yıllar önce milan da hocalık yaparken, istanbul'da takımdaşlık adı altında yapılan bir konferansta 'nasıl başarılı lider olunur' konusunda bilgiler verirken, milan kulübü tarafından işine son verilmesi kendi adına ironi olmuştur. futboldaki strateji ve taktik konularında yetersiz olması, takımını daha çok gazla sonuca götürme yollarına yönelmesine ya da hakemlere karşı hem saha içi hem de saha dışında (özellikle koridorlar tercihidir) çeşitli etkileme metodları kullanmasına sebep olmuştur.
Hakkında bu kadar tartışmaya gerek yok aslında. Olay son derece basit ve net.
Fatih terim hoca filan değil, başarısız bi kerem hem de kaos futbolu oynatıyor yeaaa diyenler: e ne güzel işte adamı beğenmiyorsunuz ve çok şanslısınız ki bu kadar kötü bir hoca sizin takımınızın başında değil. Sevinin. Ayrıca üstüne bir de bu adam rakibinizin de hocası. Al sana avantajın kralı. Ne diye bizi uyandırıyorsunuz. Bırakın bu başarısız hoca ile yola devam edelim, başarısız olalım.
türk futbolunun en büyük yerli teknik direktörü. işin taktik kısmından ziyade gaz kısmıyla ilgilenmesi bu gerçeği değiştirmez. biz alman değiliz, futbolcularımız da alman ekolünden yetişme değil genelde. e biz türküz ve anladığımız şey gaz arkadaşım. adam da bunu en iyi işleyebilen isim bu ülkede. galatasaray'dan zerre hazzetmem ama fatih terim'i itin götüne sokmak aptallıktır, bu kadarını biliyorum.
kazandığı başarıları tekrarlayabileni geçin de yanından geçebilen bir Türk Teknik Adam var mı sorusunu herkes eleştiri yapmadan önce kendisine sormalıdır. O varisi olmayan bir imparatordur.
çok başarılı hocalara kıyasla başarısız ama türk futbolunda en başarılı teknik direktördür. türk milli takımlarının daha önce kazanamadığı başarıları kazanırken başındaydı, türk takımlarından bir cacık olmazken avrupa kupa kaldıran takımın başındaydı, türk vatandaşı olup en çok kupa kazanan hocadır, fiorentinayı yıllar sonra ligde tepelere taşımış hocadır. elde bir tek milan örneği bulunmaktadır ki oda olacak o kadar denilir. Luiz Felipe Scolarinin bile başına gelebilen durumdur. illa her gittiğin yerde başarılı olsun dersen yok öyle bir hoca. en fazla José Mourinho dersin o bile barca gölgesinde kaldı diye sallantılı takımının başında durmaktadır.
not: ben ac milan başkanı olsam ben de babadan milanlı 20 yıllık topçum karşı olduğunu açık açık göstermişken terim'i tutmazdım.
benzer bir durum leeds united'la brian clough'un başına gelmiştir. takım istemedikten sonra teknik direktör değiştirmek zorunludur çünkü bir teknik adamı değiştirmek 7-8 futbolcuyu değiştirmekten kolaydır.
milan, fiorentina günlerinden önce ve o günler yaşanırken kaç yaşında olduklarını merak ettiğim yazarlar tarafından sıkı savunulan teknik direktör. uefa kupası şikeli diyen mi oldu çocuklar? gözünü kan bürümüş sırtlanlar gibi saldırmadan bir daha okuyun yazdıklarımı. ben özellikle yurt içi başarılarına dikkat çektim ve hakan şükür'e kızın bir zahmet kızancıklar çünkü ben sizin gibi kıçımdan atmıyorum. yaşananları yazıyorum yurt dışı süreci hakkında. insanlar italyan malı satmıyorum diye dev boy pankartlar asardı dükkanlarına ama fatih terim italya'ya gidince herkes firenzeli oldu, milan'ı tuttu falan. sporla siyasetin kaç yıldır iç içe olduğunu siz bilmiyorsanız, fatih'in uefa kupasını kimlere armağan ettiğinden haberiniz yoksa bana kızmayın. varsa? varsa önce kendi aklınıza sıçın kalanıyla ağzınızı doldurursunuz cücükler.
saçma sapan, aslı astarı olmayan ve nedeni tamamen belli bir şekilde saldırıya uğrayan büyük.
bir defasından galatasaray'ın uefa kupası için "türkiye italya ilişkileri kötüydü, avrupa türkiye'nin gazını almak istedi" diye bir şey okumuştum, şimdi ise benzer şekilde yine bir galatasaray değeri küçümseniyor, değersizleştiriliyor. mantık hep aynı, aziz yıldırım'ın "galatasaray'ın uefa kupasını kazanması tesadüftü" açıklamasını bilmeyeniniz yok sanırım.
galatasaray'ın başarılarını ve değerlerini küçümsemek, değersizleştirmek, unutturmak fenerbahçe camiasının son 10 yıldır müthiş bir şekilde yapmaya çalıştığı operasyondur. misalen, aziz yıldırım'ın bir galatasaray şampiyonluğu sonrası istifa edip, gündemi değiştirip sonra geri gelmesi (ki gfb grubunun 2008 açıklamasında kayıtlardadır) hepimizce aşikardır.
evet, biraz uefa kupası zamanından örnek vereyim. finale kadar giden yolu geçiyorum. final maçında arsenal'in kaçırdığı öyle goller varki... misalen henry'nin kafa vuruşunda taffarel'in o efsane kurtarışı...
şöyle eleştiriliyor : avrupa başarıları italya gerginliğinden, türkiye başarıları ise derin ilişkilerinden.
ben buna ne diyebilirim? ne açıklama getirebilirim? istatistikler ortada, vicdan ortada, başarılar ortada, her şey ortada.
ama şu taktik konusuna gelince, yazacağım, bir kez yazacağım...
galatasaray takımında fatih terim'in kurduğu sistemi ancak bir yıl sonra hektor cuper orduspor maçında çözmüştür. ligin ilk yarısındaki orduspor maçını hatırlayanlar bilir. o maçtan sonra galatasaray'ın seri puan kayıplarını...
neydi peki galatasaray takımının sistemi? bloklar arası mesafenin darlığı, ayaklara kısa pas, savunma ve hücum kurgusu mümkün olduğunca önde. kim alındı en başta? elmander... herkesin burun kıvırdığı... kim aldırdı? fatih terim.
bu sezon kim alındı? umut bulut... herkesin burun kıvırdığı ama ben sayfalarca yazdım umut bulut'un alınmasını... sonra herkes "vay arkadaş bu adamlar gerçekten iş yapıyor" kim aldırdı? fatih terim.
adama göre sistem değil, sisteme göre adamlar alındı. melo konusunda neden ısrar edildiğini biliyor musunuz peki? melo'nun görevini... kesicilik ve süpürücülükteki önemini? selçuk inan'ın toplarını... kanatta oynayanların nasıl içeriye süzüldüğünü...
bir defasında skora gitmek için hamit, selçuk, melo ve elmander'in yarım saatte 9 kez yer değiştirdiğini gördüm. evet, saydım! 9 kez yer değiştirdiler ve takım sonuca gitti. kim yaptı? fatih terim.
peki gelelim bu seneye... ne dedim? daha doğrusu ne dedik? tüm futbol otoriterleri orduspor maçından sonra galatasaray sisteminin çözüldüğünden bahsettiler... fatih terim ise bir maç sonrası "gerekirse tek forvete dönerim!" dedi. sonuca gitti mi? bazı maçlarda gitti ama yine de istediği verimi almadı.
peki şimdi?
mademki 4-4-2 ile karşı rakip topu galatasaray'a veriyor ve otobüs çekiyor (bu tabiri bilmiyorsan bir daha futbol yorumu yapma!) o halde devre arasında dediki "arkadaş durum bu, sistemde ufak bir değişiklik yapalım ve klasik 10 numaraya geçiş yapalım ama bu 10 numara hagi ve alex gibi durarak değil, koşarak oynayacak" ve sneijder geldi... attığı toplara dikkat... sonra? eee biraz da yırtıcı forvete ihtiyacımız var, elmander ve umut'u döndürmüyorlar o zaman drogba...
daha sayayım mı? misalen selçuk'un bir cl maçında defansın sağında oynadığını, riera'nın nasıl sol bekte oynadığını, semih kaya'nın kendini nasıl geliştirdiğini, elmander'i ve o'nun boş koşularını, burak yılmaz'ın nasıl pres yaptığını...
velhasıl : dürüst olun! "arkadaş bu adamı çekemiyoruz" deyin ama kalkıp aptalca iftira atıp, mesleğini küçümsersen şamar oğlanına çevrilirsin.
rakibin eeşofmanlı teknik direktörü 3 ön liberoyla oynarken, her zaman hücum her zaman pres felsefesini benimsemiş, türkiyenin en iyi teknik direktörü, taktisyenidir. var mı olm daha iyisi, daha başarılısı? varsa gösterin biz de bilelim..
harbiden gerizekalıca eleştirilen teknik direktör. yok efendim arkadaşları yardım etmiş kazandığı kupalara, yok devlet meselesi falan. olmayan aklına sıçayım senin. bu adamın kazandığı 13 kupa da mı yardımla lan? uefa kupasına da mı mehmet ağar yardım etti? veya euro 2008deki yarı finale. fiorentinadaki başarılarına da mı? geçen sene de mi o yardım etti? ülkede değişmeyen denge kalmadı yine fatih terim'e mi yardım ediliyor? aklını beynini...
fiorentina'da teknik direktörlük yapabilmesi de yaklaşık sebeplerdendir. Zira o günleri yaşayan türk insanı buna galatasaraylı olanları da dahil bayram değil seyran değil eniştem beni neden öptü minvalinde bu işe bir anlam veremeyip anlamı daha sonra italyanlara yavşamaya başladığımızda bulmuştur. milan'da başarılı olamamasının nedenleri bellidir demek sağlıklı ve yeterli açıklama içermemektedir. kısaca değinmek gerekirse milan'da imparatorum ben ayakları yememiştir. fiorentina taraftarlarının açtığı pankartlarla büyük teknik direktör olunmadığını anlayamanlar milan taraftarlarının ne dediğini de yazsa olay ortaya çıkacaktır. topun olduğu yer biim için pozisyon demek bir taktik değil tek bildiği kaos futbolu olan bir adamın gazıdır. sayılan başarıların türkiye'yi kapsayanları bir önceki girdimde yazdığım derin ilişkilerle ve tehtidkar tutumla açıklanır ki bu başarıların büyük teknik direktör olmak sayesinde olduğunu sanan mallar bu başarıları temiz sanmaktadır. ayrıca bu mallar daha çocukken, hakan şükür'ün" bu başarılar arkadaşlıkla geldi. birbirimizin açığını kapatırdık, yardımlaşma çok iyiydi. bizim taktiğimiz falan yoktu, çıkıp oynardık." dediğini bilmez, fatih terim'in bu sözler karşısında sustuğunu ise hiç bilmez, bunu ona yakıştıramazlar çünkü o imparatordur. ve tabi bütün başarılar tek başına ona aittir. o nesiller yaratmış, yaratmakta olan bir ilahtır.
milan'dan önce fiorentina'da teknik direktörlük yapmıştır, zira fiorentina'da son derece başarılı olmuştur, milan'da başarılı olamamasının nedenleri bellidir.
fiorentina taraftarı kendisi için türkçe : ya terim ya ölüm pankartı açmıştır.
milan taraftarı kendisine "imparatore terim" "grande terim" diye hitap etmektedir :
arsenal final maçının soyunma odası konuşmasını izlemeyen yok sanırım? : "topun olduğu yer, topun olduğu yer bizim için pozisyon!"
avrupa elit teknik direktörleri kategorisindedir.
türk futbolunu bir yerden alıp bir yere koymuştur, çıtayı yükseltmiştir. çok sayıda yıldız futbolcu kazandırmış ve kazandırmaya devam etmektedir, kazandığı çok büyük başarılar vardır ve türk futbolunun zirvesidir.
başarılarına gelince :
türkiye u-21 milli takımı akdeniz oyunları şampiyonluğu - 1993
türkiye u-21 milli takımı akdeniz oyunları finalisti - 1991
avrupa futbol şampiyonası yarı finali - 2008
uefa kupası : 2000
lig şampiyonluğu : 5 kez
türkiye kupası : 2 kez
türkiye süper kupası : 3 kez
italya kupası : 1 kez
milan'da hocalık yapmasının tek nedeni o dönemde gerginleşen türkiye - italya ilişkilerini ve bizlerin yaptığı italyan malını kullanmama eylemlerini sonlandırmak için sempati yaratmaya çalışmaktır. yoksa ümit davala da milan'da oynadı diye milan'da oynayabilecek kadar yetenekli vs bir futbolcu değildir. O da fatih terim orada diye orada bulunmuştur. eşler dostlar birbirinin ceplerini doldurmuşlardır. ayrıca sadece yıldız futbolcularla o da dönemin koşulları uygunsa başarı yakalayabiliyor. kendisi ikinci gelişinde galatasaray'dan teneke çalınarak kovulmuştu çünkü bugünkü gibi bir takım yoktu ve fatih terim'in yıllardır hala belli bir taktiği yok, o gün de yoktu, hiç olmadı. büyük teknik direktörler küçük takımlarla ve yıldız olmayan oyunularla da başarı yakalayabilenlerdir, en ufak bir eleştiride eleştiriyi yapanları işinden etmeyenlerdir, kameralara şeyini götermeyenlerdir, sen kimsin ki beni eleştiriyorsun demeyenlerdir. bu adam için söz uzun, yazı kısa olsun. kendi başına bir hiçtir. derin ilişkileri ve yıldız futbolular ile angutbettinlerin gözünde imparator oluverir.
Klasik adanalidir. Serttir, otoriterdir ama bunun altinda yumusacik bir yurek vardir. Hirslidir, en onemli ozelligi oyuncularini fena gazlayabilmesidir.
artık amrabat'ın yedekten geldiğinde daha verimli olduğunu görmeli ve takımı dizilişini değiştirmelidir. 4-4-2 kutsal yazıtlarda geçen bir diziliş değildir ve o olmadan da çatır çatır başarılı olunur.
"sizin hayallerinizin bittiği yerde bizim gerçeklerimiz başlar" sözünü dosta düşmana ispatlamış teknik adam. türkiye'den bir takıma uefa kupası kazandırmak, milan'da hocalık yapmak göt ister. hem de yıllar önce, futbol bu kadar endüstrileşmemişken, güçlülerin diğerlerini çatır çatır ezdiği zaman.