nazım hikmet orotoryosu ile kendisini izleme fırsatı bulduğum, çok başarılı piyanist.
ancak dilin kemiği yok.
piyanonun siyah beyazı olduğu gibi, müziğin de var. en derin acısını nazikçe içimize işleyen arabeski ve
en sakin duyguları yaşatan, huzuru bulduran klasik müziği. 2 si karşılaştırıldı.
insanın aradığı duyguyu müzikte bulması yavşaklık değildir. olmamalıdır.
arabesk'i sevmek zorunda olmayan, ama ona saygı duymak zorunda olan müzisyen. çünkü arabesk de kendi ürettiği müzik gibi bir insan üretimidir ve insanın meyusluğunu ve acılarını dışa vurur. sarhoş olup türk sanat müziği söylemek ve fasıl yapmak da arabesk kültür'ün içine girer. kendisinin imkanı olmuş piyanoyla dışa vuruyor. doğuda güney doğuda damı akan kulübelerde doğup büyüyüp polyanna olunamıyor azizim. insan bunun üstünden kolay kalkamıyor. etrafına bakıp bunu görüyor ve bunu söylüyor zevki bu oluyor, çünkü bizzat bunu yaşıyor o insan. ama bu yaptıkları ve yaşadıkları asla piyano tuşlarıyla içini döken hatta bunu yüksek bir kültür olarak gören, tepeden bakan biri tarafından yavşaklık olarak adlandırılmayı hak etmiyor.
özünde tatlı bi insan ama çoğu fenerbahçeliler gibi * "düz adam"ı oynamakta şu sıralar.
"beni dikkate alın! sanatımı ve sözlerimi dikkate alın ve değer verin!"
ama bilmiyor mu ki bunu yaptıkça daha da karikatürleşip değersizleşiyor. ha eski sevgilisi hande ataizi olup da pelin batuyla aşk yaşadığı için ahmet hakan'ı eleştiren adamım benim.
piyano denen garbın afakını saran müzikal enstrumanla hasır nesir olmamamdan ve acıkcası muzik kulagından yoksun olmam nedeniyle(muzik zevkinden yoksumum demiyorum bakin çirozlar, kulagından diyorum. beni kulagınla duy dotunle degil ) iyi yada kotu çalıp çalmadıgı hakkında yorum yapamayacagım piyanist. tabii hain ve hınzır ve fisek ve zehir gibi zihnimden (kızlar sıfatım icinde aynı sıfatları kullanabilirim, ama sevgilim var su sıra neyse parantezi kapatıp konuya donelim) "acaba kimse anlamadıgı icin bizleri kekliyor olabilir mi bu eleman" babında cumleler gecirmekteyim . valla hınzır hınzırda guluyordur sahnenin arkasından. "kendimi Rachmaninoff, Hoffman yada Chopin gibi yutturdum koylu çarıklı paspal kerizlere" diye dusunor olamaz mı yani, olamayadabilir elbette.
arasıra fıskırttıgı siyasal saldırı, vehim, takıntı yada illa ısrar ediyorsanız dusuncelerine gelince; cok ciddiye almayın gidin mis gibi cay demleyin, biraz cekirdek alın, kitabınızı acin, birde cigara yakın radyodanda "Ah Neyleyim Gönül" turkusu calsin ohhh misss; basinizi midenizi agritmayin onunla bununla...
edir no 1: bu baslikta "lavuk" kelimesinin gecmemesini bir eksiklik olarak gordum gecireyim dedim...
uyuyan bir dev. Aslında uyutulan bir dev. Sanatı dillere destan. Nazım oratoryosunda canlı dinleme imkanı buldugum, dünyaca ünlü piyanist. Her ne kadar Turkiye de hala adını söyledigimizde " o ne la" gibi bir yanıtla karşılaşsakta. Kızını çok sever, bir de köpeğini.
bir tanıdığın her televizyonda gördüğünde "töbe yarabbim bu adam özürlü gibi, nasıl çalıyor o piyanoyu anlamıyorum, töbe" dediği isim. piyanist diyorum, ünlü diyorum, yok özürlü gibi diyor. anlamadım gitti.
köylü ve birinci-ikinci nesil şehirli müslümanlar tarafından hedef alınması çok doğaldır. ortada buram buram akan bir lağım var. atıllık, eylemsizlik, kadercilik ve kader denilen öğretilmiş çaresizliğe boyun eğen bir kitle mevcut. bu kitlenin mihenk taşlarına saldırmak da insanlığa dahil olmuş her insanın birincil görevi.
bu adam tarihteki yerini almıştır. lakin kendisine kendi lağımından fiskiyeler sıçratanlar dönemleri ve kendilerini şekillendiren formlar işlevini kaybettiğinde önemsiz bir bütünün adı sanı geçmeyen parçacıkları olarak tarihe geçecektir.
insanlığa dahil olmayı kolay mı sandınınız?
o işler, cemaat dershanelerinde toplama çıkarma öğrenerek, kendinizi ait hissettiğiniz cenahın televizyondaki sözcülerinden duyduklarınızı satarak, omzunuzda melekler etrafta görünmez cinler odluğuna inanarak olmuyor.
meydana çıkıp bütün kalabalıkların üzerine cesaret ile yürüyerek oluyor.
insanlığın deviniminden kaçmak mümkün değil, torunlarınız sizlerden utanacak.
Bu gün televizyonda murat bardakçı ile ilgili bi şeyler söylüyordu. Hayır ne söylediği umrumda bile değil ama keşke bu kadar çok beyanat vermese ,polomiğe girmese de sadece piyano çalsa. Niye böyle şeylere ihtiyaç duyuyor anlamıyorum.
nota bilgisi bile olmadığını düşündüğüm, dandik müzisyen.
şu adamı abartanları anlayamıyorum yıllardır. ne özel bir yeteneği vardır, ne de yaptığı özel bir iş. mozart'ın bethoveen'ın eserlerini coverlamaktır tek işi.
sen kimi kandırıyorsun fazıl? duyarlı ve sanatçı ruhlu türk halkı bunları yer mi, tabii ki yemez.