Her durumda olduğu gibi kendisine ait zorlukları vardır. iki farklı insanın aynı çatı altında beklentilerini yönetmeleri, orta yol bulmak konusunda zaman zaman yaşadıkları sıkıntılar bazen can sıkıcı olabiliyor. Bununla beraber kişinin her anlamda daha düzenli bir hayata sahip olması, etrafındaki insanlar tarafından daha olgun daha sorumluluk sahibi görünmesi, hayatın en büyük armağanı çocuk sahibi olabilmenin verdiği hazzın yaşanabilmesine imkan tanıması gibi açılardan da faydaları vardır.
türkiye'de genel olarak ayıplanmadan sevişmek, ailesinden bağımsız kocişi ile rahatça dolanabilmek, bazen de aile baskısından kaçış için kullanılan bir atraksiyon. aslında bu böyle birşey değildir. bu amaç veya amaçlar için kullananlar evlenmesin. sonra etrafta sevmediğim adamla/kadınla evlendim bla bla dolanıyorlar.
iki hayatın birleşmesidir evlilik. Cesaretin ve sorumluluğun kesiştiği o yaşanacakların nişanesidir evlilik. O şerefsiz aldatanların ağzına almaması gereken aynı yastıkta bir ömür geçiren yüce gönüllerindir o kutsal mühür. Herkes yapamaz ben de o yüce gönül olmadığı için zayıf olduğum ve başaramadığım durumdur...
Bu amk nanesi sırf toplumsal dayatmaların telaşı yüzünden yapıldığı/maddesel çıkarların ön planda tutulduğu/mutlu olma sanrısı taşıdığı gerçeğinden hareketle gerçekleştiği için çoğunlukla aynı hücrede iki mahkum kıvamında yaşanır.
istisnalar kaideyi bozmaz...
Bozarsa elalem ne der! oyuna devam...
Edt: yaradan katında gönül bağıyla kurulan akdin içten devamlılığı ile oluşan evliliklere selam olsun...
toplum dayatmaları yüzünden zorunlu olarak görünen olay. hiçkimse buna mecbur değil aslında. kimse kendini kandırmasın, insanların toplum/din yüzünden yaşayamadığı cinselliği meşrulaştırmak için uydurduğu bir şeydir. paylaşım falan yalan, hayatı paylaşmayı evlenmeden de yapabilirsin, belediyede atacağın bir imza bunu gerçekleştiriyor olamaz.
20' li yaşlarda insan ben yaşlanmam sanıyor. ama 30' u biraz geçip de ayakkabısını bağladıktan sonra hemen fişek gibi kalkamayınca içinden ulaaaan diye bir feryat geçiyor.
hal böyle olunca da önceden geçiştirdiği her şeyi baştan bir kez daha gözden geçiriyor insan.
hayatınız boyunca görmekten sıkılmayacağınız birini bulursanız kaçırmayın derim.
Birbirinize soyadınızı verme uğraşı yerine eşiniz olacak kişinin kalbini kazanın önce.
Kazanın ki evlendikten sonra eşleriniz mutluluğu başka kişilerin kalbinde aramasın.
Birkaç sene içerisinde gerçekleştireceğimdir. Artık felsefeyi ve entelektüel hayatı bırakıp uzun sigaram ve beyaz atletimle göbeğimi severek televizyonda belgesel seyredip "ba ba ba bak ceylanı nasıl yakaladı şerefsiz" diyeceğim. işte hayat.
hevesle evlenmeyin, birinden intikam almak için evlenmeyin,sırf cinsel arzularınız için evlenmeyin,arkadaşlarım evlendi bende evleneyim diyerek evlenmeyin.yanlış evlilik hayatınızın içine sıçabilir evleneceksenizde çogu şeyi dikkate alarak evlenin gerçekten ciddi bişey evlilik.
mutlu olmak icin evlenmeyin, beraber mutluluk kuracaginiz biri ile evlenin.
kimse sizi hayat boyu mutlu edemez, siz de kimseyi hayat boyu sirtinizda tasiyamazsiniz.
soyle dusunun...
evlilik tencere, mutluluk ise iki tarafin cabasi ile pisirilen yemek.
O kadar rutin takılıyorsun ki, anlayamıyorsun ne kadar sevdiğini bazen... Mala bağlıyorsun, günlük sıkıntılar, iş yoğunluğu, yorgunluk, stres ve daha bir sürü etken o kadar rutinleştiriyor ki seni, unutuyorsun onu ne kadar sevdiğini!
Ben unutmuştum, taa ki 1 haftalığına yanımdan ayrılmak zorunda kalana kadar... 3. Gün oturup ağladığımı bilirim.
Evlenmeden önce şu anki eşimi çok seviyordum, ama bunun aşk mı sevgi mi olduğu konusunda bir fikrim yoktu, sadece bu hisleri daha önce hayatıma giren hiçbir kadına karşı hissetmediğimi biliyordum.
Söz, nişan, evlilik derken eşime karşı olan hislerimin giderek arttığını gördüm. Artık ona aşık olduğumu kesinlikle biliyordum.
Şimdi evliliğimizin 7. Senesindeyiz. Ona karşı hislerimin giderek daha çok arttığını ve aşkımın daha da çoğaldığını hissediyorum.
Ve evli olduğum için, daha doğrusu doğru kadınla evli olduğum için Allah a hergün şükrediyorum.
Ve kendimce aşkı tanımlıyorum;
Eğer bir insanı, o insanın yokluğunda zaman ve hayat durmuş kadar çok seviyorsanız, ve hergün o insanı bir önceki günden daha fazla sevdiğinizi hissediyorsanız, siz o insana aşıksınız, haberiniz olsun.
her veliliğin bir ömrü vardır, kimi 40 yıldır, kimi 4 aydır.
kişilerin beklentileri ve yapıları bunu etkileyen en önemli faktördür.
Bencil bir taraf olduğunda ortalama 3-4 sene sonra biter, taraflardan biri diğerinin değişeceğini bekler umutları bitince evlilik biter.
Tutku bazlı evlilikler 5-6 sene sürer, tutku zamanla eksilir biter farklı tenlerde aranır tutku ve sonu gelir.
evliliklerin başlangıç tarihleride önemlidir, 2007 ve sonrası yapılan evlilikler daha kısa ömürlüdür, bu tarihlerde evlenenlerin sabır eşikleri ve hayattan beklentileri yüksektir, alternatifte çoktur, gömlek değiştirir gibi koca yada hanım değiştirir.
40 yıllık evlilikler genelde 70-80 lerde yapılan evliliklerdir.