskafalının takıldığı nokta " ama o sayın cumhurbaşkanımız diyo".
Size ne kardeşim adam işini düzgün yaptıktan sonra sizin niye oranız buranız oynuyor. Fetöcülük mü yapmış, şike mi yapmış neyine bu agresif tutumunuz?
Euroleague konusunda konuşmuştur.
Haklı söylemleri de var, kıskançca söylemleri de var.
Euroleague, uleb'in organizasyonudur.
Uleb de hırsız kurumdur.
Bu konuda haklı F.orman.
Yine de kıskançlık yapmış. *Eğer gerçekten samimiyse; q7'yi uyarır ve mete kalkavan'dan da bahseder.
Haklı ama samimiyetsizce konuşmuş.
Not: uleb'in fenerliler tarafından eleştirilmemesi normal.
uleb; Fenerbahçe'yi 2006'da 7., 2009'da 3 , 2012 ve 2013'te 5. Olmasına rağmen Euroleague'e aldı.
Beşiktaş'ın,telekom'un,bizim ve banvit'in hakları yendi.
popülist ve medyatik söylemlerden kaçınması gereken, beşiktaşın efsane başkanları listesine girmeye aday adam gibi adamdır. beşiktaşı bir organize bir şirket gibi kısa ve uzun vadeli hedeflerle yönetmeye çalışan başkandır.
Yanlız başkanlığına ve çalışmalarına devam etmeli. çok dikkat çekmeden mütaviziliğini yitirmeden, diğer kulüpleri yermeden açıklamalar yapmalıdır.
beşiktaş'ta efsaneler kitabına girmek için başarı, ahlak, rakibe saygı, mütevazilik, dik duruş gerektirir. eğer bir şeref bey, süleyman seba gibi tarihe geçmek istiyorsa, başarıların gelip geçici olduğunu asıl olanın efendilik olduğunu unutmamalıdır.
yakın zamanda hasedinden ve kıskançlığından yaptığı euroleague hırsızlıktır açıklamasından sonra çoğu insan için artık karakteri beş para etmezdir ve bence bir at dışkısından farkı yoktur !
Tam tinerci kafasına layık başkan! Real Madrid bile Beşiktaş karşısında rahat değil gibi bir açıklama yapmış! Biri buna real Madrid ile Bjk nin en 1958 yılında maç yaptığını hatırlatsın! Patavatsızlık ve bilgisizlik konusunda üstad seviyelere ulaşıyor her geçen yıl!
daha önceki beşiktaş'ın euroleauge şampiyonu olabilme ihtimali ile ilgili açıklamasını neye dayanarak yaptığını bilmiyorum ancak bugün euroleauge hakkında söyledikleri endüstriyel spor anlayışı açısından mantıklı ve aklı başındadır.
adam bu tip organizasyonlara prestijden önce gelir elde etmek amacıyla bakıyor ve haklı da.
bugün beşiktaş'ın futboldaki lig şampiyonluğunun en büyük önemi prestijden çok şampiyonlar ligine direkt katılım hakkı ve bir sonraki sene elde edeceği gelirdir.
direkt katılım payı, yayın hakları, bilet satışı ıvır zıvırla beraber 40-50 milyon eurolara dayanan uçuk gelir elde etme imkanın olan ve prestij açısından da dünyanın kulüp takımları bazında en prestijli futbol organizasyonuna katılıyorsun.
adam birçok fenerbahçelinin yakınması gereken şeyden bahsediyor aslında.
nba düzeyinde bir takım kur, müthiş bir mücadele ile şampiyon ol... sana reva görülen ödül 1 milyon.
ki bu açıklamadan önce euroleauge başlığı altında da çoğu fenerlinin bundan şikayet ettiğini görmeniz mümkün.
bu adam bir spor kulübünün nasıl yönetilmesi gerektiği dersini 5 yıldan beri veriyor.
sonuç itibariyle emeklerinin karşılığını da almaya başlamış durumda.
fenerbahçe basketbol takımının şampiyonluğunun değerine de tek bir laf etmişliği yok.
eleştirdiği noktada tamamiyle haklı. günümüz şartlarında spor amatör ruh ve prestijden çok endüstriyel ve ticari bir bakış açısıyla yapılıyor ve ayakta kalmak için de oyunun kurallarına uyulmak zorunda.