kitabını basan yayınevi kaynakçayı biz basmayı unuttuk,müelifin kusur yok açıklamasına rağmen hakkında her olumsuz servise balıklama atlanılan kimse. bu arada kendisine eziklik psikolojisi ile güya hakaret için çoban diyenler çıkabilmekte, allah mı söyletiyor nedir, teolojide çobanlık önemli muallimler için mecaz olarak kullanılır. muharref yeni ahiti okuyanlar bilirler.
bunun orada burada demokrasi ve kardeşlik ve barış hakkında konuşması kadar insanı aşağılayan bir şey yok. bir müslümandan demokrasi istenilemez, dilenilemez. bunların en sakin olanının medeniyetten anladığı kız çocuk sikip cennete gitmekten ibaret iken demokrasi dersi vermeleri insanlığa hakarettir.
kendisi hakkında iftira konusunda sınır tanınmamaktadır.
--spoiler--
"eyüp hükümet tabipliği, 27.2.1981 tarihinde gülen'de gördüğü psikolojik bozukluklar üzerine kendini cerrahpaşa tıp fakültesi hastanesi psikiyatri kliniğine sevk etmiş. burada uzman doktor müfit uğur ekibi ile birlikte gülen'in şikayetleri doğrultusunda kendisine "reaktif anksiyete hali" teşhisini koymuş, 20 gün istirahat vererek ilaçlarını düzenli olarak kullanmasını ve tedavisini aksatmamasını istemiştir..."
--spoiler--
işte tipik bir örnek...
hocaefendi 1980 ve 1986 arasında hakkında mahalli arama kararı çıkartılmış bir kimse idi. resmi bir kurumda kliniğe yatması söz konusu olamaz...
hem diyelim böyle bir durum var...
hani 80 darbesinin yarattığı bir kimse idi...adamı deli hastanesine yatırmışlar...(!)
soruları yanlış sorarsanız yanıtlarınız yanlış olur. soruları taraflı sorarsanız her zaman yanıtlar işinize yarar.
fethullah gülen hakkında 12 eylül döneminde arama kararı çıkarılmıştır. sormamız gereken soru, bak arama kararı var nasıl olur da 12 eylülü desteklemiş denilir değildir.
sorulması gereken soru, hakkında arama kararı olan birisinin, hastanelere nasıl rahatça gittiğidir. yazılarına vaazlarına nasıl devam ettiğidir. bir iki yıl içinde 650 bin kişinin gözaltına alındığı; 1 milyon 683 bin kişi fişlendiği bir ortamda nasıl yakalanamadığıdır. yakalandığında nasıl uğurlandığıdır.
--spoiler--
eğer silahlı kuvvetler halletmeseydi, durum kendiliğinden milletin silaha karşı silah kullanması noktasına gelecekti. çünkü türk halkı böyle komünist bir ihtilale karşı direnmese, o takdirde ortada müslüman türkiye diye bir şey kalmayacaktı.
--spoiler--
diyerek, darbe olmasa biz zaten silahlanacaktık demesidir.
--spoiler--
son karakolun kahraman bekçileri olarak askerler oldu. demokratik sistem pahasına da olsa, emir komuta zinciri içinde bir ihtilalle duruma el koyarak komünist bir ihtilale dur demişlerdi.
--spoiler--
ve işte şimdi, binbir ümit ve sevinç içinde, asırlık bekleyişin tulûu saydığımız, bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekâsına alâmet sayıyor; ümidimizin tükendiği yerde, hızır gibi imdadımıza yetişen mehmetçiğe, istihâlelerin son kertesine varabilmesi dileğimizi arz ediyoruz.
--spoiler--
bunların üzerine aradan 30 yıl geçtikten sonra 12 eylüle karşı olduğu iddia edilen bir seçim sırasında "ölüler bile katılmalı"ymış. oldu bitanem.
bu ülkede ne islam denilen ortaçağ zırvalarının kanunları ile yönetilmek istemeyen ne de, eğitimi askeri bir birliği yönetmekten ibaret olan, siyaseten ve ekonomik olarak yetersiz subaylarca yönetilmek istemeyen insanlar var.
amerikada 60 dönümlük çiftlik içerisinde cia tarafından korunan, amerika'nın kullandığı önemli adamlardan. cia istihbaratının kendisi için kullandığı kod adı melis tir.
bugün sabaha karşı feysbukta bir videosunu yayınlayıp altına not düştüğüm, ve bundan ötürü arkadaş listemde ne kadar çok fethullahçı olduğunu anladığım, anlamamı sağlayan insanımsı. bu arkadaşlarım arasından çok sevdiğim ve aynı zamanda askerlik arkadaşımda olan bir ağabeyimin attığı mesaj ise beni derinden yaralamıştır. feza çağında bilim insanları big bang deneyleri yaparken, müridleri adeta son mesih olarak addetmektedirler kendisini. yazık!
bir adam düşünün ki, ihtilal sonrası sürgün edilsin,istifa etmek durumunda kalsın ve hakkında mahalli dikkat ediniz mahalli, altını tekrar çiziyoruz ki niçin o dönemde tevkif edilemediği anlaşılsın mahalli arama kararı çıkartılsın üstüne iddiaya göre hükümet tabibliği tarafından akıl hastanesine sevkedilsin ve son olarakta 86 yılında hapse atılsın ve hemde alakalı kişi 80 ihtilalinin yarattığı kişi olsun..
bakın darbecilerin akıl hastanesine yatırdığı iddiası ile darbenin adamı olduğu iddiası arasında derin bir çelişki var.
adamınız olan kişiyi (doğru olduğunu varsayalım)iddianın sunulduğu imaj çerçevesinde düşününce zoraki zincirlik deli muamelesi yaparak hükümet tabibliği sevki ile deli hastanesine sevk etmezsiniz. veya gerçekte olduğu gibi sürgün etmezsiniz. tutuklamazsınız.
ne bileyim ille diyanet işleri reiside yapmazsınız ama tam 6 sene boyunca açıktan hiç bir faaliyet gösterememesine neden olacak tasarruftada bulunamazsınız.
yani ... atalımda nasıl olursa olsun atalım diyerek ciddi bir zeka açısından problemli bir tablo çıkmakta...
enteresan olan bu çok açık problemli durumun inat ile savunulabilmesi...
evet enteresan olan bir diğer durumda fethullah gülen in deli hastanesinde olduğu iddia edildiği sırada 01.03.1981 tarihinde sızıntı dergisine nerdesin? ismiyle baş yazı yazabilmesidir.
daha da enteresanı aynı tarihte fethullah gülen in sürgün sonucu çanakkale de vaiz olmasıdır.
hüvelallah bu ne yaman durum böyle.
gelelim son karakol yazısına bu konuyla ilgili daha evvelde konuşuldu fethullah gülen, dünde bugünde yarında ordunun şahsi manevisini ziyadesiyle öven bir kimsedir. o yazıda ordunun tarihsel misyonunu övücü,nasıl olmasını gerektiği konusunda temennilerini bildiricidir. darbeden öncede sonrada bügünde övücü yazıları mevcuttur. yarında övmeye devam edecektir. son karakol utanılan bir yazı değildir. bilakis samanyolundaki dizilere isim olmuştur son karakol. yazıldığı dönem itibariyle düşünür isek ihtilalin millet değerlerinin aleyhine değil menfaatine tutum almasını arzulaması kadar olağan bir durum olamaz. çünki yazıldığı dönemde darbe rasyonel bir durum idi. üstelik o dönemde insanların algısı anarşisiyi bitiren kurtarıcı bir misyon gerçekleştirildiği biçimindeydi. henüz şu üç beş senelik ergenekon ifşaatlarına kadar darbe için zemin hazırlanıldığı bilgisinden mahrum idik.
bugün mısır da askeri bir yönetim var. rasyonel durum bu. oradaki her akım, hiç şüphe yok ki bu ara rejimin millet ve milletin değerleri aleyhine bir netice doğuracak işlere kalkışmasını arzulamaz. aynı durum 80 darbesinde bu coğrafyada geçerli idi.
yazının istismar edilen son cümlesinin hemen üstünde ''kendinden ümit edilenleri getirdiği takdirde, Türk'ün zaferler hanesinde en muallâ yeri işgal edecektir'' dikkat edilirse burda bir koşul var.
hocaefendi, 28 şubat ın çok açık hedeflerinden biri olduğu halde ordu nun şahsi manevisine yönelik övücü tutumunu korumuş post-modern darbeye belkide direnç gösterebilecek güce sahip olduğu halde çevik bir e bile nazik cümlelerle mektup yazmıştır.
biz bunu memleket sevgisine yorarız. kimileri taviz der. başkalarının bel'am misal nefsini kudurtur.
ha şimdi çevik bir e mektup yazması çevik bir e derin bir sevgi duyduğu anlamına mı gelir...28 şubatı meşru gördüğü anlamına mı gelir..hayır oradaki saygı kendisine değil makamınadır. maksadı nedir sürecin toplum ve toplumsal değerler adına en az zararla atlatılmasıdır.
faruk mercan ın kitabına atfen düşüncelerine gelir isek...
bir defa o yazı cımbızlanmış mı tetkik etmek lazım...tecrübe ile sabittir. fethullah gülen in yazıları cımbızlanarak belli propaganda merkezleri tarafından tahrif edilmektedir.
bu kah sözde dincilik,kah sözde milliyetçilik,kah sözde ilericilik nam ve hesabına olabilmektedir. o yazıyı inceleyeceğim. ama eğer 2008 yılında komünizm tehlikesini bertaraf babında 12 eylül ün o yönden misyonunu gerçekten övmüş ise bu samimi kanaattir. niçün böyledir? zira artık 80 darbesine sokaktaki enikler dahi rahatlıkla sövebilmektedir. eğer o halen bir cihetle övme ihtiyacında bulundu ise bu samimi kanaatidir. hiçte mecbur değildir topyekün söverek tribünlere oynama rahatlığı var iken.
darbe anayasasının değişmesi ise bambaşka bir merhaledir. darbeler olağan üstü dönemlerde olur. olağan dönemde olağan üstü dönemde yazılan metinler ihtiyaçları karşılayamayabilir. hakikatende 80 darbesini meydana getiren toplumsal olguların bugün olmadığını bu kadar detaycı ve korumacı anlayışa ne kadar gerek olduğu tartışılırdır.
bir adam düşünmeyin; ihtilal sonrası sürgün edilmiş, istifa etmek durumunda kalmış, vaaz verememiş vs. bir adamı düşünmeyin.
onun yerine gözaltına alınmış 650 bin kişi düşünün. fişlenen 1milyon683bin kişi düşünün. açılan 210bin davada yargılanan 230bin kişiyi düşünün, idam cezası verilen 517 kişi düşünün vatandaşlıktan atılan 14bin kişi düşünün, ülkesinden kaçmak zorunda kalan 30bin kişi düşünün, işlerinden zorla atılan/attırılan 30binkişi düşünün, kuşkulu şekillerde ölen 366 kişi düşünün, cezaevinde ölen/öldürülen 299 kişi düşünün, kendi kendine ölmüş bu denilen kolları bacakları parçalanmış 14 kişi düşünün, kaçarken vurduk denilen 97 kişi düşünün, idam edilen 50kişi düşünün.
şimdi bu yukardaki adamı düşünebilirsiniz. kendisine "vaaz" vermesi engellenerek eziyet edilmiş bir adam düşünün. çok yazık. çok acı çekmiş bu adam. o kadar acı çekmiş ki, anasının amında aradığını bulup parçalatan, yaşı tutmadığı halde tutturup asan bu devlet bu adama mahalli arama kararı çıkartmış olsun.
Türkiye'ye geldiği taktirde yasadışı bölücü örgüt kurmak suçundan kodesi boylayacak şahıs. Bu nedenle korkusundan amerika'ya kaçmış bir daha da dönememiştir. Ve bundan kimse bahsetmemektedir. Suudi Arabistan bunun ne menem bir şaklaban olduğunu anlamış olduğundan ülke sınırlarına adım atamamaktadır. Bu nedenle de hac feto için bir hayaldir.
--spoiler--
fişlenen 1milyon683bin kişi düşünün
--spoiler--
fethullah gülen fişlenmekle kalmamış sürgün edilmiş.
fethullah gülen 85 te tekrar arama kararı çıkartılıp 86 da hapsedilene kadar arama kararının olduğu izmir dışında gözlerden mümkün olduğunca uzak yaşamıştır. netteki bazı yazılarda erzurumda bir köyde yaşadığı yazıyor. her durumda seyahat özgürlüğü mesleğini ifa etme özgürlüğü bulamamış...
arama kararı umumi değil mahalli olmasından ötürü bulunamamış...
yahu hem hakkında arama kararı olacak,seyahat özgürlüğün olmayacak,sürgün edileceksin istiifa etmek durumunda kalacaksın ve neticede hapislik olacaksın hemde darbenin adamı olacaksın...
yani bir insanın darbeciler tarafından sevilmediğini anlamak için idam mı edilmesi gerekiyor.
elbette fethullah gülen anarşiye karışmamış bir yurttaş olarak ağır cezalık bir durumu olmamış...ancak darbecilerin iyi çocuğu olmadığı çok açık görülecek kadar başına iş gelmiş.
belirtilen rakamlar 2 sene içerisinde olan biten rakamlardır. bu arada fethullah bey, ne yazık ki vaaz verememiş ve vaaz vermesine engel olan kemalist laik hibino devlet ona çok büyük eziyetler etmiştir. bu eziyetlere dayanamamıştır patron elbette ve yazıktır. anarşiye karışmamış olup olmaması çok öenmli değildir çünkü zaten 12eylül sırf sakıncalı diye binlerce kişiyi kovuşturmuştur.
"bir insanın darbeciler tarafından sevilmediğini anlamak için idam edilmesi mi gerekiyor" demek, cemaatin ve islamın döngüsel yanlışlık doğrulaması olabilir. çünkü aslı "bir insanın darbeciler tarafından sevildiğini anlamak için fethullah gülen iyi bir örnektir" olması gereklidir o cümlenin. ülkede 10 milyon kişinin (aile efradı dahil) kanına, canına, işine, gücüne, yaşamına engel olacak olaylar sırasında evet asılan hepi topu 50 kişiymiş demek kolaydır. ama öyle değildir işte.
konuyu uzatmaya gerek yok; paraklitos iyi bir wishfull thinking yapıyor, kırmayı pek istemediğim birisi. ben fethullah gülenin ve şu andaki iktidarın, 12eylülün kötü yüzünü diğer bireyler kadar görmediğini düşünüyorum. ileri gidiyorum ve dönemsel olarak desteklediklerini de düşünüyorum.
hoca tırsmış desteklemiş ne var canım bunda deseler bir şey demezdim. anlardım o zaman. hoca salak mı kaçmış tabiki deselerdi de anlardım.
ama yok hoca şöyle böyle diye atıp tutmaya gerek yok. hocayı biliyoruz.
bu ülkenin belası olan kişidir fettullah. ayrıca o kadar çok seveni varken ülkeye giriş yapmamaktadır. bir ayrıca daha hacı da değiğldir, hacca gidememektedir. kimden korkar neden korkar da gidemez bilemem. ülkesinden neden kaçar onu da bilemem.
ne söylerseniz söyleyin önceden varılmış kanıyı değiştirmenin zor olduğu mütefekkir.
evvela verilmiş idam cezalarını tatbik edilmiş gibi düşündüm siyasi katliamdan uygulanan idam sayısının 30 altı olduğunu bildiğimden düzeltme yaptım meğer cümlenin ilerisinde tatbik edilen idam sayısı verilmiş. burda bir yanlış anlaşılmadan mütevellit kendimi düzeltmem gerekir.
80 ihtilalinin çok kanlı bir ihtilal olduğunu düşünmüyorum uygulanan idamlar; dergi satmak,sprey boya ile duvar yazısı yazmak veya basit kavgalara karışmaktan değil ekseriya birden fazla kişinin hayatını kaybettiği anarşi olaylarına karışmaktan verilmiş. bunun yerindeliğini tartışmak ayrı mesele ama 80 öncesi binlerce insanın siyasi cinayetlere kurban gittiğide vakıa.
fethullah gülen 80 öncesi dönemde anarşi olaylarına karışmadığı gibi takipçilerini karıştırmamış,bilakis kendisine camii de süikast düzenlenmesi halinde süikastçının burnunun kanamayacağına dair sevenlerinden misak almıştır.
şimdi bu insanın 12 eylül döneminde ihtilal idaresinin adamı olmadığının kanıtı olarak idam ile yargılanmamasının esas alınması bu pek insaflı bir ölçüt olmaz.
fethullah gülen 71 muhtırasından sonra aylarca hapise atılmış,80 darbesi sonrası 86 yılında hapse atılmış,28 şubat döneminde ise başlıca hedef olarak hapse atılmak istenmiş bu konuda hükümet ile pazarlık yapılmış ama plan bozulmuştur.
yani askeri müdahalelerin kendi ölçüsünde mağduru olmakla beraber üzerine acitasyonlar düzülecek bir durumda yoktur.
ha şunuda demek lazım 28 şubat döneminin aksine 12 eylülün başlıca hedefi elbette fethullah gülen değildi. zaten o dönemde küresel bir aktör değil,bölgesel dini liderdi. ama bu 12 eylül ün arzu ettiği din adamı olduğu manasına gelmiyor. 12 eylül ihtilali fethullah gülenin hürriyetini kısıtlanmasına neden olarak gülen hareketinin inkişafını 6 sene geciktirmiştir. ama fethullah gülen bu hali o dönemin şartlarında sovyet uydusu olmaya tercih etmiş olabilirdir. o dönemin rasyonalitesinde ehveni şeri,şere tercih etmiş olabilir. bunda gocunacak bir durumda yok. bu 12 eylül düşüncesini yürekten benimsemek manasına gelmeyeceği gülen in teorik ve pratik durumu ile aşikardır diyelim e bitirelim.
zarruri ek; yanlış bilinenin aksine fethullah gülen hacıdır. hemde 3 kere hacıdır. hacca gidemeyen üstad said nursi dir.
mesele şu; bazıları, müslümanların sel sefil, cahil, okumamış, hiç bir kurumda yer sahibi olamayan, eğitim, ekonomik ve sosyal hayatı bozuk, hep güdülmeye mahkum vs bir yaşam tarzına layık olduğunu düşünüyor.
fethullah gülen ise, islamın özünü hakkı ile benimseyip, çağımıza ışık tutan, müslümanın yaralarına ilaç olan, din ile fennin arasında ki surları yıkan üstadı bediüzzamandan aldığı ilhamla, bir eğitim seferberliği başlatıp, bazılarının görmek istedikleri müslüman modeline inat, kültürlü, kibar, saygılı dinine bağlı fertlerin yetişmesine vesile oluyor ve bu yolda ki kararlılığını sadece kendi ülkesinde değil tüm dünya da hayalden gerçeğe dönüştürüyor.
müslümanı hakir görmeyi kendilerine ilke edinmişlerin, fethullah gülene methiyeler yağdrımasını beklemek de herhalde abesle iştigal olacaktır.
"""müslümanların sel sefil, cahil, okumamış, hiç bir kurumda yer sahibi olamayan, eğitim, ekonomik ve sosyal hayatı bozuk, hep güdülmeye mahkum vs bir yaşam tarzına layık olduğunu düşünenler""" yine müslümanlar. insanların hiçbirisi gerçekten müslümanlar da özellikle dahil olmak üzere bu derece bir cehaleti haketmiyorlar. öte yandan bugün kendisini tanımlamak için islam/müslüman argumanını birincil etiket olarak gören birey olabilmeyi anlamlandıramamış kişiler cidden ve istisnasız ne kadar okumuş çizmiş olurlar ise olsunlar; cahiller.
cahil/cehalet kavramının anlamı üzerinde yaşanan problemler var anladığım kadarı ile. cehalet okumamışlık değildir. ingilizce karşılığı olan ignorance kelimesi daha açıklayıcı burada. rededen, yoksayan, önem vermeyen. bir ortalama müslümandan beklenti red etmesi; insanlığı, barışı sevgiyi eğer içinde sadece müslümanlar yok ise red etmesi. bunu onlardan isteyen önce dinleri sonra socalled liderleri. bunlardan birisi olan fethullah gülen de, bu doğal yolu izliyor. insanlar bilgili belki ama cahiller. ve öyle kalmaları da fethullahın gücü aslında.
müslümanlar bugün zorla ve hala arapçadan kuran okumaya teşvik ediliyor. bilmedikleri ve hiç anlamadıkları bir dilde tanrılarına dua etmeleri bekleniyor ne söyledikleri hakkında zerre fikirleri olmadan. bu tip bir insan kuranı ezbere bilse ne olur. bu cehalet değil de nedir. insanlar müslümanlar dinlerini kendilerine anlatıldığı kadarı ile biliyorlar, daha fazlasına ihtiyaç duyöuyorlar. bu cehalet değil de nedir? bunun böyle devam etmesi fethullah ve benzerlerinin işine geliyor.
kendilerinin tanımladığı demokrasiye mcchartysm denir.
fethullah ve benzerleri bugün "hak, hukuk, istediğimizi alıcaz vs" dediklerinde hissettiğim tek şey taşaklarımın kaşınması. hakettikleri tek ve yagane şeyin bu olduğuna inanıyorum çünkü.
bir arkadaşım ekolüne sadık kalarak kendisiyle ilgili şöyle bir şey duymuşluğum vardır;
tiki bir kız arkadaşları tarafından cemaat evlerine davet edilir, bu da kabul eder. zaten dünyadan haberi yok, aklı bir karış havada. neyse işte eve gidiyorlar falan bu kızımız ortamı görünce canı sıkılıyor tahmin edildiği üzere. içkili, eğlenceli bir ev bekliyordu herhalde berduş. sonra biri bir şeyler izleyelim diyor ve getirdiği cdyi bilgisayara yerleştiriyor. birkaç dakika sonra ekranda bir adam beliriyor ve bu tiki kız bombayı patlatıyor; ''aaa bu fettoş değil mi ben bunu tanıyorum yaa''.. bir anda herkesin gözleri bu kıza dönüyor. cık cık sesler çıkıyor ve kızımız ortamı ağlayarak terk ediyor.*
bu kadar insanın bağlılığı karşısında harbi ulan adam ne yapyor bu kadar diye bir videosunu izledim bi baktım herkes ağlıyor sonra çektim gittim insanlar bağlanmadan önce hakedip haketmediğine ne uğruna kullanılıp kullanılmadığına özellikle dikkat etmeli.eğer gerçekten inandığınız değeri siz hiç bir baslı altında kalmadan tüm benliğinizle savunuyorsanız önce kendiniz olun başkasına bağlı değil.
tam inanmış bir anadolu insanıdır. derdi, davası yüzünden paramparça olmuş bir anadolu insanı..
askerliği sırasında bir arkadaşı ona, "askerden sonra ne yapacaksın hoca?" der ve fethullah gülen "sen ne yapacaksın?" diyerek soruyla cevap verir. asker arkadaşı, "ben işime gücüme bakacağım, evlilik filan olacak işte.." demiş.. hoca ise, eliyle işaret yaparak; "ben dünyayı alıp elimde çevireceğim böyle kardeşim!" demiştir..
ve şimdilerde 120 ülkede faaliyet gösteren 1000'den fazla türk okuluyla takdirler topluyor bu cemaat hareketi.. yazması çok kolay ama dünyanın her ülkesinde faaliyet göstermek üzere toplam 1000 adet okul ve on binlerce fedakar öğretmen...
tam inanmak kavramının karşılığıdır kendisi. türk insanı için, karanlık odakların pençesinde kalmış türk insanı için hayat veren bir soluktur.. ve eğitimle aşılacağını sezmiş çoktan bazı şeylerin...
kitaplarından bazılarını okuma şansına erişmiş biri olarak kesinlikle inandığım bir şey varsa; meyve veren ağaç ne kadar büyük mahsül bırakacaksa, taşlayanları da o kadar çok ve o kadar ateşlidir..
hakkı teslim etmek için, vicdanım olduğu için yazdım bunları; cemaatine mensup olduğum için değil. şimdi siz devam edin fütursuzca karalamaya, hakaret etmeye..