eski sevgililik durumu, gülünçtür aslında. Yani düşünsenize bir zamanlar vücudunun en mahrem yerlerini dillediğiniz eski sevgilinizle tesadüfen yolda karşılaşsanız ve gidip dudaklarından öpseniz ne tepki gösterir acaba. Büyük ihtimalle yaygarayı koparır. Eee çok değil daha birkaç ay önce tutkuyla seviştiğiniz birine nasıl bu kadar ışık hızıyla yabancılaşır ki bir insan?
Pablo Neruda yoldaşın bu gece en hüzünlü şiiri yazabirim'i tekrar tekrar okutup bolca da rakı takviyesi yaptırtan kişidir. Şiş gözlerle dolaşırken sizi görüp uyuyamadın heralde aradığında uyuyordum yaa kusura bakma diyerek sinir kat sayınızı bir kaç milyar katlayan insanda denebilir aynı zamanda.
beni 4 erkek, 3 lezbiyen, 1 gayle aldatması sonucu bir gün porno yıldızı olabileceğini ben $imdi onu tekmelemezsem onun beni tekmeleyeceğini düşünürek onu eski sevgili sıfatına getirdiğim durum, olay.
son kez öper misin dediğimde bile;
öpmemiştin son kez beni,
sanki son kez öpersen
ben mi bırakmayan olacaktım,
yoksa sen mi?
düşün son kez sen hangimiz olacaktı
hep son kez öpmek isteyen;
çok düşündün ama, bu kadar yıpratma kendini,
sen yeterince düşünmüştün,
tek taraflı aşk mıydı sanki?
o da ne, aşk da neydi?
öyle birşey yaşanmadı hiç;
benden öğrenmedin mi
aşkın yalan olduğunu sen?
şimdi yaşam suyu gibi iç
öğrendiğin her ne varsa benden
sonsuza dek, tüket hayatına girenleri
benim seni tükettiğim gibi;
işte o zaman gün olur devran döner misali
dönersen bana; geriden geriden gözucuyla sadece
bakarım sana; yine o aynı alaycı bakışlarımla;
yine o aynı şımarık tavırlarımla
sevmiyorum seni imajı yaratırım
korkularımın çemberinden ateş olup
seni ikinci kez yakarım;
kendi yanık dumanımda...
eğer gercekten sevilense gecelerı ruyalarınızı susleyen sabah mutlulukla uyanmanızı saglayan gozlerı acınca onun artık yanınızda olmadıgını farkedınce ıcınızı acıtan sureklı bır agırlık gıbı göğsünüzün ustune agırlık yapan uyandıktan sonra kendınıze bıraz sarkılarla acı cektırmenıze bıraz huzunlenmenıze yol acandır.
yokuşu tırmanıp düzlüğe gelirsin. kıvrılır yol sola doğru. iki katlı evin balkonunda demirlere tutunmuş çocuk izler yürüyüşünü iri iri gözleriyle. eski muhtarın geniş koridorla başlayan evi daha da eski görünür gözüne. yollar eskimiştir. duvarlar eski. direnen ayakların adımlarını hızlandırır. ucu görünür artık mavi evin. yavaşlarsın aniden, nefesin yavaşlar. ince desenli tül seçilir olur. çaprazdaki pencere görünür tülün ardında. ama yoktur arada hiç bir gölge, hiç bir silüet. her şey eskidir eski sevgili hariç.
Bazen daha fazladır her şey
Bir eşikten atlar insan
Yüzüne bakmak istemez yaşamın
O kadar azalmıştır anlam
O zaman hemen git radyoyu aç bir şarkı tut
Ya da bir kitap oku mutlaka iyi geliyor
Ya da balkona çık bağır bağırabildiğin kadar
Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor
Ama fazla da üzülme hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor
Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir (2x)
Bir şiirden bir sözden
Bir melodiden bir filmden
Geçirip güzelleştirmeden can dayanmıyor
Yıldızların o ışıklı fırçası azıcık değmeden
Bu şahane hüzün tablosu tamamlanmıyor
Ama fazla da üzülme hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor
Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir (3x)
Biliyorum, konuşacak bir şeyimiz kalmadı, paylaşacak hiçbir şeyimiz yok ortada. Yine de yüreğimden,
gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum, seninle konuşuyorum. Bugün sana olan kırgınlığımı
rafa kaldırdım, sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum. Cümlelerimi kısalttım, kelimelerim
buruk, gülüşlerim istenmeyen evlat dudaklarımda. Bir ihtimal gelişine sığındığımı fark ettiysem de,
engel olmadım gurursuz ama umutlu ve sabırlı hasretine. Anlık hayaller anlık mutluluklara gebe
kalıyor..bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum...imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor. Bir çocuk
gibi, isteklerimi bastıramıyorum. Çalmayan telefonuma elim gidiyor, sana hala bende olduğunu ısrarla
yazmaya çalışıyorum. Bende olan seni hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de,
sendeki benin nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini, anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum.
içimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum..!
Bulutlar yağmurunu toprakla öpüştürebilseydi bugün, bana o verdiğin ama tutmadığın sözünü
sahiplenerek, dans edebilirdim ıslaklığıma aldırmadan. Ki aslında ıslanan sadece yüreğim olurdu,
bedenim değil...Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı. Tutunabileceğim
hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında. Isınabilmek için onlara
sarılıyorum. Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor, ben görmemeye çalışıyorum.
Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı. Belki de görmeyi istemek gerekiyordu. Gözlerini aç
desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini..! Biliyorum levrekler derinlerde ve dalgalı denizlerde
yaşar. Levrekler uzak bir düş gibi zor yakalanır. Ama sen becerirsin düşleri yakalamayı, derinlere
dalmayı, uzaklara kavuşmayı..Sahi, becerebilir misin..?
Göz yaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana. Gittin..belki de hiç gelmemiştin,
ben geldiğini sandım. Ayak uyduramadım yorgunluğuna. Dudaklarına, düşlerindeki öpüşü
konduramadım. Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir kadın
dokunuşlarında kendini bulan. Ama en çok da imkansızın oldum, hırçınlığın, yirmi yaşın,
gecikmişliğin...Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum. inanamadığın, yenemediğin,
üzerinden atlayamadığın korkuların oldum. Ağladığın, bağırdığın ya da sustuğun isyanın oldum. Aşk
pazarında harcadığın mevsimler oldum, sessizce boşalan gözyaşların,birikmişliğin oldum. Son ses
dinlediğin bir şarkının nakaratı oldum, dilinin ucuna gelip de söyleyemediğin kelimeler, ister istemez
yaşadığın talihsizlikler oldum. Yüreğindeki kadın ben olmak isterken, yüreğine sığınan ve tozlanacak
olan bir anı oldum. Hak etmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken belki de
hiçbir şeyin oldum. Söylesene, ben gerçekte senin neyin oldum...? Sesin hep uzakları çağırıyordu,
ben üstüme alındım, sana geldim. Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim..? Şimdi
bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda. Sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür gibi gelen aşk...
Kalbime henüz söylemedim gittiğini. Öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum. Seni hala
benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum.
Gittin...sevdamın öksüzlüğüne alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi.
Suskunluğun en büyük silahındı, suskunluğunla vurdun beni. Ben alışkınım kendi yaralarımı kendim
sarmaya. Asıl acı olan ve kanatan unutulmak aslında. Söylesene, unutulmak kime yakışıyor..?
Unutan sen olsan da, sana bile yakışmıyor..Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu,
unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor. Görüyorsun işte, aşka ve sana ihanet etmiyorum
ben, ki kırgınlığım aşka.Sen üstüne alındın...Bir sonbahar’da, güneş hala daha ısıtırken bedenimi seni
çıkarttı karşıma. Sen bitti dediğinde yağmur yağıyordu, aşkın canı sıkıldı, seni aldı...
Eski sevgilinin.. diye başlanan cümlelerin sonunu "alnından öpmek lazım" diye bitirebilmelidir er kişisi. Ne yaşanmışsa yaşansın , ne söylenmişse söylensin bir dönem o şahsa " cancağzım " diyebilmiştir insan.içinden öyle demiştir fazla klişe anlamlar yüklemeden.Eski sevgili denmemesi gerek. Fiyatlar bu kadar ucuzlamışken, "ey sevgili sözlük yazarları" yenisini alınız durmayınız o zaman. Yüreklerinizi sayısız denemelerle delik deşik etmeyiniz.Nasip kısmet anomalisi boşverin.*
saygıyı hakeden bir ilişkiyse yaşanan tebessüm ve acıyı aynı anda verebilir.
bir de daha eski sevgili olamadan, bu şarkıları aldatış sırasında boynuza sms yoluyla yollayan sevgili vardır. senden duyar şarkıyı ve ''vay be'' deyişine şahit olursun. 2 sene sonra kumanın telefonunda görüp kısmi felç olur kalırsın.
'sevgilimi öldürmek, sevgilimin sevgilisini öldürmek, kendimi öldürmek, sevgilimle sevgilisini öldürmek, sevgilimin sevgilisiyle kendimi öldürmek, sevgilimle kendimi öldürmek gibi 7 ayrı cinayet planım var. sende girme araya yoksa kafam karışacak sıdıka' demişti samim saka zamanında. güzeldi.
ayrılığının üstünden okadar zaman geçsede başkasıyla gördüğünde içinin bi tuhaf oldugu nedenini seninde bilmediğin kıskançlık duygusuna kapılmana neden olan kişidir.
bazen binlerce yüzün arasında tanıdık tek yüz olup tanınmak istenmeyen, tanımazlıktan gelinendir ayrıca.
vapurdan indi. öylece kala kaldım. kala kalmak bu olmalı. yazarken kullandığımız bir sürü kelimeyi fiiliyata dökemeyiz çoğu zaman. kala kalmak... işte ben o yüzü göördüğüm anda kala kaldım. pratiğini bizzat deneyimlediğim için çok rahat kullanabilirim artık bu sözcüğü.
fiti fiti yürüyerek geliyor. sigarama davrandım. ateşimin olmadığını fark ettim odan bir sonraki an. bir dal sigara ağzımda bakıyorum. beni görüp tanıyana kadar az zamanım var. bakıyorum. o da bakıp tanıyıncaya, göz göze gelip gözlerimizi kaçırıncwaya kadar bakmalıyım. doyasıya. az zamanım var. bakıyorum. kanmayacağımı bile bile bu suyu içiyorum.
hafiften gülümsesem mi "ykılmadım" imajı çizmek için, yoksa tepkisiz mi kalsam... az evvel düşündüklerimin hepsi gerçek oluyor. insanlar sanki hayatlarında ilk defa vapurdan iniyormuşçasına sökün ettiler şimdi. hızlı hızlı bir yerlere gidiyorlar. yüzleri silik. benim için tek aydınlık sima var. bazı çiftler görüyorum. onların yerinde olmak isteyip de olamadığım için tiksiniyorum onlardan. yanmayan sigaram ağzımda. yaklaşıyor. evet göz göze geldik. benim için doyasıya bakma anları sona erdi. ilk ben kaçırdım gözlerimi.
hiçkimseyi tanımıyorum inen. hepsine yabancıyım. hepsine uzak... ama gariptir bir zamanlar en yakınım olan o'na en uzağım, en yabancı. geçip gitti yanıbaşımdan. gurur yaptım, arkama dönüp bakamadım. acaba o dönüp bakmış mıdır diye düşünüyorum. ve sonunda yeterli zaman geçti. diğer yüzler de silüet olmaktan çıkıp normal birer insan süretine dönüştüler. ilk gördüğüm canlıdan ateş istiyorum, arkama dönüp bakıyorum son bi umut, göremiyorum, kalabalıkların içinde kum tanesi olmuş. sonra ver ediyorum dumanı ciğerlere...