fetih 1453

entry1006 galeri42
    386.
  1. türk olmanın ne kadar gurur verici olduğunu tekrar gözler önüne seren, ufak tefek hataları olan film. dört dörtlük olması beklenemezdi zaten.
    3 ...
  2. 385.
  3. ulubatlı Hasan'ı Ibrahim Celikkolun canlandırması çok yerinde bir seçim olmuş.

    ayrıca filmde, olayı bir kahraman üzerinden anlatma işi oldukça abartılmış. izlerken ''lan istanbul'U Fatih Sultan Mehmet mi FETHETTi ULUBATLI MI'' DEDiRTiYOR.
    1 ...
  4. 384.
  5. film hakkında ünlü simalar ne demiş bir bakalım:
    recep tayyip erdoğan:
    ittahat ve terakki zihniyetinde olanların izlememesi gereken film. sen izlesen ne olur izlemesen ne olur.
    kemal kılıçdaroğlu:
    tarih çarpıtılmıştır. yolsuzlukların üstü kapatılmaya çalışılmıştır. elimde belgeler var.
    devlet bahçeli:
    film de ecdadımız fatih sultan mehmet gerekeni yapmıştır.
    selahattin demirtaş:
    devlet ezilen bizanslılara bomba atıyor. alalen ırkçılık var. kürtler filmde ikinci plana atılmıştır.
    şakirt:
    allaha çok şükür ki filmden çok feyz aldım.
    yaşar nuri:
    o namaz kabul olmaz. güneş doğmuş sabah namazı kılıyorlar.
    yunan:
    filme 17 milyon dolar harcamışlar. o parayaı bize verselerdi...ah ulan ah...
    yurdum insanı:
    birkaç güne torrenti nete düşer amkk yaaa.
    liseli ergen:
    filmde yeterince cinsellik yok.
    ekşici:
    ateistlere hakaret var. tinerci gibi göstermişler bizi filmde
    ahmet altan:
    bir bayanın memesine istanbulu satarım.
    bülent arınç:
    ulubatlı hasanın vurulma sahnesinde hıçkıra hıçkıra ağladım.

    kaynak: götüm
    29 ...
  6. 383.
  7. Herkesin heyecanla beklediği "FETiH 1453" filmi sinema perdesine gelir gelmez "seyirciyi fethetmeye" şimdiden başladı. Film için aylar öncesinden piyasaya sürülen kaliteli fragman videoları ile seyircinin beklentisi yukarı çekilmişti. Ayrıca Türk sineması tarihinde en büyük bütçeyle [17 Milyon Dolar] çekilen film olması yönünden de öncelikle büyük saygı uyandırmıştı. Zaten işlendiği konunun, ecdadın en parlak dönemlerinden bir tarihi kesit olması ve bir çağ kapatıp - diğer çağı açan bir fethin konu olması başlı başına önem arz etmekteydi. Türk tarihindeki bu unutulmaz konu, bir de modern sinema teknolojisiyle beyazperdeye aktarıldığında gerçekten ilgi uyandırabileceği kaçınılmaz bir gerçek olarak önümüzde duruyordu. Fatih Aksoy'un hep eleştiri aldığını söylediği, maddi çıkar sağlayarak çektiği kalitesiz Recep ivedik serisi filmlerinden kazandığı parayı gene sinemaya yatırdığını söylemesi de bir bakıma günah çıkartması gibi okunabilirdi. Tabii ki böyle sağlam konulu bir tarih filmine harcadığı paranın karşılığını almak isteyecek olması da onun en doğal hakkı olacaktır.

    MUCiZELERLE DOLU 1432 YILI...

    Filme gelirsek eğer, şubat ayının ortasında 14:53 saatindeki galasıyla vizyona giren film, büyük seyirci kitlesini sinema salonlarına çekeceğe benziyor. 160 dakika gibi sinema sistematiği açısından uzun sayılabilecek bir süre içerisinde film işleniyor. Gerçekten böyle tarihi filmleri çekmek için güçlü bir senaryonun olması; hele ki böyle önemli bir tarihi konu işleniyorsa en detay tarihi bilgilere de atıfta bulunulması ve işlenmesi gerekiyordu. "1453 FETiH" filmi, öncelikle Medine'de 627 yılında Peygamber’in, “Konstantiniyye elbet bir gün fethedilecek. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır” sözlerini söylediği bir sahneyle başlayıp, Şehzade Mehmet’in atların çokça ikiz doğurduğu, ağaçların dallarında meyvelerle yerlere eğildiği mucizelerle dolu 1432 yılında doğduğunu anlatarak devam ediyor, sonra da hızla Sultan Mehmet’in tahta geçtiği döneme geliyordu. Böyle bir tarihi girizgah ile filmin başlaması, gerçekten tarihi bir film izlediğimizi ve gerçeklerden yola çıkıldığının da hatırlatılması bakımından filme olan ilgiyi canlandırmıştı. Bu sayede filmin başında, kendimizi o dönemin birer Osmanlı tebaası gibi hissetmemizi de yardımcı olmuştu.

    "YA iSTANBUL'U ALACAĞIM YA iSTANBUL BENi!"

    Filmi izlediğimizde çocuk denilebilecek yaşta (12) tahta çıkan (Fatih) Sultan Mehmet'in daha sonra tahttan uzaklaştırılması ve tahta 2. kez çıkmasından duyulan güvensizlik çok güzel işlenmişti. Özellikle sadrazamların Sultan Mehmet'e olan bakışlarındaki kaygı ve güvensizlik, sinema perdesine güzel yansıtılmıştı. Her şeyin değiştiğini, Sultan Mehmet'in artık küçük ve tecrübesiz değil, kendisinden emin ve güçlü olduğu imajını da "Devrim Evin" çok güzel bizlere yansıttı. Sultan Mehmet'in o dönem kendi makamına olan sağlamlığının da verdiği güce dayanarak, hem de gençliğinin ateşi ve gözünün karalığıyla "istanbul'u fethetme" isteği ve arzusu güzel işlenmişti. Sadrazam Halil Paşa'nın "küçük olsun bizim olsun" zihniyeti ve statükocu anlayışı ile daha güvenlikçi bir şekilde sınır güvenliğinde diretmesine karşın (Fatih) Sultan Mehmet'in, "ya istanbul'u alacağım, ya istanbul beni" sözleriyle her seferinde ne kadar kararlı olduğunun vurgulanması da bu fethin ne kadar "inançlı" bir şekilde arzulandığını gösteriyordu.

    ERA SULTAN iLE ULUBATLI HASAN PAŞA'NIN AŞKI

    Sultan Mehmet'in, Bizans yönetimi ve kralı Konstantine tarafından "çaylak" ve tecrübesiz olarak görülmesi ve kendi "Bizans oyunlarıyla" Sultan Mehmet'i tekrar tahttan indirip kendi adamları olan Orhan Paşa'nın tahta çıkartılmak istenmesi de tarihi bir gerçeklik olarak izlettirildi. Özellikle Bizans imparatorluğu bünyesindeki Protestan Hristiyan tebaa ile ilişki içerisinde olduğu Katolik Hristiyan mezhebinin kalbi Vatikan Krallığı arasındaki hassas denge ve çekişmeyi görebildik. Sultan Mehmet'in dahiyane planları ile istanbul'un fethi öncesinde Bizans'ın her hamlesini önceden kestirerek hamlelerde bulunması, Konstantine'nin ağzından "Sultan Mehmet, hep benden bir adım önde" diyerek güzel dile getirilmişti. Sultan Mehmet'in dönemin en iyi top döken Macar asıllı Urban Usta'yı Bizans yönetiminden önce kendi yanına alması önemliydi. Urban Usta'nın manevi kızı Era Sultan ile (Ulubatlı) Hasan Paşa'nın aşklarının işlenmesi ise fazlaca ön planda tutulmuştu. Era Sultan'ın aslen Türk bir ailenin kızı olduğu ve zamanında Bizans askerleri tarafından ailesi katledildiği için Bizans'a karşı kendisinin de hususi bir savaşının olduğu gösterildi. Era Sultan, tarihi bir kişilik olmamasına rağmen, filmin matematiği yönünden bir "aşk hikayesi" işlenmeliydi belki.

    Era Sultan'ın kadın olarak erkeklerin arasında çalışabilmesi için saçlarını kılıcıyla kesme sahnesi de filmde önemli ve güzel bir detay idi. Urban Usta'nın top döktüğü sahnelerde hep istediği kıvamı tutturamaması ve yıllardır (manevi) babası ile çalışan Era'nın, babasıyla girdiği sert fikir çatışmaları ve sonucunda istediğini babasına kabul ettirerek istedikleri kalitede top dökümüne ulaşmaları da güzeldi. Lakin bizler hep tarih kitaplarında (Fatih) Sultan Mehmet'in, kendi çizimiyle o topları Macar ustasına döktürdüğünü okumuştuk. Urban Usta'nın kendi çizimlerini filmde görmemiz en büyük hatalardan biri olarak karşımıza çıktı. Fatih Sultan Mehmet'in bununla beraber Rumeli Hisarı'nın yapılmasını istemesi ve taşların inşası sürecinde işçilerin yanına gelerek onlara destek vermesi de, "Osmanlı Devleti"ndeki o sert hiyerarşinin kırıldığını ve taş taşıyan bir çocuğun başının okşanarak da "halkıyla barışık bir padişah" imajı verilmesi açısında hoş bir duygusal bağ kuruluvermişti.

    VATiKAN'IN ŞAPKASI MI OSMANLI'NIN SARIĞI MI?

    Bizans imparatoru'nun Karaman Beyliği'ne Osmanlı Devleti'ne savaş açması için gönderdiği mektubun ele geçirilmesi ve Bizans'ın Osmanlı'yla olan barışının aslında hiç gerçekçi olmadığının algılanması, Fatih Sultan Mehmet'in ağzından güzel aksettirilmişti. Fatih Sultan Mehmet'in en başından beri Bizans'ı yıkmadan/istanbul'u almadan bu topraklarda barışı ve sukuneti sağlayamayacağına olan atıflar da tarihi anektodlar olarak verilmişti. (Fatih) Sultan Mehmet'in istanbul'un fethi sırasında savaşta Bizans'a destek vermemesi için Mora Yarımadası'ndaki birliklerle olan savaşının buğulu görüntüler eşliğinde, 10-15 askerin savaşması olarak aktarılması ise bu kadar uzun ve büyük bütçeli filmde çok güdük kalmıştı. Oradaki savaşın ve Fatih'in ordusunun başarısı daha detaylı incelenebilirdi. Hele Mora'daki savaşta tek bir düşman askerinin, Osmanlı askerini öldürmesini göremeyişimiz de çok hayalci olmuştu. O sırada Bizans imparatorluğu'nda da bu savaş için büyük tartışmalar yaşanıyordu. Savaşa karşı çıkanlardan biri, tarihteki o unutulmaz sözü Konstantine'ye dönerek söylüyordu: "Konstaninopol'de Vatikan'ın Kardinal şapkası görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi yeğ tutarım". Bununla beraber Bizans'ın bünyesindeki Ortodoks cemaatinin ileri gelenleri de Konstantine Vatikan ile anlaşıp "dinimizi satıyor" söylemleriyle halkı uyandırmaya çalışmas,ı dönemin önemli anektodlarından biri olarak sahneleniyordu.

    FATiH'iN ÇARESiZLiĞi VE ÜMiTSiZLiĞi

    Filmde işlenen savaş sahnelerinde sahne görselliği, modern teknolojiyi kullanarak seyirciye savaşı yakinen hissederek yaşama imkanı vermesi yönünden çok başarılıydı. Yıllardır gıptayla izlediğimiz Hollywood filmlerindeki kaliteli sahneleri bir Türk yapımlı sinema filminde görmekten mutluluk duyduk. Film, savaş sahnelerindeki gerçekçilik ve ekrana yansıyan özel görüntüler ile çok etkileyiciydi. Fatih Sultan Mehmet'in, Osmanlı askerlerinin Bizans surlarını her aşma girişiminde başarısız olması ve iki - üç kere denemesine karşın yenik ayrılması sonucunda yaşadığı bunalım ve çöküntü çok güzel resmedilmişti. Fatih'i canlandıran "Devrim Evin" gerçekten o sahnelerdeki çaresizliği ve ümitsizliği sinema perdesine çok başarılı bir şekilde yansıtmış. Özellikle Fatih'in istanbul'u fethetmek için yere sarılı istanbul haritası üzerinde yaşanan yenilgilerden sonra diz çöküp, kılıcını aralıklarla istanbul'un kalbine batırması ve gözlerindeki o acı ifadesi seyirciye her şeyi çok derin hissettirebilmişti.

    O sırada Bizans yönetimindeki zafer coşkusu, yemekler & meyvelerle dolu, güzel kızların dans ettiği masalardaki ziyafetler ile güzel işlenmişti. Bir tarafta hüzün ve mutsuzluk hakim iken, diğer taraf coşku içerisindeydi. Lakin Bizans'lıların başarılarının coşkusunun, her daim havaya kaldırdıkları şarap kadehleri ve ekrana sokulan kadın cinselliği üzerinden vurgulanması ne kadar tarihi bir gerçekliktir, tartışılır. Özellikle Bizans imparatoru Konstantine'nin gül yapraklarının bulunduğu havuzda entelijanslarla yaptığı konuşma ve havuzda bulunan üç güzel kız ile sarmaş dolaş durumları da buna eklenebilir.

    FATiH'iN RÜYASI...

    Fatih Sultan Mehmet'in fethe kalkışmadan önce Osmanlı Devleti'nin kurucu babası Osman Bey'i ve bu fethin Osmanlı Devleti ve kendisi adına çok önemli olduğunu rüyasında görmesinden sonra, elinde büyüdüğü hocası (Lala) Akşemseddin Hazretleri'nin Fatih'in orağına gelmesi tarihi güzel enstantenelerdi. Akşemseddin Hazretleri'nin (Fatih) Sultan Mehmet'i orağından çıkartıp ona 3 gecedir istihareye yattığını ve 3. gecesinde "Eyyup El-Ensari Hazretleri"ni gördüğünü söyleyerek onun mezarının olduğu noktaya götürmesi gerçekten çok güzel bir gösterimdir "FETiH 1453" filmi için... Fatih'e dönerek; "O, yaşlı olmasına rağmen istanbul'u almak adına islam Ordusu'na katılmıştı. Sen, ondan daha genç ve gözüpeksin" diyerek verdiği moralden sonra, Fatih Sultan Mehmet Han'ın kendisine gelmesi ve ordusunun başına eskisinden daha güvenli bir şekilde geçmesi güzeldi. Sonradan Fatih'in özel ve dahiyane planı ile Haliç'e "karadan" indirilen gemiler, aslında istanbul'un fethinin en önemli unsurudur. Ancak filmde gemilerin karadan Haliç'e indirilmesinden sonra hiçbir şey göremiyoruz. Bütün savaş stratejisi olan ve şehrin kaderini tayin edip bir devri değiştiren olay, sanki filmde olması zorunlu olduğu için eklenmiş bir parça gibi eğreti durmuş.

    ABARTILI VE ZORLAMA SAHNELER...

    (Ulubatlı) Hasan ile Cenevizli Guistiniani'nin tek başlarına savaştığı sahne de gerçekten çok abartılıydı. Öncelikle tarihi bir prodüksiyon yapılma gayesinde çekilen bir filmde, savaş içerisinde bir estantene gibi sunulan ama filmin geneline bakıldığında bir kadın için (Era Sultan) iki erkeğin kılıçlarıyla savaşması, filmin genel ahengini biraz bozdu. Böyle bir sahneyi elbette bekliyorduk ama en azından sahneyi bir yan unsur olarak değerlendirebilirlerdi. Aralarındaki kapışma bitmez bir hal alınca, gerçekten izleyici olarak "hadi (Ulubatlı) Hasan öldürsün" diye bekler duruma gelmiştik. Ayrıca kalenin içerisindeki odaya kadar sürüklenen kapışmalarında, etrafta hiç Bizans askerinin olmayışı, sahnenin çok yapay olduğunu da gözler önüne seriyordu. Bu sahneyi canlandıran oyuncuların da esmer, uzun saçlı, atletik vücutlu benzer iki karakter olması da, bu hareketli savaşma sahnesinde tarafları ayırt etmede biz izleyenleri gerçekten zorladığını söyleyebilirim. Sonrasında (Ulubatlı) Hasan'ın bize Cüneyt Arkın filmlerini anımsatır şekilde, Bizans askerinden yediği onlarca onlarca ok saldırısına rağmen yıkılmadan ayakta kalması da biraz zorlamaydı. O yükseklikte ve uzaklıkta sevgilisi Era'yla göz göze gelmesi de gerçekten akıl-mantık dışıydı.

    Son olarak filmin bitiş sahnelerine gelirsek; Fatih Sultan Mehmet'in atıyla saraya girme ve Osmanlı askerlerinin onu sarayın içinde muntazam biçimde karşılaması gerçekten tüyler ürpertici ve gururumuzu okşayan bir sahneydi. Bütün savaş sırasınca birçok hezimete uğrayan ve kimi zaman yılgınlığa düşen Osmanlı askerleri ve Fatih'in "son gülen güzel güler" tarzındaki bir başarısıydı. O andan itibaren filmde görülen üzüntü ve bezmişlik sahnelerinden sonra o zaferi kutlama ve mutluluk sahneleriyle umutlanmayı çok arzu ederdik. O noktadan sonra başarı ve gururu köpürtmelerini bekliyorduk. Maalesef hiç de öyle olmadı. Savaş müddetince Bizans yönetiminin Osmanlı askerini her geri püskürtmesinden sonra uzun uzadıya gösterilen kutlama sahnelerinin daha büyüğünü Osmanlı için yaşamak isterdik ancak bunların hiçbirisini göremedik ne yazık ki... Fatih'in istanbul'u fethinden sonra o kendinen güvenen ve gözüpek hükümdar edasında, başta kendisine ilk andan itibaren muhalif olan Sadrazam Halil Paşa olmak üzere herkese "işte istanbul'u aldık" tarzında bir konuşma ile Fatih'in güzel bir istanbul fethi konuşmasına şahit olabilirdik.

    Filmin son karesinde Ayasofya Camii'ne saklanan Ortodoks halkını ürkek ve korku dolu gözlerle beklerken camiye giriş yapan Fatih'i gördük. içeri giren istanbul'un yeni kumandanı ve hükümdarı Fatih'e herkes korkuyla bakarken, "dininizi istediğiniz gibi yaşamakta özgürsünüz" konuşmasından sonra herkesin bir anda gülümsemesi hiç doğal gözükmedi aslında. Ayrıca Fatih'in camiye girişi esnasında ağlayan Ortodoks küçük kız çocuğunun bir anda yüzünün gülümsemesi de çok zorlamaydı. Sonrasında Fatih'in onu kucağına alarak sarması, bize filmin başında oğlu küçük Beyazıd'ı bile öyle sarmadığını hatırlatması yönünden çok ikircikliydi. Halbuki tarihi yönden çok anlam taşıyan ve sonrasında camiye çevirilen Ayasofya Kilisesi'den yükselecek bir ezan ile bu özgürlük konuşması yapılabilseydi daha güzel olabilirdi. Ayrıca filmin sonunda istanbul hakkındaki Hadis-i Şerif'e gönderme yapılarak Fatih'in ağzından bir şükür söylemi duyulabilseydi eminim çok daha güzel bir kapanış olabilirdi.

    (http://www.haberdesin.com...-sinemasi-fetih-doneminde )
    2 ...
  8. 382.
  9. --spoiler--
    konstantin: sizden öncekilere de, babanıza da defalarca anlattım bu şehri alamazsınız.
    fatih sultan mehmet: benden sonra kimseye anlatmak zorunda kalmayacaksınız.
    --spoiler--
    1 ...
  10. 381.
  11. --spoiler--
    konstantin: sizi sarayımda ağırlamak isterdim ama çok kalabalıksınız.
    fatih sultan mehmet: biz sizi o sarayda ağırlamaya geldik.
    --spoiler--
    3 ...
  12. 380.
  13. 379.
  14. filmi izlemedim ama filmden çıkanları gördüm. onlara desen ki; "hadi gel savaşa gidiyoruz" saniye beklemezler.
    0 ...
  15. 378.
  16. ufak oynamalarla çok daha iyi olabilirdi.ama yine de iyi olmuş.emeğin karşılığı olacaktır elbet zira salonlar tıklım tıklım.
    0 ...
  17. 377.
  18. sultan mehmet'in filmin sonunda bizanslılara ''inancınızda özgür olacaksınız dediği'' film.

    evet o yüzden türk ve bizans tarih kaynaklarında ayasofya'nın fatih tarafından yağmalandığı yazıyor.
    evet o yüzden ayasofya'yı camiye çevirdi, dini inançlara çok saygılı (!) sultan mehmet han.
    evet o yüzden hristiyanlardan ağır vergiler aldınız, onların çocuklarını zorla alıp müslümanlaştırma politikaları yaptınız.

    tarihiniz ve filminiz batsın. tarihi götünüzle uydurmaya devam edin. bunlara izleyip mastürbasyon yapın. size bu yakışır.
    2 ...
  19. 376.
  20. tarihi olaylar hakkında bilgiyi, internet yerine filmden almayı deneyenler olduğunu gösteren film. ne biçim ülkede yaşıyoruz lan herkes fıkralardan çıkmış gibi. düşünüyorum abi gerçek değildir bu adamlar diyorum ama malesef gerçekler. tarihi bilgiyi aç kitaptan oku, wikipedi den oku, internet denen bişey var, zibilyon tane kaynak var içinde ama sen giti istanbul un fethini filmden öğrenmeye çalış. valla bambaşkasınız ne diyim.
    2 ...
  21. 375.
  22. iyi yada kötü yapılan herşeyi eleştirme hatta bok atma takıntısına sahip insanlarımızın bir kere daha hortladığı filmdir. ulan 10 sene önce türk filmi yoktu sinemalarda be dürzü! diyesi gelir insanın. yapılmış olması bile güzeldir. çekersin 1500 tane yeni nesil türk filmi ondan sonra oturur eleştirirsin.
    2 ...
  23. 374.
  24. izmir'e kuralacak nato üssünü, ılımlı islamcıların vatikan'ın maşası olduğu gerçeğini unutturamayacaktır. ruhunu kömüre satmayanlar için tabii...
    1 ...
  25. 373.
  26. ilginç olan şudur; filmi eleştirenler teknik analizlerle destekledikleri eleştiri sebeplerini sıralarlarken filmi savunanlar sadece entel takımı beğenmez tabii müslümanlığı övüyor, türkleri övüyor demektedirler.
    0 ...
  27. 372.
  28. o kadar para neresine harcanmış basit bilgisayar oyunlarına benziyor kendi kadar reklamıda basit yok evini satmış yok borcu yüzünden şirketi hacize uğramış amaç seyir ettirmek böyle büyük şanlı bir fetihe yakışmadı bu film.
    3 ...
  29. 371.
  30. içerisinde senaryo kopuklukları olan film.

    --spoiler--
    1. karadan gemileri yürütme neden esgeçildi? Oldu bittiye getirdiler yani.

    2. ulubatlı hasan dini nikah olmadan bir kadınla birlikte oluyor ve kadın hamile kalıyor. Osmanlı da böyle bir şey var mıydı lan? Kadının sesi bile haramdı!

    3.Satranç bugünkü oynadığımız haline 1497 yılında getirildi yani kurallar o zaman koyuldu. Ama filmde sultan fatih çatır çatır satranç oynadı.

    --spoiler--

    Yukarıdaki 3 soru 17 milyonluk bütçesi olan bir filme bok atmak değil eleştiri içindir. Ayrıca bu bug'ları ben bile bulduysam biraz daha dikkatli izleyen adam neler bulur.
    4 ...
  31. 370.
  32. bugün filmi 22.55 seansında izledim ve işte izlenimler: (eser miktarda spoiler içerebilir)

    -film beklentilerimi karşılayabildi diyebilirim. savaş sahneleri, özellikle de kılıç dövüşü sahneleri inanılmaz başarılı olmuş, bireysel olarak oyuncuların çok iyi çalıştığı belli.

    -ilk bölümde bazı sahneler çok kopuktu. örneğin kendimizi birden konya ovasında, karamanoğulları ile savaşmaya hazır bir ordunun ortasında buluverdik. moradaki sahneler de öyle. karanlık bir fonda aniden birbirine giren mora ve osmanlı askerleri belirdi ekranda. oraya ne zaman nasıl gidildi, çok iyi bağlanamamış.

    -filmde ulubatlı hasanın etkisi çok fazla var. karakterin gerçek olup olmadığının bilinmediğinden dem vuruyor eleştirenler, evet bilinmiyor ancak bu fetihin halk tarafından genel kabul görmüş yadsınamaz bir karakteridir hasan ve bu filmde de olmazsa olmazdı bence.

    -hasan ile şovalye guistiniani arasındaki teke tek mücadele bana 300 spartalıyı hatırlatmadı değil. biraz abartılı olduğu doğru. şovalyenin, hasanın kafasını kütüğe vurduğu sahne için filmi beraber izlediğimiz bir arkadaşım "kafayı öyle vurunca kalkabilir mi insan" diye bi yorum yaptı, yıllarca bayıla bayıla izlediğimiz o amerikan filmlerinde ne ölmeyen adamlar gördük, buna mı takıldın be canım?

    -aşkın dozunu biraz fazla kaçırmışlar, misal yüzüklerin efendisi üçlemesinde aragorn ve arwenin aşkı o kadar dozundaydı ki hassas teraziyle tartsan bu kadar olmaz, filme de bir tutam koyalım derken bir avuç kaçırıvermişler gibi.

    -bazı saçmalıklar ve klişeler de yok değildi hani, metrelerce öteden hasan ve eranın kesişmesi, ve hasanın ayakta ölmesi ve hemen akabinde esas kızın elini karnına götürüp okşama klişesi. pembe dizi mode on.

    -gemilerin karadan yürütülmesi olayı biraz es geçilmiş sanki. ancak bu durum anlaşılabilir çünkü bu taktik nasıl geliştirildi, duyduklarında vezirler, paşalar, askerler nasıl tepki verdi, hangi güzergah kullanıldı gibi bilgiler çok az olduğu için, bir kurgu yaratılamamış olabilir. ama insan "yine de..." demekten alamıyor kendini, ne de olsa fetihin dönüm noktası bir hamle.

    -yapılan eleştirilerin aksine fatihin filmde sindirildiğini düşünmüyorum, aksine herkesin bildiği gibi fatihi en başta konstantin olmak üzere herkes küçümsemişti, imparatorun, papanın vs. bu kadar böbürlendirilmesi normal. sadece babasının tesbihini koparıp da üzerinde çocuk gibi tepinmesini komik buldum.

    -bir de macarlara noldu merak ediyorum. gelemediler, yolda başlarına bir şey mi geldi acep?

    -fatihi oynayacak karakteri kim seçtiyse helal olsun demek istiyorum.

    -papaz genadiusu oynayacak karakteri kim bulduysa... lan neyse bişey demiyorum..

    -savaş meydanında fatih ve konstantinin konuşması süperdi.

    -fatihin savaş bittikten sonra (aynı zamanda filmin sonunda) ayasofyada bir çocuğu kucaklaması reklam kokan hareketler gibiydi. gereksiz olmuş. (bkz: bushun burnunu sıkan çocuk)
    film eğer, fatihin at üstünde konstantiniyyeye girdiği, tablolaştırılan şu meşhuuur sahne ile bitseydi dadından yinmezdi vallaha.

    -sonuç olarak özet geç diyenlere: asırlardır her mecrada övünüp durduğumuz fatih sultan mehmetin istanbulu fethi hadisesini film yapmaya kimsenin maçası yetmediği için, türk sinema tarihinde teknik açıdan şu ana kadar yapılmış en iyi film olduğu için fatih aksoyu tebrik etmek ve ona saygı duymak gerekir.
    izlemek ve izlettirmek gerekir.
    her filmin hataları olacaktır elbet ama biz türklerin biraz olsun "kendimizi yerden yere vurma" hastalığından kurtulup filmin hakkını vermemiz gerekir.
    ben verdim gitti!
    25 ...
  33. 369.
  34. bir gişe yönetmeninin yaptığı izleyince yine hedef kitlesini ana dalga olarak benimsemiş yönetmenin filmidir.

    çok katı eleştirmeyeceğim bütçesinin yüksek oluşu ile tanıtımı yapılan bir filmden bahsediyoruz aksiyon sahneleri kötü değil ama bir tarih filmine gidip tarihi olaylar, kişilikler hakkında bilgi edinmek isteyenler için bulunmaz nimet değildir.

    fetih 1453 size hiçbir tarih bilgisi katmaz yalnızca dövüş sahneleriyle ve imparator konstantin'in sarayındaki yunan kızlarla eğlendirir.

    dediğim gibi görsel amaçla gidecekseniz seversiniz ama görsel olmayan daha tarihi doyuma ulaşmak istiyorsanız çok bir şey beklemeyin yine de merak ediyorum diyorsanız gidin efendim parayı çöpe atmış gibide olmuyorsunuz.

    hasanla era'nın aşkı yerine fatih'in gemileri karadan geçirme fikri veya 12 yaşındayken babasına attığı mektup destansı bir şekilde anlatılabilirdi.

    ulubatlı hasan'ın fatih sultan mehmet ile bir dostluğu var mıdır? filmi izlerken çok kafama takıldı zira pek ihtimal vermiyorum düşündüğüm gibiyse yarı kurgu bir film.

    filmin esas önemi ki umarım gerçekleşir tarihi olaylarla ilgili sinema yapımları için bir öncü teşkil etmesidir bu bakımdan yapımcılara teşekkür ederim.
    4 ...
  35. 368.
  36. birkaç açıdan değerlendirilmesi gereken film.

    ilk olarak milliyetçi kesim açısından bakalım: "kesinlikle güzel ve olağanüstü bir film, since 1453"

    ümmetçi kesim tarafından bakalım: "çok şükür böyle bir film çekildi"

    tarihi herhangi bir olayı araştırmadan direkt türk ve devletlerini suçlayan yurdum insanı tarafından bakalım: "abi ne o öyle ya, nedne işgal değil de fetih mesela!?"

    herbokaloglar tarafından bakalım: "yarısında çıktım"

    gerçek film izleyicileri tarafından bakalım: "şu şu kısımları eksik şu şu kısımları olmuş, ortalama bir film"

    osmanlıcılık akımını nemalanma aracı olarak gören malum cemaat örgütlenmesi tarafından bakalım: "çok feyzli bir film"

    yoldan geçen düz adam tarafından bakalım: "10 lira vereceğime torrent beklerim abi"

    sinema sahipleri tarafından bakalım: "beyler çok acayip gişe olacak, reklama boğun gelenleri kapıları da kapatın oh verin eurejo sigorta, hayatı cesursa yaşa"

    yunanistan vatandaşları tarafından bakalım: " kapitalizme hayır!" (adamlar ayık)

    kendi açımdan bakıyorum: sinema ya da sanata genel olarak fikir mastürbasyonu olarak bakmayı bırakacağımız zamanları iple çekiyorum. keşke şu şekilciliğe verdiğimiz özenin milyonda birini kişisel gelişim için harcasak fakat ne gereği var nasıl olsa kurtlar obası israil'i falan şey etti hep, of ne feci hem de.
    17 ...
  37. 367.
  38. filmin bir üçleme olmasını beklerdim açıkçası:

    fatihi tanıtmak, istanbulu tanıtmak, fetihe hazırlık yapmak, 60 küsür gün kuşatmak, fetih ve sonrası, artı detaylar öz önünde bulundurulursa 2 saatlik bir filme bu kadar çok şeyi sığdırmak pek zor olur. tatmin edici olmaz.

    bence bir üçleme olmayıldı; II.muratın oğlu fatihin doğumuyla başlamalıydı, istanbulun o an ki durumu anlatılıp kuşatmaya kadar gelip bırakılmalıydı. fatih sultan mehmet hakkında hiç bir bilgisi olmayan insanlara bir şeyler anlatılabilirdi. bir ecnebi belki ilk kez duyuyor bu ismi ve hakkında hiç bir fikri yok. fatihin vasıflarını iyice aktardıktan sonra kuşatma yapılıp üçlemenin ilki bitirilmeliydi

    sonra 2. filmde savaş, diplomasi, vb konular işlenip fethin gerçekleşmesine kadar olan konular işlenebilirdi.

    filmin 3. ve finalinde, fatihten sonraki istanbul, oradaki yaşamdan bahsedilseydi benim şahsım adına kaçırılmayacak filmler olurdu. ve bu konu hakkında hiç okumamış birileri bile bir şeyleri rahatlıkla öğrenebilirdi.

    Yapım olarak kötü olmayan, konuların sıkışıklığı biraz can sıkıcı olsa da izlenilesi bir çalışma.
    2 ...
  39. 366.
  40. --spoiler--

    recep ivedik'in yapımcısından; fetiiiiiih bin dörtyüz elli üüüüüççççç

    --spoiler--

    gibi bir cümleyle reklamını yapmalarını beklerdim...niye yapmamışlar ki...sonuçta bugüne kadar türkiyedeki en çok izlenen filmin yapımcısı bu adam.
    3 ...
  41. 365.
  42. sinema tarihine altın harflerle yazılmıştır.
    tarihte vuku bulmuş en önemli hadiselerden biri olan istanbul un fethinikonu alan, ilk büyük çaplı film olması hasebiyle çok önemli olan filmdir.
    yapımcısı hakkında ise ; çok teşekkür ediyoruz bir utanç kaynağımız da sayesinde yok oldu. Artık büyük fethi anlatan bir sinema filmimiz var.*
    4 ...
  43. 364.
  44. izledim ve ilk eleştirimi yapıyorum. bir kere sex sahneleri hiç olmamış, nerde spartacus'teki en ufak bir harekette memelerini açan o dehşet hatunlar, nerde rahibe gibi gezen bizans hatunları. arkadaş koskoca bizans imparatoru olmuşsun, taş gibi hatundan alt dudak alıp bırakacaksın, adamı taşlarlar be.
    6 ...
  45. 363.
  46. yıllar sonra bilet alıp sinemaya gitmek konusunda çok ciddi bir istek uyandıran filmdir. ipe sapa gelmez dandik filmlerin rekor kırdığı ülkemizde, umarım hak ettiği rekorlara ulaşır ki, daha iyilerinin önü açılsın.
    2 ...
  47. 362.
  48. gerçekten beni göt eden film. harikaydı. bazı küçük aksaklıkları gözün görmemesi gerek %95'i iyi olan bir yapımda. iyi ki osmanlı torunuyum diye haz etmedim değil. türkiye'de sinema konusunda 3-4 kademe daha yükseldik. bu yapıt için arabasını satıp bu filme yatıran fatih aksoy'a da sonsuz teşekkürler ellerine sağlık onun ve bütün oyuncuların.
    edit: eksilemendeki amaç ne k.o.ç um sen osmanlı torunu değil de şeyh saidin torunu musun?
    8 ...
© 2026 uludağ sözlük