hiç kimse kıvırmasın, bu millete yakışan yegane ulusal takım teknik direktörüdür. bu milletin içinden, tam göbeğinden gelmedir çünkü. yeri geldiğinde basın mensuplarını çocuk gibi karşına dizip de azarlamayı da bilir yeri geldiğinde açık açık tehditler savurmayı da. nitekim öğrendik ki, son marifeti de galiz küfürleri sonsuz bir uyumla sıralayıp ana avrat dümdüz gitmekmiş. şaşırtıcı mı ? elbette değil.
ne de güzel yazmış özdil, "futbolu lunaparklarda sigara kazanmak için penaltı atarak öğrenen bir millete fatih terim'ler müstehaktır" diye.
"başarılı" olmanın ahlaksızlığı kabul edilebilir kılmadığını öğrendiğimiz zaman, işte o zaman adam olacak bu millet.
belçika maçında yaptıklarına ilişkin olarak kendi meşrebince hesapta özür dilemiş, aklınca da kuyruğu dik tutmuş kişi. kariyeri çok küçük ya da belli seviyede olan birisinin tahriklerine kapılmamalıydım diyerek aklı sıra kendini bir kez daha yüceltmiş aslında sirkatin söylemiş kişi. özrü kabahatinden büyük kişi. milli takımı derhal bırakması gereken ama bırakmayacak kişi.
--spoiler--
Sonra sakin kafayla düşününce, şartlar ne olursa olsun hiçbir başarısı olmayan bir adamın tahriklerine kapılmamam lazımdı. Bu gerilimi yaşamamam lazımdı. Burada hatalı olduğumu kabul ediyorum. Yardımcılarıma, oyuncularıma ve kamuoyuna bir özür borçluyum. Ama en önemlisi kendime bir özür borçluyum.
--spoiler--
gizli bkz ile vurguladığım kısma baktığınızda bu adamın nasıl bir karakter yapısına sahip olduğunu şıp diye anlarsınız. ''tahriklere kapılmamam gerekirdi, özür dilerim sizlerden, hatalıyım'' konulu bir konuşmasında bile tahriklerin halen daha etkisinde olduğunu, rakibini aşağılayarak göstermiş. ben böyle büyük bir hırs ve ego ömrümde görmedim.
yaptıklarına bakılırsa(euro 96 katılma, uefa kupası, euro 2008 ve yarı final) başarılı teknik adam 2000 e kadar olan kısmı bilemiyeceğim ama 2008'in en şanslılarından biri.
--spoiler--
Burada hatalı olduğumu kabul ediyorum. Yardımcılarıma, oyuncularıma ve kamuoyuna bir özür borçluyum. Ama en önemlisi kendime bir özür borçluyum.
--spoiler--
egoistlikte nirvana.
sahaya çıkardığı takımlarda teknik-taktik hatası çok olan sadece türk futbolcuları motive edebilen adam. milan'da işler hurra saldırınla yürümediğinden kovuldu.
başarısız olması bir kişiye küfür etme hakkını doğurmaz. şayet olsaydı sinyor terim milanlılar seninle çok yakın akraba olurlardı.
Çocukluk dönemlerinde mahalle maçlarında yedek kalmış devamında sürekli mahallede dayak yediğini düşündüğüm egoist paranoyak. özür dilerken bile kendisini övebilen başka kaç insan vardır merak ediyorum.
türkiye futbolunda "şımarık çocuk" rolünü 60 yaşından sonra benimsemiş futbol kişisi.
genelde genç futbolcular için kullanılan bir sıfattır "şımarık çocuk", ama sistemsiz yani bireysel başarılara ve şansa dayalı olarak patlayıveren başarılara, sinir bozucu performanslara rağmen gelen olumlu sonuçlara düzülen övgülere yaşı kaç olursa olsun hangi insan evladı "durun ne yaptınız, beni neden övüyorsunuz, 'sistemimiz' resmen sıçtı" der ki?
ee, haliyle fatih terim de demedi. başarısızlığıyla yoğrulmuş zaferlerine rağmen "aman durun fatih hoca'yı eleştirmeyin" diye feryâd-ı figan içinde olanların sistemli başarısızlığıdır fatih terim. mahalle kabadayısından hallicene tavırlarıyla sporcu kimliği üzerinde sırıtır. michael phelps'in dünya rekoru kırmak için başına geçeceği havuza takunyalarla gelmesi gibi bir görüntüdür fatih terim'in bize sunduğu. sporcu kişiliği sunduğu bu profille ayaktadır, naifliği gülümsetir.
Okuyucu yorumlarından birinde görmüştüm. "kibir imparatoru" demişti. Hali, hareketleri,tripleri, her şeyi ile bir kibir anıtı gibi. Son yaptığı skandallardan sonra hala o koltukta oturabilmesi beni ve sporda ahlak isteyen birçoklarını çileden çıkartıyor. Biz birilerini ne olursa olsunla yücelteceksek, egolarını şişireceksek, hasbel kader bir yerlere gelip yine padişahım çok yaşa diyeceksek yazıklar olsun bize. Bir ülkenin milli takımlar sorumlusu kaç defa centilmenliğe aykırı hareketler yapabilir ki?
önce tanım: halihazırdaki milli takımlar teknik direktörü.
şenol güneş dünya üçüncüsü olduğunda tesadüf cart curt dendi. hiçbir avrupa takımıyla karşılaşmadık dendi ve bu adamı resmen karizması yok bahanesiyle kovdular. sonra? sonra ne mi oldu? ersun yanal diye bir adam getirip rezil rüsva ettik önce takımı. sonra son ümidimiz diye sarıldık fatih terim'e. zaten bu da kendisine göre yeterli bir sebepti ders almam, veririm diyebilmesi için fatih terim'in. evet karizması var. fakat yanında kocaman bir egosu var. ve o ego o karizmayı ziyadesiyle aşıyor.
fanatik bir galatasaray'lı olarak elbette kendisini çok severim. ama artık gözümde eski terim kalmadı. eskisi gibi fatih terim'e sevgi saygı kalmadı bu açık. özellikle son dönemlerdeki mafya babası havasına bürünmesi yüzünden. yahu arkadaş sen kimsin bir basın mensubuna ana avrat sövüyorsun? nerden alıyor bu yetkiyi, özgüveni çok merak ediyorum. Emre gibi vasıfsız bir futbolcu için Hincal Uluç'u aslanlar önüne atıyor. Neymiş onun yüzünden kalp krizi geçirmiş annesi. Yalan. Bunu bütün Türkiye biliyor. Bu milleti kandıramazsın Fatih Hoca. eski fatih hoca nerede? şimdi egolarının,komplekslerinin içinde boğulmuş bir fatih terim var karşımızda.yazık.
milli bir maçta liseli bir genç edasıyla saçma sapan el kol hareketleri yapıp ülke imajını zedeleyen, yurtdışında haberlere konu olan adam. hakikaten çocuk gibiydi. o hareketleri yapmadan önce sanırım bir kaç kez üst üste ''ötüken yolu yokuştur, kafaları tokuştur'' dinlemiş.
karakteri ne kadar insanlara kotu gelirse gelsin turk futbolunun bir degeridir. turk futboluna cita atlatmistir. italya'ya gidildiginde turk'um dediginizde size italyan adamin ilk hatirlattigi kisiliktir.
Türkiye Futbol Federasyonu geçen günlerde tribünlerdeki küfüre karşı bildirge yayınladı .
Peki bir insanın anasına ,avradına küfür eden bu herifin işine son vermeyi neden hiç düşünmedi.
umut bulut, fatih tekke ve gökhan ünal'a sahip bir ülkenin milli takımına bu futbolcuları yedek olarak bile almayıp, sakatlanan batuhan'ın yerine nuri şahin gibi bir defansif orta sahayı alan ve üstelik bu davranışı gösterirken de maçta 1-0 geride olan bir takımın teknik direktörüdür.
galatasaray ile isminin anılması tüylerimi diken diken etmeye yetmiştir. hayır, bir yandan hiç ihtimal vermiyorum ki fatih terim galatasaray'ın başına geçsin, tekrar. ama şuraya da yazıyorum; yumurta topuk dönerse galatasaray maçlarını izlemeyeceğim.
kendisine güvenen, kesinlikle kimseye taviz vermeyen(=muhabirin birinin telefonu çaldıktan sonra toplantıyı yarıda bırakmasından), yapacağı işi yapan, yapacağı konuşmayı aheste aheste gerçekleştiren, el hareketleri yüz mimikleri bol olan, güzel giyinen (bende öyle maaş alsam bende giyinirim ama neyse yinede giyinmeyi becerebiliyor işte), oyuncuları müthiş derecede motive edebilen(=gaz verebilen), bundan sonra Türkiye'de teknik direktörlük yapmayacağını açıklayan şu anda A milli takımın başında bulunan teknik direktörümüzdür...
oynatmaya çalıştığı oyun sistemini müzmin sakat emre belözoğlu'nun üzerine o kadar bağlamış durumdadır ki emre'nin olmadığı* zamanlar resmen kendisini kaybetmekte olan kişidir. 3 gün önce bosna hersek takımını yeniyorsun ve 3 gün sonra yendiğin takımın 7 gol attığı, hiçbir iddiası bulunmayan, fark yememek için sahaya çıkmış bir takıma karşı çift ön libero, asla tek forvet oynamayacak bir forvet oyuncusu ile maça başlıyorsun. elinde yusuf şimşek gibi bir adam duruyorken nuri şahin* ile maça başlıyorsun.. açıkçası kişisel ego ve hırslarına yenik düştüğü sürece kaybetmetmeye mahkum adamdır. futbolcuların kişisel yetenekleri ve şans ile bu saltanat çok uzun süre devam etmez be hacı.