mutlu olmak icin evlenmeyin, beraber mutluluk kuracaginiz biri ile evlenin.
kimse sizi hayat boyu mutlu edemez, siz de kimseyi hayat boyu sirtinizda tasiyamazsiniz.
soyle dusunun...
evlilik tencere, mutluluk ise iki tarafin cabasi ile pisirilen yemek.
O kadar rutin takılıyorsun ki, anlayamıyorsun ne kadar sevdiğini bazen... Mala bağlıyorsun, günlük sıkıntılar, iş yoğunluğu, yorgunluk, stres ve daha bir sürü etken o kadar rutinleştiriyor ki seni, unutuyorsun onu ne kadar sevdiğini!
Ben unutmuştum, taa ki 1 haftalığına yanımdan ayrılmak zorunda kalana kadar... 3. Gün oturup ağladığımı bilirim.
Evlenmeden önce şu anki eşimi çok seviyordum, ama bunun aşk mı sevgi mi olduğu konusunda bir fikrim yoktu, sadece bu hisleri daha önce hayatıma giren hiçbir kadına karşı hissetmediğimi biliyordum.
Söz, nişan, evlilik derken eşime karşı olan hislerimin giderek arttığını gördüm. Artık ona aşık olduğumu kesinlikle biliyordum.
Şimdi evliliğimizin 7. Senesindeyiz. Ona karşı hislerimin giderek daha çok arttığını ve aşkımın daha da çoğaldığını hissediyorum.
Ve evli olduğum için, daha doğrusu doğru kadınla evli olduğum için Allah a hergün şükrediyorum.
Ve kendimce aşkı tanımlıyorum;
Eğer bir insanı, o insanın yokluğunda zaman ve hayat durmuş kadar çok seviyorsanız, ve hergün o insanı bir önceki günden daha fazla sevdiğinizi hissediyorsanız, siz o insana aşıksınız, haberiniz olsun.
her veliliğin bir ömrü vardır, kimi 40 yıldır, kimi 4 aydır.
kişilerin beklentileri ve yapıları bunu etkileyen en önemli faktördür.
Bencil bir taraf olduğunda ortalama 3-4 sene sonra biter, taraflardan biri diğerinin değişeceğini bekler umutları bitince evlilik biter.
Tutku bazlı evlilikler 5-6 sene sürer, tutku zamanla eksilir biter farklı tenlerde aranır tutku ve sonu gelir.
evliliklerin başlangıç tarihleride önemlidir, 2007 ve sonrası yapılan evlilikler daha kısa ömürlüdür, bu tarihlerde evlenenlerin sabır eşikleri ve hayattan beklentileri yüksektir, alternatifte çoktur, gömlek değiştirir gibi koca yada hanım değiştirir.
40 yıllık evlilikler genelde 70-80 lerde yapılan evliliklerdir.
insan hayatında,
en tatlı evliliktir,
En acı da evliliktir.
Zira iki taraf birbirini anlıyorsa, ve aynı dilde konuşuyorsa,evlilik hayatın en tatlı evresi olur.
Eğer iki taraf da ayrı dilde konuşuyorsa hayatın en acı evresi haline gelir çekilmez olur .
Birde önceleri birbirlerini anlayan yada anladığını sanan, ve yıllar geçtikçe aslında birbirlerinin zıt karakterde olduklarının farkına varanlar da çoğunluk, aslında en acısı da bu evliliktir.
Önce tatlı, sonra acıya dönen bir evlilik.
Evlenecebinize insanın size uygun anlaşabileceğiniz insan olduğunu ölçüp tartı, tanıyarak evlenebilirsiniz, fakat yıllar geçtikçe insanların değişime uğrayabilme potansiyelini kimse kestiremez mümkün değil bu,
Çünkü insan kendi karakterinin bile değişip değişmeyeceğinin garantisini bırakın başkasına, kendisine bile veremez.
Evet bu hayatta,
En tatlı evliliktir!
En acıtanda evliliktir. !!!
dinin yarisidir. kutsal bir istir. kisiyi sehvet ve nefsden uzak tutar dogru kisi ise, sevdigin ile en mutlu zamanlarin. buyuk bir sorumluluktur, her baba yigidin harci degildir.
Ezici çoğunluktaki avam kitle kendini 20-30 yaş arasında mutlaka evlenmesi gerekiyormuş gibi sanıyor ve kendini buna zorluyor.
Bizim köşedeki marketin sahibi mesela; adam yeni dükkan açmış durumu pek iyi değil, 1300 liraya kiralık ev bakıyor karısıyla hergün dükkanda, bir ton borcunun harcının içinde, daha kafasını sokacak evi yokken, dükkanda yatıp kalkarken evlendi mesela...
Ulan bu avam pezevenge neden evlendin abi o zaman dediğinde; "napalım hayatın gailesi bu" diyor.
işte bu tür avam böceksi insanlara göre hayatın amacı bu. Ulan sizce elinizi beyninize koyup söyleyin, hayatın amacı 20-30 yaşlarına gelince evlenip, sonrada 2-3 çocuk yapmak olabilir mi yahu ? Bu nasıl boktan bir amaçtır. Bu nasıl sikindirik bir varolma sebebidir.
Birde bekar erkeklere ev kiralatmama vardır. Aman bekara ev verilmez, vermeyin abi aman. apartmana taşınır taşınmaz herkesi evire çevire sikecez sanki.
Bekar erkekler evde 24 saat apartmandan kimi punduna getirip siksem acaba diye mi düşünüyorlar yani sizce ?
Yok abi yok bu toplum yanlış yaratılmış. Özellikle türk toplumu. Kadına ayrı, erkeğe ayrı muammeleden herşey belli zaten.
Baba oğluna; "oğlum yok mu hiç kız arkadaşın lan vereyim yazlığın anahtarını istersen al" der ama aynı baba kızına; "kızım akşam 6 da evde ol" der. Biraz geç kalsa "orospu mu olucan sen" der.
Götünde donu yok adamın zar zor evlenmiş birde düğün yaparlar. Cepteki iki kuruş parada gider öylece.
Böceksi avam insan şöyle düşünür; "elalem ne der?"
Zaten bu tarz kişiler elalem ne der diye diye koca bir hayatı istemediği, özgür olamadığı şekilde yaşar ve geberir gider.
Yahu koyayım götlerine komşu hatice ablanın ve bilimum mahalleli yavşağın.
Hele o düğün en boktanıdır işte milleti doyurucam diye o yemeklere paraları gömersin, halbuki birazcık takmasan gider milleti düğünde doyuracağın parayla balayı yaparsın ama kime anlatıyorum ki ben.
Hele hele "soyumuz devam etsin" manyaklığına hiç girmiyorum. Soyunu siktiminin sanki hanedan.
Fransa’da ise evlenecek çiftlerin törende yer alacak çiçeklerini davetliler getiriyor. Gelin ve damadın, evlilik günlerinde kullanılan ve nesilden nesile aktarılan evlilik kabından şarap içmesi de bu ülkedeki evlilik gelenekleri arasında yer alıyor.
kelime kökünün çekimine göre ev sahibi olma durumudur ama eş sahibi olma durumu için kullanılır genelde. bu şartlar altında eşlilik kelimesi ile anlamdaştır diyebiliriz.
Yıllarca sürecek bir sabır alttan alma ve alışkanlıklara bağlanma durumudur insan doğası adına pek sağlıklı bir durum olmdığı halde toplumun sosyal yapısı için gerekli bir durumdur.