ben ömrümde böyle sikik film görmedim. O ne biçim osmanlı arkadaş sanki victoria dönemi ingilteresini izliyorum kadınlar dekolteli bol elbiseli falan.ha bir de sahnenin birinde fatih halil paşa'ya "bana yeniçerilerin durumuyla ilgili rapor hazırla" diyor. yaw sen nasıl bir metin yazarısın arkadaş fatih'e rapor dedirtiyorsun. görende şirket müdürü fizibilite çalışması için emir veriyor sekreterine. ya herkes trt türkçesi konuşuyordu osmanlı'da 1400'lü yıllarda ve biz zır cahiliz ya da metin yazarı dayak yememiş...
hücumlar başarısız oldukça, adım adım çıldırışa yol alan mehmet sahneleri etkileyici idi. keza, lağımcılar güzeldi. gemilerin çekildiği sahne gayet başarılıydı. hasan ın justinyani ile oan düellosu başarılıydı. en çoktas, emri verdikten sonra, şimdi siktir git hareketi çok şahaneydi mehmet in. o nasıl bir el hareketidir amına koyim, bittim resmen.
fetih izleyeceğiz diye gittik, hasan'dan başka bir şey yok nerdeyse. hasan'ın fatih'i savunuşu, hasan'ın aşkı, hasan'ın bebesi, hasan'ın dövüşü, hasan'ın ölüşü.. hasan ve guistiniani'nin saatler süren ve içimi bayma noktasına getiren kılıçlaşma sahnesini bu kadar uzatacaklarına iki dakika sürmeyen gemileri karadan yürütme sahnesini uzatsalarmış keşke. ayrıca da dilek serbest ne allaaşkına?
gitmiştim izledim. film hoştu fakat animasyonlar bütçesine göre çok zayfıtı bence. böyle olmamalıydı ayrıca ulubatlı yı farklı bir hava katmak için yanlış işlemişler. adama zina bile yaptırdılar ya helal olsun ne diyeyim. sonra fsm nin karısında filan o göğüs dekoltesi neydi abi puuu.
"durdurun şu gemileri, batırın" derken sesi çatlayan fatih in artık izlenebilirliğini kaybettiği film. adamın en büyük olayı buydu orada da sesi çatladı. bağıramadı. savaşamadı. o lağımcılardan biri oynasaydı fatih i daha iyi olacaktı.
sonu da etkileyici değildi. namaz sahnesini daha önce değil fetihten sonra ayasofya da çekmeliydiler. en azından filmde cami olarak görmek isterdik ayasofya yı. "çok hoşgörülüyüz herkes dinini istediği gibi yaşayabilir." mevzusu savaştan önce fatih tarafından söylenmişti zaten. bir de filmin sonunun bu şekilde yapılması gözüne gözüne sokmak gibi oldu. kucağına çocuk alıp sevmesi de tabii ki kendi oğlunu hatırlattı bu yüzden bi eğreti durdu diye düşünüyorum.
film boyunca efekt efekt efekt deyip durdum içimden "madem savaş filmi yapıyoruz efektin de anasını ağlatalım." demişler olmamış. zaten fatih olmayınca daha ne olabilir ?
haftalar sonra ancak gidebildiğim ve tüm eleştirilerime rağmen gurur duyduğum tarihte şuana kadar yaptıklarımız arasında saygıyı en çok hak eden türk filmidir.
ama filmde birkaç hata gözümden kaçmadı. öncelikle şunu belirtmeliyim film fikri açıdan zayıf olmuş. filmi kılıçla değil fikirle anlatmalılardı, filmin beni en çok etkileyen yeri en başı(ki en sonu olmalıydı), yani efendimizin müjdeyi verdiği dönemdir.
filme görsel açıdan çok uğraştıkları çok belli ve tebrik ediyorum ancak filmde, tarihteki önemli karakterler unutulmuş, orta seviyedeki karakterler ise abartılmış. fatih sultan mehmed'in hocası akşemseddin var ile yok arasında, lağımcılar bile ondan daha çok görünüyorlar filmde. haydi onu geçelim fatihin diğer hocası molla gürani nerede?filmdeki konstantiniye'nin fatih ile elçi aracılığı ile mektuplaşmaları ise çok sığ bir şekilde verildi. osmanlı devletinin fikir adamlarını görmezden gelip tüm filmi kılıçla kalkanla devam ettirmek olmamış diyorum. filmde görsel açıdan sahneler ise takdire şayandır.
filmin sonu ise biraz daha samimi bitirilmiş ancak daha iyisi olabilirdi yani mesela fatih ayasofyada namaz kılarken bitirilebilirdi. herşeye rağmen güzel bir film olmuş yapanın emeğine sağlık sonuna kadar destekçisiyiz.
sayesinde fatih'in istanbul'u fethederken eline kılıç alıp bizanslılara giriştiğini zannedenlerin olduğunu öğrendiğimiz film. arada istanbul'u fethederken 21 yaşında olduğunu bilmeyenlerde varmış.
hiçbirşeyin gerçeğiyle ortaya dökülmediğinin kanıtıdır bu film. fatihin kaç yüz kadından kaçyüz çocuğu var, kaç tane çocuğunun kellesini uçurmuş kaç tanesini birbirine öldürtmüş. ayrıca koca hareminden kimin haberi yokki. koca masrafa ne gerek vardı. o parayla tarihlerinin görünmeyen acı yüzünü saklamanın hiçbir anlamı yok. filmdeki fatihi oynayan adamla bize öve öve anlatıp bitiremedikleri fatih de birbirine hiç benzemiyor ayrıca.
Filmi sonunda izleyebildim.
Netleştiremediğim fikirlerle ayrıldım filmden.
Bazı sahneler beklediğim kadar güzel bazı sahneler beklenmeyecek kadar kötüydü. Yer yer gözlerim doldu, yer yer gerildim. Genel anlamda beğendim çok basit hatalar yapılmasa veya eksiklikler tamamlanmış olsaydı çok daha iyi bir film olurdu. Neden böyle olduğu konusundaki fikrim ise film daha uzun çekildi muhtemelen ve kesilen sahneler nedeniyle bu eksiklikler filmi haketmediği kadar kötü gösteriyor. Filmi izleyebilecekler olduğu için detayları aşşağıda açacağım.
7,5/10
Filmi izlemeyip izleyecek olanlar buradan sonrasını okumasın.
Film 2,5-3 saat reklamlar falan net olarak hesap yapmadım. Girişi olayı kısa bir özet şeklinde anlatıyor. Tahta ilk çıkışı ve inişi çok detaysız işleniyor, neden ve nasıl tahttan indiğini bilmiyoruz. (Film izleyicisi) Bu bilgi devamı olarak sürekli Çandarlı Halil paşa hainmiş gibi bir algıyla izliyoruz filmi ama filmin bi yerinde öldürüleceğini düşününce hain olmadığını fısıldıyor kulağımıza. Sanki filme biraz entrika katılsın diye böyle bir done eklenmiş gibi. Gerçektede fetihten sonra tutuklanarak bir süre sonra idam ediliyor. (Çandarlı ailesi uzun süre Osmanlı hanedanı içinde ve devlet yönetim kademesinde yer aldığı için askerler üzerinde büyük otorite sahibi, F.S. Mehmet o yaşlarda istanbulu fethetmek için hazırlıklara başlayınca tahttan feragat etmesi sağlanıyor 2.Çandarlı Halil paşanın barışçıl politikaları desteklemesi nedeniyle)
Bence film daha uzun süreli çekilmiş ve 1. bölüm 2. bölüm olarak yayınlanacaktı fakat maddi kazanç için 2 parça vizyona girdi denir ve film tutmaz korkusuyla bir çok sahne kesilmiş. Yoksa senaryonun bu kadar kopuk ve ani geçişlerle yazılmasına pek imkan vermiyorum. F. S. Mehmet filmde aciz bir kişi gibi görünüyor eleştirisine sebep olan durum bence bundan ibaret. Çünkü filmin başlarında Bizanslılar onun hakkında konuşurken onu hafife almayın mühendislik okudu gibi bir ifade yer alıyor fakat film içerisinde bu mühendisliğine dair hiç bir görüntü yok. Rumeli hisarının yapımındaki gibi, Gemilerin karadan yürümesi, Şahi topunun çizimi, Lağımcıların tüneli gibi bir çok olay var ve bu olayların hepsi birden bire ortaya çıkıyor, bunların plan sahneleri yayınlanmış olsa yarattığı acizlik duygusu asla olmayacaktı. Bence Devrim Evin güzel bir oyunculuk sergilemiş senaryo gereği pasif kalmış. Ulubatlı Hasan'ın oyunculuğu ise o kadar iyi gelmedi bana. Evet filmde asıl rolü o kapmış ama abartılı bağırmaları beni rahtsız etti. Aşk öyküsü ise tamamen film olduğu için içine serpirtirilmiş sahnelerdi. Akşemseddin filmde hiç yer almasaydı daha iyiydi anlamsız bir gülümsemeyle ortada dolanması eğreti durdu. Eyüp Sultan Hz. kabrini göstermesi ve neden orada olduğunu hatırlatması güzel sahneydi, hafızam yanıltmıyorsa o çift gövdeli ağaç bugün Fatih Sultan Mehmetin türbesinin hemen yanındadır.
Müzikler gayet iyi fakat Şehit cenazeleri defnedilirken fonda Allahuekber Allahuekber La ilahge illallah müzik olarak yer alıyor müzik yerine ses kullanılsa çok daha etkili olurdu.
Rumeli hisarı bittiğinde boğazdan geçen bir gemi uyarılıyor ve durmayınca batırılıyor böyle bir filme çizgi filmde bile olmayacak kadar amatör bir görüntü konması tamamen saçmalıktı. Yine devamında boğaza giren 3 gemi ise ne oluyor lan dediğim bir sahne oldu ne başı ne sonu belliydi. Detone bağırma sahneleri ise aynı saçmalıktaydı. Madem elinde gemi sahnelerini çekecek teknik alt yapın yok bu sahneleri koymak yerine sadece Padişah otağında veya savaş alanında iken haber vererek geçiştir boş yere eksi puan toplama.
Bu hatalara rağmen beğendim yeni filmlerde bu tip amatörlükler azalacaktır ne olursa olsun bizim için bir ilk filmiydi ve bence sınıfı iyi bir puanla geçti.
--spoiler--
1- savaş sahnelerinde türk ordusunun tepeden görünüşü verilmiş, koskoca bir ova insanla dolu, ulan orada nereden baksan 10 milyon insan var, fazla abartılmış.
2- akşemseddin efendi'nin fatih sultan mehmet'e verdiği gaz çok basit olmuş, biraz daha olgunlaştırılabilirdi.
3-şahin topu dökme teması uzun uzun işlenirken gemilerin karadan yürütülmesi çok basit geçilmiş.
--spoiler--
yine de türk tarihini iyi bir şekilde anlatan ifade eden bir film olarak tarihe geçecektir. fatih sultan mehmet'in karısına hiç dokunmaması da birilerine çok güzel bir ayar olmuş.
dün izlediğim film. oyunculuklarda olmayan bi şeyler vardı, ara ara kahpe bizans filmini izliyormuşsunuz hissi uyandı.
--spoiler--
Hem ulubatlının bayrağı burca dikerken can verdiği sahne hem de filmin son sahnesi donuktu ve bana pek geçmedi. Vatikan ve Doğu Roma'nın Türkçe konuşması aşırı derecede gözüme battı, zaten alt yazı kullanılıyordu bu konuda bir muhteşem yüzyıl kadar bile olamamışlar. Bunun yanında vakit kaybı olmayacağı söylenebilir ama kesinlikle bir başyapıt değil, o paraya daha iyisi olabilirdi
--spoiler--
-ulubatlı hasan adamın dibidir. 10-100-1000 ok yemeseydi tek başına tüm bizans'ı hallederdi. atası malkoçoğlunun izinde yiğitler yiğidi adamımız çocuğu koyup gitmiştir ebedii aleme.
-ulubatlı hasan çıksa film yarım saatte biterdi.
-fatih'in, son sahnede ayasofyaya sığınan kadın,yaşlı ve çocuklara "birlik ve beraberliğe, herzamankinden çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde" minvalinde konuşması ve bill clinton'un burnunu sıkan erkan bebeğin 1453 e götürülmesi kahkahalar eşliğinde sinema salonundan ayrılmamıza vesile oldu.
bugün izlediğim film. kalabalık bir arkadaş grubuyla gidildi, görüldü ve sevildi.
--spoiler--
öncelikle, harem entrikalarına pek değinmeyip muhteşem yüzyıl gibi pembe dizi hissi vermediği için benden tam not aldı. gönül isterdi ki fatih'i ulubatlı'dan daha çok görelim. yıllarca bizi kandırmışlar, aslında istanbul'u ulubatlı ile ak sakallı dede fethetmiş. ha bi de enya mıdır era mıdır nedir o kız. fatih aslında işin reklam yüzü gibi bişeymiş. öyle bi olay oldu filmde. metni biraz tırt buldum. ulubatlı hasan karakteri gerçek bir cüneyt arkın reloaded. bizans'lıların da bi ellerini ovuşturup "muhahaha" diye gülmedikleri kaldı, kötü gösterme çabası biraz komik olmuş. cüneyt arkın filmi gibi. neyse, görsel efektler falan iyi ama en fazla happy tree friends'deki kana tahammül edebilen bir bünyeye sahip olduğumdan filmin üçte birine bakamadım. kanlı. evet. ama benim gibi manyak değilseniz, bakabiliyorsanız güzel. genel hatlarıyla filmi beğendim. o başındaki kuş falan yüzüklerin efendisi hissi veriyor. iyidir iyi. gidin, görün.
--spoiler--
yeni bir 'epik film nasıl çekilmez' köşemize hoş geldiniz. tarihi bir olayı verirken bir filmin ticarileşme yönüne saygı duyarım ama bu kadarı da ipin ucunu kaçırmak olarak tabir edilebilir. ya hiç mi izlemediniz troyaydı, gladyatördü.. insan onlardan biraz feyz alır, onları dahi taklit etse bundan daha iyi netice çıkar.
gene de sanat yönetimi iyiydi. o zamanın insanının nasıl yaşadığı, nasıl giyindiği ustalıklı gerçekleştirilmiş. yalnız osmanlı zamanında asla hoş görülemeyecek şekilde kamusal alanda kadının başını erkeğin omzuna koyması, yok dudaktan öpüşmeleri.. birbirleriyle 'abi' diyerek konuşan osmanlı askerleri.. 'tokmakçı bir kara murat' olarak konfigüre edilmiş bir ulubatlı hasan.. savaşın, kuşatmanın ve mücadelenin daha ciddiye alındığı bir film görmek isterdik. ticari yönü düşünmek demek illa bir filmi sulandırmak demek değil.
Hiçbir sinema eseri eksiksiz veya kusursuz olamaz.Tarihin spekülatif olmaması gereken bir alan da olsa, spekülasyona açıktır.Ayrıca bakış açınıza göre de farklı şekillerde algılanabilir.Yapımcı Faruk Aksoy kısıtlı bütçesine rağmen, dünya çapında boy gösterebilecek bir film ortaya koymuştur.Bunun için tebrikleri hak ediyor.
(bkz: http://bit.ly/fetih-1453-uzerine)
başlarında, başrol oyuncusuna her ne kadar ısınamamış olsam da; ilerledikçe beğendiğim, zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım film. ki bu tarz filmlerden hiç etkilenmediğimi varsayarsak, oldukça başarılı olmuştur. izlenesi.
- bütün olayı anlatmaya 3 saat yememiş.. bazı yerler sıkıştırılmış..
- hikaye ulubatlı hasan'la ve rum topçunun kızı aşkıyla çok boğulmuş..
- o kız şimdi saçı kesince erkek mi oldu? fatih bile kızın gözünün içine baktı farketmedi öyle mi? fatih de mal amk. o zaman? hem ulubatlı fatih'e yalan söyledi.. kellesinin vurulması lazım..
- ulubatlının final dövüşü sahnesini sanki street fighter'da aynı karakterleri seçmiş gibi olmuş.. kim kimdir anlamadım.. bi yerden sonra bıraktım.. zaten bizimki kazanacak nasıl olsa..
- fatih'in işler kötü gidince ergen gibi odasına kapanması olmamış..
- gemilerin karadan yürütülme fikri fethin en can alıcı noktasıydı, hiç bahsedilmemiş.. ben orayı bekledim durdum..
- bizans kralı ve şehzade orhan'ın ölümleri gösterilmeliydi.. katakulliye gelmiş..
- fatih'in ayasofya'da yaptığı halka sesleniş seçim kazanmış belediye reisi gibiydi.. herkes bir anda gülümsedi falan.. temiz şişli halkla içiçe.. o ne amk öyle..
filmde, ilk topun atıldığı sırada era'nın surlara bakıp '' aa justinie'' deyip, bozulduğunu anladığı ulubatlı'ya dönüp '' sonra anlatırım'' demesi aklımı başımdan almıştır.
beklediğimden çok daha güzel çıkan film. az önce geldim sinemadan, türk sineması için çok önemli bir adım olmuş. milliyetçi bir adam değilim baştan söyleyim, objektif düşünüyorum, ortalamanın oldukça üzerinde bir film olmuş.
abartı sahneler yok mu, var, bilgisayar efektinin çok bariz olduğu sahneler yok mu, var. olsun lan zaten, 17 milyon dolar bu filmin bütçesi, 170 milyon dolar değil.
neyse, film türk sineması için çok önemli bir adım, artık tarihimizdeki olayların filmlerini yüksek bütçeler harcayarak film haline getirmenin zamanı gelmiş.
yabancılar ahlaki olarak yanlış olan tüm askeri hareketlerden film çıkarıp milyar dolar kazanmasını biliyor, biz neden yapmayalım arkadaş?
sağlam bir kurtuluş savaşı filmi için ön ayak olur umarım bu film, sonra bir 'çanakkale geçilmez' neden olmasın?