üstad kabul edilmesinin, dünya çapında adını duyurmuş bir sanatçı olması ile alakası vardır. klasik müzik dinlemeyen insanların takdirini kazanması bu vesileyledir. çok kültürlü olup olmadığı tarışılabilir ama dünya klasik müzik camiasında bilinen bir isim olması sanatında başarılı olduğunu gösterir.
müzikten bi bok anlamayanların bile üstad kabul ettiği çalgıcı. nasıl şartlanmışsınız alkışlamaya, kibirli insanları bilgili, üstün sanıp tahakkümlerine girmeye, görüşlerine amin demeye. gözlerinin kapalı olsa, bi klasik bir müzik çalsam ayırt edebilirmisini lan fazo olduğunu. keçeliler sizi. eskiden halk cahildi fazo gibi üst perdeden konuşanları " ulan bu adam bilgili" falan diyorlardı. ama geçti o günler iyot gibi açığa çıktılar.
iyi bir sanatçı, çok da severim ama eleştirdiği arabesk şarkıcıların ondan daha beyefendi olduğunu fark edemeyecek kadar büyük bir egosu var. empati kuramıyor, sürekli kavga halinde.
oysa güzel abim düşüncelerini ağırbaşlılıkla, iyi niyetle, hakikaten anlatmak için dile getirsen çok daha fazla kişi sana saygı duyar, çok daha fazla kişiye ulaşır müziğin. insanlar o zaman işte senin beyanatların, inanışın yahut ideolojinle ilgilenmez.
ucuz siyasetçiler gibi ucuz bir üslupla propaganda yaptığında öyle basit görünüyor ki o sahnedeki piyano çalan adam entelliğinden eser kalmıyor.
sevgili fazıl say, ülken halkını, gelişim için çabanı, muhalif duruşunu, hiçbir karşılığı olmadan kariyerini riske atıp bildiğinden şaşmamanı ve aksi tesir yapacağı kesin olan açıklamalarını bile çekinmeden yapmanı takdirle karşılıyorum.
müziğini seven, seni ve demek istediklerini anladığını düşünen, yanında olan kitleden biri olarak yıllardır yaptığımız yanlışa senin de düştüğünü görmekteyim. biz müzmin muhalifler sadece eleştiri oklarımızı attık durduk sağa sola... hep laf olduk konuştuklarımızla ama icraata sınıfta kaldık.
demem o ki gelecek nesiller var yıllardır avcumuzun içinden eğitimsizlik nedeniyle kayan ve o kayıp dediğin gelişemedi bir türlü dediğin topluma karışan. hani diyorum geleceğe dair deniz yıldızlarını bir iki demeden toplasak denize atsak. hepimiz kendi alanımız konularında bu çocuklar için kafa yorup geleceği kurtarsak.
mesela oturduğumuz yerde dövünüp, nefrete kadar dayanan siz var ya siz mektupları yerine, sessiz derinden örneğin arabesk dinliyorlar diye küçümsediğiniz kitlenin çocuklarının eğitimi için elinizi taşın altına koysanız emin olun kimseden engel görmezsiniz. imkansızlıklar cahilliğin en önemli nedenidir. bunu belediye sanat atölyelerinde ders vererek yapabilirsiniz, ya da bırakın dersi türkiyeyi bu kadar dert edinen gerçek bir sanatçı olarak sadece çocuklara özel projeler geliştirseniz, konserler verseniz kaç çocuğu ve geleceğini etkileyebileceğinizi hiç düşündünüz mü? böyle bir projede emin olun tek yürek daha dik arkanızda dururuz ve hiçbir organizasyon, belediye, vs de sanmıyorum ki böylesi güzel niyetli projelere arkasını dönsün.
çocukların eğitimi, en azından konser deneyimi demişken bu konuda daha bu hafta iş sanatta kızımla izlediğim memet ali alabora, emir gamsızoğlu nun sahneye koyduğu ve istanbul trio başta olmak üzere çeşitli sanatçıların da zaman zaman gösteride yer aldıkları notada yazmayanlar ne güzel bir örnek aslında anlatmak istediklerime...
sevgiyle kalın
bu ülkeden ve yeni nesilden vazgeçmeyin...
not: genç yeteneklere eğitim verdiğinizi biliyorum. ben sadece hayatı boyunca size ulaşamayacak ve bir çabamız olmazsa klasik müziği öcü gibi görmeye devam edecek çocuklar için neler yapılabiliri yazmaya çalıştım. yoksa bir 20 sene sonra bile sizin ya da başka bir piyanistin serzeniş mektuplarını okumaya kimimiz anlamaya, kimimiz linç etme girişimlerine devam edeceğiz korkarım.
bu ülkeye fazla bir sanatçı.
sanatçının böyle kompleksleri olur arkadaş. adam kendisi bir gösteri için haftalarını aylarını verirken, öbürü iki göğüs açıp iki dans etti diye milyonlar tarafından izlenip beğenilmesi adama koyuyor olabilir yani. müzik ve sanat kültürü yok diyor adam yalan mı söylüyor. bizim için sanatçı serdar ortaç, hande yener, demet akalın olunca haliyle bu tarz gerçek sanatçılara alışık değiliz. bu adamın her söylediği doğru olmak zorunda değil kardeşim bunu anla artık. aklına geleni söylüyor işte adam. bunun arkasında bir entelektüellik bir marjinallik aramana gerek yok. bu adam böyle. beethoven'ın nasıl bir kişiliğe sahip olduğunu söylesem şimdi burada adamı ne hale sokarlar kim bilir. sanatçı kimdir, nedir, nasıl yaşar, sanatçı nasıl yetişir, sanatçıyı neden korumalıyız. bunlar bizim kültürümüz de gerçekten bilinen şeyler değil. hani canlı yayında böyle sorulunca, tutuğu takımı siyasi görüşünü falan saklayan tipler var ya işte bu adam onlardan değil. ne sorarsan söyler. haa yanlış söyler sana göre kötü söyler o ayrı. ama sen bu adamın kişiline sanatına saldıramazsın. biz öbür türlüsüne alıştık tabi yıllarca. paçozca bir durum maalesef.
bende her dediğine katılıyor değilim tabi. ama görüyorum ki gerçekten alışık değiliz böyle değerlere. şu adam italyan falan olsa. "amk biz neden böyle adamlar çıkmıyoruz" diye feryad eder şuan bu kişiyi aforoz etmeye çalışan güruh.
hakkında mal mal yorumlar yapılan piyanist. ulan tamam yaptığı müziği, kendisini hatta sırf tipini bile sevmeyebilirsin de; yaptığı işi nasıl dandik ve aşırı abartılmış görebilirsin.
''"iYi BÜYÜYECEKTiR"
uzun bir zaman yazmak istemiyorum- kendimi iyi hissettiğimde, ve gerekli bulduğumda, sizlere yazacaklarım olacaktır. Bu son makalemde sanırım çıplak bir ruh ile anlatmaya çalıştım bazı şeyleri:
"iYi BÜYÜYECEKTiR"
Kendini ait hissetmiş olduğun o coğrafya - o mekan , zaman içinde ayağının altından kayıp çok uzaklara gitmişse;
Ne ürettiklerini, ne düşüncelerini, ne içtenliğini paylaşarak, o uzakları geri çekemiyorsan,
Ahh, Paylaşmak da yetmiyorsa,istenmiyorsan, dışlanıyorsan, arda kalan büyük bir varoluş savaşıysa istemeden içine sürüklendiğin , ve bu savaşta da yenildiysen, iş tamamen bittiyse,Ve ayağının altından kayıp çok uzaklara gitmiş olan o tuhaf coğrafyadan sana hala sadece lanetleme yağıyorsa,yanıldıysan sevmekte,sürekli atılan çamurlarla boğuşmak zorunda kalıyorsan,
Arda kalan o "küçük güzel azınlığın hayatlarında", -aynı seninki gibi- her şey karman çorman olduysa, bir tuhaf ümitlere kapılmaktan başka hiçbir resim kalmadıysa herkesin soru işaretlerinde, ve sık sık 'boşuna o ümitlere de kapılmayın' uyarıları duyuyorsan,
Aslında arda kalan, yaşarken ölüme yenilmemekten ibarettir , o da sırf sen ölümle tanışmanın anlamsız olduğunu düşündüğün için.
Hayat devam eder, en basit gerçekleriyle devam eder aslında, hiçbir şey olmamışçasına, gümbür gümbür, sen daha da güçlenip insan olarak yağacaksındır kötünün üstüne. Sen büyüyeceksindir. insan büyüyecektir. iyi büyüyecektir. Bir büyü gibi. '' FAZIL SAY
"6- Çok değerli arabeskiniz varmış...Başka neleriniz değerli???"
şu son cümlesi her şeyi açıklıyor aslında. domates turşumuz da değerli toplum olarak fazıl say, lütfen bizi sev, bizden biri olmayı kabul et artık, bize "başka neleriniz değerli" gibi kendini bizden ve ülkemizden soyutlayan şeyler söyleme, nolur, nolur.
ulan sen kimsin hıyar? rönesans çocuğu, ben seni anlasam ne olur, sen hangi modda yaşıyosun neyin kafasındasın, seni kim yetiştirebildi bu kadar fransız? bir de gelmiş bizi de anlayın diyor. seni anlıyoruz biz, medeniyetine düşman, ruhunu satmış, piyanoyla da bu halini gölgeleyen birisisin. bayılır bizim kemalistler filan zaten böyle piyanolara operalara, uçarlar havada. yılmaz özdil'den farkın ne ki senin?
müzik yapıyor, açıkçası hiç dinlemedim ve dinleyeceğimi sanmıyorum fakat,
bir insana muhalif diye baskı yapılıyorsa dur orada.
bu ülkede özgürlüklerimiz var.
şiir okuduğu için hapis alan başbakan( gerçi başka suçları da vardı ama neyse) yine başkasını kendi güdümündeki yargı sistemi ile aynı sebepten suçluyorsa dur orada!!!
enser aysever'in programında kendisini izledim ve farkettim ki medyanın bana pompaladığı önyargıyı farkında olmadan yutmu$um. dinledim ve aydınlandım. te$ekkürler fazıl reyis. seni seviyore.
Açık ve net olmak iyidir. Bir de insan olmak- kendi olmak iyidir... Daha da iyisi vardır elbet; bazı başka boyutlarda...
Ama, madem durumumuz bu, madem biliyoruz nereye doğru sürüklendiğimizi, bu durumda açık ve net olmak daha iyidir, onunla uzlaşabiliriz... Uzlaşmak istemeyenle de ulaşamayız.. Değil mi???