2012'ye kadar sözleşmesi olan ve bu tarihe kadar ne olursa olsun milli takımın başından gitmeyeceği federasyon tarafından açıklanmış olan teknik draktör.
hadi yanlış kadro kurdun ama 5. dakikada golü buldun. takımı sabitleyeceğin yerde kendi haline bıraktın. 25. dakikada gol yedin. maçın bitmesine daha 1 saatten fazla var. takımı ateşleyeceğin, belki aksayan hamit'i değiştireceğin yerde sen senliğini yaptın ve takımı kenarda yalnız bıraktın. yapılır mı bu? bir takım en kritik maçta böyle amatörce mi yönetilir? bir takım bu kadar mı keyfi kurulur? oyuncu ismi zikretmeyeyim diyorum da duramıyorum. tam da bir form yakalamış fatih tekke'yi, oyunu açacak bir gökdeniz'i neden düşünmezsin? hadi diyelim garezin var bu topçulara. sen milli takımın başındasın, bu kafayla kadro kurman ayıp değil mi?
-aç parantez-
geçenlerde bizim gökhan keskin'i konu alan bir belgesel izlemiştim. oradan öğrendik ki, gökhan ve gordon milne birbirini hiç sevmezlermiş. hatta gökhan bariz nefret ediyor milne'den. bunu da açık açık söyledi. ama gordon'un bir sözünü de söyledi: bir tartışmalarından sonra milne, gökhan'ı çağırıyor ve diyor ki: "bak sen beni sevmiyorsun, ben de seni. ama biz profesyonel insanlarız ve kişisel husumetlerimizi işe yansıtmamalıyız. bundan sonra ikimiz de işimize bakacağız." sonrası herkesin malumu.
-kapa parantez-
bu işin bir yönü. diğer yönü ise maalesef fatih terim'in artık iyice ayyuka çıkmış teknik ve taktik kısırlığı. ne zamandır takım kötü gidince oyunu ileri doğru zorlama opsiyonumuzdan başka bir taktiğimiz yok. euro 2008'de portekiz maçı sonrasında da yazmıştım. fatih terim bu ülkede en müsamaha gösterilen teknik direktör. kimse ağzını açıp da bu adama tek kelime edemiyor. sürekli pohpohlanıyor. eleştirilecek oluyorsun; esiyor, gürlüyor. şu kadar zamandır takımın başında, ne bir jenerasyonu yenileyebildi, ne bir sistem oturtabildi. hep kendi bildiğini okuyor. yardımcılar desen maçta gördük ki, sadece izleyiciler. yani neresinden tutarsan elinde kalıyor.
uzatmayalım. zira her şey ortada. fatih terim ve ekibinin artık milli takımda işi bitmiştir. bir silkinme, bir yenilenme vaktidir. bu yenilik de gerçekten cesur olmalıdır. açıkçası dışardan birinin takımın başına gelmesini istiyorum. terim bırakırsa şu an muhtemelen ellerini oğuşturan mustafa denizli'nin de gelmesini istemiyorum. bizim takımın başka bir şeye ihtiyacı var çünkü. her zaman mucizeler yaratması beklenen bir takım olmaktan ziyade, bir yapısı olan bir takıma dönüşmek gibi mesela...
taktik teknik eyvallahta oyuncu tercihleriyle beni benden alan isimdir. türk halkını çilekeş etmiştir. semih gibi bir topçuyu sen niye ilk 11'de başlatırsın. al abi sercan'la başla semih'i 60. dakikada sok. herif takır takır sıralasın golleri.
zico, aragones, daum bu adamların hepsi semih'i çözdü, bizim fatih çözemedi arkadaş ben buna yanarım.
bosna maçından hakemi sorumlu tutmuş milli takımlar teknik direktörü. yani şu bosna maçında hakemi suçlamak, sel felaketinde vatandaşı suçlama mantığında bişey. işi bosna deplasmanına kalacak noktaya hakem mi getirdi? derhal milli takımdan def edilmesi gerekiyor.
yeter be adam, git fantezilerini serie b'de uygula.
türkiye'nin en büyük teknik direktörü kendisi için milli takımdan defedilsin diyen mantık timsali arkadaşlara sormak istiyorum acaba ikinci bir ersun yanal vakaası mı yaşayalım?
türkiyede büyük başarılara imza atsada pek türk halkı tarafından pek sevilmeyen teknik adam.
ben bir galatasaraylı olarak çok severim kendisini o ayrıdır .
zamanında bülent korkmaz'ı çok fevri, çabuk sinirleniyor diye kadro dışı bırakmış bir zamanların efsanesi. şimdi şu asabiyetine, sinirli tavırlarına bakıyorum da şaşırmıyorum. çünkü eski fatih terim'le şimdiki fatih terim arasında büyük tutarsızlıklar var. keşke fiorentina'ya, milan'a gitmeden önceki imparator fatih terim olarak kalsaydı. sinyor terim'lik kendisini çok değiştirdi.
artık fatih terim milli takımla almadığı kupa bırakmasa, juventus'a gidip onları dünya şampiyonu yapsa, oradan barcelonaya geçse ve aynısını yapsa, oradan da yeldeğirmenisporla aynısını yapsa bitmiştir benim için. kerameti futbolcuda ararım, yöneticide ararım, masörde yardımcılarda ararım ama fatih terim bitmiştir.
hep aynı taktik-teknik anlayış, hep en olmayacak kadro, sistemsizlik olmuyor fatih hocam. sen belli kuralları uygulamıyorsun. kendi bildiğini okuyorsun.
kafamda yarattığım fatih terimin bitişidir beni üzen, başka bir şey değil...
bir galatasaraylı olarak futbol bilgisinden ve karakterinden şüphe ettiğim, bir an evvel türk futbolunun dışına çıkıp, devam edecekse bile *arap ülkelerinden birinde futbol hayatında devam etmesini dilediğim dinazor. yetti artık sistemsiz düzensiz oyun ve bireysel oyun. en az ispanya kadar kaliteli bir takımla dünya kupası' na bile gidemiyoruz inanılır gibi değil.
(bkz: şaka gibi)
en çok kıyısından geçmediği vasıfları sanki belirleyici özelliğiymiş gibi tanıtmasından rahatsızlık duyduğum insandır kendisi. şahsımı daha fazla rahatsız eden bir başka şey varsa bu zata ilişkin o da insanların çoğunun bu martavala inanmaları veyahut inanıyor görünmeleridir. bir moda çıkardı bu bir kaç sene önce, lafa gelince tüm yenilgilerin, başarısız sonuçların sorumluluğunu güya, lafta üstlenmek. ağzını açıyor, mesuliyet bana aittir diyor, daha nefes almadan hakeme, sahaya doğrudan, iki metreden kaçıran, yanlış pas atan oyuncuya endirekt olarak faturayı kesip kamu oyunun önüne atıveriyor. iyimser, güce tapar ağırlıklı insan profilinin aklında kalan ise ' helal olsun fatih hoca' ya delikanlı adam, başarıyı da başarısızlığı da sahipleniyor' görüntüsü. bunun en tipik örneğini meşhur isviçre maçında sergilemiştir. saha içi saha dışı bütün kepazeliğin baş müsebbibi olmasına rağmen şifo mehmet' i kurtlar sofrasına atıp, benim ne lakam var ya deyip çıkıvermişti zeytinyağı gibi su yüzüne. maddi konular da böyle bir alandır hocamız için. laf böbürlenmeye geldi mi mangalda kül bırakmaz, konu milli takım ( veya o anda işveren kimse onun adını anınız) olunca biz para konuşmayız deyip en küçük ayrıntıya kadar titizlenen sanki kendisi değildir. süleyman demirel gibidir fatih terim, bu ülkenin ve sakinlerinin kodunu çözmüştür. üç kere gider beş kere gelir, her gelişinde daha da kuvvetli gelir. korkum demirel gibi bir gün cumhurbaşkanı olması.
Birisinin kendisini cok erkenden yattigi o kis uykusundan uyandirmasini istedigim teknik hoca! hala durumun ehemmiyetini anlamamis sinyor terim. hala sansimiz devam ediyor zirvalariyla bu insanlari uyutabilecegini saniyor akli sira. dunya kupasi acligimiz gunden gune artarken bu beraberlik sayesinde hayallerimiz tas gibi midemize oturmusken hala ortaya cikip sansimiz devam ediyor diyebilmesi bir pişkinlik abidesidir.
Tezden tasini taragini, pilini pirtisini toparlayip defolup gitmesini istiyorum milli takimin basindan. bu kadar hayati bir onem tasiyan macta bir teknik adam, sinirlerinin kurbani olup tribune yollanip, skor 1-1 gibi kritik iken takimini tek basina birakabiliyorsa, o adam hicbir sekilde oturdugu teknik direktorluk koltugunu haketmiyordur!
dün gece itibariyle hepimize aldığı bilmem kaç yüz milyar maaşı haketmediğini gösteren teknik adam!
ee üstünde ki nike t-shirt'ünü sevdiğimin fatih terim'i!!! ee güzel insan! şu kadar kritik maçta insan öfkesini kontrol edemez de nerede eder ha, soruyorum sana nerede eder? ya sen koskoca fatih terim hakem tarafından tribüne yollanıyorsun! ya ayıp ya ayıp, yemin ederim ayıp!
ya hadi geçtim herşeyi oyun içerisinde skora değiştirmeye yönelik zerre kadar birşey yapmadın! hamit'i oyundan almış, 2. yarı saçmalayan emre'yi oyunda tutuyorsun!
keşke türk milli takımı teknik direktörsüz kalsaydı da, o 260.000 lirayla aylığı 500 liradan 520 vatandaşımıza iş verilseydi, ya da 2600 öğrenciye burs ödenseydi.
dünya kupasına yine gidemezdik ama en azından içimiz sızlamazdı.
ama biz o olsun dedik, getirdik başa.
ne mi oldu;
fatih terimin kızı bir araba daha çekti altına, karısı bir ev daha aldı, kendisi kasılmaya devam etti.
türk futbolu'nun temiz ve saygın bir hale gelebilmesi için kendi kendini imha etmesi gereken adam. türkiye'nin olmayan imajını her fırsatta daha çok rezil eden sahte kabadayı.
kendisi her ne kadar ben çok iyi bir futbolcuydum dese de milli takımda şöyle bir anısı vardır:
türkiye avrupanın vasat takımlarından biriyle* karşılaşmaktadır. maçın son anlarıdır ve durum 1-1 dir. rakip takımın attığı uzun top tam auta çıkacakken bizim iş güzar fatih terim sırf artislik olsun diye topu rövaşatayla çevirir ve top rakip forvetin önüne düşer. rakip forvet de golü atar ve mağlup oluruz.
bir de fatih terim galatasarayda oynarken galatasaray 9 sene boyunca hiç şampiyon olamadı. ne zaman fatih terim ayrıldı galatasaray şampiyon oldu.*
başta oyuncularını motive edebilmek olmak üzere bütün antrenörlük meziyetlerine sahip olan adam. ancak öyle bir egosu vardır ki bütün bu meziyetlerini alıp götürmektedir.