aşkı öldüren en önemli unsurlardan birisi. peki birisi kaçmasın diye devlet denetimine almak ve bak bundan sonra benim ilesin buna devlet babadan şahit olucak. eğer gidersen çok büyük yaptırımlarım olacak sana, donuna kadar alıcam tarzında bir tehdit olarak da algılanabilecek toplumun en temel kurumu.
günümüz gençlerinde moda olmaya başlamış olay. evet gerçekten durum bu. lakin çok büyük bir bölümü de boşanmayla sonuçlanıyor. çünkü çoğu kişi neden evlendiğini bile bilmiyor! sırf ilişkiye girbilmek için evlenenler çok çok az bir orana sahip. evliliğini başarıyla yürütenler ise ondan da az. geriye kalanların bir kısmı daha adam gibi tanımadan sırf ufak bir duygu yoğunluğu yaşayınca "işte aradığım" bu şeklinde evleniyor daha evlendiği kişiyi doğru düzgün tanımadan. bir diğer kısmı sorumluluk almayı kolay bir şey sanıp evleniyor lakin en ufak bir sorunda hemen vazgeçiyor. tüketim toplumunun tükettiği son kavramlardan biri aslında evlilik. bu konuda insanlar kadar sistemi de sorumlu tutmak lazım. televizyonlarda ünlülerin görkemli hayatları, haftanın rüküşü, bu in bu out, seksi olmak için detaylar vs gibi şeylerle büyüyen bir kitlenin evleneceği insanı bile seçemeceyek hale gelmesini çok da anormal bulmuyorum.
cinselliği "aşk" aleminden "hukuk" alemine taşıyarak, normalde para ödeyerek yapılan bir şeyi bedava yapabilmek için gerçekleştirilen, fahişeliği yasallaştırma işi.
yakışıklı,becerikli ve genç bir erkek için gereksiz bir kurumdur.lakin yaşadığınız coğrafya eğer türkiye ise bu seks hala tabu olduğu için bazen evlenmek en iyi çözüm olarak gözükebilir ateşinizi düşürmek için aşk ise zaten geçicidir.erkenden evlenip sonradan pişman olmaya gerek yoktur.insanlar değişir.onca yıl aynı insanla zor gider bu işler.fakat yaşlılığında erkek için iyi,onu seven bir kadınla evli olmak önemlidir.o zaman ne yapıyoruz ya düşkün duruma gelmiyoruz ya da yaş elli olmadan evleniyoruz.hadi bakiiim.
Alayından vazgeçip balayına gitme hadisesine sebebiyyet veren, kimi için güzel kimi için çekilecek dert değil dedirten hukuki yanı da olan bir durumdur...
temeline inersek bir güvensizliğin sonucu olarak ortaya çıkmış eylemdir...kendine veya karşısındakine güvenemediğinden dolayı ilişiyi başka kişi ve kurumların insiyatifine bırakmak...
şimdiye gelirsek özellikle iki anda mutluluk veren olaydır, evlenilen gün ve boşanılan gün...
ilk evlilikte; nikah günü heyecanlı, boşanma gününde sinirli ve borclu.
ikinci evlilikte; nikah günü şaşkın, boşanma gününde rahat ve borclu.
ücüncü evlilikte; nikah günü sarhoş, boşanma gününde sarhoş ve borclu.
mutlusunu hiç görmedim. ne kendimde ne de çevremdeki kim varsa hepsinde durum hep aynı,
aynı çatı altında anlaşamayan, sürekli birbirleriyle kavga eden iki insan profili.
neticeler ise çocuk varsa katlanılıyor,
anne ve baba baskısı ile,
kör topal gidiyor.
iki taraf da hep mutsuz hep umutsuz, ot gibi bir hayatı yaşıyorlar.
neden böyle oldu?
neden bu hale geldi bu toplumun en temel taşı?
nedenleri çok ama çözümü asla yok!
imzayı atan insan bir anda canavarlaşıyor,
tanınmaz bir hale geliyor.
erkeğe sorsanız karısı annesine tapan, kendiyle yeterince ilgilenmeyen biri,
kadına sorsanız kocası kadın ruhundan anlamayan, kendini sevmeyen biri.
peki bu iki düşman insan nasıl oluyor da evlilik sözleşmesine imzayı zamanında atabiliyorlar?
amaç cinsellik mi yoksa beraber yaşama arzusu mu veya düzenli hayat isteği mi?
birbilerini ne kadar tanıyorlar?
görücü usulü evlenenler de aynı, senelerce flört edenlerde aynı.
fakiri fukarası da aynı, zengini varlıklısı da aynı.
çok dindarı da mutsuz, tatsız tuzsuz,
dinsizi de aynı.
olan kime oluyor erkenden yapılan çocuklara.
onlar sanıyor ki annem babam ve ben muhteşem bir aileyiz.
evliliğin en başında yapılan erken çocuk yapma kararı ne kadar doğru?
doğru olan birşey var.
evlilikler bitmiş tükenmiş artık.
erkek ve kadın ayrılsalar da gelen gideni aratır sözüyle
başbaşa kalacaklar.
sorunlara duymamazlıktan gelin, görmemezlikten gelin ama nereye kadar.
evlilik kutsal bir çatıydı tanrının kurallarına göre oynanan bir oyun.
tanrının kurallarına uymak zorundasınız.
çekeceksin çek,
sabredeceksin sabret,
şehvetini seni içten içe yiyecek ama sen gene dayanacaksın,
ot gibi yaşayacaksın ama sabredeceksin.
evlilik dışına çıkıp yanlışa saparsan buyur cehennem orda,
yok ayrılmak istersen buyur derdin alası yanında olacak.
beterin beteri çıkacak karşına.
daha iyisi yok bekleme.
maç, saha ve hakem herşey belli
oyuna başlarken 1-0 mağlupsunuz,
bir de hakemin kırmızı kartı olmasa.
yurt dışında gayet normal, doğal ve hatta hoş karşılanan, evli olan kişinin göğsünü gere gere evli olduğunu söylediği, canım ülkemde ise nedense özellikle yeni nesil tarafından öcü, cıs, kaka olarak tanımlanan erkek ve dişinin deliler gibi aşık olup hayatı paylaşmaları durumu.
günümüz dünyasında ekonomik ve sosyal açıdan güçlü bireyler için gereksiz bir olay.
yok yere dert, yok yere stress. yok kaynana, yok onun akrabası bunun akrabası, yok boşanmada donuna kadar alacağım, süründüreceğim tantanası... sürer gider bu böyle..
doğru insan falan geyik yaparlar, inanmayın. koca dünyada doğru insanı nereden bulacaksın? hadi buldun diyelim senden önce başkası da bulmuş olabilir yani evli çıkabilir.
en iyisi bekarlık.
baktın bekarlık zor, paran pulun da var çıkarsın sevdiğinle aynı eve ne aile derdi ne salon masrafı. baktın anlaşamıyorsunuz hadi güle güle der gidersin.
rahatlık varken zorluk niye?
ama burası türkiye, daha o aşamaya gelmedik işte...