evrim teorisi

entry3509 ↑ galeri178 ses2
    159.
  1. gerçekleşme ihtimalinin; 5 milyar insanın bir uçurumdan atlayınca sadece 1 inin havada kalıp uçması ihtimaline eşit olduğu söylenmektedir...
    0 ...
  2. 158.
  3. " Eğer maymunlardan geliyorsak, neden maymunlar hala var ? " sorusunu akla getiren tamlama.
    4 ...
  4. 157.
  5. Dünyanın en önemli fosil avcılarından Çinli Xing Xu,
    daha önce bilinmeyen dev tavuk benzeri bir dinozoru ortaya çıkardı.
    Bu keşif, tarih öncesi hayvanlar hakkındaki evrim teorisini değiştirebilir.
    ilgili haber için: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224023

    edit: homo sapiens hakkında da yeni bir gelişme varmış.
    http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=229408
    4 ...
  6. 156.
  7. kökeninde ateizimin olduğunu darwininde söylediği fikir.
    bu teorinin gerçekliğine inananlar tesdüfler sonucu oluşan hücrenin olduğunu söylerler.
    maymun kafa tasıyla uğraşırlar.boş işlerdir kanımca.sadece ellerinde evrime olan biraz inançları vardır onu da zaman zaman tükettikleri görülür.*
    2 ...
  8. 155.
  9. bu entry'i yazmamın ilk nedeni için öncelikle (bkz: evrim teorisine inanmayan zihniyet)
    ikinci nedene geçmeden, bu başlıkla ilişiklendirerek entry'e giriş yapmak istiyorum efendim.

    (bkz: belirsizlik ilkesi)
    (bkz: laplace's demon)

    entry'nin başındakı kavramlardan bahsedeyim biraz.

    belirsizlik ilkesinin etkisini açıklayan bir alıntı yapayım;

    "Tennant'ın "doğal teoloji" dediği yaklaşımın ne ölçüde bilimsel olduğunu belirlemek için, bu alanda benzerleri arasında en güçlü argüman olarak bilinen "kozmolojik argüman"ı ele alalım. Buna göre doğa (bilimlerde de varsayıldığı gibi) nedensel bir düzen sergilemektedir. Ne ki, bilimlerin incelediği, doğa yasalarında dile gelen düzen kendi içinde yeterli değildir. Düzenin işleyiş ve sürekliliğini tam açıklığa kavuşturmak için kendi dışında bir gücü varsayma gereği vardır. Doğa kendi içinde olup bitenleri açıklama olanağından yoksundur.

    Doğanın "düzenli işleyiş"inden Tanrı'nın varlığına giden bu argüman üç sayıltı (varsayım) içermektedir: Bildiğimiz dünyada, (1) nedensiz hiçbir olgu yoktur, (2) her olgunun nedeni kendi dışında bir olgudadır. (Başka bir deyişle, dünyada hiçbir şey uğradığı değişikliğin nedenini tam olarak kendi içinde taşımaz.), (3) nedensel bağıntı sonsuza dek geriye uzanamaz. Doğal teoloji, bu üç sayıltının birlikte, nedeni kendi içinde bir ilk yetkin nedenin varlığını zorunlu kıldığı, ancak öyle bir ilk nedenin dünyamızın yeterli bir açıklamasını verdiği savındadır.

    Etki gücünü yadsımadığımız bu argüman bir ispat değildir; ulaşılan sonuç, mantıksal geçerlikten yoksun olduktan başka, öncülleri oluşturan sayıltıların doğruluğu kesin olmaktan uzaktır, ilk iki sayıltı David Hume'den günümüze değin, sürekli tartışılmıştır; pek çok filozofun dayanaksız, dahası keyfi bulduğu bu sayıltılar, kuantum teorisinde "belirsizlik ilkesi"nin ortaya çıkmasıyla büsbütün sarsılmıştır. Üçüncü sayıltıya gelince, bu da ilk ikisinden daha sağlam değildir. Nedensiz bir ilk neden niçin zorunlu olsun? Evrende sonsuz bir güç olarak sunulan Tanrı'ya olanak varsa, nedensel bağıntının sonsuza dek geriye gidişine neden olanak görülmesin? Denebilir ki, nedensel bağıntı dizisinde her olgu bir önceki olgunun etkisine gidilerek açıklanmakta, oysa, dizi dışında bir ilk etkene gitmeksizin dizinin tümünü açıklamaya olanak yoktur. Bir kez, bilim, hiç değilse bugünkü aşamasında olgusal dayanağı son derece zayıf, üstelik açıklamalarında başvurma gereği duymadığı bir sayıltıyı irdeleme yoluna niçin gitsin? Sonra, dizinin tümünü bilinen yöntemle açıklamayı ilkede olanaksız kılan bir neden gösterilebilir mi? Diziyi oluşturan olguların her biri açıklanabiliyorsa, tümü neden açıklanamasın?"
    (Prof. Dr. Cemal YILDIRIM EVRiM KURAMI VE BAĞNAZLIK-Ocak 1998)

    yani şunu anlıyoruz ki, belirsizlik ilkesi evrim konusunda verilebilecek daha iyi bir cevaptır. bilim konusunda ortaya atılmış bir kavramı direkt olarak ilahi bir kaynaktan beslenerek cevaplamaya çalışan insanlar şunu söylüyor olabilirler; "bu teorinin ortaya atılış nedeni, islamın veya herhangi bir dinin geçerliliğini sarsmak"
    peki buna, saldırılan kavramla cevap vermeye çalışmak ne derecede mantıklıdır?
    bu kavramsal egoizmden başka bir şey değildir. belirsizlik ilkesi, evrim teorisinin varlığını daha fazla sarsacak nitelikte geniş ve güçlü bir kavramdır. artı bilimselliği vardır ve dayandığı noktaları keşfettiğiniz anda nasıl bir güce sahip olduğunu keşfedebileceğinizden eminim.

    ikinci kısım; (bkz: evrim teorisine inanmayan zihniyet)

    evrim teorisine teorik olarak inanmayan zihniyettir.
    bir de bunun, evrim teorisine pratik olarak inanmayan kismi vardir.
    bu zihniyet, pratik olarak halen evrimleşmekte olduğumuzun farkında olmak istememektedir. teorik olarak ise evrimleşme şu açıdan incelendiğinde durum oldukça vahimdir:

    "dinsel gerçeklikleri ve dogmaları kabul etmiş bir bünye, buna karşı görünecek her türlü düşünceye karşı çıkma ihtiyacı hissederek, sirf kendi kişiselliklerinin baskınlığını sağlamak amacıyla ilahi gerçeklikleri zedelemektedirler. insan zihni kendi kirliliğini bu tarz kavramların üzerine örterek ortaya bir nevi ben degeri tiryakiligi çıkartmakta ve toplumsal bir spazma yol açabilmektedir.
    evrim teorisi, islami değerlerin karşısında duruyor olabilir ve bir takım insanlar bunu savunuyor olabilir. karşı çıkıp gereksiz bir tartışmaya girilmesinin anlamı yoktur. bu dini kullanarak kişisel haklılığın kanıtlanması girişiminden başka bir şey değildir. çünkü bu noktada geriye yönelik bir "zihinsel evrimleşme"nin varlığından söz etmek mümkün olacaktır. yani bu kavramın doğruluğunu ya da yanlışlığını tartıştıkça beyin geriye, gelişmemiş özüne doğru hareket etmektedir.
    bu her ne kadar içsel bir davranış olsa da belli bir noktadan sonra bu çirkin bir hal almaktadır. bu çirkinliği ortaya çıkardikça beyninizin evrimleşme sürecine geriye doğru katkıda bulunmaktasınız, kendinizle çelişmektesiniz. sizden ricam insanlık adına ve gelecek nesiller adına bu gerici hareketi tekrarlamaktan vazgeçiniz." (maymun gibi değil, insan gibi rica ettim bak ona göre).

    laplace's demon da bu teoriye bilimsel olarak karşılık gelebilen bir kavramdır. insanın geçmişle ve gelecekle ilgili tüm fikir ve deneyimlerini ortaya koyabileceği bir ortamdır.
    evrim teorisi, varlığını kanıtlayabileceği bir somutluğa sahip olmamakla beraber, onun karşıtı olan ilahiyat zeminli teorilerin de böyle bir somutluğa sahip olmadığını söylemek mümkündür.
    zaten ilahi kavramların somutlaştırılıp deyim yerindeyse "putlaştırılması" dinsel olarak çok yanlıştır. yani kısaca çabalarınız boşunadır.
    laplace's demon bu konuda bir yokluğu ve tüm varlığı kapsayacak büyüklükte bir kavramdır. bu kavramın "bir yokluğu ve tüm varlığı kapsayacak büyüklükte" olması, insanın düşünce sınırının sonsuza kadar büyümesine imkan verebilmektedir. teorik olarak tutarsızlık gösteren bir konuya karşılık bu sınırsızlık gayet yeterlidir.
    bu noktada, bilim "rastlantıyı ve bilinemezliği" kabul etmese de evrim teorisi "rastlantı ve bilinmezlik" kapsamına alınabilmekte, daha başlamadan bitebilmektedir.

    evrim teorisine inanmayan insanların böyle bir hataya düşmelerinin nedeni de, sadece zaten değiştirilemez olan kaynakları kullanmaya çalışmalarıdır. din, bu kategoride ele alındığında ne kadar geniş bir çerçeveye sahip olursa olsun insan tarafından kişiselliştirilerek özünün bozulmasına olanak vermemelidir.
    yani bu pirince giderken evdeki bulgurdan olmaktan başka bir şey değildir.

    pirincimizi ve bulgurumuzu rahat bırakmanızı istiyoruz, onları doğal hallerine bırakın. ne onları evrimleştirerek özlerini bozmanızı, ne de bilinmezliklerinden kaynaklanan kutsallıklarına elinizi sürmenizi istemiyoruz.

    unutkan yazarın eklemesi:
    (bkz: bilimsel determinizm)
    6 ...
  10. 154.
  11. neden bilmem özellikle ülkemde inanılmamakta ısrar edilen teoridir. kimse çıkıp da "ben kompleks fonksiyonlar teorisine inanmıyorum abi! o denklemler yanlış bence" demezken, evrim teorisi bırakın biyologları, biyolojiyle ilgili dahi olmayan cahil cüheyla tarafından eleştirilmektedir.

    bunu biraz da karl marx'tan başka düşünür adı duymamış genç aydın(!)larımıza benzetiyorum. popülerlik başa bela vesselam.
    4 ...
  12. 153.
  13. sözlüğün muhteşem zeki yazarlarınca her entryde binlerce defa çökertilen teoridir. sanırsınız ki hepsi alanlarında sayısız bilimsel eser vermiş, bilimsel etiğe sahip, araştırmanın alasını yapmış öyle konuşan, fikir beyan eden bilim adamlarıdır. iki tane samanyolu belgeseli izleyip, üstüne bir de harun yahya'dan "evrim teorisinin çöküşü"nü okurlar ve işte tamam: "evrim teorisi çökertildi!"
    göstersenize çökertenlerden bir tanesini, hani nerde, ne zaman, hangi bilimsel bulguyla çökertmiş?
    (bkz: çok akıllı bunlar, darwin amcası, çoook)
    7 ...
  14. 152.
  15. Felsefi ya da edebi değil , bilimseldir . Bilimsel bilgilerin de mutlak geçerliliği yoktur ; metadodik şüphe yoluyla deneyler ve yeni somut kanıtlar sayesinde teoriler değişebilir ancak bilimsel araştırma yöntemleri ve ilkeleri her zaman sabit kalır. Ayrıca , bilimsel teorilerin de önceden doğru kabul edilen bazı dayanak noktaları mevcuttur. Evrim de bunlardan bir tanesidir .
    + Maymunluk yapıp durmasana olum !
    - Höst iblis! Sensin maymun ! Haşa ben insanım!
    + Tamam lan Aslansın sen Aslansın!
    - He şöyle imana gel bakalım .
    6 ...
  16. 151.
  17. tüm bilim dünyasınca kabul görmüş, öğretilmesinde sakınca görülmemiş ve fakat çok büyük oluru olan teoride kalmış ispatlanmaya çalışılan henüz aykırısıda tespit edilememiş öğreti.
    4 ...
  18. 150.
  19. bazı yönlerini mantıklı bulduğum teori.
    (bkz: yaratılış da bir teoridir)
    "önceden çizilmiş keskin çizgilerin arasında gitmektense 3. kişi gözüyle bana yalan ya da kuşkusuz gerçek diye sunulan yargılara bakmak daha mantıklı."
    2 ...
  20. 149.
  21. karşısına hiçbir bilimsel teori sürülememiştir aynı zamanda. fazla bir şey yazmaktan öte, önce okuyup ondan sonra konuşmak gerek.
    (bkz: bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak)
    1 ...
  22. 148.
  23. Ortaya atıldığı günden bu yana tartışma konusu olan çoğu kez saldırıya dönüşen eleştirilere maruz kalan türlerin oluşumunu açıklayan kuramdır.Bu tepkiler dinsel bağnazlık ve önyargıdan kaynaklanan tepkiler ve bilimsel eleştiriler olmak üzere iki farklı boyutta gerçekleşmektedir. Harun Yahya ve onun engizisyon gelenekli yobaz , dinci , bilimsellikle alakası olmayan yaratılış kuramı Darwin nefretiyle öyle bir yanıp tutuşur ki bilimsel kanıtlar ,olgular ile paleantrologlar ve diğer biyologlar tarafından varlığı netleşmiş " evrim " sürecini bile sırf bu nefretleri yüzünden aptalca yadsırlar.işin diğer ucunda yaratılış kuramından ,evrim teorisinden beslenerek kendi sanal gerçekliğini oluşturmaya çalışan son etapta avrupalı evangelist bilim hokkabazları ile ülkemde seminerler düzenleyen üçkağıtçıların savunduğu " Akıllı Tasarım " vardır. işin esprisi insanlara "maymun" dediğimiz zaman kızarlarken " aslan" dediğimiz de bunun hoşlarına gitmesidir. Ancak bu örnekten anlaşılacağı gibi "evrim" i anlamak ve üzerinde yorum yapmak için ihtiyacımız olan onu oluşturan temeller( yapay ve doğal seleksiyon,seçilim, genetik , kalıtım ) üzerinde keşfedilen bilimsel gerçeklikler olmalıdır. Aksi takdirde bir inanç sistemi olmayan "evrim "kuramını " edebi sanatlar kullanarak şarlatanlık yaparak bir takım politik amaçlar doğrultusunda kullanmak kaçınılmaz olur.
    1 ...
  24. 147.
  25. ne hikmetse her canlının muhtaç olduğu güneş de tesadüftür! ilk hücre tesadüfen oluşmuştur! Kusursuz bir şekil alarak bir milyon yedi yüz bin canlı meydana getirmiştir! Ve tesadüfen her türün erkek ve dişisi vardır! Bu erkek ve dişilerin üremedeki kusursuzluğu sperm,yumurta tamamen uydurmadır!
    (bkz: uludağ sözlük tesadüfen oluştu)
    bal arısı öyle tesadüfen oluşur, tesadüfen oluşmuş binbir çiçekten maddeleri alır ve bal yapar. Karınca da afrika bizonları da aynı hücreydi zaten!
    (bkz: saçmalardan seçmeler)
    3 ...
  26. 146.
  27. sıkıştığı yerlerde senaryo yazan ve bunu da bilimle bağdaştıran teori, aslına bakarsanız evrim teorisi nedir, ne değildir değil bizim ülkemizdeki sorun, burada bile bir dinle çatışma arzu ve isteği var, görürsünüz evrimi savunan bilimciler sürekli dine saldırırlar yahu el insaf, sen oturdun ispatladın da din sana neden mi ispatladın dedi, kendi beceriksizliğinizi ve hayal dünyanızda kurguladığınız senaryoları savunurken sağa sola bok atmıyonuz mu, işte tam orada kahkaha krizine giriyorum..
    1 ...
  28. 145.
  29. tüm canlıların ortak bir canlıdan türediğini ve bu canlıların evrimleşerek diğer canlılara dönüştüğünü söyleyen teoridir. bunu doğru olduğunu kabul etsek bile ilk canlı nasıl meydana gelmiştir cevabını asla verememiştir bu teori. çünkü bugun en gelişmiş ortamlarda bile hiç bir cansız maddeden canlı varlık elde edilemez. hatta güzel bir söz vardır bunu destekleyen;

    "Cansız maddelerin hayat oluşturabileceği iddiası artık kesin olarak tarihe gömülmüştür."
    (bkz: Pasteur)
    1 ...
  30. 144.
  31. öncelikle evrim teorisi darwinle beraber ortaya çıkmış değildir.kökü eski çağa kadar uzanmaktadır,darwin zamanında evrim teorisi zaten popüler bir teoriydi.evrimden bilimsel olarak ilk bahseden filozoflar iyonyalı lar olmuştur.thales tum canlıların sudan yada denizden varolduğunu düşünmekteydi.onun devamı anaximander'e göre varlıkların hepsi değişik formlar alan bir ilk tözden kaynaklanmıştı.anaximader canlıların kökeni olarakta balıkları göstermekteydi.bunu da;denizlerin çekilmesi ile karada yaşamak zorunda kalan balıkların,insana kadar uzanan bir süreci meydana getirdiği şeklinde açıklar.aynı dönemin filozofu heraklitus canlılar arasındaki çatışmalardan bahsederek,darwin in doğal seleksiyon kuramının ilk temsilcisi olmaktaydı.aristoletes de evrim düşüncesini şu şekilde özetlemekteydi;canlılar basit formdan,başlayarak gelişmiş bir transformasyona ulaşmakta,canlılar ilk olarak kendiliğinden oluştuğu,doğanın şartlara göre organ oluşturduğunu..
    ılk dönem filozoflarından itibaren evrim teorisi ifade edilmekte ve uzerinde çalışmalar yapılmaktaydı.
    evrim bilimsel açıdan ele alınması ançak 18 yuzyılla berabar başlar.bu kadar gec bir şekilde bu çalışmaların başlamasında,ortacağ,engizasyonun bilimsel araştırmaları engeleyen teolojik yapısı etkili olmaktaydı.fransız doğa bilimci buffon,aristotalesin düşünce sistematiğini düzeltmek ve geliştirmek üzere ilgilenirken,ilgi alanını evrim oluşturmaktaydı.buffon canlı ve cansız dünyada hemen her şeyin evrim sürecinde oluştuğu görüşündeydi.bu görüşü dile getiren buffon karşısında klise yi buluyor.engizasyon ,korkusuyla ''kutsal kitaplara'' ters düştüğünü ifade ederek sözlerini geri almaktaydı.
    condorcet, lord monboddo, cuvier sosyal alanda gelişen insanlığın,biyolojik yaşamında da bir gelişme ve değişme surecei yaşayabileceğini ileri sürmektelerdi.ısveçli botanikçi linnaeus klise baskısı karşısında evrimin sadece tek bir türde olabileceği gibi bir düşünce içinde kalarak,evrimin biyolojik anlamda ilk savunucusu olmaktaydı.bu dönemde yine darwin in dedesi,erasmus darwin de,canlıların yaşam dönemlerinde uğradıkları değişikliklerin yeni kuşaklara geçmesiyle evrimleştiği görüşündeydi.
    evrim üzerine ilk defa lamarck kapsamlı ve tutarlı kuramı oluşturur.lamarcakın oluşturduğu kuramın bir çok eksiği vede olgusal içerikten yoksun olmasından dolayı bilim çevrelerinde ilgi bulmaz.
    darwin'e gelirsek,öncelikle darwin evrim düşüncesini ortaya atan değildir,bugun ki gecerli evrim kuramını kurandır.diğer yandan darwin canlıların ortak bir kökten geldiğini ortaya atan olmamakla beraber,bu düşünceyi sav olmak çıkartıp,verdiği deneysel kanıtlarla,bilimsel onerme niteliği kazandırmıştır.darwin'in evrim kuramı birbirini tamamlayan iki öğe barındırır. birincisi: canlı dünyada değişik biçim ve türlerin ortak bir kökten kaynaklanarak geliştiği; ikinciside:canlılar arasında "yaşam savaşımı" ve "en uyumlunun ayıklanmaktan kurtulması" diye dile getirilen evrimin gerçekleşme düzeneği .
    darwinin evrim üzerine en önemli katkısı ''doğal seleksiyon''görüşüdür.darwin'in doğal seleksiyon görüşüne göre doğadaki canlılar yok olurken,sadece rastlantılarla yada şans ile açıklanamaz der;ona göre canlılar arasında,cevre koşullarına uyum kurma konusunda diğerlerinden üstün olanların yaşamda kalabilmesi, bunu başaramayanlarında yok olup gitmesi yada güçsüzün güçlü tarafından doğal olarak yaşam dışına itilmesi idi.darwinin doğal seleksiyon üzerine ortaya koyduğu düşünceler hala gunumuzde ne biyologlar tarafından nede sosyal bilimciler tarafından tam olarak kabul edilebilmektedir.
    darwinin evrim sürecine en önemli katkısı yukarıda yazdığım gibi doğal seleksiyon düşüncesidir.
    genel olarak evrim düşüncesi,turlerin yaratılmadığını,organizmaların tümünün basit veya ilkel formlardan evrildiği ifade eder.bireyler üzerinden populasyonunu devam ettiren evrim süreci,doğal selekiyon düzeneği ile de çevreye en uyumlu olan yaşamsal düzenini devam ettirir.
    evrim teorisi darwinin de ifade ettiği gibi,evrim teorisi her şeyi açıklamaz.bilimsel her kuram gibi,açıklayabildiği olgular yanında açıklayamadığı olgularda bulunmaktadır.her bilimsel kuram gibi eğer turler üzerine daha açıklayıcı bilimsel bir teori geliştirilebilirse,evrim kuramcılarının da ortaya koyduğu gibi evrim gecerliliğini yitirir.fakat gunumuzde bulunan bir çok fosil ve genetik bilimindeki gelişmeler evrim kuramını doğrular niteliktedir.
    son dönemlerde özellikle amerikada başlayan ve avrupa kliselerinde de taraftar bulmaya başlayan mukemmel yaratıcı tasarımına gelince.evrim teorisine en başından beri karşı çıkan klise bilimsel anlamdaki kanıtların daha da yaygınlaşmasından itibaren,mukemmel yaratıcı kavramını ortaya atmış bulunmakta,tanrının evreni yarattığını ama turlerin oluşumunu da kendi içindeki evrimsel sürece bıraktığını ifade ederek,dinle bilimi buluşturarak tanrı kavramını hala devam ettirmeye çalışmasıdır. yuzyıllardır kutsal kitaplarında yaratılış öykulerini ezberlediğimiz dinlerin birden bilimle buluşarak evrim kuramanı destek vermeye çalışmaları başlı başına kendi otokrasini sürdürebileme amacı taşımaktadır.
    diğer yandan metafizike boğulmuş islamda ise turlerin ve canlıların devam uzerine doyurucu bir bakış açısı bulamayız.tamamıyla evrim kuramı karşıtlığı olarak kendini dayatmaya çalışanlar ipe sapa gelmez açıklamalarla sözde evrim kuramını çürütme derdinde.
    islam içerisinde daha ilk dönem islam düşünürleri bile toplumu ve canlıları diyalektik bir yöntem üzerinden açıklamaya çalışırken,gunumuzde islam içerisinde metafizik düşüncenin tamamıyla baskın olmasından,tek yapabildiği evrime tamamıyla karşı çıkmak.islam tamamıyla evrime karşı olma durumunu hıristiyanlığın ve museviliğin etkisiyle geliştirmiştir.. çünkü evrim teorisi, hıristiyanlık teolojisini temelden sarsan bir teoridir.
    bilinmelidir ki,islamda cahiz,nebur,huseyin ibn mansur,mevdudi,ibn mace hatta ibni haldun ile mevlana düşünce sistematikleri iyi incelendiğinde evrimsel bir döngünün varlığını bildirirler.rabbin adem'den önce de evrim sürecinin olduğunu; bu evrim sürecindeki insanlaşmayı, insan olma onurunu, insan olma şerefini ve dolayısıyla denenmeye ehliyetli bir hale gelmeyi ifade eden bir aşama, ara durum olduğu tarzında yorumlar yaparlar.
    2 ...
  32. 143.
  33. kişinin inanıyor-inanmıyor olabileceği, kimseyi ilgilendirmediği, ama saçma sapan ve tabiri caizse lmao denilen harun yahya saçmalıklarını sunup "çürüttük lan biz bunu" diye ortalarda gezen tipleri görünce "güzelim buna inananmayanların çoğunlukta olduğu ülkelerin diğerlerinden en azından 300 yıl geride olduğunun farkında mısın?" diye laflar söyleten, velakin karşıdakinin hala anlamamakta ısrar edeceği olgu.

    dini inançları yüzünden inanmayan insanlar, olup olmadığını değil, tesadüfi olup olmadığını tartışmalıdır kanımca.
    2 ...
  34. 142.
  35. matbaa dan sonra bilimi takip etmemis kisilerin anti tez uretmesinin komik olacagi, tereciye tere satmak gibi olacagi darwinin teorisi.
    2 ...
  36. 141.
  37. anlamayanlara, anlamak istemeyenlere, anlamalarinda yardimci olacak bir ornek:

    bugun ulkelere baktigimizda farkli ulkelerdeki insanlarin farkli dilleri konustugunu gorururuz. fransa'da fransizca, ingiltere'de ingilizce, turkiye'de turkce konusulur (azinlik dilleri, gocmenler gibi kucuk istisnalar haric). bu, sosyal evrimlesmenin bir sonucudur. ayni cografi bolgede yasayan insanlar guruplasmislar, dillerini olusturmuslar ve digerler guruplardan (uluslardan) farkilasmislardir. dildeki bu evrimlesmeyi gormek icin amerikan ya da avustralya ingilzcelerine bakmak yararli olabilir. her iki dil de 2-3 asirda kaynaklari olan ingiliz ingilzcesinden farklilasmislardir. goruldugu gibi, evrim yavas ilerleyen bir surectir. bundan 5-6 asir sonra bir ingilizle bir amerikali tamamen farkli iki dil konusuyor olabilir (bizlerle Kazaklar gibi).

    bu sosyal evrimlesmeyi kabul etmeyen birisi cikip "allahin isine bak, insanlari oyle yaratmis ki tum ingilizce konusanlar ingilitere'de, fransizca konusanlar fransa'da yasiyor. bu tesaduf olamaz, kendiliginden olusamaz" diyebilir. sadece sonuca baktigimizda haklidir da, boyle bir seyin tesadufu olmasi mumkun gorunmemektedir. bugunku durumu olusturan tum surecleri gozardi ettigimizde dusecegimiz hata budur. sadece sonuca bakip, surecler ihmal edildiginde cok yanlis sonuclar cikarilabilir. aslinda farkli ulkelerde farkli dillerin konusulmasi, yavas yavas olusan sosyal evrimin bir sonucudur, akilli bir tasarim falan degil. canlilarin evrimi de buna benzer.
    3 ...
  38. 140.
  39. 139.
  40. halen daha "e o zaman maymunlar neden hala maymun ve biz insanlar neden insanız..." şeklinde saçma* ve cahilce* karşı çıkılan teoridir. hayır hiç kimsenin ne olduğunu ifşa etmek hoş değil ama "ben böyleyim, böyleyim işteee..." şeklinde ısrar eden insanların sözlük semalarında yazar olarak uçmaya çalışması acı verici.
    çok kısaca evrim teorisi insanın maymundan geldiğini falan savunmaz. hele ki şu an ormanda yaşayan sıradan maymunla ilişkilendirmek kendini komik duruma düşürmektir.
    daha uzunca: (#1065683)
    5 ...
  41. 138.
  42. bilimde kutsal gerçekler ve incelenmeyecek denli hassas konular yoktur. eğer varsa onlar zaten aldatmacadır kandırmacadır. *
    (bkz: maymunlar gözünüzü açın)
    3 ...
  43. 137.
  44. tanrı mı insanı yarattı, insan mı tanrıyı yarattı sorusuna cevap arayan teori.
    3 ...
  45. 136.
  46. inanç insanlara göre görecelidir çürütüldüğünü söyleyen insandan her kanıt istediğimde yüzüme boş boş bakmasını sağlayan teori bu teorinin gerçekliğine dayanan birçok kanıt bulunmaktadır ayrıca nean-deartheller ve bunun gibi bir çok yarı maymun yarı insan yaratık yaşam sürmüştür bunlarda saçmalık olmasa gerek ama tabii ki zor yoldan gidip araştırmaktansa kolay yolu seçmek istiyorsanız size daha kolay gelsin demek isterim!
    4 ...
  47. 135.
  48. charles darwin'in ortaya atmadığı teoridir. adamcağızın bulduğu tek şey doğal seleksiyondur. darwin doğal populasyonları gözlemiş ve çevreye en iyi uyanların yani güçlü olanların hayatta kaldığını, güçsüz olanların elemine edildiğini görmüş.
    5 ...
© 2026 uludağ sözlük