girişindeki asırlık ağacımızı kadıköy belediyesinin bize sormadan kestiği semttir.
bizim ağacımızı, kadıköylülerin, istanbulluların ağacını bizlere sormadan kesme hakkını nasıl kendilerinde görmüşlerdir anlamak mümkün değil. çok edebiyat parçalıyormuş gibi olmak istemiyorum ancak içi parçalanıyor insanın. içim parçalanıyor bir kadıköylü olarak benim. çocukluğumun net olarak hatırladığım ender simgelerinden biri idi o ağaç. her gün fenerbahçeye giriyorken resmen selam verip geçerdik yanından. kızardık bazen, trafik oluyo falan diye ama asırlık bir ağaca dokunmayan anlayamaz yaşanan o duyguları. onu eken insanla bir bağ kurmuş gibi hissedersiniz. sanki ona dokunarak o semtin tarihine dokunmuş gibi tüyleriniz diken diken olur. canlı bir tarihe dokunduğunuzu iliklerinize kadar hissedersiniz.
hep sevmişimdir asırlık ağaçları ama yeri başkadır yolun ortasında tek başına dimdik duran asırlık ağaçların. sanki bir savaş veriyormuş gibi dururlar orda, betona, asfalta, insanın teknoloji dediği canavara karşı. ne oldu peki şimdi? insan mı kazandı? insan doğayı yendi mi? bu doğa aynı şekilde geri almayacak mı bir gün bizim ondan çaldıklarımızı? korumak, gelişmesine katkı sağlamak yerine, tahrip ederek, yıkıp beton yığınına çevirerek ne kazandığımızı sanıyoruz? o ağacı kesen eller bilsin ki, kadıköy halkı bir daha onları asla affetmeyecek!
100 bin euro için ne kazım ne de başkası şike ile ilgili bağlantı yapabilir. saçmalığın dansikası. hele 5-0 lık bir skor için. yok maç 5-0 da kazım 6 pastan 4 pozisyonu dışarı mı vurdu a.ına koyiyim!
cemal nalga utanmazlığından, rezilliğinden hala daha konuşanlar var helal olsun!
tanım:basının son dönemde kafamıza göre yakaladık ayar çekelim dediği kulüp.
şikeye doğuştan alışık galatasaraylı bebeleri sevindiren kulüp. şike vardır, olabilir de, savunmuyoruz zaten bize de yakışmaz, yapmışlarsa şerefsizin önde gidenidirler ama mal bulmuş mağribi gibi atlamayın be yavrum. daha dün senin sporcun başkasının formasıyla çıkmadı mı maça! daha kaç yıl geçti hasan şaş efendi'nin doping yaptığının üzerinden. kaç yıl geçti zalad efendinin 8 gol yumurtlamasının üzerinden!
önce kendine bak sonra diğerlerine, ne dersin!
(bkz: hadi bebeğim sen çal biz dinleriz)
zalad'ın para aldığını savunup, ersun yanal taraından şikesi belgeyle kanıtlanmış futbolun yüz karası şike icraatlerini göremeyen taraftara sahiptir. mal bulmuş mağribi gibi atlamak buna denir herhalde ya da her şeyine hıyar diyene bir avuç tuz alıp koşmak. neyse dedik ya, durmadan ağlar bunlar...
ezeli rakibiyle bir vs'si yapıldığında, hakkında en çok entry rakip olarak görmediği takım taraftarlarından gelen takım...
Halbuki bu bünye sadece brezilya'da değil avrupa'da hatta kore'de fener formalı çocukları gördü. Onun ötesinde afrika'da adından formasına amblemine kadar çakma takımlarının kurulduğunu da gördü. Siyahi gençler sarı lacivert forma'ya sanki gerçekten fener formasını giyiyormuşçasına sarılmıştı.
Küfürbaz derler ayrıca, iki ekmek bir süt pankartı'na terbiye dersleri vermeye çalışan ibnelerin "insanlar anılarıyla fenerbahçeliler analarıyla anılır" pankartına "şehit mehmet'imi doğuran analar kutsaldır" ve "sizinki de dahil tüm annelerin ellerinden öperiz" pankartlarıyla ayarın kralını vermişlerdi görülmediler.
vb.'i unuturlar çabucak gs'si de, cimnastikçisi de...
Pendik pendik bik bik bik diye çığıranlar, erzurumspor'u, inegölspor'u, Trabzon idman yurdu'nu falan hatırlamazlar.
Gs formasıyla türk karşıtı gösteri yapanları, renklerinden dolayı gs'yi tutarım'ı görmez kimse de, atatürk'ün fenerbahçeliliğini tartışırlar...
Avrupa avrupa diye kıçlarını yırtarlar da, son 6 senedir avrupa'ya katılmasalar puan olarak fenerbahçe'nin 25 sıra yukarıda olacağını, fenerbahçe'nin kazandırdığı puanları kullandıklarını unuturlar... Çeyrek finalleri,
Chelsea'yi nasıl karşıladıklarını, CSKA'ya nasıl başarı dilediklerini, fenerbahçe'min kendilerini hep göt ettiğini unutur bunlar.
Neyse. Biz tanımımıza devam edelim.
Fenerbahçe... Büyüklüğü kupaların en kralını zilyon kez alsa da kupalarla ölçülmeyen takımdır...
Haa bir de Crvena Zvezda diyorum. Baksınlar takımın tarihine neleri aldıklarına şimdi nerede olduğuna kendileriyle karşılaştırsınlar da sonra bizim kupamız oldu ehehe desinler.
trabzonsporu yenerek ilk yarıyı lider bitiren takımım. ikinci yarıda 2 ankara, sivas ve manisa deplasmanlarına gidecektir. 17 maçın 13'ünü istanbulda oynayacaktır. ciddi bir fikstür avantajına sahiptir.
edit: eksilere bakınca genç rakipler rahatsız diye düşündüm. sanki ben ayarladım fikstürü :)
hakkında olumlu girilen bir entry görüldüğü anda seovilerin hışmına uğrayan taraftarlara sahiptir.
sikimizde midir? değildir elbette. sen istediğin kadar kötüle, kamuoyu yaratacağını mı zannediyorsun. bizi susturabilecek misin? susar mıyız sence?
sözlükte böyle de medya da farklı mı? işte aynen burada olduğu gibi. fenerbahçe kötüleme timi diye bir şey var herhalde mına koyım. sözlük, medya dinlemiyor. sindirebilmek için her yolu deniyorlar. adım gibi biliyorum ki, fenerbahçe ile ilgili girilen olumlu entrylerin kötülenmesi için çalışan adamlar var bu sözlükte. yazar ürksün ki, öyle güzel güzel entryler yazmasın takımı hakkında. samimi yazarları tenzih ederim.
az evvel söylemiştim, medyanın durumu da bundan farklı değil. fenerbahçe'yi översen, hakkında olumlu konuşursan, zırtapoz olursun. karşında hıncal uluç'u, şansal büyüka'yı bulursun. sindirilirsin. fanatik olursun, hazımsız olursun. türk futbolunu düşünmez olursun. vatan haini, şiddet yanlısı, terbiyesiz olursun. cahil cühela, eğitimsiz ezik olursun.
biraz daha diretirsen işsiz kalırsın. işte burada film kopar. şerefsiz adamların kimler olduğunu anlarsın. medya düzeneğinin farkına varırsın. medyayla bitiyor mu? bakın bakalım futbol kurullarına, o kurulları kimler yönetiyor. ilhan helvacı, türker aslan isimleri bir şeyler hatırlatıyor mu? peki haluk ulusoy, ali uras, ahmet güvener.
bitmez bu isimler...
elindeki belgeleri açıklayamaz konuma gelirsin, açıklarsan para kazanacak iş bulamayacağını çok iyi bilirsin.
ve bu kadar kirli bir düzende ayakta kalan takımınla bir kez daha gurur duyarsın.
fenerbahçe'ye şampiyonluk verilmediğini, fenerbahçe'nin şampiyonluk kazanmadığını çok çok iyi bilirsin.
fenerbahçe'nin o şampiyonlukları bu iğrenç sistemden söke söke aldığını da adın gibi bilirsin.
böyledir işte voleybol kız takımının taraftarına beste yaptığı takımın taraftarı olmak.
yaşadınız mı bunu? yaşayamazsınız. çünkü siz gerçek değilsiniz. gerçek olan biziz. köküne kadar biziz. kimseye de ihtiyacımız yok. biz bize yeteriz. biz tek siz hepiniz.
en büyük icraatı "maçları sadece sahada kazanmadığını" öğrenmek olan bir başkana sahip, medyada ercan saatçi gibi ağzı bozuk bir eski şarkıcı tarafından savunulan, ezeli rakibi olduğunu iddia ettiği takımın sportif başarılarına öykünen, buna karşılık sözlükte "çok ezdiler bizi çok sindirdiler ühü ühhüü" şeklinde ağlayan bir takım ergen savunuculara sahip kulüp. keşke bu tarz insanların eline kalıp değerini yitirmese...
medyayla ilişki konusunda bazı yeni açılımlar yapması gereken kluptür. şimdi her sene milyonlarca dolar transfere bütçeden pay ayıran koskoca fenerbahçe reklama para ayıramaz mı? ayırsa şöyle 4-5 milyon dolar sadece reklam için bak bakalım medyada kendisine yapılanlar artık yapılacak mı? aleyhte yalan haber yapan kanaldan, gazeteden, dergiden çekersin reklamını, reklam payından mahrum edersin. bir daha da yapamazlar zaten. bu kadar zor mu bunu yapmak? kanuni bir yaptırımı olacağını zannetmiyorum zira kendi kanalında çatır çatır fenercell reklamları hala dönmekte. koskoca fenerbahçe 4-5 milyon dolar reklama bütçe ayırmakla küçülmez, aksine büyür. aziz yıldırım okumaz heralde buraları ama varsa okuyan yanında yönünde birileri, bu önerinin düşünülmesini isterim.
1980 yılında, 16 takımın olduğu ve 14., 15., ve 16.'nın küme düştüğü ligde Fenerbahçe 10. oldu. Ligden düşen takımlardan Çaykur Rizespor ile aynı puandaydı. Takım averajla ligde kalabilmişti.
stadları,daha doğrusu harabeleri şampiyonlar ligi standartlarının altında ve çağ dışı olduğu için 2006-2007 sezonunda dağ başına* sürgün edilen malum takımın taraftarlarının ,geçen yıl uefa finali alan stadına b.k atmaya çalışarak komik duruma düştükleri takımım..ha bir de aynı kitle tarafından çirkeflikle itham ediliyor ki o kitleyi yakından tanımak için ;