bir adam düşünün ki, ihtilal sonrası sürgün edilsin,istifa etmek durumunda kalsın ve hakkında mahalli dikkat ediniz mahalli, altını tekrar çiziyoruz ki niçin o dönemde tevkif edilemediği anlaşılsın mahalli arama kararı çıkartılsın üstüne iddiaya göre hükümet tabibliği tarafından akıl hastanesine sevkedilsin ve son olarakta 86 yılında hapse atılsın ve hemde alakalı kişi 80 ihtilalinin yarattığı kişi olsun..
bakın darbecilerin akıl hastanesine yatırdığı iddiası ile darbenin adamı olduğu iddiası arasında derin bir çelişki var.
adamınız olan kişiyi (doğru olduğunu varsayalım)iddianın sunulduğu imaj çerçevesinde düşününce zoraki zincirlik deli muamelesi yaparak hükümet tabibliği sevki ile deli hastanesine sevk etmezsiniz. veya gerçekte olduğu gibi sürgün etmezsiniz. tutuklamazsınız.
ne bileyim ille diyanet işleri reiside yapmazsınız ama tam 6 sene boyunca açıktan hiç bir faaliyet gösterememesine neden olacak tasarruftada bulunamazsınız.
yani ... atalımda nasıl olursa olsun atalım diyerek ciddi bir zeka açısından problemli bir tablo çıkmakta...
enteresan olan bu çok açık problemli durumun inat ile savunulabilmesi...
evet enteresan olan bir diğer durumda fethullah gülen in deli hastanesinde olduğu iddia edildiği sırada 01.03.1981 tarihinde sızıntı dergisine nerdesin? ismiyle baş yazı yazabilmesidir.
daha da enteresanı aynı tarihte fethullah gülen in sürgün sonucu çanakkale de vaiz olmasıdır.
hüvelallah bu ne yaman durum böyle.
gelelim son karakol yazısına bu konuyla ilgili daha evvelde konuşuldu fethullah gülen, dünde bugünde yarında ordunun şahsi manevisini ziyadesiyle öven bir kimsedir. o yazıda ordunun tarihsel misyonunu övücü,nasıl olmasını gerektiği konusunda temennilerini bildiricidir. darbeden öncede sonrada bügünde övücü yazıları mevcuttur. yarında övmeye devam edecektir. son karakol utanılan bir yazı değildir. bilakis samanyolundaki dizilere isim olmuştur son karakol. yazıldığı dönem itibariyle düşünür isek ihtilalin millet değerlerinin aleyhine değil menfaatine tutum almasını arzulaması kadar olağan bir durum olamaz. çünki yazıldığı dönemde darbe rasyonel bir durum idi. üstelik o dönemde insanların algısı anarşisiyi bitiren kurtarıcı bir misyon gerçekleştirildiği biçimindeydi. henüz şu üç beş senelik ergenekon ifşaatlarına kadar darbe için zemin hazırlanıldığı bilgisinden mahrum idik.
bugün mısır da askeri bir yönetim var. rasyonel durum bu. oradaki her akım, hiç şüphe yok ki bu ara rejimin millet ve milletin değerleri aleyhine bir netice doğuracak işlere kalkışmasını arzulamaz. aynı durum 80 darbesinde bu coğrafyada geçerli idi.
yazının istismar edilen son cümlesinin hemen üstünde ''kendinden ümit edilenleri getirdiği takdirde, Türk'ün zaferler hanesinde en muallâ yeri işgal edecektir'' dikkat edilirse burda bir koşul var.
hocaefendi, 28 şubat ın çok açık hedeflerinden biri olduğu halde ordu nun şahsi manevisine yönelik övücü tutumunu korumuş post-modern darbeye belkide direnç gösterebilecek güce sahip olduğu halde çevik bir e bile nazik cümlelerle mektup yazmıştır.
biz bunu memleket sevgisine yorarız. kimileri taviz der. başkalarının bel'am misal nefsini kudurtur.
ha şimdi çevik bir e mektup yazması çevik bir e derin bir sevgi duyduğu anlamına mı gelir...28 şubatı meşru gördüğü anlamına mı gelir..hayır oradaki saygı kendisine değil makamınadır. maksadı nedir sürecin toplum ve toplumsal değerler adına en az zararla atlatılmasıdır.
faruk mercan ın kitabına atfen düşüncelerine gelir isek...
bir defa o yazı cımbızlanmış mı tetkik etmek lazım...tecrübe ile sabittir. fethullah gülen in yazıları cımbızlanarak belli propaganda merkezleri tarafından tahrif edilmektedir.
bu kah sözde dincilik,kah sözde milliyetçilik,kah sözde ilericilik nam ve hesabına olabilmektedir. o yazıyı inceleyeceğim. ama eğer 2008 yılında komünizm tehlikesini bertaraf babında 12 eylül ün o yönden misyonunu gerçekten övmüş ise bu samimi kanaattir. niçün böyledir? zira artık 80 darbesine sokaktaki enikler dahi rahatlıkla sövebilmektedir. eğer o halen bir cihetle övme ihtiyacında bulundu ise bu samimi kanaatidir. hiçte mecbur değildir topyekün söverek tribünlere oynama rahatlığı var iken.
darbe anayasasının değişmesi ise bambaşka bir merhaledir. darbeler olağan üstü dönemlerde olur. olağan dönemde olağan üstü dönemde yazılan metinler ihtiyaçları karşılayamayabilir. hakikatende 80 darbesini meydana getiren toplumsal olguların bugün olmadığını bu kadar detaycı ve korumacı anlayışa ne kadar gerek olduğu tartışılırdır.