izlemedim daha filmi en kısa zamanda gideceğim ama yorumlara bakıyorum ya çok iyi ya çok kötü braveheart ile karşılaştıranlar var.türk sinemasında belkide ilk defa bir filme efekt olarak bu kadar abanılmış biraz insaflı olun açın yollarını destek olun daha iyisini mutlaka yaparlar.
--spoiler--
bütçe kıyaslaması
braveheartın $53,000,000 yaklaşık
fetih 1453 $17,000,000 yaklaşık
imdb den alınmıştır.
--spoiler--
az önce filmi izleme fırsatı buldum. pek çok tarihi hata var. ulubatlı hasan karakterinin gerçekte olup olmadığı tam bilinmiyor. ve fatih'in kılıç ustasının bu adam olduğunu anlatmışlar. bir osmanlı aşığı olarak şunları söyleyeyim. fatih manisa'da, cafer ağa tarafından savaş eğitimini aldı. ne molla hüsrev, ne molla gürani var. fatih doğduğu gün; hacı bayram-ı veli hazretleri ile 2. murad'ın konuşmasını keşke ekleselerdi. ayrıca şahi toplarının mucidi fatih'tir. macar top dökümcüsü urban, sadece fatih'in planladığı topları dökmüştür. ama sanki topları tamamıyla urban yapmış gibi gözüküyor. fetihte osmanlı cenevizlilerle anlaştı. ve cenevizliler evleri zarar görüyor diye, fatih'ten bir çözüm bulmasını istediler. fatih de bunun üzerine, havan topunu icat etti. buna da yer verilmemiş. bunlar tamamen, fatih'in italyanca öğretmeni, fetih'e dahi katılmış olan, seyyah alberti balbi'nin yazdığı notlardan okuduklarım.
hollywood filmleriyle yarışabilecek seviyede bir film olduğu kesin. en baştaki 2 dakikalık mekke sahnesi için bile, adeta bir şehir kurmuşlar. savaş sahneleri gerçekten mükemmel. cihad anlayışını tam anlamıyla oturtmuşlar. türk sineması için bir devrim diyebiliriz. izlerken tüylerim diken diken oldu. özellikle fatih'in, babasından görmediği şefkati, 2. bayezid'e göstermesi oldu.
osmanlı torunu olduğum için göğsümü tekrardan sonuna kadar kabartmış filmdir. özellikle savaş sahnelerini izlerken gözlerim sürekli doluydu ve o kadar hislendim ki o savaş ortamının içine karışıp gözümü kırpmadan savaşmak geldi içimden. türk sineması ve tarihimizi yansıtması bakımından çok başarılı bir yapım olmuştur.
"Abi bak ortamı Assassin's Creed: Revelations'tan, savaş sahnelerini şöyle Yüzüklerin Efendisi'nden parça parça alsak, başrole Prince of Persia'yı koyalım, Batı-Doğu fark etmez Bizans'a da bir Spartacus ayarı verelim tamam mı? Senin lisedeki oğlanın tarih kitabını da getir bak, oradan senaryo falan kendisi çıkar zaten, ne dersin?" Bu cümleler sanırım Çılgın Dershane ve Recep ivedik gibi filmler içeren bir geçmişe sahip Faruk Aksoy'un Fetih 1453'ü çekmeden önce kullandığı, ya da benim öyle düşündüğüm cümleler.
türkiye nin gelmiş geçmiş en güzel ve en yüksek seviyede emek harcanmış filmi. türkiye şartlarında paradan kaçınılmamış. her türk vatandaşının osmanlı torunuyum diyen kişinin sinemaya gidip parasıyla izlemesi rica olunur. bu film türkiye sinemasında milattır.
filmde bildiğin mehter takımı yok. ayrıca çok saçma yorumlar olduğuna aldanmayın, bir türk vatandaşı gibi, kanlı canlı güzel bir film izlemeye gidin, vitamininizi alın, çıkın. manyak gibi açık ararsanız, her filmde de açık var.
ortalama bir seyirci gibi konuşulacak olursa, iyi bir film denilebilir. ama detaylara takılan, derinlemesine analiz eden, kaliteli bir izleyici için oldukça kopuk bir film diyebilirim.
filmin kimi sahnelerinde açıkça greenbox gözlemlenebilir. hatta bir sahnede resmen adamlar havada duruyordu. ulubatlı ve rakibini izleyenler, salondan bağırarak çıktılar diyebilirim. neden o kadar bağırış?
ayrıca, filmin en garip yanı bence, fatih'in paşalarına nerede savaşmaları gerektiğini söylerken, yer isimlerini türkçe söylemesi oldu. hayır anlamadığım biz mi çok gerizekalıydık böyle bir şeye gerek duydular, yoksa gerçekten bunu düşünmeden mi hazırladılar bilmiyorum? ayvansaray'ın ne işi var o dönem orda. kim verdi o ismi oraya?
dönemin istanbul'u güzel tasvir edilmiş. bu kadarını beklemiyorduk. hiç mi iyi yanları yok.
birebir dövüş sahneleri gerçekten çok başarılı. lağımcıların yaşadığı dram iyi yansıtılmış, ayrıca büyük şahi toplarının döküm aşamaları da etkileyiciydi. ulubatlı hasan'ın bayrağı diktiği sahne, tüylerin havada takla attığı sahnedir ayrıca.
özetle: ortalama bir tarih filmi; ancak konular çok kopuk olmuş. takdir ettim ve gururlandım ayrıca.
Bu film'e bok atanlar icin gelistirilen ve bir sinema izleyicisine yararli olacak platforma herkes davetlidir. öyle ya biz bi sikten cakmiyoruz bari ögrenmis oluruz sinema nedir ne degildir.
çok eksik var hangi birinden başlayacağım bilemedim. fakat benim için göze batanlar;
- fatih sultan mehmeti çok ezmişler. çok silik, ezik bir karakter olarak lanse etmişler ki bu hiç olmamış bence.
- istanbulu fatih değil de sanki ulubatlı hasan fethetti.
- allahtan akşemsettin geldi de istanbul'u alabildi fatih.
- ama en kötüsü ulubatlı hasan'ın sevgilisi rolündeki kızın saçlarının peruk olması ve bunun korkunç bir şekilde göze batmasıydı. cast 4000 kişi arasından seçilmiş ve o kızı hangi akla hizmet o rolde oynattılar anlayabilmiş değilim. kız bi kere sarışın sen esmer yapmışsın kızı olmamış. ayrıca kızın kaşları dövme ve bariz bi şekilde itici duruyor. madem esmer yapıcaksın kızı neden direk esmer bir oyuncu seçmedin.?? hanımefendinin oyunculuğuna hiç girmiyorum bile.
- gemilerin karadan haliçe indirilmesi çok yüzeysel geçilmiş ve devamı getirilmemiş ve o fikre nasıl ulaşıldığı da vurgulanmamış ki fetih'in en önemli hatta başarısında büyük payı olan hamledir.
bunlar benim için en rahatsız edici detaylardı. onun dışında savaş sahneleri güzel ve etkileyiciydi. bu zamana kadar yapılmamışı yaptılar teşekkür ediyoruz.
ekşide film eleştirmeni kesilmiş dangalaklara özenenlerin uludağ sözlükte de fazlaca bulunduğunu öğrenmemize vesile olmuş film.
bu eleştirileri yapanların çoğu filmi eleştirmiyor, açık ve net bir şekilde türk düşmanlığı yapıyor. bu kadar da kompleksli, ezilmiş, yabancı hayranlığı besleyen bireyler olmayın. ha değilseniz de öyle yazın, çünkü yazılarınız buram buram bunlardan kokuyor.
tarihte yaşanmamış fakat film için kurgulanan sahneler için hata diyenler var. gerçeği bire bir yansıtsaydı zaten adı film değil belgesel olurdu. ayrıca o sahneler de (ulubatlı'nın aşkı, fatih ve bizans imparatoru'nun kapı önünde konuşması, hz. eyüp'ün mezarının kuşatma sırasında bulunması vs.) gerçeği değiştirme amacı yok sadece sanatsal açıdan filmi daha izlenir kılmak için konulmuş.
--spoiler--
kim derdi ki recep ivedikler, çılgın dershaneler türk sinemasının en pahalı filminin yaratımında pay sahibi olacaktı? bir koyup milyon kazandığı filmler sonrasında yapımcı kimliğinin üstüne bir de yönetmen kimliğini ekleyen ve yaptıklarıyla halka her daim istediğini veren faruk aksoy, türk sinemasının en büyük arzu nesnelerinden biri haline getirdiği epik filmiyle, uzun bir bekleyişin ardından sinema sahnesinde. hem de milletçe asırlardır nedense pek bir övündüğümüz istanbulun fethi meselesiyle.
müthiş bir reklam kampanyasıyla gümbür gümbür gösterime sokulan fetih 1453, temel olarak hollywood epiklerinin en klasik anlatı yöntemini hiçbir sürprize mahal vermeyen bir yaklaşımla ödünç almış. derinine inilmeyen ve lise tarih kitaplarından esinlenen özensiz bir olay öncesi politik ortam vaziyetleri, daha sonra bizi büyük olaya hazırlayan bir fırtına öncesi gerilim süreci ve en sonunda da tabii ki büyük patlama. bayanlar baylar, işte karşımızda ne hikmetse hz. muhammedin evinde başlayan ve konstantinapolisin yıkık surları ardında biten, büyük bir tarihi film!
aslında faruk aksoy, her zamanki gibi halkın isteklerine yönelik geniş algısını çok başarılı bir formülle gösteriyor bizlere. dini bir damardan iman gücünü alan, yoğun milli duyguları inceden sömürerek hitap eden ve türk sinemasının alışık olmadığı görsellerle göz boyayan bir film fetih 1453. yani kendini teslim etmeye hazır ortalama bir seyircinin bu filmden memnun ayrılmama ihtimali son derece düşük. fakat neyse ki bu kalitesiz cilanın kazınması hiç de zor değil.
büyük bütçeli film kavramının fetih 1453 isminin önüne geçtiği bir filmden bahsederken, işin sığlıktan başka bir şeye hitap edebilen bir kısmından bahsetmek ne mümkün olsa da, üzülüyor insan. kötücül gülüşe sahip alkolik ve zinacı bizanslı kötü adam prototiplerinden tutun da, işin ulvi boyutunu üstlenen ak sakallı dede gibi mitolojik kahramanlara kadar varan bir ucuzluk var ortada. fetih esnasında birbirine bağlanan yüzeysel yan hikayeler de, hem etkilemekten hem de sürüklemekten uzak. felaket sınırlarında dolaşan bir senaryonun iki saat boyunca bir türlü kuramadığı dramatik yapı yüzünden, ben ne izliyorum ki acaba hissi, bünyeye egemen olmakta hiç gecikmiyor.
arabistandan vatikana kadar uzanan hikayenin kurgu konusunda yaşadığı sıkıntılardan bahsetmeye bile gerek yok. özensiz ve sık cutlar ile birbirine nasıl bağlandığı anlaşılamayan sahneler birbirini izliyor. filmin çok güvendiği savaş mizansenleri de, arka planında yoğun bir amatörlük taşıyorlar. yakın plandan filme alınan askerler şık bir kareografiye göre dövüşürlerken, geniş planda savaş ortamı tam bir temsili canlandırma tadında.
bunların hepsi yetmezmiş gibi osmanlı devletine mensup olmayan herkes, kişiye insanoğlundan umudu kestirecek kadar kötüyken inandırıcı olmaktan fersah fersah uzaktalar. zaten yan karakterlerin oyunculukları konusunda da büyük sıkıntılar yaşayan film, bizans ve vatikan sahnelerinde kendini bile aşarak iyice dibe vuruyor. görsel olarak kurulmaya çalışan albenili dünya, tarihin hiçbir gerçeğini yansıtamayan, amatörce yazılan diyaloglarla yerle bir oluyor. tarihi bir epik izlemekten ziyade, günümüz dünyasının jargonunu taşıyan bir müsamere izliyormuşuz hissine kapılıyoruz.
filmin iyi anlatılamayan bir aşkı da kapsayan ulubatlı hasan sekansları ise, ibrahim çelikkolun çabasına ve karizmasına rağmen kötü bir çizgi-romandan alıntılanmışçasına başka bir evrene ait. hele bu karakterin bilgisayar oyunu jargonuyla anlatmak gerekirse bir bölüm sonu canavarı dövüşü var ki, bizi fetih 1453 aleminden alıp bir samuray filmine bırakıyor. bu gibi birkaç sahnenin sadece biz de yapabiliyoruz tavrından öteye gidebilen hiçbir yanı yok.
ilginçtir ki, fetih 1453ü, bir çılgın dershane ya da recep ivedikin zanaatkar mantığından ayırabilen hiçbir yanı yok. fazlasıyla tüketime ve anı yaşatmaya yönelik, tarih duygusundan ve gerçeklikten tamamen uzak bir gerçek olaylardan esinlenilmiştir filmi bu. tabii büsbütün abartılan cgi efektlerden ve insanı anbean yoran gürültüden gerçekten keyif alabiliyorsanız, filmi görmeye engel bir durumunuz yok demektir. tebrik edelim o zaman, nur topu gibi ve pahalı bir tarihsel epiğimiz oldu, sinemamıza hiçbir faydası olmayan
Filmde kuşatmanın başlangıcında Bizans imparatoru ile ikinci Mehmet surların önünde konuşuluyor gösterilmiş. Böyle bir konuşma olmamıştır. Ceneviz Dükası'nın önündeki masada Veinedik'in simgesi kanatlı San Marko arslanı bulunuyor. Venedik ile Ceneviz, iki büyük rakiptir. Birbirlerinin simgesini kullanmazlar.
--spoiler--
Türkiye'de yapılan ve maliyeti 10 milyon dolar civarında olan epik dalda ki sinema filmi. Ayrıca film'e vizyona girmeden yapımcı faruk aksoy'un (bkz: recep ivedik) filminden kalan alacakları için haciz gelmiştir.
bazı mallar, fatih neden savaş mıyor diye filme giydiriyor ya acıyorum bu zavallılara. bi insan zavallı olur da bu kadar olmaz. ölsen üstne bi kürek toprak atmazlar lan sefil. nerde gördün amk, padişah ın savaştığını dalyarak. elde kılıç surlara mı tırmanacaktı adam dingil.
adamlar şeriattan girmiş kurtuluş savaşı filminden çıkmış.
bu amına kodumun yapıtı bi film istersen git izle istemezsen izleme.
bir ideolojiler savaşı bir iranlaşma olayı olarak nasıl adlandırılıyor lan bu?
istanbul'un fethinin basitçe anlatıldığı ve fatih sultan mehmetin dehalığının tam olarak yansıtılmadığı film.
ulan koskoca fatih sultan mehmet'i oynayacak daha yakışıklı adam bulamadınızmı! ayrıca ulubatlı hasan'ın aşk macerası yerine fatih'in planları daha detaylı anlatılabilirdi.
bu osmanlı saray kadınlarının zerafetini biliyoruz tamam ama o herkesin içinde gözüken dekolteler, bıngıl bıngıl memeler nedir acaba. yapmışınız bari tüm detaylarıyla adam gibi yapın!
istanbul'un fethinde mehter marşı nasıl olmaz. acaba benmi tarihi yanlış biliyorum. film boyunca bekledim ne zaman duycaz diye ama maalesef.
savaş sahnelerinin hakkını vermek lazım, adamlar yapmış.
aklıma takılan bişey var, ulubatlı hasan gibi mübarek olduğunu tahmin ettiğim bi adam nasıl zina yapar. tamam anladık aşk yaşayabilir ama zina nedir ya. tam bir rezalet. (bkz: zina yapan şakirt)
akşemsettine gelince, hiç gözükmeyecek sandım ama gördük onu da allah'a şükür. sakallı yapmışlar ama köse olduğu ayrıntısını unutmuşlar.
fatih'in umutsuzluğa kapıldığı anlarda allah'a dua etmesini beklerdim ama yok o da yok.
genel olarak fatih'in değilde ulubatlı hasan'ın filmi gibi olmuş. recep ivedik gibi küfürden para kazanan bi filmin yapımcısından daha iyisini beklemek yanlış olurdu zaten.