ergenekon ve balyoz doğru; fenerbahçe operasyonu haksız
bu yazıyı fenerbahçe kulübü başkanı aziz yıldırımın savcı mehmet berk önünde sorgusu devam ederken yazıyorum. sonucu bekleme gereği duymadan. sonuç ne olursa olsun, şike operasyonu adı verilen proje ile aziz yıldırım zaten bertaraf edilmiş oldu.
o nedenle bir önceki yazıya bu gerçekten şike operasyonu mu; yoksa bir fenerbahçe operasyonu ya da aziz yıldırım operasyonu mu? sorusuyla girmiştim.
tıpkı 28 şubat sürecinde olduğu gibi, medya, bu operasyonun vurucu gücü olarak kullanıldı ve aziz yıldırım, savcı önüne çıkmadan günler önce kamuoyu algısı elde edilerek bitirildi. onun ismi üzerinden fenerbahçe de sarılması belki yıllar alacak şekilde ağır yaralandı.
pazar sabahı aziz yıldırım gözaltına alındığı andan itibaren medyaya servis edilen ve önemli bölümü doğru çıkmayan bilgi-bulgu-delil sağanağı ile yargısız infaz yerine getirilmişti. o andan itibaren ergenekon bülbüllerinin şakımaya başlayacağını, bu operasyonun hukuk çiğnenerek yapılması üzerine, işte ergenekon ve balyozda da aynı şey yapıldı diyeceğini adım gibi biliyordum.
ergenekon-balyoz lobisinin oportünizmi
dolayısıyla, bu şekilde yürütülen bir şike operasyonunun ergenekon lobisine ergenekon ve balyoz üzerinde şaibe varmış gibi bir argüman kozu sağlayacağının farkındaydım.
ak partinin şunun şurasında bir ay önce yüzde 50lik bir seçmen desteğiyle yeniden iktidar olmasının, ergenekon-balyoz hattı için ölüm fermanı gibi algılanacağı besbelliydi.
yapabilecekleri tek şey, desperado eylemlerine girişmekti, ki, bunu chpnin tbmm boykotu ile yaptılar. sonuç, chpyi ve onun üzerinden ergenekonculuğu güçlendirmek olmadı. chp, gülünç duruma düşmeye başladı ve şimdi tbmm faaliyetlerine katılmak için cankurtaran simidi arama görüntüsüne girdi.
şimdi medet umacakları bir başka şey varsa, fenerbahçe gibi bir ulu çınarı odağına alan operasyonun faullü yürümesinden kendilerine ekmek çıkartmak.
aç kalacaklar.
benim dünkü, operasyonun hukuk dışına çıkarak yürütülmesinden adalet gelmeyeceğine ilişkin yazımı, aynı şey ergenekon ve balyoz için geçerli değil mi? aklın başına şimdi mi geldi? salvolarıyla değerlendiriyorlar.
cevap basit: hayır, değil!
ergenekon ve balyoz, somut deliller üzerinde yürüdü. umraniyede, eskişehirde, poyrazköyde, ankarada ortaya çıkan silahlar, bunların bağlantıları, danıştay saldırısı ile ilişkileri, özden örnek ile mustafa balbayın birbirini tutan günlükleri, ıslak imza, gölcükte karargahın altından çıkan sayısız belge, tskda hazırlanan andıçlar, bütün bunlar teknik raporlarla gerçekliği saptanmış bulgulardı.
ayrıca, türkiyede üç darbe, bir postmodern darbe gerçekleşmedi mi? bunların medya ayağı yok muydu? ortaya dökülen ayışığı, sarıkız vs. darbe planları sanal mı?
sahada şike yok
peki, aynı durum şike operasyonu ya da fenerbahçe için geçerli değil mi?
cevap yine basit: hayır, değil!
kirli işlere bulaşmış, bu bulaşıklıklarının somut delilleri ortaya çıkmış yöneticiler yok demedik.
dediğimiz şu: fenerbahçenin bu sene futbolda elde ettiği şampiyonluk, şike ile kazanılmadı. emek ve alınteri ile kazanıldı. şike ile kazanıldığı algısını oluşturmak için medyanın kullanımına sunulan bilgi ve belgeler bunun öyle olduğunu ortaya koymuyor.
futbol, 90 dakika süren, 11er kişinin oynadığı ve sonucun oynayanların performansından, raslantıya, şansa, bir dizi faktöre bağlı olarak her an değişebileceği bir oyun.
fenerbahçenin mercek altına alınan maçlarının hiçbiri şike ile kazanılmadı. tam tersine, rakipleri, fenerbahçenin şampiyonluk yarışında olduğu diğer takımlara göstermediği direnci, müthiş biçimde fenerbahçeye karşı gösterdiler.
aykut kocaman ve alex de souzanın söylediği gibi, o maçları fenerbahçe kaybedebilirdi de. şike şaibesini doğrulayacak tek bir saniye olmadı o maçlarda.
hani o görüntülü deliller?
şu mercek altına alınan maçlarda fenerbahçeye avantaj sağlamak için maç satmış kaç oyuncu var gözaltında ya da tutuklu?
karabükspordan ve eskişehirspordan fenerbahçeye transfer edilen emmanuel emenike ve sezer öztürk pazar günü gözaltına alınmışlardı. pazartesi günü medya emniyetten servis edilen bilgilerle, iki oyuncunun yandığını, çok sağlam deliller bulunduğunu yazıp çizmedi mi?
emenikenen para alırken görüntülerinin polisin elinde bulunduğu medyada gürültülü biçimde ortaya atılmadı mı?
salı günü o gün emniyete uğramış olan eyüp cana sordum, bitti mi emenike? eyüp can, unut onu artık gibisinden bir cevap verdi. emenike ve sezer öztürk, çarşamba günü serbest bırakıldılar. yani, tutuksuz olarak bile yargılanmayacaklar.
işlerinin başına, fenerbahçe takımının kampına döndüler.
sahadaki futbolcuya yansımayan, kulüp yöneticileri ile menajerler arasında döndüğü ileri sürülen para trafiği ile sahada kazanılan şampiyonluğun şike eseri olduğu söylenebilir mi?
koskoca fenerbahçeye, gönüllerini o kulübe adamış milyonlarca kişiye leke sürülebilir mi?
o fenerbahçe ki, yıllardır futbolda fair play öncülüğü yapıyor, stadlardan küfür ve hooliganlığı önlemek için ön alıyor. bunu somut olarak uyguladı. kendi stadyumunda olay çıkaranları kamerayla saptayıp polise o teslim etti. tribünlerde parasız bilet teminiyle yerleştirilen taraftar profilini ortadan kaldırdı. 14 nisanda çıkan kanunun çıkması için en büyük çabayı o gösterdi.
şike operasyonu yapılacaksa, fenerbahçeyi merkezine alarak yapılırsa, milyonlarca kişinin adalet duygusu yerlebir edilir. türkiye futbol federasyonu bunca yıldır şike dosyalarını hasıraltı edip, fenerbahçe hakkında karar vermeye kalkarsa, buna elbette başkaldırılır.
m. ali aydınlar istifa etsin
futbol federasyonunun çiçeği burnunda başkanı, bir fenerbahçeli olan m. ali aydınlar. gönlündeki en büyük hedefin bir gün fenerbahçeye başkan olmak istediğini bilmeyen yok.
eyüp can, perşembe günü aydınların hayatının en büyük sınavıyla karşı karşıya olduğunu yazdı. fenerbahçeye küme düşürürse, başkan olma hayalini ebediyen unutacağını belirtti.
m. ali aydınların önünde basit bir karar var: fenerbahçeye yönelik, arkasında kimin ve niçin olduğu belli olmayan ama olduğu besbelli bir tertipin piyonu olmak istemiyor ve birgün hayalini gerçekleştirmek istiyorsa, pazartesiye kadar zamanı var. futbol federasyonu başkanlığından istifa etsin.
fenerbahçeyi hedef alan bir tertibin içinde, ama hukuk gerekçesiyle, hukukun nerede, kim tarafından, nasıl uygulandığı belli olmayan bir ortamda hiçbir fenerbahçeli yer alamaz. sadece hayalini değil, fenerbahçeyi ve fenerbahçelileri ebediyen unutur.
sonuç: polis ve yargı, doğru da yapar; yanlış da. ergenekon ve balyoz operasyonları, somut bulgulara dayalı doğru soruşturmalardır. şike operasyonu ise başından itibaren hukuk ihlaline dayalı, 28 şubatvari, medya eliyle yürütülen, arkasında ortaya çıkmamış hesaplar bulunan bir anti-fenerbahçe operasyon.
fenerbahçenin hakkını ve onurunu savunmak da, hukuku savunmak gibi, her fenerbahçelinin hakkı ve ödevidir.
olur da bankasya ligine düşürülürse yabancı futbolcularının hemen hemen tamamının takımı bırakması aşikardır. ama sorun burda değil.
fenerbahçe bankasya ligine düşerse yabancı futbolcuların eksikliği yanında alt küme takımlarına şansı tutmaması sebebiyle bir kaç sezon süper lige çıkması hayal olabilir. nereden biliyoruz, yeni malatya ve pendikspor'dan.
şike iddialarıyla içeri alınan sivasspor kalecisi koraya koray aslanım koray merak etme diye bağıran ** ve haber yapmaya çalışan bir gazeteciye tekme tokat dalan ve sonrasında iki tokat yedi ağlıor yeaa diyebilen bir taraftar grubuna sahip takım.*
medya, rakipler ve şöhret ile para peşinde koşan türk adalet sisteminin fertleri tarafından topyekün saldırı altında olan "spor kulübü". stone in my hand isimli sevdiğim bir şarkı bu aralar takımımıza çok uygun gibi.
'' binalar semboldür, yok etmenin bir sembolü. sembollere insanlar güç verir, tek başına semboller anlamsızdır. ama yeterli sayıda insanla, binaları (sembolleri) havaya uçurmak dünyayı değiştirir. '' *
fanatiği insanı çileden çıkartan takım. başkanları, yöneticileri, futbolcuları şike soruşturması sebebiyle gözaltına alınıyor, buna rağmen hala kendilerine oyun oynandığından bahsediyorlar. inanılır gibi değil...
hele şike muhabbetini 2006' nın son maçına getirenler... anelka' nın, nobre' nin elle attığı golleri, şampiyonluk için yarıştıkları takımın elle kale çizgisinden çıkartılan şutlarını, ofsayt diye kesilen buz gibi ataklarını ne çabuk unuttu?
bu kadar paranoya zararlı... bırakın kararı adalet versin. sizin de bizim de sinirimiz kalkmasın. bekleyip görelim ve hukuğa saygı duyalım.
baskette efes 'le birlikte en iyi iki kulupten biri olan ulker,
birden bire subeyi kapatma karari aldi
ve fenerbahce 'ye %100 sponsor oldu
gs 'ye ve bjk 'ye yapmadigi seyi fenerbahce 'ye yapti
ikinci hamleyi 2008 'de yaptilar
hasan dogan 'i federasyon baskani yaptilar
ama rahmetli oldu ve planlar gene bozuldu
dikkat edin zaten akp iktidari geldiginden beri
fenerbahce ne zaman sampiyon olsa
akabinde federasyon baskani degismistir
2003-04 'teki sampiyonlugun hemen ardindan haluk ulusoy gitmistir
levent bicakci gelmistir
2004-05 'teki sampiyonluktan 7 ay sonra levent bicakci apar topar gitmis
tekrar haluk ulusoy gelmistir
2006-07 'deki sampiyonluktan 7 ay sonra ise haluk ulusoy sepetlenmis
hasan dogan gelmistir
ve simdi ise;
ozgener gitti aydinlar geldi
hem fenerbahce baskanligindan bir aday eksildi,
hem de kendi sectikleri birisi tff baskani oldu yeniden
bir tasla iki kus
federasyon olayiyla kalmadi bu is tabii
her sezon fenerbahce 'nin karsisina bir takimi rakip yaptilar
2006 'da gs, 2007 'de bjk, 2008 'de gene gs, hadi bunlar 3 buyukler diyceksiniz
2010 'da bursa 'nin sessiz yukselisinin altinda,
anadolu takimlarinin onlara karsi kedi gibi oynamasi yatmiyor sadece
faruk celik diye bursali bir bakan var bildiniz mi?
gecen sezonun sonlarina dogru "fener 'in attigi gollerdeki kaleci hatalari cok bariz" diyen
sen bakansin, madem bu kadar eminsin, kanitlarin var, gider sorusturma actirirsin di mi?
ama yok oyle bisey tabii, maksat bok atmak
bursa sampiyon oldugu icin bir daha o muhabbetler hic donmedi
eger gecen sene fenerbahce sampiyon olsaydi,
simdiki seylerin aynisi gecen sene olacakti
gelelim bu seneye...
neredeyse butun ak parti trabzon 'u destekledi
ki zaten wikileaks 'te cikan "trabzonspor 'a ortulu odenekten para yardimi yapilmasi" olayi
basli basina bir skandal iken
ustune bir de,
karabuk milletvekili m. ali sahin, karabuk-fener macindan 1 gun once cikip
"trabzon sampiyonlugu daha cok hakediyor" diyor
ve sonrasinda karabuk fener 'e kopekler gibi oynarken,
sadece 2 hafta sonra trabzon 'dan 4 yiyor
sezon bitti, lig tescillendi, 2 ay gecti nerdeyse
8 ay once baslandigi soylenen bi operasyon
neden pazar gunu bitti ve gozaltina almalar basladi?
eger bu kadar kesin bi sey olsaydi aninda paket servis olurdu
emin olun
simdi aziz yildirima 'a icerde iki secenek sunuluyor:
1) ya baskanligi birakirsin, ama serbest kalirsin
2) ya da seve seve biraktiririz, yani senelerce yatarsin icerde
1) bu secenekte;
fenerbahce 'ye katakulliyle, montaj veya asla kopyasinin yayinlanmayacagi sozde kanitlar dogrultusunda sike var denecek, fenerbahce kume dusecek ve aziz yildirim gidicek, imamin adamini baskan yapmak icin bunu goze alacaklar, sike falan olmasa bile
2) bu secenekte ise (yani aziz yildirim birakmayi kabul etmezse)
fenerbahce aklanacak, ama aziz yildirim futbol disi sebeplerden oturu bi turlu bitmeyen mahkemeler ve sonrasinda alacagi ceza nedeniyle yillarca icerde kalicak
mehmet yildiz serbest birakildi
yandas medyada "fener 'i sampiyon yaptik" dedigi yazilan adam
su an serbest, sizce neden?
19 kisiye tutuklanma talep edildi
bu 19 kisinin icinde,
fenerbahceli herhangi bir yonetici veya futbolcu yok
2009 baskanlik secimleri, cok kotu gecen 2008-2009 sezonunun ardindan
muhalefeti cesaretlendirmisti
ve cemaatin onde gelen olmasa da eski muridlerinden
sadan kalkavan -ki hic goz onunde degildir, hatta cemaatin cogu muridi onun cemaatte oldugunu bilmiyordur eminim-
kendisini fenerbahceliler bilir, ali sen donemi ve aziz yildirim 'in ilk doneminde yoneticilik yapti
2009 'daki secimlerde ite kaka, kendisi istemese de baskan adayi oldu
tabii kadroda 2006 denizli macinda yesil siyah kravat takan h. bilal kutlualp de vardi
sadettin saran cezali oldugu icin listeye girememisti
akp 'dekiler, bu olayin futboldaki temizlik acisindan iyi olacagini ve bi an once sonuclanmasini istediklerini,
diger partidekiler, bu sorusturmanin sacma sapan bisey oldugunu soylediler
trabzonsporlu milletvekilleriyle konusmuslar
ayni tablo
gsli ve bjkli milletvekilleriyle konusmuslar
gene ayni tablo
ozellikle chp 'den bir fenerbahceli milletvekili,
bu olaylarin fenerbahce 'yi gucsuzlestirme-ekonomik olarak zayiflatma operasyonu oldugunu,
mhp 'den gs 'li bir milletvekili ise
bu sorusturmalarin neden lig biter bitmez baslamadigini sorarak isin icinde baska seyler oldugunu acikca ima etti
gorun artik sunu, acin gozunuzu beyler
sadan kalkavan zoraki sekilde rakip gosterildi ve kaybetti secimi
zaten kazanamicagni biliyolardi, amac sadece guc dengelerini yoklamakti
aziz yildirim ezici cogunlukla kazaninca secimi,
bu isi demoktarik yolla yapamicaklarini bi kez daha anladilar
ve bugune kadarki en buyuk operasyonlarina basladilar
neden demokratik yolla yapamiyolar bu isi?
cunku fenerbahce 'nin 15000 kongre uyesinin
%99 'u egitimli ve gorgulu insanlardan olusuyor
haliyle bu taraklarda bezi olan insan bulmak cok zor
2009 'daki bu agir maglubiyetten sonra kollar son bi kez daha sivandi
fenerbahce daum ile yeniden anlasti, buyuk bir havayla girdi sezona, 8 'de 8 yapti
ilk yariyi cok iyi bi performansla kapatti
ikinci yari her sey tersine dondu, subat ayinda galibiyet alinmadi
diyarbakirspor, bursa macinda cikardigi olaylar nedeniyle kume dusurulmesi gerekirken
bilerek kumede tutuldu, simdi devede kulak bir ayrinti olucak ama,
d.bakir dusurulseydi, fener kendi evinde 1-1 bitirdigi d.bakir macini hukmen kazanmis olucakti ve,
2 puan daha alarak sezonu sampiyon olarak kapaticakti
d.bakir macinin da oynandigi subat ayi bitti ve fenerbahce 'nin seri galibiyetleri basladi
icinde gs ve bjk 'yi de yendigi o seri
olaylar burda patlak verdi zaten
fener patir patir yeniyor herkesi ve aziz yildirim dusmanlari iyice bileniyordu
kasimpasa macinda kaleci murat sahin 'in cikisini olay yaptilar
daha once bahsettigim devlet bakani faruk celik bursaspor lehine aciklamalar yapti
subat ayinda herkes hayatindan memnunken,
mart-mayis arasi bazilarinin gotu tutusuvermisti
beyler, fenerbahce baskanligi oyle bir makamdir ki
basbakandan onemli ve prestijli oldugu yerler coktur
bu makamda senelerce tek bi kisinin oturmasi
gunumuz dunyasi sartlarinda
cok kisiyi rahatsiz eder, ozellikle iktidari
bunu gozardi etmeyin
fenerbahce 2. baskani bile bugun
isminin onundeki bu baslik sayesinde bile onlarca kisinin onune gecip
bana göre küme düşmesi, lige -30 puanla başlamasından daha iyi olacak takımdır. -30 puanla başlayıp hedefsiz ve boktan bir sezon geçirileceğine, gidip bank asya'da şampiyon olunup bir sonraki sezon süper lige bir kupayla dönülebilir.
forbes ta avrupa futbolunu ve futbol ekonomisini tehdit eden futbol takımı olarak fenerbahçe öngörüldü. burdan şunu çıkarmak mümkün; yılanın başı küçükken ezilir. forbes 3 yıl içinde asya nın barcelona sı geliyor denmişti satır aralarında. lakin şuan ki düşüncelere göre bir milan, juventus olma yolunda ilerlemekte. peki fenerbahçe bir juventus olacak mı? bu soru avrupanın manşetlerinde gezmekte lakin juventusu futbolu ile engelleyen inter, roma, milan türkiye de yok. düşen bir fenerbahçe karşı konulmaz bir hırsla lige dönecek ve ardından tekrar istanbul takımlarıyla yarışa girerek önce avrupa liglerine katılım sonra lig şampiyonluğu elde edilecektir. yani özetlenecek olursa forbes ın bahsettiği durum yaklaşık olarak 4 yıllık rötar yapıp yine var olacaktır.
hakkında şike iddiaları bu denli ayyukta ise fenerbahçemin; trt'den izlemek üzmez bizi.
ve ayrıca aziz yıldırım'ın da hakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüphe varsa tutuklansındır.
bizden bu çapta bir yanlış yapanın yeri artık bizim yanımız değildir.
koyu bir fenerbahçe taraftarı olaraktan, suç kanıtlanırsa mahkeme tarafından, küme düşmeye razıyız. ama suç kanıtlanır küme düşürülmezse bu takım o zaman lekenir 104 yıllık çınarımız. son karara kadar beklenilmesi lazım. şuanda bol keseden konuşmak yanlış olur.
bir samsunsporlu olarak kesinlikle küme düşmesini istemediğim takımdır. arkadaş biz o kadar imkansızlıklara rağmen, kahpeliklere rağmen, yusuf ziya gibi eski başkanlara rağmen boşuna mı çıktık lan bankasya'dan süper lige? Fener'e 3-4 atması,arkayı fenerlemesi, şampiyonluğa giderken bize koyulması sahte de olsa, şikeyle de olsa 2 dakika 2 ay şampiyonluk kutlayamamaları güzel oluyordu.
işin şakası, taraftar çekişmelerini vs geçersek şike Türkiye liglerinin malesef ki gerçeği olmuştur. Bu BJK'de de , GS'de de vs yeri geldiğinde yapılmıştır, kimse buna dur demediği için fenerbahçe yöneticileri eşşeğin bilmem tarafına su kaçıracak şekilde yapmıştır ve ihale onlara kalmıştır. Umarım fener'e kalan ihale öncelikle bütün büyük takımlara, sonra da mali yokluklardan ötürü kendi takımlarıda şikeye yol veren anadolu kuluplerine ve büyük takıma transfer olmak için takımlarını satan şerefsiz futbolculara ders olur. böylece daha güzel bir lig izleriz. Fenerbahçeliler de eminim yıllar sonra Türk futbolu temizlenirse aziz yıldırım ve tayfasının fenerbahçe'ye çektirerek aldıkları bu dersin değerini anlarlar ve iyi ki de olmuş derler. Ha tabi keşke ihale bjk'ye, TS'ye, GS'ye kalsaydı da öyle futbol temizlenseydi de diyeceklerdir normaldir. Bununla beraber Bu konuda yönetimi suçlamayan, FB'nin adını ayaklar altına alınmasından rahatsız olmayıp "ne olursa olsun şampiyonluk bizim olsun" diyece FBlilere de allah akıl fikir ihsan eylesin.
çamur at izi kalsın. ne güzel demiş atalarımız. bugünlerde sürekli olarak örnek gösterilen juventus örneğine gelin biraz daha yakından bakalım ve olayın iç yüzünü bilmiyorsak öğrenelim.
juventus 2006 yılında finansal ve sportif açıdan real madrid ve manchester united ile birlikte dünyanın en güçlü 3 futbol kulübünden biriydi. toplamda 29. serie a şampiyonluğuna giderken aynı zamanda son 5 yılda dördüncü şampiyonluğunu kazanmış ve formasına üçüncü yıldızı takmasına bir adım kalmıştı.
sezonun sonlarına doğru başta interin ikinci başkanının yönetimindeki la gazzetta dello sport olmak üzere birçok medya organı calciopolinin açılışını juventus serie cye düşüyor haberleriyle yaptı. daha ortada doğru düzgün bir iddianame bile hazırlanmamışken, mahkeme henüz başlamamışken nasıl bu kanıya vardıkları bir yana serie b yerine serie cye telafuz edip yaptıkları yönlendirme ölümü gösterip sıtmaya razı etmekten başka bir amaç taşımıyordu.
davaya konu olan 4 takım vardı. juventus, milan, lazio ve fiorentina. sonradan bunlara regginada katıldı.
suçlamalar şu şekildeydi.
fiorentina: başkan diego della vale, lazio başkanı claudio lotito ile birlikte maç ayarlamak istedi.
lazio: lotito, della valenin teklifi reddetmiş olsa bile bunu figce bildirmemek ile suçlandı.
milan: yönetici leonardo meaninin hakem atamalarından sorumlu pierluigi pairetto ile bağlantısı ortaya çıktı. maç ayarlama ile ilgili kesin bir delil bulunmasa bile, milana haksız avantaj sağlama söz konusu olabilirdi. milan kulübü olaydan ciddi bir ceza almadan kurtuldu çünkü ikinci başkan adriano galliani kendisinin durumdan haberi olmadığını ve meaninin kulübün emri ile değil kendi tasarrufu ile hareket ettiğini iddia etti.
juventus: yöneticiler luciano moggi ve antonio giraudonun hakem atamalarından sorumlu diğer şahıs paolo bergamo ile iletişim kurdukları görüldü. maç ayarlamaya dair bir delil bulunmamasına rağmen bu bağlantılar juventusa haksız avantaj sağlamış olabilirdi.
davanın konusunu oluşturan iddialar bu kadar basit olmasına rağmen yukarıda bahsettiğim medya tarafından korkunç bir yönlendirme kampanyası için mahkeme ile aynı anda düğmeye basılmıştı.
mogginin bergamoya bir maserati hediye etmesi, hakem paparestayı maçtan sonra soyunma odasına kilitlemesi gibi efsaneler gazetelerde yer almaya başladı. sonradan palavra olduğu somut deliller ile kanıtlanmış olan bu zırvalar şu an bile birçok interlinin zihninde gerçekler olarak yerini korumaktadır ve bir tartışma sırasında argüman olarak ileriye sürülmektedir.
maserati olayı: mogginin fiat ile olan ilişkisini kullanarak hakemlere be bazı yetkililere araba verdiği iddia edildi. ancak sonradan bu maseratilerin paralarının sahipleri tarafından ödendiği belgelendi.
paparesta olayı: mogginin hakem paparestayı maçtan sonra soyunma odasına kilitlediği iddia edildi. bu iddia calciopoli ile ilgili şehir efsanelerinin en büyüğü haline geldi. hakem kaçıran, hakem döven moggi, mafya moggi ve mogginin sistemi gibi söylemler bu iddia ile birlikte ortaya çıktı. sonradan stadyum kamera sistemi gösterdi ki hakem paparesta staddan olması gereken saatte ayrılmıştı. zaten kendisi de böyle bir olayın hiçbir zaman yaşanmadığını açıklamıştı ancak bu açıklama medyada iddianın yarısı kadar yer bulmadı.
bununla birlikte moggi ve giraudonun hiçbir zaman bir hakem ile telefon görüşmesi yapmadığı belgelendi.
gea menajerlik şirketinin faliyetleri: mogginin italyadaki pek çok menajerlik şirketinden biri olan geayı kullanarak transfer piyasasını juventus lehine yönlendirdiği iddia edildi.
sonuç: moggi, gea üzerinde bir gücü bulunmadığını kanıtladı. bununla birlikte geanın tüm faaliyetlerini federasyonun çizdiği sınırlar dahilinde devam ettirdiği kanıtlandı.
uluslar arası sim kartlar: mogginin bu kartları hakemler ve yetkililer ile kişisel görüşmelerinde kullandığı iddia edildi. böylelikle bütün görüşmeleri gizli kalacaktı..
sonuç: moggi bu kartlar vasıtası ile hiçbir hakem ile bağlantı kurmadığını kanıtlayarak sim kart davasını da kazandı.
maç ayarlama girişimleri: davaya konu olan maçlar. bunlar bile davanın maskaralığı konusunda fikir sahibi olmaya yetiyor.
udineseli oyuncuların juventus ile oynayacakları bir sonraki maçta cezalı duruma düşmelerinin sağlandığı iddia edildi. giampiero pinzi bunlardan biriydi. ancak söz konusu maçta oyuncunun cezalı duruma düşmediği ve juventusa karşı sahada olduğu anlaşıldı. diğer oyuncu marek jankulovski rakibini yumrukladığı için haklı bir şekilde oyundan atılmıştı.
juventusun bir sampdoria maçını ofsayttan attığı gol ile 1-0 kazandığı iddia edildi. sonradan maçı aimo diananın ofsayttan attığı gol ile sampdorianın kazandığı anlaşıldı. durum ortaya çıktığında maç hemen başka bir juve-sampdoria maçı değiştirildi ancak o maçta da hiçbir usulsüzlüğe rastlanmadı.
bir parma-lecce maçının berabere bitmesinin planlandığı iddia edildi. moggi ve giraudonun olayla bağlantısı olmadığı anlaşıldı. zaten maç temize çıktı.
diğer bir iddia mogginin kendi maçları ve diğerlerinin maçları için hakem atamaya müktedir olduğu yönündeydi. sonradan atamaların otomatik yapıldığı ve bir usulsüzlük yaşanmadığı anlaşıldı.
federasyon başkanlığına yeni atanan guido rossi(eski telecom italia ve inter ikinci başkanı) yeni bir madde oluşturmaya karar verdi. hakemleri atayanlar ile yapılan görüşmelerin birden fazla olması halinde hepsinin bir havuzda biriktirilmesi ve bu görüşmelerin muhataplarının ''şike ilgili hiçbir delil elde edilmese bile maç ayarlamaya kalkışmak ile itham edilmesi kararlaştırıldı.
o güne kadar böyle bir yasanın varlığı mevcut değildi. ve birkaç ufak ihlali toplayıp daha büyük bir suç ile eş görüp buna göre bir ceza verme usulü de mevcut değildi. aynı mantığa göre üç defa yere tükürmek bir araba çalmak veya üç korner bir penaltıydı.
bu yeni oluşturulmuş madde sadece juventus için uygulandı.
dava spor mahkemesinde 3 haftada görüldü ve juventus -30 puan ile serie bye düşürüldü. davaya konu olan 2004/2005 sezonu ile birlikte 2005/2006 sezonunun şampiyonluğu juventustan alındı. moggi ve giraudo 5 yıl futboldan men edilirken puan cezası yapılan itiraz üzerine -9a kadar düştü.
diğer takımlara göstermelik cezalar verilirken milanın 2006a sezonuna ait puanlarının silinmesiyle birlikte 2006 sezonu şampiyonluğu garip bir şekilde ligi üçüncü tamamlayan intere armağan edildi. milana verilen 2006ya dair puan silme cezası milanın şampiyonlar ligine gitmesine müsaade edecek kadar makul tutuldu. milan ertesi sezon şampiyonlar ligini kazanarak 150 milyon luk bir ek gelir elde etti.
davanın juventusa toplam maliyeti ise yaklaşık 400 milyon oldu. dönemin en yüksek forma reklamı ücretini veren tamoil sponsorluktan çekilirken takımın hisse değerleri dibe vurdu.
teknik direktör fabio capello istifa etti ve takımın önemli 7 oyuncusu satıldı. juventus, moggi ve giraudodan sonra takımı yönetmesi için göreve getirilen fiatın fabrika müdürü cobollo gigli, tenis organizatörü(!) fransız jean-claude blanc ve moggi döneminde yanında su taşıyan alessio secco önderliğinde mazisine yakışmayacak 4 sezon geçirdi. yöneticilerin vasıfsız oluşu, amatörlükleri ve futbol ile ilgilerinin olmayışı juventusta adeta ikinci bir calciopoli etkisi yaptı. juventusu bir iş olarak gören bu memurlar üstlerinde başarısız olsalar bile bir baskı hissetmediklerinden juventusa çok sayıda finansal ve sportif hezimetler tattırdılar.
bunlar maddi sonuçlardı. futbolcular gider, yenileri alınır. para gider, yine kazanılır. 2 şampiyonluk çalınmış, 27 tane daha var. ama bu davanın manevi sonucu daha yaralayıcıydı. olaya hiç de vakıf olmayan dünyanın heryerinden insanların gözünde juventus şike ve şaibe ile anılır oldu. ülkemizde de tv programlarında juventus ile alay edildi hatta bir maçta beşiktaş ile husumeti bulunan bir takımın taraftarları tribünlerinde şikenin rengi her yerde aynı şeklinde pankart açtı.
bunu söyleyenlere acaba hangi maçın şatılmış olmak bir yana şaibeli ilan edildiğini sorsanız cevap veremezler. hangi hakem juventus tarafından ayarlandığına hükmedilip ceza almış diye sorsanız cevap veremezler. ancak ezber okumaya devam ederler.
luciano moggi, davanın sonuçlandığı günden bugüne işi sivil mahkemelere taşıdı. gea ve sim kart davalarını kazandı. hesapta sahtecilikten aklandı.
2006 davasının yargıçları davaya konu olan 2004/2005 sezonunu legal yani temiz ilan etti. bununlar birlikte juventusun serie bde geçirdiği 2006/2007 sezonu ve serie aya çıktığı ilk sezon olan 2007/2008 sezonu adiconsumun yaptığı araştırma neticesinde hakem hatalarının sıklığı konusunda rekor kırdı. serie a gerçekten de artık temizdi(!)
inter kulübü sahibi massimo moratti ve başkanı giacinto facchetti başta olmak üzere serie ada oynayan 20 kulübün 11inin yöneticilerinin hakem atamalarından sorumlu kişilerle yaptığı telefon görüşmeleri geçtiğimiz günlerde ortaya çıkarıldı. bu görüşmelerin varlığından 4 yıl önce de haberdardık ancak bu kayıtlara bugün, mogginin avukatlarının uzun süren araştırması sonucunda ulaşıldı.
napolide devam eden mahkemede 2006 davasının soruşturmasında görevli attilio auricchio tam anlamıyla köşeye sıkıştırıldı. daha önceden deliller ile oynamak suçundan sabıkası bulunan auricchio, 2006 yılında ulaştığı bu telefon kayıtlarını neden mahkeme heyetine sunmadığı sorulduğunda bu görüşmeleri gördüğünü ancak dava ile ilgisi olmadığını düşünüp göz ardı ettiğini söyledi. bu savunması salonda gülüşmelere neden oldu.
yeni çıkan telefon kayıtları gösterdi ki facchetti, moratti ve gallianinin hakem atamalarını yapan bergamo ve pairetto ile kurdukları ilişki ileri seviyediydi. galliani ile konuşurken milandan biz diye bahseden ve milanın juventusa kaybettiği maçı bir travma olarak niteleyen bergamo, facchetti ile yaptığı konuşmada ise beraber kazanmaktan bahsediyordu.
bu görüşmelerden basına yansıyanların içeriğine bir başka başlıkta değineceğim.
bu mevzu ile ilgili en çok söylenenlerden biri de şu; koskoca juventus suçsuz yere küme düşürülecek, kimsenin sesi çıkmayacak ha!?
tabi ki bunu söyleyenlerin kulübün içindeki güç dengelerinden ve juventusun büyük patronların iş anlaşmalarına kurban verildiğinden haberi yoktu.
juventus ve fiatın sahibi gianni agnelli 2004 yılında vefat ettiğinde onun hisseleri kızının oğulları olan john ve lapo elkanna kaldı. yönetim ise luca di montezemolonun eline geçti. montezemolo, moggiden hiç hazzetmiyordu. gianni agnelli ise moggiye her zaman güvenmişti. agnelli varlığının tasfiye sürecinde bu soyadını taşıyan tek erkek olan andrea agnelli(gianninin kardeşi umbertonun oğlu) yönetimden uzaklaştırıldı. sıra moggi ve giraudoya gelmişti.
kulüp üzerinde %100 tasarruf sahibi olmak isteyen montezemolo ve john elkann için moggiyi göndermek elbette kolay değildi. onun döneminde juventus fırtına gibi esmiş ve moggi özellikle transfer piyasasında guru olarak anılmaya başlamıştı. kulübe ait bir kısım hisseyi de elinde bulunduran moggiyi sıradan bir memur gibi görevden uzaklaştırmak mümkün değildi.
bu noktada montezemolonun eline bir taşla iki kuş vurma fırsatı altın bir tepside sunuldu. i̇ş ortağı massimo moratti ona moggiden kurtulmayı ve ferrarinin f1 arabaları için timin sponsorluğunu teklif etti. bu iddiayı destekleyen 3 önemli olay yaşandı.
1-) juventusun üst mahkeme olan tara yapacağı itiraz son dakikada geri çekildi. kamuoyunda bu itirazın sonuç vereceği ve juventusun serie ada kalacağı beklentisi yüksekti.
2-)söylediğim gibi tim ferrarinin f1 sponsoru oldu.
3-)yukarıda tetikçi olarak bahsettiğim juventusun küme düşürüldüğü 2 aylık dönemde federasyon başkanlığı yapan ve sonra istifa edip timin başkanlığına geçen eski inter ikinci başkanı guido rossi, fiatta danışmanlık görevine getirildi.
tim'e ait olan alice, ferrari'nin f1 sponsoru oluyor - 24 mayıs 2006
http://www. grandprix. com/ns/ns16853.html
mahkeme döneminde juventus asla gerçek anlamda savunulmadı. şimdi bile kulüpten yapılan açıklamalar bir çekince taşıyor. çünkü mogginin masumiyeti onların ihaneti anlamına geliyor.
bugün temize çıkma adına tek umudumuz yine mogginin şahsi olarak verdiği hukuk savaşı. kulüp yönetimi ise bu işi çoktan unutmuş durumda. onur mücadelemize tek elimiz bağlı halde devam ediyoruz.
isimlerin çokluğu ve medyamızın bu işle pek ilgilenmemesinden kaynaklanabilecek doğal bir kafa karışıklığına engel olmak için olayla ilgili belli başlı kişi ve kurumları sıralıyorum.
luciano moggi: 1994-2006 arası görev yapan sportif direktörümüz. bu dönem takımın beyni, kısaca birinci adamdı. 2006 calciopoli mahkemesinde hakem atamalarını yapan kişiler ile irtibat kurup juventusa haksız avantaj sağladığı iddiası ile futboldan 5 yıl süre ile men edildi.
antonio giraudo: dönemin juventus yöneticisi. moggi sportif olaylar ile ilgilenirken giraudo daha çok sponsorluk anlaşmaları vs işin finansal kısmı ile ilgileniyordu. moggi ile birlikte futboldan 5 yıl süre ile men edildi.
gianni agnelli: juventus kulübünün 2004 yılında vefat eden sahibi. onun ölümü ile birlikte calciopoli tezgahı sahneye konmuş, illegal telefon dinlemelerinin emri verilmiş ve onun sağlığında mümkün olmayacak şekilde juventus göz göre göre küme düşürülmüştür.
luca di montezemolo: ferrari ve fiatın başkanı. bizim ilgilendiğimiz kısmı bu komploda çiyanın başı oluşu. pragmatik bir iş adamı olan montezemolo, morattinin şahsi dostu ve iş ortağı. juventusun aleyhinde hiçbir delil bulunamadan küme düşürülmesi için olay italya sınırları içinde kalmalıydı. uluslar arası mahkemelere yapılacak bir itiraz karşı tarafın ipliğini pazara çıkarabilirdi. bunun için juventus içinde birileriyle irtibat kurulması gerekti. bu adam luca di montezemolo oldu. montezemolonun hangi nedenlerden ötürü juventusu tabiri caiz ise sattığına yukarıda değindim.
john ve lapo elkann kardeşler: gianni agnellinin ölümü ile mirası devralan kardeşlerin bu mirastaki payının meşruluğu tartışmalıdır. gianni agnellinin kızı margherita agnelli ve bir yahudi yazar olan alain elkannın oğullarıdırlar. dedelerinin juventus ile ilgili duygularını paylaşmamış, juventusun küme düşürülmemesi için hiçbirşey yapmamış ve juventusun küme düşürülmesine engel olabilecek olan tara yapılacak itirazı son dakikada geri çekmişlerdir. sonradan anlaşılmıştır ki juventus, luca montezemolonun massimo moratti ile bağlayacağı iş anlaşmalarına kurban verilmiştir.
massimo moratti: internazionale kulübünün sahibi. kulübü babası ancelo morattiden devraldığından beri astronomik harcamalarına rağmen serie ada ve avrupa'da başarıya ulaştıramamıştır. tim(telecom italia mobile) adlı şirket vasıtası ile moggi ve kendi futbolcuları da dahil pek çok şahsın telefonunun illegal olarak dinlenme emrini vermiş, 2006daki dava böylece ortaya çıkmıştı.
tronchetti provera: inter kulübü ana hissedarlarından ve massimo morattinin dostu. intere forma reklamı veren pirellinin yıllar boyu başkanlığını yaptıktan sonra 2001 yılında telecom italianın başına geçti. yasadışı telefon dinlemeleri massimo morattinin talimatı ve tronchetti proveranın aracılığı ile gerçekleşti.
giacinto facchetti: dönemin inter başkanı. 2006 yılında davanın sonuçlanmasının hemen ardından hayatını kaybetti. 2006dan bu yana facchettinin hakem atamalarından sorumlu şahıs paolo bergamo ile yaptığı telefon görüşmelerinin varlığı konuşuldu. bergamo kendisini en çok arayan ismin facchetti olduğunu açıklamıştı. telefon kayıtlarının varlığı ancak şimdi, 2010 yılının nisan ayında mogginin avukatlarının yaptığı araştırma sonucu ortaya çıkarılıp napolide devam eden mahkemeye sunuldu.
guido rossi: bu mesele ile ilgili kilit şahıslardan biri. bir tetikçi ve görev adamı olarak tarif edebileceğimiz guido rossi vazifesini tam başarılı ile gerçekleştirdikten sonra layığıyla ödüllendirildi. mahkeme sürecinde iki aylığına federasyon başkanlığına getirilmiş, juventusun küme düştüğü süreçte mahkemede birçok usulsüzlük yaşanmış, o zamanda kadar var olmayan yasalar oluşturulurak juventusun olmayan delillere rağmen küme düşürülmesi sağlanmıştır. görevini eksiksiz yere getirmenin verdiği mutluluk ile federasyon başkanlığından istifa eden rossi, massimo moratti tarafından telecom italia başkanlığına getirilerek ödüllendirilmiştir. rossi daha sonra montezemolo ve elkann ailesinin yönetimindeki fiata danışman olmuştur. bu gelişme elkannların ihanetini belgeleme açısından önemlidir.
paolo bergamo: eski italyan hakem. dönemin hakem atamalarından sorumlu şahsı. mogginin kendisi ile yaptığı telefon görüşmeleri juventusun küme düşürülmesi ile sonuçlandı. sonradan kamu ile paylaşılan kayıtlarda mogginin bir hazırlık maçı haricinde bergamodan hakem siparişinde bulunmadığı anlaşıldı. giacinto facchetti ile yaptığı görüşmelerin ise moggi ile yaptıklarından çok daha ciddi olduğu ortaya çıktı.
peirluigi pairetto: bergamo gibi hakem atamalarından sorumlu iki şahıstan biri. calciopoli davası neticesinde 3 yıl ceza aldı.
franco carraro: dönemin i̇talya federasyonu(figc) başkanı. 1967-71 yılları arası milan başkanlığı yaptı. 2006 yılında bergamo ile yaptığı bir görüşmede lazionun küme düşmemesi gerektiğini belirttiği ortaya çıkınca istifa etmek zorunda kaldı.
adriano galliani: milan maçlarını izlerken tribünlerde sıkça rastladığınız ağlak suratlı kel adam. milan ikinci başkanı. calciopoli davasında sadece 5 ay ile cezalandırıldı. ancak cezalı olduğu dönem ronaldonun transferini bizzat yürütmesinde bir sakınca görülmedi. yeni çıkan ses kayıtlarında en az moggi kadar hakemleri atayan şahıslar ile irtibat halinde olduğu görüldü.
leonardo meani: bir telefon görüşmesinde hakem kafası koparmaktan bahseden milan yöneticisi. 2006da olay sadece onun üzerine havale edildi ve kendisi 2.5 yıl ceza alırken kulübü bu işten sıyrıldı. nasıl oluyor derseniz, başbakanın takımını küme düşürmek sıkar diyorum.
figc: italya futbol federasyonu. telecom ile uzan süreli bir sponsorluk anlaşması bulunan federasyon bu kuruma ciddi biçimde bağımlı.
tim: telecom italia mobile. dinlemeleri yapan kuruluş. federasyonun ana sponsoru ve gelir kaynağı. massimo moratti, tronchetti provera, guido rossi gibi üst düzey inter hissedarları ve yöneticilerinin güdümündeki bu kurum kendi futbolcuları da dahil pek çok kişiyi illegal takip ederek adeta bir suç ağı oluşturdu. tim, christian vieri'nin telefonlarının dinlendiğini anlaması ile birlikte özel hayatı ihlal gerekçesi ile eski futbolcu tarafından dava edildi.
la gazzetta della sport: inter ikinci başkanının yönetimindeki i̇talyanın yüksek tirajlı spor gazetesi. juventusun küme düşürülme sürecinde yönlendirme amaçlı yalan haberler ile juventusun adının şikeciye çıkarılması konusunda kamuoyu oluşturmada baş rol oynadı.
-------------------------------------------------------------
fenerbahçenin tü kaka aziz yıldırımın kötü adam olduğu oyunda diğer sahnelere de bakalım isterseniz.
bursasporlu bekir ozan şampiyonluk kutlamaları sırasında trabzonspor kalecisine teşekkür etti. biz onunla sürekli konuşuyorduk dedi maçla ilgili olarak. benden ne istiyorsa almaya hazırım. birlikte de abdye uçacağız dedi. fatih tekke için taraftarlar gol at şampiyonluk resminde sen de ol dediler. bunların hepsinden rahatsızlık duyacaksak hiçbir yere varamayız.