yaz okulunun bitmesine kısa süre kalmasına rağmen hala yazın nasıl geçtiğini anlayamadığım şehir. barlar sokağı, adalar, mekanlar süper desen değil ama kötü desen hiç değil, bilemedim yahu.
yok mu hiç sıkılanlar, yaz okulunda olanlar, zirve yapanlar, görüşenlerde, şöyle lafın belini kıralım, can sıkınıtısı giderelim.
"gecenin 9 u 10 u olmuş yorgun argınsınızdır. şöylece uzanıp elinizde tv kumandası zaplaya zaplaya rahatlamak istersiniz ama bir dakika henüz savaş uçaklarının mesaisi bitmemiştir ve saatlerce şehrin üzerinde full gaz tur atarlar.
ve yine sinirlenirsiniz evde de rahat yok........." dedirten şehirdir.
burada aşık olan yaz aşkı nedir bilmez. gelip geçici heves gibi sabun köpüğü tutkulara sahip olmaz. buz gibi havası, insanın hissettiği sevgi nedeniyle sıcacık olur. lapa lapa kar yağarken bir eliniz cebinizde durur, diğer eliniz sevgilinizin elini tutar. buz tutmuş porsuk'u, yine buz gibi olan banklara oturup seyredersiniz.
anılarla dolu şehir. yarın üniversite kaydımı aldırmaya gidip, bu şehirle halihazırdaki son bağlantımı da koparmış olacağım.
şebnem ferah reyizin de dediği gibi; sil baştan başlamak gerek bazen...
soğuk ve sert geçen kışından çok, yağmuru sıkıntı yaratan güzel şehirdir. kırkikindi yağışları başladığı zaman şehrin alt yapısının zayıflığını görürsünüz. en işlek caddelerde bile çamurlu yollardan yürümek zorunda kalırsınız.
mükemmel bir şehir. yaşanılabilir şahirler sıralamasında 1. olmuş şehirdir. gelişmiş, ferah, kültürlü, rahat, yaşanılası şehir. her açıdan mükemmel yahu aşık oldum bu şehre. 6 yıllık üni hayatımı burda okuyacağım için çok mutluyum. tramvayla heryere gidilebiliyor ayrıca öğrenciye de ayrı bir ucuz ve rahat. zaten heryer öğrenci apart yurt dolu. süper bir şehir.
Lise yıllarında Kılıçoğlu yada Arı Sinemasının önünden buluşulan. Pino'da ziyafet çekilen. Kızılcıklı'da bir aşağı bir yukarı tur atılan, insanların pek birbirlerine karışmadığı, yağmur yağınca çamur deryasına dönen sokakları ile masum zamanların şehri, benim şehrim.
Üniversite yıllarında yavaşca caddelerinde gezen lüks arabaların arttığı, artık önünde buluşulmayan yeni sinemalara sahip olan, yukarıdan ard arda 5 jet geçince kimsenin kafasını kaldırıp bakmadığı, Anadolu'nun incisi.
30'lu yaşlar da artık ne Kılıçoğlu ne Arı sineması kalmış, yoğun bir kalabalık sürekli omurgasları yokmuş gibi üst geçitten Espark'a yol alıyor. Suç oranı artmış, artık sık sık 3.sayfada görüyoruz kendilerini. Daha lüks mekanlar her yeri kaplamış. Ama eski ruhu yok. Zaten ben de istanbul'da yaşıyorum. Ne o eski şehir Eskişehir ne o eski ben ben.
Ha bu arada, esnaf sarayı hala aynı. Bir o değişmedi.
6 yılımı devirip kürkçü dükkanım izmir'e döndüğüm andan beri burnumda tüten şehir. bir buçuk sene oldu hala dinmedi bu özlem. bazen rüyamda sokaklarında gezerken görürüm kendimi.