daha dün adı sanı duyulmamış takımların bulunduğu guruplardan çıkamamış, cl ön elemelerinde avrupada esamesi dahi okunmayan takımlara elenerek guruplara dahi kalamamış takım taraftarlarının 8 sene önce kazandıkları başarının arkasına sığınarak küçük görme çabasına girdikleri takım. son avrupa 8.si (yazıyla: sekiz) (yazıyla: inci)
fenerbahçe'm sen çok yaşa. çakalların bollandığı zamanlarda sana sırt çevirenler, sendelediğin zaman senin kanını emmeye çalışanlar oldukça senin büyüklüğün daha güzel anlaşılacaktır.
bir maraton kuşucusu düşünün;
ikiyle çarpıp üçe bölün. *
şimdi tekrar bir maraton koşucusu düşünün;
yarışın son 200 metresine kadar lider olsun. rakipleriyle arasındaki fark en az 300 metre,
son 200 metre kalmış zafer için,
ve bu maraton koşucusu son düzlüğe girdiğinde altına sıçsın,
paçalarından bok aksın,
normal olarak da bu pisliğin içinde rakiplerine geçilsin.
işte o maraton kuşucusu aziz yıldırım'dır.
donu ise fenerbahçe...
ishale neden olan bozuk yiyeceğe de aragones diyebiliriz rahatlıkla...
bu seneki kötü halinin en büyük nedeni kadro yetersizliği olan takımdır. transfere çok para harcamış, ama az adam almıştır. gidenlerin yeri dolmamıştır.
çok kötü başladığı ligde en büyük rakibi olan galatasavay ile arasındaki puan farkını 2 'ye indirmek üzere olan takım. galatasavay'ın deplasmanda oynayacağı ve yorgun olduğu düşünülürse yarın olası bir mağlubiyetinde lige tekrar heyecan gelecektir. hatta 2 hafta sonra galatasavay'ı yenerse puan cetvelinde rakibinin üzerine çıkacaktır. ama tabii ki tüm bunlar kadrosunun rakibinden zayıf olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir.
biraz gecikmeli de olsa turkcell süper lig 2008-2009 sezonunda mücadele etmeye başlayan takımdır. samimi olmak gerekirse bir ara hiç gelmeyecekler sanmıştım.
Yenilsen de yensen de dedik hep; kıyamete dek de diyeceğiz.
Yolların sonunda bir metal parçasına sahip olalım diye sevmedik; o renklerdi tutkumuz; hep de öyle olacak.
Bakmadık maç bitiminde skorboarda ne olmuş ne olmamış diye.
Çok sevindik güldük eğlendik bu aşkın peşinde koşarken.
Çok da üzüldük ağladık kahrolduk.
Her türlü duyguyu yaşadık biz bu yolda Ondan gelen acılarda Ona daha da çok bağlandık belki de...
Bambaşka bir aşktı çünkü Fenerbahçe son nefesimize kadar yaşamak için her şeyimizi feda edeceğimiz...
Şu son iki ayda üzdü bizi Kanarya; kalbimizdeki sevdamızı daha da büyüterek Fenerbahçeli olmanın gururunu daha iyi anlamamızı sağlayarak...
Öyle çok üzdü ki on maçta üç galibiyet gösterebildi bize.
Kalemize giden golleri görürken gözlerimiz dolmuş halde, yumruğumuzu daha da sıkarak havaya kaldırdık Her zaman her yerde En büyük Fener diye...
Sadece maç sonuçları mıydı bizi üzen tabii ki hayır.
Suskun stattı sesi kısık tribündü pankartsız setlerdi de aynı zamanda; hatta belki bu çok daha acı verici olanıydı.
Çok acıttı bizi taraftarların seyirci olması; her maç sonu rakibi alkışlayıp çubukluyu giyenleri yuhalaması...
Yalnız kaldık terk edildik biz bu karşılıksız sevgiyi yaşarken...
Kaç kişi kalırsak kalalım haykıracağız yine sevdamızı diye söz verdik ama bir kere.
Fenerbahçe idi çünkü söz konusu; bizi tek ayıran ölüm olabilirdi bu yolda.
Lakin yaşatmaya çalıştığımız Fenerbahçelilik duygusu tribün ruhu aşk; paralara tercih edildi...
Attık içimize biz kendimizce yaşayalım da sevdamızı Fenerbahçemiz dolan kasasıyla başarısına başarı katsın dedik eğer böyle daha çok insanı sevindirecekse.
Bir de baktık paralar 70lik dedelere, 35lik sakatlara verilmiş; oturan bey efendiler çubukluyu ıslıklayıp terk edip gidiyor stadı...
Biz dişimizi sıkıp, aşkımızı pankartsız, git gide değişen stat profiliyle sessiz sedasız kameralar tarafından gözetlenirken devam ettik yaşamaya ama ama biz bunu hak etmedik!
Fenerbahçe sevdalısı, o formanın üstüne tir tir titreyen, ruhlu futbolcularımızı özledik...
Gollerden sonra sevinç çığlıklarıyla birbirine sarılan geride olduğumuzda birbirine Bu maçı alacağız! diye haykıran yenildiğimizde birbirine moral veren yedek kulübemizi özledik...
Sonuna kadar savaşıp sonuç ne olursa olsun yürekten alkışladığımız kadromuzu özledik.
kendine gelmesi için zamana ihtiyacı olan takım. fenerbahçe'nin ara transfer dönemi gelmeden toparlanması mümkün değil. şayet az buçuk futboldan çakıyorsam da yanılmam.
yapılan hatalardan ders alıyormuş gibi görünen kulüp.
5-2'lik bir rezaletten sonra aynı şekilde 5-2'lik haklı bir galibiyet almak her takımda aynı etkiyi yaratır. evet şu anda fenerbahçe'nin motivasyonundan kimse şüphe edemez tahminen. hele ki çok kötü başladğınız ligde öyle veya böyle ardarda 2 galibiyet alıyorsunuz, üstelik rakipleriniz de puan kaybediyor. 6 puanlık fark 3 puanlı sistemde hele ki bitime 26 hafta kala fark olarak gösterilemez. yani bu demek oluyor ki fenerbahçe bursaspor maçında yaptığı gibi yaparsa ve çılgıncasına oynarsa şampiyonluk potasına girebilir.
diğer yandan ardarda alınan galibiyet kimseyi yanıltmasındır. fenerbahçe kötü oynadı demiyorum hatta aksine fenerbahçe iyi yolda. oyuncular yavaş yavaş bu tarzda oynamaya alışıyorlar ve zamanla çok daha uyumlu oynayacaklarına şüphe yok. ancak bu iki galibiyetin devamı gelmelidir ki tam anlamıyla güven ve motivasyon otursun. şu anda fenerbahçe çok tehlikeli bir durumdadır çünkü gaza gelmek çok kolaydır ama o gazı korumak çok fazla efor ister. önemli olan da fenerbahçenin bu gazı koruyabilmesidir.
ve gerçekten çok olumlu bir şekilde bu takımın sakatları yavaş yavaş dönmeye başlamışlardır. özellikle wederson'un hızla iyileşmesinden sonra uğur boral'da ciddi şekilde bir toparlanma görmeye başladım mesela. ve tam kapasiteye ulaştığı anda deivid de souza bu takımın isyankar ruhu olmaya devam edecektir.
küçük bir paragrafta deivid için:
herkesin lanet okuyacağı bir periyodu atlattı denilebilir. hiç kimse için kolay değil, önce ayağınızı kırıyorsunuz ve hemen arkasından da annenizi kaybediyorsunuz. 3 ay sonra sahalara dönüp ilk maçında gol atmak ona tanrının bir hediyesi olsa gerek. belki bu taraftar onu ilk geldiği zaman anlayamadı, sevemedi, ama şüphesiz ki geçen sezondan ve özellikle bursaspor maçından sonra deivid de sozua bu takımın ve taraftarın gözbebeğidir. o 99 numara başka kimseye böylesine yakışmamıştır ve belki de yakışmayacaktır.**
ve ufak bir paragrafta yönetime:
geç olsun ama güç olmasın dediler belki de. ama hem geç oldu hem de güç. ama yine de takdir ediyorum. çıktılar, hatalıyız diyebildiler. bu her şeyden önce yürek ister. dilerim ki lafta kalmaz, ve hataları düzeltmek için gerçekten çok çaba harcarlar.
parçaların nihayet bir araya oturmaya başladığı takımdır fenerbahçe son olarak. fenerbahçe hep kapasite olarak birçok takımdan önde olmuş, ancak kapasitesini tam anlamıyla kullanamamıştır. kullanmayı daum ve zico'yla da aslında öğrenmeye başlamıştı fenerbahçe. bakalım bundan sonra nasıl gidecek ve aragones nelere karar verecek.
alti macta dort yenilgi almis, bu sene kume dusecekmis. bu durumda lig lideri dusme potasinin sadece 6 puan ustunde. lige bak sozluk, canavar olmus haberimiz yok.
kendi tarihinin en kötü, galatasaray'ın ise tarihinin en parlak zamanlarını yaşadığı, uefa kupasında finale kaldığı 2000 yılının mayıs ayınnda bile, ezeli rakibini fark bekleyen ali samiyen ahalisinin önünde mağlup eden takım, karşı tarafın * büyük kardeşiyle oynayacaktır bu hafta, adına da derbi diyorlarmış.