"Che'nin ölmüş olması önemli değildir önemli olan onun gibi bir insanın yaşamış olmasıdır. Che'yi yok edebilmek için biz, yoksuların tümünü yok etmeleri gerekir; bu ise olanaksızdır."
maalesef populer kulturun elinde oyuncak olmustur, para için kıyılır mı boyle bır adama,
ama kapitalızm bu, para edeceğini bilse anasını bıle kullanır.
karizmatik bir resmi sayesinde taraftar toplamış olan, değerleri uğruna ölen, fakat fidel castro'nun, kendisinin ruslarla olan iyi ilişkileri nedeniyle hatalarına tahammül ettiği, askeri anlamda gerçekten beceriksiz olan, arjantin doğumlu komünist idolü. öyle ki askeri alandaki yaptığı hatalar, az kalsın devrimi başarısızlığa uğratıyordu. kübadan aldığı gazla, aynı naneyi bolivyada da yemeye çalışmış fakat yakalanan yandaşlarının birinin ötmesi sebebiyle yeri saptanmış ve öldürülmüştür.
hakkında bir kitap bile okumamış embesillerin, resminin basılı olduğu tişörtler giymesini ve aksesuarlar kullanmasını asla anlayamadığım devrimci insan.
bolivya ormanlarında kuş avlıyordu ki kahpe abd pususuna düştü ve öldü. marksistlerin idollerindendir. idol de tapılan nesne anlamına geldiğinden marksistlerin "kutsal" önderlerinden biridir. gerçi kendisinden daha ünlü biri gibi gliserinlenip, adına mozole inşa edilip, bir 500 yıl daha insanların bu kutsal varlığı ziyaret etmesi gibi bir şansı olmamıştır, fakat yine de tişortlerde resmi fena durmuyor. onun da avuntusu bu olsun.
topyekün che hayranı bu solcu kesim bir garip lan.
savaş desen, peygamber kesmiş asmış biçmiş derler. tabu desen dogmatik yaftalar peşpeşe yapışır suratına tükürülürcesine bir böğürmeyle. din afyondur gazıyla bir 150 yıl daha yol alabilecek bu kişilere göre "devrim adına" ve "din adına" diye 2 farklı ayrı mefhum var.
devrim adına denilenin içindeki savaş, kıyım, tecavüz, talan kabul edilebilir keyfiyette onlara göre; adı da "konjonktürel zorunluluk", "halka rağmen halk için" şeklindedir ve iki süslü benzetimle ikna edilmemiş olanlar da yobaz oluverir. bu olanlardan/oldurulanlardan che gibi karizmatik doktorlar çıkabilir. (kesin pratisyendir)
bahse konu edilenlerin aynıları din adına gerçekleştirilmişse bizimki höykürür "yaktınız yıktınız canlar gitti kanlar aktı gericiler yobazlar n'apmıştı sizin peygamber bak şöyle bık bık"
e oldu mu şimdi a canım? olmadı bebişim, olmaz, olmayacak. ideolojini kısa-yakın tarihin önünde mahir çayan'la, benzerleriyle kıyaslarım. seni, che'nin ağzı süt kokan gençleri ormanlara taşımasından ve kardeş/kuzen birbirlerini kırmalarına ve hastalıktan ölmelerine neden olmasına vereceğin cevapla adam yerine koyarım, joseph'in maceralarını sorarım, onlarca-yüzlerce karşıt örnekle kendi midesine sıçırtırım ideolojini ama sen anlamazsın. konjonktür evet.
ulan kıyım desen sende de var...tabu desen, az önce okuduklarından dolayı köpürdün, tabunu dürttük ya asabiyet yaptın. "gliserinli liderinin götünü parmaklıyorlar daha uzun süre taze kalsın diye" dedik 1500 fahrenheita çıktın. savaş desen onu müslümandan daha canice yapmışsın. seni benden farklı kılan ne? davan mı? doğru, evet davan...o meşhur davan; katiline aşık olan kansızlarca da güdülen dava.
dünyanın içine kim daha çok sıçmış yarışında kazanan tarafsın. ha, diğerlerinden farkın ne mi? sen, allah ve peygamberine karşı daha şedit bir savaş çığırtkanlığındasın. basitsin, ama yine de "che seni kutsasın oğlum".
sunay akın'ın kendisi hakkında "dünya böylesine güzel olur muydu yine diplomasını çerçeveleyip para kazanma derdine düşseydi dr. che, yüreğini dağlara asmak yerine" cümlesini kurduğu devrimci.
bütün dünyanın gözü önünde, o zaman kuba'ya destek olan Sovyetler birliği'ni eleştirme cesaretine sahip olan idol. sovyetler birligi'ni uyguladığı baskıcı yönetimin dışında ülke içindeki şirketlere özerklik verilmesi sonucu bunların birer ticari canavarlara dönüşeceği yolunda eleştirmiştir. Ayrıca sovyetler'in ulusal kurtuluş mücadelesi veren vietnam'A maddiyat ve siyasal kolaylıklar karşılığında silah yardımına da dokundurmuştur. zira ona göre gerçek sosyalist ülkeler birlik içinde olmalı ve ihtiyaç duyan ülkelere karsiliksiz yardımda bulunmalıdır.
'ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin...
savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa
ve silahlarımız elden ele geçecekse
ve başkaları mitralyoz sesleriyle ve de
savaş ve zafer naralarıyla
cenazelerimizde ağıt yakacaklarsa
ölüm hoşgeldi sefa geldi'
Amerikan ordusu özel harekat birlikleri tarafından yaralanarak yakalandı. Karşısında titreyen ve korktugu belli olan çavusa, "buraya beni öldürmeye geldigini biliyorum. Vur beni korkak, yanlızca bir adam öldürmüş olacaksın" dediği ve bu son sozleri oldugu ifadelere geçmiştir.
ne yazıkki, populer kültür içinde kapitalizm tarafından gerçek bir pazarlama sembolü olarak kullanılmaktadır.
Küba’da devrim yapılmış, silahla yürütülen mücadelenin ekonomik atak safhasına geçme gereği doğmuştur. Devlet bakanlıklarına ve ekonomik gidişata ilişkin toplantıda Fidel kürsüden:
"ekonomiyi düzeltmeliyiz, kaynakları etkin kullanmalıyız"
yönünde söylev verirken
"aranızda iyi bir ekonomist var mıdır?"
der. Koca salonda bir tek Che'nin eli havadadır. Fidel bunun üzerinde Che ye
"senin ekonomiden anladığını bilmiyordum"
der. Che tarihi yanıtını verir
"ben senin: aranızda iyi bir komünist var mı? dediğini sanmıştım..."
anılarında, bir gün ilaç kutusu ile mermi kutusu arasında seçim yapmak zorunda kaldığını ve yanına ilaçları değil mermileri aldığını anlatır. kendisi sürekli bir çatışma aşkı ile mermileri seçerken fidel castro küba'yı bir bakıma ilaç kutusunu seçmiştir.
aslında sosyalizm ve komünizm üzerine hiç bir şey bilmememesine rağmen, yakışıklılığı ve karizması birazda militan karakteri sebebiyle dünya'ya malolmuş, aslen doktor ama iş olarak genelde latin amerika'da ki gerilla birliklerinin komutanlığını yapmış kişi. bolivya'da cia işbirlikçisi olarak gördüğü hükümeti yıkmak için giriştiği gerilla faaliyeti sırasında kurşuna dizdirilerek öldürülmüştür.