en sevdiğim kitap olan alexandre dumas tarafından yazılan "monte kristo kontu" romanından alıntı yapılarak seneryosu yazılmış türk dizisi. ayrıca monte kristo kontu filminide izleyebilirsiniz.
+ neymiş mesele biliyor musun?
- neymiş?
+ mesele, en mutlu olduğun o gün, en güzel hayaller kurduğun o gün ölmekmiş mesele. neymiş mesele?
- neymiş dayı?
+ mesele ölmek değil, mesele dost bildiğin, en güvendiğin adamın eliyle ölmekmiş mesele.
ilk 3 bölümü standartların üzerinde olan, ama ondan sonra ki bölümler bana oldukça bayıcı gelen bir tr dizisi. 3. bölümden sonra hikâye çok hantal ve vasat bir şekilde ilerliyor. bu da beni ve, illaha ki benim gibi düşünen çoğu insanı da baydığından eminim. bu dizi bu kadar şişirildiyse, sadece tuncel kurtiz ve senarist kerem deren sayesindedir. zira kerem deren sağlam bir senarist. kenan imirzalıoğlu'na gelmek istemiyorum, çünkü kendisi o kadar da şişirildiği kadar yetenekli değil. hatta zaman zaman kasıntı sahneleri bile mevcut. hatta dizinin ilerleyen zamanlarında bir dövüş sahnesi var, youtube'da denk gelmiştim. böylesine şişirilen bir oyuncudan ben açıkçası "james statham" performansı beklemiştim ama sonuç hep hüsran usta. neyse uzatmayalım, dediğim gibi, dizinin 3. bölümden sonrasını ben akıcı bulmuyorum ve izlemekten de sıkılıyorum.
müziklere de değinmek istiyorum. abi bu nasıl vasat müziklerdir ya? bakın doğru dürüst müzik yapılmamasını bir kenara bırakalım, zaten yaptığınız 2-3 müzik, dizinin her sahnesinde bu müzikler dönüyor, bari adam akıllı yapın şu işi. bir de müzisyen koltuğunda toygar ışıklı oturuyor. abi cidden yakıştıramadım bu adama kalitesiz müzikler yapmasını. kusura bakmayın ama, dizinin müzikleri sanki 10 günlük kendini prodüktör sanan yeni yetmelere emanet edilmiş gibi duruyor. daha çok laf söylemek isterdim de, toygar ışıklı'nın medcezir dizisi için yaptığı müzikler aklıma gelince ister istemez saygı duyasım geliyor.
herneyse kısaca, o üstteki arkadaşa katılıyorum. kurtlar vadisi gibi şişirilip şişirilip boku çıkarılan bir dizidir.
bu arada, yine bir "kerem deren" ürünü olan, ve gerek oyunculuklarıyla, hikâyesiyle ve müzikleriyle her sahnesinin sıkılmadan, bıkmadan ve ağızda tat bırakan cinsten seyir zevkiyle izlenebildiği (bkz: uçurum) dizisini şiddetle tavsiye ederim.
Olumsuz anlamda paragraflar kasan trollere bi siktir git denilesi, en iyi dizi. Bir de müziklerine laf etmiş. Trollemeyi bu kadar bariz belli etmeseydi keşke. Bu dizinin efsane olmasında pay sahibi olan şeylerden biri de müzikleridir zaten. Kenan imirzalıoğlu'nun oyunculuğuna laf eden ise çarpılır.
"Ömer iyi çocuktu ama fena bir kusuru vardı. insanlara fazla güveniyordu. Sırf seviyor diye onları tanıdığını zannediyordu. Eğer geri dönüp söyleyebilsem söylerdim, Ömer derdim, her ihanet sevgiyle başlar."
şimdiye kadar 70 den fazla yabancı, kaliteli dizi izlemiştim ama gel gör ki pandemide başladığım ve türk televizyon dizilerine karşı önyargımı kıran dizi... sons of anarchyler, breaking bad,californication, Dexter vs. hepsini hayranlıkla, heyecanlaz gözümü kırpmadan izlemiştim. ama ezel... ezel çok başka.
üstad necip fazıl 1968 de, bu eser benim bütün varlığım, vücut hikmetim, her şeyim… dediği ideolocya örgüsü adlı eserin önsözü.
işte, ezel kadar eski ve ebed kadar yeni, topyekûn insanlık çapındaki davanın bu eserini tamamlarken....