gözlerinin gördüğü basit bir evrim olayını bile beyinleri almıyor,
ama, o küçük beyinlerle hiç kimsenin görmediği hurafelerle, insanları korkutarak,
sanki öteki tarafa düzenlenen bir " geziden" yeni gelmişler gibi,
" büyüklere masallar " ı diziyorlar...
"bir adama, bir ruhu olduğuna dair güvence verin ve onu bu hayattan sonra başına geleceklerle ilgili batıl öykülerle korkutun, işte balık oltaya takıldı, zihinsel bir köle avucunuzun içinde."
theodore dreiser
"buradayız çünkü sıradışı bir balık topluluğu, karada yaşayan hayvanların ayaklarına dönüşecek özel bir yüzgeç anatomisine sahipti; çünkü dünya, buzul çağı boyunca asla tamamen donmadı; çünkü afrika'da bundan bir milyon yıl önce ortaya çıkan küçük ve narin bir tür, bugüne kadar ne yapıp edip canlı kalmayı başardı. daha "yüce" bir yanıt için yanıp tutuşuyor olabiliriz, ama ne yazık ki yok." stephen jay gould
Bilim dinlerin gönderilmedigini ispat etti fakat tanrının olmadığını %90 oranında belli olduğunu ve evrende cevabı verilmemiş sorular çok olduğundan biz ona yok demeyelim şimdilik şeklinde susmayi tercih ediyor. Ben değil valla bilim adamları diyor. Şu maddenin enerjiye dönüşme olayını bu çözseler. Ayırabiliyorlarmış ama tekrar birleştirecek formülü bulsalar anasını sikerler şeklinde seviyemi belli edeyim. Bu arada kimya tanrıdır arkadaşlar buradan açıklıyorum.
Geçmişte dilimizde Evrimi açıklayacak yeterince kelime yoktu. "Maymundan gelme" denildi. Bugün yeni bir kelimemiz var. Ve evrimi açıklıyor.: "Biz ve diğer maymun türleri hepimiz 'Primatız' ve bugün yaşamayan milyonlarca yıl önce var olmuş primatlardan evrildik. Bugün var olmayan bir primat türünden geliyoruz!
Halk dilinde kullanılan teori ile bilim literatüründeki teorinin farklı olduğunu öğrenmeniz gerek. Hiçbir kanıtı olmayan bilimsel çıkarım "Hipotez"dir. Deney, gözlem yahut fosiller ile KANITLANIRSA "Teori" olur. Eğer bir formülü bulunursa "Kanun" olur. Evrim rastgele geliştiği için de bir formülü yoktur.
canlıların değiştiği, evrim geçirdiği, birkaç islam diktatörlüğü dışında tartışmasızdır, kesindir. burada işin teori boyutu, doğal seçilimin evrimdeki rolü.
ilk olarak islam dünyasında ortaya atılmış bilimsel teoridir zira batılılar meleklerin kanatları var mı yok mu tartışması yaparken müslüman ilim insanları dünyayı anlamaya ve yorumlamaya çalışıyorlardı. hatta ve hatta tasavvuf ehli de evrimi (tekamül) savunur. muhiddin ibni arabi'den tutunuz celaleddin rumi, erzurumlu ibrahim hakkı'ya kadar bir çokları.... ancak bizim islamcılar ne yazık ki kur'andaki yaratılış olayını okumayıp yahudi masallarını (israilliyat) okuduğundan mütevellit evrim teorisine ve charles darwin'e öcü gibi bakıyorlar. halbuki gerçek bu değil darwin'in en yakın çalışma arkadaşı wallace sıkı bir dindar ve aynı zamanda ingiliz muhafazakarıdır. haa darwin'in yanlış düşünceleri var mıdır bir sürü ona amenna lakin evrimi sadece darwinle sınırlarsanız biyoloji bilimine ihanet etmiş olursunuz. binaenaleyh evrim teorisi ne darwin'in ne materyalistlerin ne kızılların ne de şovenistlerin tekelindedir bunu söyleyelim. ayrıca evrimi dogmalaştıranlardan da uzak duralım dogma bilimi öldürür.
Dünyanın en önemli tıp fakültelerinde kanıtlarıyla anlatılan bir gerçek.
Ama tabii Onlar kandırılmış. doğrusunu kuran kurslarında sopa yiye yiye ezber yapan kekolar biliyor.
Misal: şindi yurttaşlarım bizi kodlayan dna lar var ya, aha onların kendilerini doğru çoğaltmak için; ha bi hata olursa da düzeltmek için birbir çeşit mekanizması var.
Abi bu hücreler mütasyonulan evrimleşiyorsa, neden kendini tamir etme gereği duysun? Nasıl anlasın hatanın hata olduğunu?
Haa demekki biri bunu programlamış demi? Hatanın hata olduğunj biri ona öğretip tamir mekanizması koymuş demi?
Teori denmesinin sebebi bilim insanlarının elinde geçmişe gidip birebir tanıklık yapmalarını sağlayacak bir zaman makinesi olmaması.
Bu yüzden kanun denmiyor.
Son 15 yıldır bu ülkede bilimsel eğitim kaldırılmasaydı, bunu tartışmak zorunda kalmazdık.
Bilimsel metot nedir bilmeyen Diplomalı ya da diplomasız cahillere laf anlatıyoruz.
carl sagan'ın öğrencisi, astrofizikçi Neil deGrasse Tyson'ı bilen bilir. cosmos belgeseliyle tanıdık çoğumuz. olsundu. geç oldu güç olmasın.
hatta bilinen bir söyleşide "sinir bozucu bilimsel gerçekler" başlığıyla facebook, youtube gibi platformlarda döndü videosu.
bir orangutan ile insan arasındaki dna yapısı %99 eşleşmekte. yani geriye kalan %1'lik fark insanoğluna binalar, yasalar, hukuk sistemleri, nano teknolojiler, uzay mekikleri, felsefe, matematik, ileri düşünme yetisi, güdüleri bastırabilme yetkinliği vs vs. veriyor.
inkar edilen maymundan geldiğimiz mi? korkmayın, maymundan gelmedik. maymunlar bizim kuzenler oluyor. maymun olsaydık maymun olurduk zira.
he bir de çok klasik olan 'şimdiki maymunlar neden insan olmuyor?' sorusuna pek sevmediğim ama 'siyaset meydanı'nda imam hatipli bir öğrenciye tatlı bir cevap vererek kapaklayan celal şengör'den alıntı yaparak cevap vermek isterim;
Adı üstünde teori. Başka türlüsü bulunana kadar geçerli. Bugün var yarın yok. Ama hakikât daimdir. islam'daki bu düşünce ise sabittir. Bu yüzden islam'ın savunduğu hakikât nedir bir bakmak lazım diyorum.
~~insan ırkı haricindeki bazı canlılarda gerçekleştiği bellidir. insan ırkında ise halen tezler ve antitezler vardır.
kayıp halkasının ülkemizde bulunma ihtimali yüksek olan teori.o kadar çok barzo,öküz ve ayı varki çevrede birisi mutlaka o eksikliği tamamlayacak geçiş formudur.
Aslında bana göre ispatlanmış bir kanun gibidir. Çünkü bulunan fosiller, bulunan insan iskeleti fosillerinden daha eski bir yapıya ait olduğu ortaya çıkmıştır. Kuyruk sokumu denilen yapı sadece maymun ve insanlarda vardır. Örneğin ; https://galeri.uludagsozluk.com/r/1328915/+
Evrimleşmiş fosiller kanıt.
zamanında galile kopernikin güneş merkezli evren modelini savunurken düştüğü durumları getirdi aklıma başlık. o zaman da kilise baskı yapıyordu dünya düz güneş ve ay onun etrafında dönüyor diye. gerçi bugün bile bunu savunan bulursunuz. şimdi darwin de aynı şekilde baskıya uğruyor. onun fikirleri dinlerin sözde kutsal metinleriyle çeliştiği için olabildiğince karalanıyor. neyse ben buna takılmayacağım hrisityanların galileyi, darwin i haklı bulduğu gibi siz de bulacaksınız zaten ilerleyen dönemde.
şimdi şuna cevap verelim.
mesela bir çölde gidiyoruz ve bir saat gördük, hemen bunun bir yapanı var deriz ve arkasında akıllı bir güç ararız. doğru mu?
doğru. peki evrim nasıl kendi kendine oluşur?
birincisi evrimsel mekanizmada türler saatin yapamadığı üç şeyi yaparlar. ürerler, genetik mutasyona uğrarlar ve doğal seçilime maruz kalırlar. o yüzden saat örneği akıllı tasarımcılar tarafından kullanılan palavradır. çünkü evrim durağan bir şeyi zaten savunmuyor. hayatın başlangıcını bir leğenin içine koyulmuş kimyasallar olarak düşünürsek, bu kimyasaların bir araya gelip milyarlarca yıl boyunca trilyonlarca olasılığı denemesini mantıksız görmeyiz.
yani akıllı tasarımcıların sürekli saçmaladığı konu burada. bir resim yapıp insan bunu bile yapıyor ama bak tesadüf insanı yapıyor gibi saçmalık ortaya atıp kendi kendine eğleniyorlar.
şimdi üreme yolluyla kalıtsal bilgileri aktaran türler genetik mutasyonlar sonucu farklılaşabilir ve bu farklılıkların birikmesi türsel ayrıma kadar varabilir.
örnek verelim: bir yerde a bakterisi hakimken bu bölünme sonucu bir yerde genetik hata olup bu bakteri b veya c ye dönüşebilir. ama çöldeki saat bir değişme uğrayamaz çünkü üremez ve mustasyona uğramaz.
ayrıca doğal seçilim denen şey evrimin mantığıdır ve belli olasılıklardan hangisinin seçileceğini bu mekanizma bellirleyerek gayet bize akli görünen sonuçlara ulaşabilir.
ancak bu mekanizma akli bir yan barındırmaz.
örnek verelim bir yerde a bakterisi ve bunlar üreyip genetik olarak hata yaptıkları için kodları değişiyor olsun. biz antibiyotik alıp a bakterisini yok edersek ortama o değişmiş bakteriler hakim olur. ve o ortamda artık onlar hakim olur. bu değişim ise bir öldürücülük barındırmaz aksine o ortamda fayadalı bir hal alır.
ancak hiçbir mantık yoktur çünkü a bakterisi bu antibiyotik alır ben gideyim ürerken genetik bir hata yapıp b veya c bakterisine dönüşeyim böylece hayatta kalayım demez. bu tamamen rastgele oluşan bir süreçtir ve bu süreçte kalanı ise antibiyotik belirler. yani bunu doğaya uygularsan ortamda bazı türlerin kalıp bazı türlerin kalmamasının nedeni işte bu doğal seçilim oluyor.
yani evrim gayet mantıklıdır efendim. ve bir akıllı tasarıma da gerek yoktur zaten akıllı bir tasarım deneme yanılma yöntemini izleyip bir süreç gerçekleştirmez ve bu süreci gerçekleştirirken binlerce hata yapıp bir çok seçeneği elemez. çünkü o her şeyi zaten bilen bir akıldır. mesela beş olasılık var ve bunların biri sadece sonuca ulaşacaksa akıllı bir tanrı gidip beş olasılığı da deneyip işinin rastgele yapmaz çünkü zaten o olasılık içinden sonuca ulaşanı bilir.
neyse konu fazla uzamasın, kısacası akıllı tasarım palavradır ve darwin iyi insandı.