medya yöneticilerinin bir bölümü hiçbir şeyi sorgulamadan, polise inanma yolunu çoktan ve kendiliğinden seçti bile.
şike operasyonu mu gerçekten? yoksa, fenerbahçe operasyonu mu; ya da aziz yıldırım operasyonu olmasın...
doğma büyüme beşiktaşlı ve beşiktaş kulübü kongre üyesi olduğunu açıklayan ismet berkanın önceki gün sosyal paylaşım sitesi twitterda yazdığı şu satırlara gözüm takıldı, televizyonda (a haber) kelimesi kelimesine okudum:
şike operasyonu beni hiç rahatsız etmiyor, aksine bu operasyon sayesinde sevinmeye de hazırdım ama polisin operasyonunu kamuoyuna satma çabası beni işkillendirdi, bugün yaşananlar daha beter işkillendiriyor beni. büyük resimde bir şeyler dönüyor, ama ne?
ismet berkanın sözünü ettiği, o gün emniyetten alındığı açıklanan ve polislerin aziz yıldırımın evine pazar sabahı gidişini gösteren görüntülerin televizyon kanallarında sunumuydu. araya şike operasyonunda ele geçirilen (aziz yıldırımla ilişkisi yok) 8 ruhsatsız silahın görüntüleri de sokuşturuluyor.
görüntülerde bir suçun suçüstü ortaya çıkarılması yok elbette. ama böyle bir algı yaratılıyor. aziz yıldırım üzerinde. tipik bir psikolojik harekât örneği. daha ifadesi bile alınmamış birinin kamuoyu nezdinde infazı sağlanıyor.
psikolojik harekât
üstelik bu, gizli olması gereken hazırlık soruşturması sırasında yapılıyor. polis, medyaya daha önce de yazdım- cömert bir servis yapıyor. medya, hiçbir hukuk ve ahlak filtresinden geçirmeden, eline tutuşturulanı yayımlayarak psikolojik harekâta aracılık yapıyor.
tıpkı 28 şubatta yaptığı gibi. tıpkı o dönemde mağdurlarından birinin ben olduğu andıçta yapıldığı gibi.
hukuk ayaklar altına alınarak adalete nasıl ulaşılacaksa, o yol izleniyor.
medya yöneticilerinin bir bölümü hiçbir şeyi sorgulamadan, polise inanma yolunu çoktan ve kendiliğinden seçti bile.
oysa medya boru-trampet takımıyla üç gün üst üste gürültüyle açıklanan bilgiler ve bulguların bir bölümü fos çıktı. örneğin, karabükspordan fenerbahçeye transfer olan nijeryalı futbolcu emenikenin bavul bavul para aldığı ve fenerbahçe karşısında maça çıkmadığı, bunun belgelerinin bulunduğu öne sürülmüştü. açın bakın pazartesi-salı günkü gazetelere.
emenike serbest bırakıldı. var olduğu iddia edilen görüntüler ise hiç ortaya çıkmadı.
aziz yıldırımın beşiktaş-fenerbahçe maçından önce futbol federasyonu başkanına telefon edip cüneyt çakırı maç hakemi olarak istediği ve maçtan önce cüneyt çakırla görüştüğü manşetlere çıkmıştı.
ne oldu? bunun gerçek olmadığı ortaya çıktı. örnekleri saya saya bitiremeyiz.
bu şekilde yürütülen bir operasyonun, milyonlarca fenerbahçeliyi, temiz eller operasyonu olduğuna ikna edemezsiniz. fenerbahçeliler, bunun aziz yıldırım üzerinden yürütülen bir fenerbahçe operasyonu olduğuna kanaat getirmeye başladılar.
bunu kim, niçin, ne amaçla yapıyor? cevabını bulamadıkları, benim de cevabını araştırdığım soru bu.
lube ayarın soruları
ne ki, fenerbahçelilerin önemli bir bölümü, bunun dürüst bir şike operasyonu olduğuna ilişkin kül yutmuyor. alın size bir fenerbahçe taraftarı olan, ödül sahibi bir gazeteci, 12 yıllık yargı muhabiri lube ayarın twitterda yazdıkları:
anlamak istemeyenlerle işim yok. ama algı sorunu olanlara tekrar anlatabilirim. hadi başlayalım diye söze girmiş. kayda düşsün: 1) polis, 2004ün son haftalarında dinlemedeydi! yani, rize-akçaabat ve rize-beşiktaş maçında olacakları biliyordu. soru: ne yaptılar? 2) maçlar oynandı, lig bitti, soruşturma bitti. bursaspor küme düştü. şike konuşmaları savcı selim berna altaya geldi (hrant dink cinayeti davasının savcısıydı. cç) soru: savcı ne yaptı? 3) 2005te dava başladı. ben dosyayı aldım. bazı belgeleri yayımlayan milliyet, şike belgelerine burun kıvırdı. soru: geçti mi bir yıl? 4) milliyetin spor ödülleri töreninde m. ali şahine bu belgeleri anlattım, önceki haberlerimi övüp kartını verdi. soru: bakan ne yaptı? 5) juventus (italyanın ünlü futbol takımı cç) küme düşürüldü. ben apar topar datçadan çağrıldım, bir kısmını yazdım (türkiyedeki şike soruşturması cç), bir kısmı veto yedi. soru: geçti mi 2 yıl? 6) bakan (m. ali şahin) ntvnin canlı yayınına çıktı. haluk yürekli istedi, telefonla bağlanacaktım. ama bakan istemedi, konuşamadım. soru: sizce neden? 7 bakan yayında iki yıllık zamanaşımı süresi doldu, yapacak bir şey yok dedi. soru: bu sürenin nasıl geçtiğini anladınız mı? 8) milliyetten cemal ersene konuşan türkiye futbol federasyonu başkanı haluk ulusoy, bu belgeler yok dedi. soru: diyecek söz bulabiliyor musunuz? 9) sedat ergin (o sırada milliyet genel yayın yönetmeni cç) fenerbahçe muhalefetinin (aziz yıldırımın muhalifleri) telefon konuşmalarını içeren bölümü silip attı, yıldırım lehine yazı istemem dedi. sorum yok! 10) milliyette sedat pekerin ünlülerle yaptığı telefon konuşmalarını koyduğum dosyadan şansal büyükanınkiler yok oldu! bulamam mı sandınız? 11a) habertürkteyken fatih altaylı kimsenin yapamadığını yaptı, rüştünün (o dönemde fenerbahçenin kaptanı, kaleci rüştü reçber) dövülmesine ilişkin telefon konuşmalarını kanal 1 haberde yayımladık. 11b) ertesi gün spor basınının sedat pekerle ilişkisini kanıtlayan ikinci bandı hazırladık. sabah, altaylı beni çağırdı ve şöyle dedi...
11c) bugüne kadar başbakan, cumhurbaşkanı, mit, ordu yazdım, ama böyle bir şey ilk defa başıma geliyor. bu bandı yayımlamasak olmaz mı? 11d)altaylı, mehmet ağarından şenes erzikine, fatih teriminden tahir kıranına aramayan kalmadı dedi. sorum yok!
kocamandan alexe
türk futbolu çökmeli, yeniden inşa edilmeli... 1958den beri bütün lig incelensin... benim ağırıma giden, fenerbahçenin öne çıkarılması diyen türk futbolunun ahlak abidesi, fenerbahçe teknik direktörü aykut kocamanın onur ve emek adına niçin çırpındığını şimdi anlıyor musunuz?
türkiyede futbol oynayanlar arasında bir başka ahlak abidesi olan fenerbahçe kaptanı alexin dün basın toplantısı düzenleyip biz burada alın terimizi biliyoruz. biz hiçbir maçı lekeli kazanmadık. hak ederek kazandık. şu an net bir şey yokken bu konular hakkında vereceğim bir cevap yok. ben gerçekler üzerine cevap veririm. benim için fenerbahçe şampiyondur diyerek niçin isyan ettiğini anladınız mı?
fenerbahçelilerin niçin olan biteni dürüst amaçlı bir şike operasyonu olarak görmediğini anlayabiliyor musunuz?
başka sorum yok...
şakirt hükümetimizin futbola olan merakı malumunuzdur. rte' nin kasımpaşa ,ibb, i.melih gökçek' in hacettepe, ankara spor gibi kulüplere verdikleri destek sportif başarı anlamında sonuçsuz kalınca rte. abimiz gözünü fenerbahçe kulübüne dikmiştir. soruşturma sonucunda fenerbahçenin başına imam hatip mezunu bir başkanın gelmesi muhtemeldir.Allah tüm fenerbahçelilere sabır versin.
2000 yılında alınmış bir büyük -büyükü tekrar vurguluyorum- büyük başarının ekmeğini 2011 yılında hala yemeye çalışanların. "olm biz deriz ama, siz büyüğüz diyemezsiniz" aymazlığında olmalarına anlam veremeyen taraftarların tuttuğu güzel kulüp.
O vakit siz de 2001 yılında başka bir şeylere sevinseydiniz. Her fırsatta "bizim kupamız var olm " tutumunda olmayın. Biz de anlayalım ayıbımızı.
gs taraftarı sikine takmıyormuş, ulan senelerdir dışarda içerde bir yerine takan biz değil miydik, sikine takmak için önce ona sahip olmak lazım, siz sizde onanı biliyorsunuz her sene gelip biz takıyoruz size sikimizi.
Haksızlığı savunmayan taraftarları olan takım. Haksızlık varsa her türlü cezaya boynumuz kıldan ince diyen taraftardır.
Hatta -30 puanınızı alın bize lazım değil, biz bir alt ligden efendi gibi başlarız diyen taraftadır da.
Taraftarın söylediği; 4-5 bilemedin 6-7 büyükler ve dahi küçükler diye adlandırılan tüm takımların aynı bokun laciverti bordosu kırmızısı siyahı olduğu yönünde.
Yarın öbür gün aynı iddialar diğer takımlar adına yapıldığında aynı tepkiyi verecek taraftarların şimdi niye bu tepkiye şaşırdığı merak edilmektedir.
hala acayip bir "görmemişlik" duygusuyla "sizi her branşta yendik", yok "çok acaip tesislerimiz var", yok "üniversitede arabası olanı da sevmezsiniz" diyen bir taraftara sahip olmaya devam eden spor kulübüdür. yahu neyi anlatmaya çalışıyorsunuz? büyükseniz bunları niye ikide bir "görmemişlikle" anlatmaya çalışıyorsunuz.
e şampiyon olmuşsunuz. herkes oluyor aq. bu kadar "büyükleneneni" bu kadar "abartanını" görmedim. e tesisi varmış. ulan şu türkiye'de "şu kadar acayip soyunma odam var" diye bu kadar övünen başka bir taraftar var mıdır? neymiş? "üniversitede arabası olanı da sevmezdiniz zaten". yooo. arabası olan arkadaşımın arabasına biner gezerdim. gayet de severdim. ha ikide bir "benim arabam var olm" diyen, ota b.ka arabası olduğunu göstermeye çalışan, arabasıyla "görmemişlik" yapanı sevmezdim evet. kimse de sevmez zaten aq.
başarılıysanız, bir sene şampiyon olduysanız; efendice oturun tadını çıkarın. 5 yıl üstüste şampiyon olup gs'nin rekorunu kırın. avrupa'da başarılı olun; kupalarınızla dövün gs'yi. ne aq iki tane maç kazanıp bir sene şampiyon olup; kazandığınız başarının 100 misli bir "görmemişlik" yapıyorsunuz dostum? e millet de kıl oluyor ondan sonra. elinizden şampiyonluğun alınacak olması; "mahallenin görmemiş gıcık zengin oğlanının bakkaldan sopa yemesi" kadar mutlu ediyor kitleyi. insanlar da buna seviniyor. sonra o, öve öve bitiremediğiniz; milletin "avrupa şampiyonu" olsa bu kadar görmemişlik yapıp, tantanası çıkartamadığı şampiyonluğunuzun "şikeyle" kazanılmış olma ihtimali; insanların "hoşuna" gidiyor işte. çünkü gıcık ettiniz. çünkü "görmemişlik" yaparak, "benim çok acayip tesislerim var oğliiiim. sizinki bahçe. benim aziz babam da bana bu yaz bisiklet alacak. taaam mi oğliiim." diyerek herkesi böyle bir "tiksintiyle" doldurdunuz. e insan bu. "düşünce" de "yardım elimi uzatıyım" demiyor doğal olarak. "ilahi adalet" diyor geçiyor. sonra "ağlama melis" oluyor...
Şunda bir hemfikir olalım önce: şikeyi camialar ve onların şanlı tarihleri değil, kişiler yapar. Kişilerin yaptığı soysuzluklar, gafletler ve hıyanetler bir kulübün şampiyonluk sayısını, oynadığı kümenin derecesini, tüm zamanlar total puanını değiştirebilir belki ama bizim ne o renklere olan aşkımız, ne de o camianın büyüklüğü üstünde bir etkisi söz konusu olamaz.
Dolayısıyla sarı-lacivert renklere gönül verenler anlamalı ki bugün sorgulanan da bunlar değildir. Ve Fenerbahçenin değerlerine leke sürecek bir şey varsa bu asıl, ortada işlenen bir suç varsa eğer bunun cezasız kalmasıdır. Şampiyonluk denen şey 1 seneden, bir kupadan ibarettir ama ama geride 100 küsur senelik bir geçmiş ve sayısız kupa vardır. Muhafaza edilmesi gereken geçmistir ve gelecektir. Bunun için gerekirse bu günden elbette vazgeçilebilir.
Biliyorum, bugünden vazgeçmek, eldekini kaybetmek gibi kavramlar zamanın ruhuna uygun düşmüyor. Vahşi kapatilizmin kişiliklerimize enjekte ettiği "ne olursa olsun kazan, başarılı olmak için her yol mübahtır" söylemlerine uymamak sanki artık doğamıza aykırı bir şey. Haksız kazancın kötü bir şey olduğu, alınterinin, dürüstlüğün kutsallığı, başkasından gaspedilen hakkın haram olduğu gibi modası geçmiş klişeler artık eski Yeşilçam filmlerinin bir köşesinde kaldı yalnızca.
Ama sokağa dökülmeye hazırlanan Fenerbahçe taraftarları kendilerine sormalı: Çocuklarına bırakmak istedikleri Fenerbahçe, kendi iktidarlarını ve hırslarını futbolun, klüplerinin önüne koymuş 3-4 adamın sporun ruhuna aykırı eylemleriyle şampiyon olmuş bir Fenerbahçe mi? Bu adamlar suç işledilerse, Şampiyonlar Ligi hatırına yanlarına kâr mı kalmalı?
Hadi öyle oldu. Yıllar sonra biri çıkıp itiraf ettiğinde şikeyi. Bu adamı savunmak için sokağa çıkıp yürüdüğünü hatırlayıp utanmayacak mısınız? Çocuğuna Fenerbahçenin büyüklüğünü, geçmişini anlatırken sıra 2010-2011 sezonuna geldiğinde ne söyleyeceksin?
"Sen ne dediklerine bakma çocuğum, biz o sene şike şike şampiyon olduk. Unutma, kazananlar hep haklıdır. Tarih hep kazananları yazıyor bak. Zaten tarihi de kazananlar yazar genelde. Anlayacağın başarıya ulaşmak için fırsat buldun mu kullanacaksın. Hile yapmışsın, başkasına haksızlık olmuş. Bırak bunları kaybedenler düşünsün. Kazananlar geriye bakmaz, daima ileriye bakar"
Kusura bakmayın, ben çocuğuma bunları söylemek istemezdim. Ortada suç varsa, bir ceza da olmalıdır. Zaten çok fazla görmezden geldğimiz bu basit kuraldan hiçbir şey uğruna vazgeçemeyiz. Ben ortada bir suç var diyecek konuma, bilgiye, kanıta sahip değilim elbette. Olasılıklar üstüne konuşuyorum. Peki siz ortada bir suç olmadığına dair kesin bilgiye ve kanıta sahip misiniz? Sokağa dökülmeden önce bunu bir düşünün derim...
türk insanının zihniyetini bir kez daha anlamama sebep olmuş takım. fener destekcilerini gördükce deliriyorum. suçu, suçluyu, haksızlığı bu kadar mı sever olduk ? bu kadar mı meşrulaştırır olduk ? tamam ortada ıspatlanmış bir şey yok belki beklemek lazım ama eminim fener aklanamayacak ve aziz yıldırım için deliren adamlar olacak. yahu zihniyetinizi sikeyim sizin nasıl insanlarsınız siz? suç ulan bu yasal değil ! emek hırsızlığı ! kul hakkı ! neyini savunuyorsun ?
bu zihniyet "yesin ama yapsın","adam yiyor ama yapıyor helal olsun" zihniyetindeki insanlardır !
30 puan keserek lige başlatmak ne demek? bu adamlar şike yapmış. e kardeşim madem şike var neden bank asya' ya gönderilmiyor? daha ortada fol yok yumurta yok ama eğer fener lige -30' la başlarsa bu türk futbol tarihne kara bir leke olarak geçer. koyu bir beşiktaş taraftarıyım ama eğer beşiktaş' da şike yaptıysa düşürülsün fener' de!!!
Konuştuklarımızı ağızlarına almayı seven karşı takım taraftarları olan takımdır.
Çok alma lan alışkanlık yapar.
Şike konusuna gelirsek velevki yaptık. (Ben inanmıyorum. Fakat eski zamanlarda yapılmış olduğunu da düşünüyorum) Şimdiye kadar hiç birinizin tuttuğu takım böyle bir şey yapmadı değil mi? Teşvik primi vermedi, araya adam koymadı.
Valla bravo sütten çıktıktan sonra merede ikamet ediyorsunuz ak kaşıklar.
Bir önceki entrymde yazdığım gibi birbirimizi tanıyoruz. Kendinizi kandırsanız da içiniz de bir yerler de siz de biliyorsunuz.
Merak etmeyin biz de biliyoruz.
Şimdi kendi kapınızın önüne, hadi çocuğum annen çağırıyor.
siktik soktuk diye ağlayan melislere sahip şikeci takım. o hakemleri satın alarak, takımlara para vererek yenersiniz zaten anca. 'kodumun şikecileri' demiş bir düşünür zamanında.
Başarılı kulüp.
Kendisinden beklenen; karşılaşılan her spor branşında yendiği rakibine "yenildin ama, benden büyüksün" demesi.
Dünya çapında tesisler yapıp "ya aslında sizin bahçe düzeni bizim hepsinden iyi haaa" demesi.
Ulan armut kafaları siz sınıfın en yakışıklı ve çalışkan çocuğuna da kıldınız zaten.
Üniversitede arabası olan arkadaşınızı da içten içe sevmezdiniz. Hele arabaya almıyorsa dıştan da sevmezdiniz.
Asker de komutan postasına da ayar olurdunuz.
Siz hep sizden iyisini sevmediniz. Ne farkı var benden dediniz. Şimdi başka bahane uydurmayın. Birbirimizi tanıyoruz.
o değil de, bunlara kim beddua etti de duası kabul oldu tanımak isterdim doğrusu. adamlar resmen tarihe gömülüyorlar. "bu gemiyi allah bile batıramaz" diyenlere cevaben titanik'i batıran allah'ım, bunları da mı batıracaksın yoksa?
küme düşsün düşmesin, olanlar örtbas edilsin edilmesin, türk spor tarihinin en büyük rezilliğini yaşamış takım. bu travma uzun yıllar geçmez, insanların gözündeki bu leke uzun yıllar silinmez.
ayrıca taraftarı da bu süreçte sınıfta kalmıştır. bu kişilere sahip çıkmış, arkasında durmuş, şikeye ortak olmuştur.
bu tavırla, şike aziz yıldırım ve bazı yöneticilerin değil, fenerbahçe kulübü ve camiasının utancı haline gelmiştir.
ayrıca;
biz küme düşersek marka değeri düşer, lig mahvolur, kimse futbol izlemez, digiturk kepenk kapatır, tribünler boşalır, milyar dolar kaybolur vs..
sekter get lan.
rezilliğinizle oturacağınıza, utanıp kendinize geleceğinize hala bik bik yapıyorsunuz.
çok "kendini beğenmiş" bir taraftar kitlesine sahip takımdır.
neymiş. onlar bank asya'da oynarlarsa, biz de onları izleyecekmişiz. yuh yahu. kendinizi nasıl bir dev aynasında görüyorsunuz yeğenim? işimiz gücümüz yok; sizin tavşanlı linyit spor maçınızı merak ediyorduk.
kendileri dışında kimse tarafından da "sevilmediklerini" bilirler. bunun sebebini de "başarılı" olmalarında falan ararlar. e kuzum; bu kadar "kendini beğenmişlik" sevilmez elbette. sokakta da sevilmez, mahallede de sevilmez, okulda da sevilmez. az biraz gerçekçi olun. bu kadar uçmayın a canlarım.
başarının "sevilmeme" durumu ile ilgisi yok. gs 4 yıl üst üste şampiyon olurken; avrupa'da kupalar alırken bile, sizin kadar "sevilmeme" durumu yoktu. hatta çoğu yerde "sevgiyle" karşılanıyordu. e mütevazi olup, başarıyı kaldırınca kimse "gıcık" kapmıyor. "5'te 5 yaptık. en büyüğüz" veya "türkiye'nin 1/4'ü çok mutlu." gibi kendi kendinize triplere girince bir tür "tiksinti" durumu oluşuyor tabi diğer insanlarda. bunun başarıyla alakası yok. sevilmemenizi de "en büyük" olmanıza falan bağladıkça, daha da antipatik oluyorsunuz. çünkü "görmemişlik", çok sempatik bir davranış biçimi değil.
tff yetkililerine "-30 puanla lige başlamayı kabul etmeyiz. tüzük neyse onu uygulayın, şike varsa bizi küme düşürün, fenerbahçe'nin aldığı parayı da diğer takımlara bölüştürün. alnımızın akıyla çıkar bankasya liginde oynarız" diyen erdemli yöneticilere sahiptir.
peki kimmiş bu erdemli kişiler: ali koç ve nihat özdemir. her ikisine de sonsuz tebrikler. helal süt emmişler belli ki. o sebeple bu kulüp için hala bir ümit var diyebiliriz.