Kendisine bolca şarkı yazılan şanslı ay.
Ne de olsa eylül'de bi bahar.Yazın bunaltıcı etkisinden imdadına yetişir gibi, kurtarıcı özelliğide var.
Bide insanın dünyaya gözlerini açtığı ay olunca dahada sevesi geliyor.
Herkes hoşgeldin bahar en sevdiğim ay gibi şeyler yazıyorlar ancak birde bana sorun bakalım gerçekten buralar sonbahar mı ekime kadar sıcaklarla boğuşacaz kurtuluşu yok gibi.
Tatil geldiği zaman
Ağlarım ben inan
Gidiyorsun işte
Arkana bakmadan
Nasıl geçer bu yaz
Ne olur bana yaz
Sen sen sen
Sen bir ömre bedel
Yok yok yok
Gitme gitme gel
Eylülde gel
Okul yolu sensiz
Ölüm kadar sessiz
Geçtim o yoldan dün
içim doldu hüzün
Yapraklar solarken
Adını anarken
Bekletme ne olur
Gelmek zamanı gel
Yok yok yok
Gitme gitme gel
Eylülde gel
En sevdiğim aydır kendileri hiç öyle güzün başlangıcı değildir dedikleri gibi yalandır efendim onlar palavradır hepsi gökyüzünün mavisi ayrı ağaçların yaprakları ayrı rüzgarları yağmurları her bir şeyi başka güzeldir her karışda huzurdur Eylül illa da güz denecekse eğer en güzel güzdür Eylül.
kıştan ilkbahara, yazdan da sonbahara geçişleri severim. hava hafif serin, bilmediğin bir anda yağmurlu ama hayattan soğutmayacak derecede güzel olduğu vakit, yürümeyi de severim. şimdi buradan çıkıp; etiler, hisarüstü oradan da sahile inip uzunca yürümek isterdim. tabii hava şartları bahsettiğim gibi olsaydı. tüm bunlar birleşince de aklıma şu şiir geliyor.
“seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
hani Etiler'den Hisar'a insek bile
bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
çok yaşında her zamanki çocuksun gene
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.”
hayatımın da eylülüne girdiğim bu dönemde, rehavetten ve uzun boşvermişlikten sıyrılan ağustos böceği misali hazırım yeni kararlara, yeni hikayelere, yeni başlangıçlara.
canfeza'dan bir eski parça.
aklıma geldi sebepsiz.
--spoiler--
Sokağından geçenler beni kesiyor delice.
Burada canımı alsalarda emin ol yine gelicem.
Sabır küpüne döndüm,inat lanet olsun demicem
Hangi serseriyle gülüşüyosan,ona geberttir beni de.
Hangi odada uyuduğunu, eve kaçta geldiğini,
Pijamanın rengini, hangi kanalları sevdiğini
Her gün dudaklarını öpen yalan malı sevgilini
Buradan çok net görüyorum ve gördüklerim sevgi değil.
Çok şükür bu sıkıntıdan bir gecelik kurtuldum
Tahmin et senden sonra kaç tane gül kurutuldu
Seni kullanmak isteseydim tecavüzde edebilirdim
Hiç ısrar etmezdim ben kolayca unuturum.
istediğimi aldığımda susarım, bu yüzden ayaklarım varmaz sana.
Sensizliğe susarım. Bir yanım benim olmana karşı çıktı,
O sanık yeterki benim ol ömür boyu karşılıklı susalım.
Nakarat: x2
Bunlar senin için kıçı kırık bikaç şarkıdan başka bişey değil,
Biliyorumda peki ya benim için ?
Her ikimizde insanız, mutlu olmak hakkımız.
Senin içinde fırtınalar yok, peki ya benim içim ?
Hiç unutulmayacak satırlar da vardır.
Sana yürekten bıraktığım satırlarca yangın.
Başıma çöker evim, dumanı yakar genzimi.
Külde olsam hatırlıyorum odana batan kendimi
Bu sana bakan gözlerim, sarhoş bir fahişenin
Yüz dolarlık heyecanından dahada tecrübelidir
Sahi senin benden önce hiç hayranın olmamıştı
Belki bundan dolayı böylr itici geliyodur tenim, canım benim!
Ne salak kadınsın sen ben bu ayda doğdum.
Altı yıldır hep bu ayda bir kadınla oldum.
Bu aydan yıl başına tek bi yaprak doğdum
Hatta on iki şarkı yazdım adına her cümlesi doğru.
Her cümlesi yürekten, yalandan laf üretmem.
Hoşuma gidiyo minik kalbimi bilmeden tüketmen.
Kalender takılıyorum bana hayatın verdiğince
Beni sen bile yaşatamassın sükut'a erdiğimde..
Nakarat: x2
Bunlar senin için kıçı kırık bikaç şarkıdan başka bişey değil,
Biliyorumda peki ya benim için ?
Her ikimizde insanız, mutlu olmak hakkımız.
Senin içinde fırtınalar yok, peki ya benim içim ?
--spoiler--