Doğduğum şehir, bir istanbul değildir, bir antalya değildir ama kışı sert ve öğrenciler yüzünden ev kiraları cep yakan şehirdir. Her yer ve lazım olabilecek her şey elinin altında fakat son dönemde araç trafiği bünyeye zarar şehirdir. Özellikle Atatürk caddesi ve bağlar caddesini bağlayan Kızılcıklı Mahmut Pelivan caddesi ve espark yolu bazen yürüyerek daha hızlı geçilir. Tek eksiği deniz, sahildir. Porsuk kenarı bir nebze teselli etmektedir.
Bir tarafında ( doktorlar caddesi ) 1 Mayıs'ın yaklaşması nedeniyle Gündoğdu gibi marşların çalındığı, bir tarafında ( Hamamyolu) Kutlu doğum haftası münasebetiyle ilahilerin çalındığı şehir.
--spoiler--
Gündoğdu! Hep uyandık, sorduk sarı çiçeğe Benzin neden sarıdır, Çiçek eydür derviş baba ; bağımsızlık uğruna al kanlara boyandık.*
--spoiler--
çocukken bzzttt diye bir motor sesiyle mahalleye giren ardından kalabak su anonsuyla mahalleliyi uyaran su kamyonlarının peşinde elimde güğüm lerle koştuğum şehrim.
çoğu öğrenci için maalesef barlar sokağından ibaret olan şehir.
öğrenci şehri olması çok fazla abartılır.
çarşı tramvay durağında son osmangazi tramvayı beklenirken durak tamamen doludur. havayı koklasanız sarhoş olursunuz.
bir gece ileriden dayının biri geçiyor:
+uleyynnn bozudunuz bizim şehirimizsii laeyyhnn.
amaç alkol alıyor bu gençler yoldan saptılar demek. dayı zil zurna sarhoş yürüyemiyor bile.
dinime küfreden müslüman olsa bari.
neyse öğrenciler şehrin sadece merkezini bilir. bağlar, adalar, çarşı, şelale, regülator, kentpark, sazova vs. üniversite hayatı boyunca görülmesi gereken daha ne güzellikleri var.
arabayla, bisikletle, yürüyerek daha iyi tanıyın şu şehri lan.
daha öncede defalarca kez ziyaret etmeme rağmen hala öğrenemediğim, hafta sonunda ziyarette bulunacağım, belkide ülkenin en gelişmiş en yaşanabilir şehri. ileride bir gün fırsatım olursa hayatımın belirli bir kısmını geçirmek isterim fakat daha öncesinde bir yerden bir yere nasıl gidebileceğim problemlerimi çözmem gerekli.
Eskişehiri ve Eskişehir halkını çoktan tanırım; çok iyi tanırım; çok iyi tanırım. Mücadeleye başladığımız ilk zamanlarda bir taraftan Yunanlılar izmire çıkmışlardı, diğer taraftan istanbulda Halife ve Padişah adı altında bulunan zat, birçok heyetler tertip ederek her tarafa saldırdığı gibi buraya da Hamdi Paşayı göndermişti. Onun dayanağı olarak bir yabancı kuvvet de burada bulunuyordu. Eskişehirin içinde ve yakınında düşman kuvvetleri vardı, bizim kuvvetimiz de hiç yok idi. Öyle iken halk, vatanseverlikten, kahramanlıktan geri kalmadı. Eskişehirliler, bize çok yardım etmişlerdir. Bunu ordu, millet adına burada tekrar etmeyi bir görev bilirim. Ondan sonra, askerî harekâtın gereği olarak ordumuz, Eskişehire ve Eskişehir halkına özveri yüklemek zorunluğunda kaldı. Bu özveri büyük kayıpları gerektiriyordu. Ordunun varlığını kurtarmak için bu gerekli idi. Eskişehirliler bu felâkete katlanmasını bildiler. Düşman şehre girdi, burasını bir zulüm ve ateş yuvası haline koydu. işte yıkıntının izlerini hâlâ görüyoruz. Şehir halkı bütün bunlara göğüs gerdi. Tebrik ederim! 1923 (Gazi ve inkılâp, Mahmut Soydan, Milliyet gazetesi, 5.12.1929)
pek çok genç kızın hayalindeki özgür ortamlarda cool şekilde takılmak diye kodladığı yerdir.ve geceyi bizde geçirdiği yerdir. eskişehir olmasaydı halimiz nice olurdu sorusunu akla getiren güzide ilimiz. ikamet yerim.
sakarya'da okurken arada kaçamak yapmak için gittiğimiz güzide şehir. sakarya'dan istanbul'a neden gitmediğimize gelecek olursak artık sıkıldık abi hep aynı mekanlarda takılmaktan arada es-es, ankara, bolu, izmit, bilecik... yaz yaz bitmez yani.
burada bakir kalan adam bir daha da o bakirliği bozamaz bu kadar net. tutacaksınız o eşofmanlıların saçında gel benimle kahve bardaklım diyeceksiniz. hepsi veriyor böyle yapınca.
not: bu sene uludağ üniversitesi veteriner fakültesi bitiyor. ikinci üniversite okuyacağım. yani işte pazar günü ygs'ye gireceğim. güzel mi şehir nasıl, ankara vs eskişehir hangisi?