son bölüm ile ezel'in artık kusursuz planlar yapan kötü bir villain a dönüşümü nihayet tamamlanmıştır. ve böyle olması çok hoşumuza gitmektedir.
cengizin anasını iki bölümdür ağlatıyordu zaten, şimdi'de son darbeyi attı.
bölüm yine kral ve bütün kadro gözüktü sanırım bu bölümde. flashbacklerde oldu çok güzel gidiyo yalnız bu sefer lost gibi noluyor lan sorusuyla bitirmezlerse çok daha hoş bitecek bu gece.
düdüt: derken bütün söylediklerimi bana yedirtendir..ah be senaristler az kalmıştı farklı olmanıza. yapılıcak şeymi bu yani ? hapis olayına daha mantıklı bir şey düşünseydiniz keşke. sonuçta kimse 1.derece cinayetten yakalanıp bir hücreye konan insanla dükkanın camını çerçevesini indiren bir adamın aynı yere düşeceğine inanmaz.
şu ana kadar beklenenin altında seyreden dizi. hele birinci dereceden tutuklama olayı baya komik olmuş bu diziye pek yakışmadı gibime geliyor. sürpriz bir final bekleme umudundayız artık.
şu dizilerde jenerikte ismi akan "hukuk danışmanları" ne iş yapar merak ediyor insan, burda da aynı şey söz konusu... mevzu şu; "tutuklama"yı mahkeme yapar polis değil, hele bilmem kaç yıldızlı komiser hiç değil, polisin yaptığı "gözaltına almak"tır.
ali nin köşeye sıkışıp salavat getirdiği anların yaşandığı ama tefo nun hızır gibi yetiştiği dizidir.
cengiz tutuklanmaktadır birinci dereceden cinayet zanlısı olarak.
azad ne yapmaya çalışıyor anlayan var mı?
babasına yani bizim biricik efsanemiz-dayımıza ihanet mi ediyor yoksa o da mı dayı'nın planının içinde?
vallahi kafam bi milyon oldu.
başım çatlıyor be ya!
iradesini tamamen dayısına armağan etmiş yeğen tipini ezel'de görebileceğimiz ilişki türü üzerinde dönenen senaryosu, "amananamana alın götürün böyle ilişkiyi" bir ilişkidir.
-dayı lavaboya gitcem ama gidebilir miyim..
-git evlat.. ama lavaboya gitmek sadece lavaboya gitmek demek değildir.. yürek ister.. cesaret ister bilek ister
-porçöz..
-o da olur yeğen. o da olur ama porcoz sadece porcoz değildiiiiirrrrrr.
dizi ilk basladiginda "konu dandik abi bi yerde tikanir kalirlar. cok uzun surmez bu dizi." demistim ama yeğen siz naaptiniz yaw? o kurtlar vadisi'nin ilk 97 bolumunden sonra ilk defa bir turk dizisinin sonraki bolumunde ne olabilecegine dair kafa yoruyorum. ama o mahkeme falan dayi'nin kurgusuysa yok artik lebron james demek istiyorum. ama ayni mahkeme sahnesinde o converse'li katil de oradaydi. o ne ayak? ulan keske bu bolumu izlemeseydim de onumuzdeki hafta 2 bolumu arka arkaya izleseydim. gerci yine nasil olsa ters kose yapicaklar her hafta oldugu gibi.
gece gece reyting sonuçlarına bakınca başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştür.
en sonunda bu da oldu ve arka sokaklar denilen vasat dizi, tüm izleyici gurubunda çok uzuun bir aradan sonra ezel'i geçti (aferin türkiye halkı, kaynanan ölsün emi)
ezel'in izleyici oranı ab gurubunda olmasa da tüm izleyici gurubunda belirgin biçimde düşüyor, görünen köy kılavuz istemez.
bu memlekette kaliteden anlayan vasatüstü insanın çok olmadığını bilirdim ama yine de bazı gerçekler ara ara can yakıyormuş.
insan düşünmeden edemiyor, yahu eline kumandayı almışsın, oturmuşsun koltuğuna, karşında televizyon, eee ortada ezel gibi bir dizi varken niye arka sokaklar izlersin ki! (helva yapsana)
sebepler kişiye göre değişebilir ama ben yazayım da az içim dökeyim:
1.Yurdum ortalama insanının kalite anlayışının üst değil "orta" seviyelerde seyretmesi...
(ab gurubunda ezel'in arka sokaklara ve türk malına her daim fark atması yeterlidir)
2. bırak kitabı gazete bile okumaya üşenen, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan, düşünmek dururken hislenen bir halk olarak satranç gibi senaryosuyla, derin sözleri ve olağanüstü kurgusuyla Ezel'in bize 3 gömlek falan büyük gelmesi...
(yarrak dökümü, bihter-i behlül, tırtlar vadisi, çıkmaz sokaklar gibi diziler ezel'den fazla izleniyorsa oy ben nere gidem, başımı hangi taşlara vuram, pehh)
3. "taş yerinde ağırdır" diye boşuna dememiş atalarımız...
show tv'de iyi yer tutmuştu ezel. show'un görüntü kalitesinin muhteşemliğine karşın atv'nin iç bayan renkleri eskiyi aratıyor ister istemez.
4. diziye sık sık ara verilmesi ve en son verilen 21 günlük ara...
(Türk halkı vefadan, sevdadan çok dem vurur ama vefasızlıkta, görünmeyeni unutmakta üstüne yoktur, çabuk harcar adamı da, diziyi de, her türlüüü)
5. halkımızdaki dikkat dağınıklığı ve odaklanamama sorunsalı...
(ezel öyle bir dizi ki, bir sahnesini kaçırınca taşların yerine oturmadığı, bir bölümünü bile izlemeyince yeni bölümde hiçbir şey anlamadığınız ve sessiz sakin bir ortamda sadece o diziyi izlemek için odada bulunan kişilerce izlenebilecek bir yapım.
(öyle çoluklu çocuklu evlerde, kakara kikiri izlenmez, ezel açmadı seni, hemen de "başka kapıyı" çaldın demi çaghalll)
--spoiler--
habire lost'la kıyaslanır olmuştu ezel. öyle bir kıyas yaptığım yok ama şu en baştaki mahkeme sahnesiyle lost'u anımsatmıştır biraz. sahne değil tabi başka bişey. hani lost'ta jacob ve çakma locke'un konuşma sahnesini locke ve jack'in konuştuğu başka bir sahneyle birebir eşleştirenler olmuştu. ya da 6.sezon öncesi çeşitli sahneler arasındaki benzerlikler dikkat çekmişti ya da bazılarına öyle gelmişti. işte bu mahkeme sahnesi de 12 yıl önce ömer'in yargılandığı sahneyle tıpatıp aynı değil mi? hatta eyşan yine aynı yerde. sadece ömer ve cengiz yer değiştirmiş. cengiz'in eyşan'a saldırması falan bildiğin ömer'i ve 12 yıl öncesini andırıyor. cengiz'in önceki bölümlerde "ömer oldum lan ben" demesine ciddi bir gönderme yapılmış olabilir burada. çünkü tam anlamıyla ömer olmuştu o sahnede.
bir de iyice flashforward'a bağlamışlardır bu bölümde ama onu da herkes söylemiştir zaten. olur da bu "bir ay sonra", "bir hafta sonra" diye geçirdikleri yerleri sağlam bağlarlarsa, bu işin altından adam akıllı kalkarlarsa işte o zaman harbiden helal olsun derim. işte o zaman bir numaralı yerli dizi olduğunu bir kez daha kanıtlamış olur zaten ezel.
--spoiler--
film başını kaçırdığım için bu bölümü çözemedim. öyle bir dizi ki bir sahneyi kaçırsan bile kopuyorsun. artık eski tadı vermiyor her zaman klişedir. çok beğenmiyorsan izlemezsin bu kadar basittir. fakat insanların bu kadar tepki göstermesinde iki olay var. birinci kanal değişikliğinden sonra göze hala alışamama olayıdır. ikincisi insanlar dayının hikayesini daha çok seviyorlar. çünkü dayı işin içine girdiği zaman her zaman bir oyun vardır. en bariz örneği radyo olayı bile günlerce konuşuldu. yine tefo nun hikayesi aynı şekilde oldukça etkili oluyor. ama ne zaman ömer, eyşan veya bahar ın üzerinde olaylar dönüyor o zaman dizi biraz aksiyondan eksik oluyor gibi gözüküyor. yine bu bölümde mert ve ömer in ailesi hiç yoktu. onlarda işin içine girince dizi epeyce karışıyor. hatta biraz duygusala bağlıyor.
bu bölümle ilgili iki şey dikkatimi çekti. birinci bahar ın yüzü; makyajdan mıdır veya ışıktan mıdır bana çok değişik geldi. o mıy mıy hareketleri bile dikkatimi çekmedi. ömer sanki bahar ın saflığına vurulmuş gibi bir hal aldı. son sahneyi zaten hiç saymıyorum o sahneden kimse bir şey anlamadı. ikinci olay ise ali nin ikide iki duygularıma tercüman olmasıdır. birincisi eyşan plandan vazgeçince ''otur ya bu adamda sırf oyun'' şeklinde bir laf söylemiştir. yine ikincisi cengiz ile oyun oynarken ''bu kadar oyuna ne gerek vardı direk vursaydı.'' şeklinde güzide bir laf etmişti.