süper bir şey. şimdi mesela kiralık evde oturmakla ev sahibi olmanın farkı gibi. evlenmeden çok uzun süre birlikte yaşayıp bir de çocuk sahibi olmuş adam olarak daha iyi anlıyorum farkı ve önümüzdeki günlerde evlenerek artık resmen aidiyetimi ilan etmiş olmak için sabırsızlanıyorum. güzel şey evlilik ergence tutkularda sıyrılıp birini sevmenin, ona adanmanın falan ne kadar güzel olduğunu anlayabilmek lazım.
kendisine antartika gibi soğuk olduğum kurum. çevrede gördüğüm ve duyduklarıma bakarsam vede peygamber efendimizin hadislerine bence bu iş bana göre değildir ama yinede doğru insanı bulursam * evlenmem sadece buldum diye sevinirim o kadar.
içindekilerin ardına bakmadan çıkmaya çalıştıkları, dışardakilerin de her gelinlik, damatlık gördüğünde içine girmek için burunlarının sızladığı kurum. hayır çıkmak o kadar kolay olsa gir gir çık problem değil. ama içine girdiğinde fark ediyorsun ki daha önce hiç bir şey böyle girmemiş sana.
not: evli değilim
erken yasta olmamasi gereken ciddi bir durumdur. hatayi kaldirmaz. hele bir de ilk senede kucagina cocugu alirsan isin hepten zorlasir. once bir anlamak gerekir evliligi sonra da acaba dogru insan midir bu adam, bir omur boyu yasanir mi onunla, cocugumun babasi olabilir mi diye dusunmek gerekir. eger tum bu sorular kafanizda sorun teskil etmiyorsa yani hepsi olumlu bir sekilde yanitlaniyorsa dogru yoldasiniz demektir. evlendikten sonra ask ölür hikayelerinin gercek oldugunu sanmiyorum. sonra erkekler icin bir kisitlama da degil evlilik. zaten akli bircok kizla iliski yasamakta olan erkek muhtemelen evliligi dusunmez. daha cok evcimen olanlarin bilerek ve isteyerek karar verdigi bir seydir evlilik. digerleri ise cevresinin baskisi yuzunden secerler evlenmeyi ve mutsuz olurlar kendilerini kisitlanmis hissederler. biten cok fazla sayida evlilik olmasinin yaninda yillardir cok guzel bir sekilde evliliklerini surduren ve sevgilerinden hicbir sey eksilmeyen ciftler de vardir. yani tamamen olumsuz bir sekilde bakmamak gerekir bu olaya.
...geçen gün yine aşkımızı resmiyete döküyoruz. Derken baktık ulus-devlet-birey olmuşuz. Kimliksizleşmişiz. Devlet kimlik olmuş. Nasıl sızmış lan bu pezevenklerin düşünceleri de sorumluluktan kaçmışız. Bir baktım herkes aynı bokun laciverti. Ben de araya kaynak oluyum dedim. Aman dışlanırız falan dilere destanlar destanlar... ' fikriyatının eyleme dökümü olsa gerek. Hiiç.
kimilerine göre kanuni yoldan çocuk yapmak için atılan imzadan ibaretmiş. yazık, halbuki içinde aşk varsa tadından yenmez ama insanlar her şeyi çıkarları için berbat edebiliyor.
bir gün ''melih Cevdet'e sormuşlar 'evlilik nedir' diye.Eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi biraraya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev dizilirdi. Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna 'evlenmek' denirdi.
şimdilerde Ekonomik uyum, fiziksel uyum, yaş uyumu, inanç uyumu, cinsel uyum gibi birçok faktöre ayrılmış evliliklerin, ömrü de çok uzun sürmüyor. fikir ayrılığı, sevginin evlilik öncesi aşkla başlayarak kabusa dönüşmesi vs. vs. yazmakla bitmeyen nedenlerden dolayı tanımında zorlandığımız sonsuz ''mutluluk mu? kaos mu? diye içinden çıkamadığımız olaya evlilik mi denir? evliliği kaos ortamına getiren ve çoğu zaman cinnet geçirmeye neden olan nedir?
"kişi dengiyle evlenmeli ötesi efendin olur, akraban değil (bkz: lindoslu kleobulos)
26 yaşında bir erkekseniz, ihtiyacınız olandır. Hayatınızdan 6 insan geçtiyse ve çoğunda mutlu olamadıysanız evlilik elzemdir artık. Sevgililiğin o samimiyetsiz ve yüzeysel havasından kurtulup tek bir insanla düzenli bir hayat sürmek istersiniz. Ben de bundan 5 yıl önce evlilik denilince gülerdim ama bi yaştan sonra olması gereken bir kavram. "ben arkadaşlarla partideym cnm msj atarım" yerine, "gelirken 2 ekmek alır mısın" mesajı daha hoş geliyor kulağa.
çevremde tek ve yalnız kalmama sebebiyet veren ikili oyun.
yahu bir insan evladının çevresinde bi tane bekar arkadaşı kalmaz mı. nedir yani bu hız niye. yaş 25 altı üstü. nedir bu evlilik sevdaları. düğün nişan gezmekten, aynı sohbetleri tekrar tekrar dinlemekten, balayı fotoğraflarına bakmaktan gına geldi. hayır bi de yerli yersiz şuncacık yaşımda düşüncelere sürüklüyorlar beni. acaba yanlış yolda olan ben miyim diye.
hayır ama evlilik bu. oyun değil ki. off neyse bak konuşurken bile daral geldi. tekrar bekar arkadaşlardan oluşan eğlenceli bi çevre yapmam şart. en azından kendi psikolojik sağlığım için yapmam lazım.
ilkokul yıllarımdan kalma bir fotoğraf geçti elime dün. 13 kız ve 17 erkekten oluşan bir mevcudumuz vardı. fotoğrafta evlilikle alakası bulunmayan tek kişi ben kalmışım. kızların hepsi ya evli ya nişanlı. ikinci çocuğunu doğuran bile var. erkek arkadaşlarımız arasında da 3 tane evli, 5 tane nişanlı var. değişik geldi. daha erken gibi geliyor oysaki bana. hele de erkekler için 23-24 yaşında evli ve çocuk sahibi olmak çok cesurca geliyor. dansa davet falan oynardık bu insanlarla, sevdiğimiz çocuk gelene kadar diğerlerine ayağımın altı 36 falan derdik. şaka gibi geliyor bana o insanların şimdi kendi çocuklarının sokaklarda oynuyor olması. onların karşısına çıkan, ömrümün geri kalanını geçiririm kararını bir çırpıda verdiren insanlar nerede saklanıyor bilemiyorum. üniversite biteli bir sene olduğu halde aramızdan evlenen kişi sayısı 10'u geçti. her hafta bir arkadaşın düğünü, diğerinin kınası, nişanı moduna girmiş bulunuyorum. ne acayip baskı hissettiriyormuş insana bu durum onu anladım.