küçük ramiz aynada geçmişini hatırlarken yapılan flashbackle ramiz dayı ve kenan birkan arasında geçen diyalogda tuncel kurtiz nasıl bir "oyunculuk kumaşına" sahip olduğunu bir kez daha gösterirken adeta "devleşmiştir", kendisi gibi usta bir aktörün karşısında.
o bakışlar, o sözler neydi öyle tuncel baba' allah'ına kurban!
dizinin ekşideki black eyed witch kadar hastası, takipçisi ve detaycısı olduğum için merak ettiğim, anlayamadığım bir sahnesini paylaşmak isterim.
sekiz, yani junior ramiz askerdir tamam anladık. ve kenan birkan sekiz'in birliğine teleon edip kendisini telefona istiyor, ismini bilmiyor santraldaki asker, kenan da lakabıyla söylediğinde bileceğini söyleyip bana sekizi ver diyor. tamam burayı da anladık. peki telefonu ettiği akşamın bir gün sonrası çıkıp gelen adam o sakallarla askeri birliğin içinde nasıl bulunuyor?
aradan zaman geçti telefondan sonra bi süre beklediler desen o da mantıksız. çünkü vakit geldi deyince beklemek gibi bir lüksü olamaz. ( hele de o günü ölümüne bekliyorsa) şimdi sekizin askeri olarak vasfı, rütbesi, görevi nedir? orda o sakallarla nasıl bulunmaktadır bilemedim. bilen varsa beri gelsin.
(bir ihtimal sivil istihbarat olabilir, onlar da savaşa girmiyor ki. bilgi toplayıp bildirmekle görevliler)
--spoiler--
koskoca robert kolej mezunu kenan birkan'ın otelde iken "tuvalet nerde?" dediği dizi. yakıştı mı şimdi oldu mu yani? 2 yıllık mezunu ingilizcesi "i am a pencil pusi cet dols"dan öteye gitmeyen ben bile lavabo nerde? diyorum lan.
--spoiler--
itiraf edin herkes silahları çıkarıp sokağa dağılacaklar sandık. ama durumlar onu göteriyor ki 8 dağ kadrosunu istanbul'da toplamış.
senaristlerden göstere göstere ters köşe. *
--spoiler--
dayının yukarıdakiler iki laf eder o laf aşağıya kadar inip orada uygulanır onlar öldürür ama yukarıdakinin adı bilinmez diyerek günümüz türkiye'sini özetlediği dizi. birde şu büyük balık olayı iyiydi be abi.
--spoiler-- to be continued...
"oh my god" yada "I am your enemy" cumlesini turkce olarak soyleyip ingilizce duyuran ve yine turkce algilatarak anlasilmamasina cok ugras verdiği izlenimi yaratan garip, evet çok garip ve yine o kadar ve bi okadar dandik oyle dandik ki yegen haci yagindan parfum yapmak kadar pirinci ufalayıp bulgur elde etmenin aslinda simyadan yani altin dahada otesi elmas yapmanın soylenmesi ve bizatihi bu sacma sapan girdi kadar kul ve duman dogru ve yalan eski ve yeni falanda filan...
15 dakika ezel 20 dakika reklam kaidesi ile devam etmekte olan dizi. En azindan ATV Avrupa'da durum boyle. Gonulcelen, kurtlar vadisi pusu, cocuklar duymasin, unutulmaz, bitmeyen sarki ohh dayiyor reklamlari atv. Ne kadar dizisi varmis arkadas bu atv'nin. Ustune ustuk bu dizilerin hepsinden tiksiniyorum. Vallahi yap yap bitmiyor reklamlari. Bunun haricinde normal dandik reklamlari saymiyorum bile. Cinnet gecircem ekran karsisinda nerdeyse!
--spoiler--
Sahin: Komutanim Ordaki bizim cocuklara selam et.
Sekiz: Ayni yere gitmiyorum be sahin.
Evet sekiz olecegini kendi agziyla acikla beyan etmistir.
--spoiler--
--spoiler--
cengiz'in tam bahar'ın katilini söyleyeceği anda can'ın gelmesiyle söyleyemeyeşi akabinde eyşan'ın hala katilin ezel olduğunu düşünmesi kafa karıştırmıştır. gene bir flashback ile cengiz'in neden gerçeği tekrar söyleyemediğini göreceğiz sanırım.
--spoiler--
az önce biten son sahnesine kadar izlediğim dizi noluyor lan bana?!
haluk bilginer'in katılımı çok önemli benim için o nedenle sanırsam artık takip edeceğim diziyi.
ezel izleyicisi değilim, ara ara bakıyorum ama çok güzel bir gönderme yakaladığım için paylaşmadan geçemicem: bu akşam ki bölümde dayı'nın gençliğini ufuk bayraktar oynamıştır. garsonluk yaparken, zeki demirkubuz tarafından keşfedilen ve kader'de bekir olarak döktüren ufuk bayraktar. kader'de de pavyon, bekir abimizin önemli mekanı idi ve aynen bu akşam ki bölümde olduğu gibi şarkılara mırıldanarak, kafa sallayarak eşlik ederdi.