feminizm

entry932 galeri146
    187.
  1. feminizm judith viorst'in sindirella isimli peri masalıyla 1972'de başlamıştır. ancak bu sindirella pek de bildiğimiz sindirella değil, aslında bildiğimizden çok farklı. bu sindirella evliliğe karşı, kadının önemsizliğini reddeden, kadın hakkındaki yanlış görüşleri ve değerlendirmeleri açığa çıkaran bir masal. bir kadının asıl masaldaki sindirella gibi öylece erkeğini beklemesine karşı çıkıyor. ataerkil toplumu reddediyor ve kadınların amacının yalnızca evlilik olmaması gerektiğini savunuyor. ona göre kadınlar kendi finansal durumlarını kendileri ayarlamalı yani açıkçası kendi paralarını kendileri kazanmalı. kadınların akılsız, parasız, pasif ve umutsuz insanlar olmasından ve erkeklerin onların hayatına girip onların hayatlarını daha anlamlı hale getirmesini beklemesi fikrine de karşı çıkıyor. ona göre kadınlar her biri önemli birer kişi. tüm bunlar, feminizmin ana amacı ve feminizmin umut ettiği şey erkek ve kadının sesinin aynı oranda yükselebildiği, ikisininde eşit olduğu bir toplum.

    feminist eleştiriye göre feminizmin kökleri batı kültüründen gelir. tarihine bakacak olursak aristo'nun şu sözlerinden başlayabiliriz;'' erkek doğa tarafından üstün yaratılmıştır, bazıları yönetir, bazıları yönetilir.'' thomas aquinas'a göre ise ''kadınlar hatalı yaratılmış erkeklerdir.'' 1700'lü yılların sonunda kadınların ve erkeklerin eşit olması gerektiği sesleri iyice yükselmeye başlamıştır. mary wollstonecraft'ın yazdığı ''a vindication of the rights of women'' eserini feminist eleştiri açısından bir mihenk taşı olarak kabul edebiliriz. bu kitapta kadınlar günlük hayattaki işlerini ''bugünkü'' gibi yapabiliyor. kadınların ataerkil toplumdaki yerini erkeklerden daha altta görmeye dayanamayan ve buna daima karşı çıkan biri wollstonecraft. kitapta da kadınlar toplumdaki eğitimdeki, edebiyattaki haklarını elde ediyorlar.

    ilk ve en önemli feministleri şu şekilde sıralayabiliriz;

    virginia woolf britanyalı bir bilgin, öğretmen ve feministtir. feminizm ile ilgili olan eserinin adı ''a room of one's own.'' kadın olmanın ne anlama geldiğini anlatır bu eserinde. shakespeare'in kız kardeşini örnek gösterir. shakespeare gibi üstün birinin kardeşinin de ne kadar zeki olabileceğinden bahseden woolf, ona bir oda dahi verilmediğini, hiç bir bilgiye sahip olmadan ölüp gittiğini söyler. woolf'a göre kadınların zekası erkeklerden daha üstündür. ve o da diğerleri gibi ataerkil topluma karşı olunması gerektiğini savunur.

    ikinci büyük isim olan simone de beavour'un kitabının ismi ''the second sex''. bu kitabın basımından önce kaybolmaya yüz tutmuş feminizm fikri bu kitap ile tekrar canlanmıştır. kitabını yazmasının amacı kadın olmanın ne anlama geldiğini anlatmaktı. kadınların hayatta hep ikinci planda olduklarından ve hiç bir haklarının olmadığından bahseder. ''kadın nedir?'' sorusu onun çıkış noktasıdır.

    üçüncü isim için ise rahatlıkla kate millet diyebiliriz. 1960larda politikanın da etkisiyle feminizm akımı yeni bir ses kazanmıştır. kate millet kadın ver erkeğin toplumdaki özelliklerini karşılaştıran (karşılaştırmaya çalışan) ilk feministtir. birinin cinsiyetinin doğuştan olduğunu ve bunun için yapılabilecek bir şey olmadığından bahseder. erkek ve kadın cinsini karşılaştırırken erkeğin hep daha kavgacı ve baskın, kadının ise suskun ve mütevazi olduğunu söyler. kate millet'ın diğer feministlerden farklı olduğunu, erkek ve kadını o dönemlerde karşılaştırabilecek kadar cesur olduğunu görebiliriz.

    1960-1970 yılları arasında ise feminist eleştiri, siyasal alandan edebiyat alanına doğru kaymaya başlamıştır. çünkü o dönemde erkek yazarlar, şairler adeta aziz ilan edilmişlerdi. wirginia woolf, simone de beauvoir gibi isimler ve eserleri yok sayılmış, yazar sıfatı olan kişilerin ancak erkek olması gerektiği fikri öne çıkmıştır. bu dönemdeki yazarların hepsi erkektir ve kadın okurların da edebi eserleri birer erkekmiş gibi okumaları gerektiğini savunuyorlardı. feminist yazarların da bu dönemde erkek isimleri ile kitaplar yazdığı göze çarpan anektodlar arasındadır.

    elaine showalter 1980li yıllarda feminist eleştirinin en etkili yazarlarındandır. ''a litarature of their own'' eserinde feminizmi üç evreye ayırmıştır. (notlarım ingilizce olduğu için ve çevirince bir anlam ifade etmeyeceği için bu bölümdeki terimleri ingilizce olarak kullanacağım.)

    a) feminine evre: yazarların ''kadın'' kelimesini ve tanımını kabul etmesi, kadın yazarların erkek yazarların gölgesi altında kalması ve erkek isimleriyle eserler yazması, eşitliğe dair duyulan umut.
    b) feminist evre: kadın karakterinin sert ve zor bir dönemden geçişi, kendi haklarını kazanmak için çaba gösterdikleri dönem.
    c)female evre: kadının sanattaki yerinin anlaşılması, erkeklerin yazdığı eserlerdeki kadın düşmanlığının anlaşılması.
    kadınların erkek profesörler tarafından edebiyattan dışlandığını açık yüreklilikle dile getirmiştir.
    5 ...
  2. 186.
  3. dünya tarihinin gördüğü en saçma akımlardandır.
    2 ...
  4. 185.
  5. sorunu yanlış yerden ele alan akımdır. kadının ezilmesinin nedeni erkekler değil, onları bu hale getiren ve erkliği dayatan sistemdir.
    meselenin özü; y kromozomunda değil sıkıntı, az geniş bak anacım.
    1 ...
  6. 184.
  7. belki de erkliğinden ödün vermeyenlerce "erkek düşmanı" olarak yaftalanan aslında dünyanın merkezinde olması gereken toplumsal adalet hareketi, anlayışı, akımı.

    hayatında erkek olduğu için bu avantajlarını kullanan bir baskı aracı olarak erkekliğini kullanan, biyolojik açıklamalarla akımları bağdaştırmaya çalışanlar sadece ama sadece "işine gelen kategorisinden" ibaretlerdir.

    bir eli yağda bir eli bağda kadın cinayetlerini düşünürler mi bunlar tecavüzü, tacizi düşünürler mi? feminizme bu açıdan bakamayanlar kadın ölümlerine dolaylı olarak övgüler düzenlerdir.

    kusura bakmayın. birilerini yargılama üzerinden gitti bu satırlar. ancak ne olmadığı hakkında ilk başta anlatmamız gerek ki ne olduğu hakkında esaslı bir girişi sağlıklı bir şekilde daha sonra yapalım.
    1 ...
  8. 183.
  9. sadece erkek düşmanı değil aynı zamanda insanlık ve doğa düşmanı bir akım. ayrıntılı yazım için:

    (bkz: kadın erkek eşitliğindeki akıl almaz mantık hatası)
    1 ...
  10. 182.
  11. etik insan hallerini cinsiyetçi koruma yoluyla savunma ve öğretme girişimidir. feminizm erkeklerin egemen tonunun yıkıcı etkisini kırmak, eleştirmek içinde direnç göstermiştir.
    fakat politik ve etik endişenin temelinde kadın vardır. radikal feministlerin bir teorisi de erkeğin tamamlanmamış kadın olduğu vurgusudur. çok yuvarlak tanımlamalar neticesinde feminizm düşünce yapısını değerlendirdiğimizde karşımıza sakat bir düşünce yapısı gelmektedir. çünkü birey koruma yoluyla bile olsa ötekileştirilmiştir.
    toparlarsak; evet egemen ton dengelenmelidir, birey üzerinde tahakküm olmamalıdır, fakat erkekleri genelleyen ve karşıt konuma yerleştiren bu durumlara da karşı durulmalı, teori toplumsal eşitsizliğin nedenlerini anlamayı amaçlamalıdır. fakat bu tavsiyenin tam tersi olarak feminizm günümüzde ki asimetrik enformasyonun da katkılarıyla kapitalist hegemonyanın bir organı olmuştur.
    1 ...
  12. 181.
  13. türkiye'de abartıldığını düşündüğüm akım. umarım bir gün herkes hak ettiği gibi yaşar.
    0 ...
  14. 180.
  15. hümanizm, komünizm gibi bir zehir daha. hadi eski çağlarda olsak bir nebze, ancak günümüzde kadının erkek karşısında ezildiğini idda ediyorsan sen bir aptalsın kardeşim kusura bakma. günümüzde kadınlar da artık iş hayatına atılabiliyor, tahsillerini tamamlayabiliyor, günlük hayatta fahişeler gibi süslenip açık seçik elbiselerle dışarı çıkabiliyor. buna karşın askere gidip depresyonlara sürüklenen erkek, şehit düşen erkek, ölümle burun buruna yaşayan erkek, eş seçme hakkının olmadığı erkek. sen napıyorsun? en zengin, en yakışıklı, en popüler erkeği arayıp hangisiyle gönül eğlendirsem diye düşünüyorsun.

    şunu kabul edelim baylar. bu ülkede kırsal kesimlerde yaşamadığın ve şiddet görmediğin sürece kadın olmak erkek olmaktan daha avantajlı. kadınlar eziliyor ha. böyle feminizm gibi bir zehiri yaratıp gerçek ezilen erkeği sanki eziyormuş gibi göstermek bir insanlık suçudur, ruh hastalığıdır.
    2 ...
  16. 179.
  17. her kadının hatta her insanın savunması gereken akımdır.
    zira feminizm kadın üstünlüğü/erkek düşmanlığı falan gibi şeyleri savunan bir akım olmaktan ziyade eşitlikçi bir akımdır.
    tabi radikal feministler de vardır.
    1 ...
  18. 178.
  19. kitabı yoktur. kitapsız bilim olamıyacağı için bilim değil, hurafedir.
    0 ...
  20. 177.
  21. Marksist, Liberal, Sosyalist ve Radikal Feminizm olmak üzere 4 gruba ayırabilir. 20. yy. son çeyreğinde gün yüzüne çıkmıştır. evvveliyatı yok mudur, tabi ki vardır fakat bu dönemde gelişimini tamamladığını söyleyebiliriz.

    Sosyolojik alanda değişimler yapmışlar ya da yapmaya çalışmış olsalar da, uzun ömürlü bir akım olduğu söylenemez. Kesinlikle sadece "erkek düşmanlığı" demek değildir.
    0 ...
  22. 176.
  23. bell hooks'un tanımlamasıyla... "cinsiyetçiliği, cinsiyetçi sömürüyü ve baskıyı sona erdirmeye çaışan bir hareket".
    1 ...
  24. 175.
  25. kadın haklarımı savunur. savunur da yanlış savunur. düşmanını iyi bilmeyen kadın tercihidir. nefret doludur. sistemin suçunu erkeğe atar. oysa ki bu ülkede erkek de ezilir. parası olmayan herkes ezilir. kadın ezilenin de ezilenidir o ayrı. ama suçlu erkek değildir.
    2 ...
  26. 174.
  27. birbirlerinden nefret kadınların nasıl olur da bir konuda yanyana durdukları hayretidir. kesin var bir iş. ortak yön tipsizlik olabilir mi?
    1 ...
  28. 173.
  29. freud'a karşı çıkıp erkeklerin rahim hasedinin olduğunu iddia etmektir. zira erkekler kadınların doğurgan olmasına hayran kalırlar ve buna bir haset geliştiriler. işte bu yüzdendir ki karen horney feminist psikolojinin temelini atmıştır.
    0 ...
  30. 172.
  31. en son buraya yazdığımda bir tanesi fena sardı *
    reaksiyonel bir harekettir.
    1 ...
  32. 171.
  33. 'erkek düşmanlığı' sanılan fakat alakası olmayandır.
    feminizmin birçok alt türü vardır. bunun içinde tabiki kadının üstün olduğunu savunanlar da vardır ama genel olarak feminizmin felsefesi kadının üstünlüğünü vurgulamak yerine kadın haklarını ve eşitliği vurgulamaktır.
    şahsen ben kendimi bir feminist olarak nitelendiriyorum ve erkek düşmanı değilim, ama katı bir eşitlikçiyim. istediğim pozitif ayrımcılık falan da değil, eşit muamele. ataerkil toplumun baskısından, bu erkek egemenlikten kurtulmak. kadınların da karar alabilmesi, bilimde, sanatta, siyasette kısacası hayatta daha aktif olması.
    evlenmeden önce babanın malı evlendikten sonra kocanın malı olma durumundan kurtulmak. 'birey olabilmek'.
    kadından öte insan olarak görülebilmek.
    işte savunduğum tam olarak bu, yani insan muamelesi görmek.
    herkes hak vermeli buna, daha iyi bir dünya için.
    5 ...
  34. 170.
  35. kadınlarla erkeklerin eşit olduğunu savunan düşünce akımıdır. Ancak günümüzde feminist düşünceye sahip bireyler kadınların erkeklerden üstün olduğunu savunmaktadır.
    1 ...
  36. 169.
  37. Sosyoloji okuyan Çoğu öğrenci mezun olduklarında bir bakmışlar feminizmi yemiş yutmuş oluyorlar. Kadın erkek farketmeden feminist olmuş oluyor yine ayni cogunluk.
    1 ...
  38. 168.
  39. biraz murekkep yalamis akilli bir kadinin icinde mantikli bir taraf bulamayacagi gorus akimi.
    2 ...
  40. 167.
  41. fazla aşırıya kaçılmış bi görüş. eskiden amacı daha iyiydi simdi fazla aşırıya kactı.
    1 ...
  42. 166.
  43. herkesin "erkek düşmanlığı" olarak nitelendirdiği, sadece kadınlar tarafından desteklendiği düşünülen yanlış bir kanıdır. doğrusu ise kadın erkek eşitliğini savunmaktır. yani kadın erkek eşitliğini savunan bir erkek de feminist olabilir.
    3 ...
  44. 165.
  45. ben garı olsam ben de feminist olurdum. garılar eziliyor abi bu bi gerçek.
    2 ...
  46. 169.
  47. 168.
  48. erkekler tarafından erkek düşmanlığı olarak bilinen ancak aslında erkek egemenliğinde olan toplumumuzda kadın ve erkek eşitliğini savunan bir kuramdır. fenimizmde erkek düşman değil sadece kadınlardan üstün değillerdir. ayrıca erkek egemen toplumlarda kadına dayatılan rolleri değiştirmeye çalışan bir yaklaşımdır.
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük