şu sıralar güneşinden nefret ettiğim şehirdir. sabah kalktığımda güneş varsa bir şeyleri yediğimizin kanıtıdır. böyle bir kuru ayaz olamaz, iç anadolu'nun doğu anadolu'da olan tek şehriyiz sanırım.
karın getirdiği ayaz ve baca isi karışımlı kokuyu gün itibariyle hissettirmeye başlatmış şehir. yalnız üzgün bir şekilde söylüyorum ki bu kar sadece ayaz getirecek ve belki de tipi oluşturacaktır. yerde kalan kütür kütür güzel kardan değil maalesef.
yine de hep dönmek, dönmek istemektir. (bkz: birhan keskin)
gecenin bir yarısı şirintepe'den zincirlikuyu mahallesine inip, cami avlusunda sigara içmektir. sahip olunan ilk ve son evdir. tantuni, adalar, (bkz: donas), başaramamak, olduramamak ama yine de umut etmeye devam etmektir. en çok da turuncu çekyat ve hatice'dir. haticeler özlenmez, şehirler özlenir; şehirler özlenmez, bir coşku, bir umut, bir iyi olacak, bir cahil cesareti, bir zaman özlenir.
yangından ilk kurtarılacak, bir gün geri dönülecek olandır. söz verilmiştir, onun üzerinde ölünecektir.
her kasım aralık ayında olduğu gibi özellikle akşamları havasında şeker fabrikasından çıkan küspe kokularının olduğu şehir. inanmayan çıkıp koklasın. hmfss hmfsss.
ezikler şehri. esoooooooooossssssssss aaaaaaaaaaauuuuuuuu essoooooooooooooooooossssss diye canavarca bağırıyorlar. delinin sikini bellediği gibi tutturmuşlar bi eses gidiyor. eziklikten oluyor hep bunlar.
taksilerin fahiş fiyat üzerinden tarifelendirildiği şehir. 1 km yola on lira mı verilir lan. sebebi yolcu sayısındaki şehirler arası oranmış sözde. eskişehir'de böyleyse bu 100 metresi 10 lira olan yerler de vardır herhalde. bağlardan otogara git gel vereceğin taksi parasıyla ankara'ya gidecek yakıt alırsın. lan bi de kullanım alanı sik kadar şehir zaten, işin olmasa tramvay hattını baştan sona yürürsün. dondurucu soğukların yaşandığı şu mübarek günlerde bu konu çok can sıkıcı olmaya başladı. ekmek almaya gidip geldiğim mesafede bi lira yazması bizim motor hiç yakmıyomuş amk dedirtiyo insana.