erasmus

    5.
  1. sevgiliyi alıp macaristan'a götüren zikindirik organizasyon
    30 ...
  2. 195.
  3. Bütün Türk erkeklerinin bu vasıta ile polonya'ya gitmesini dilediğim oluşumdur.

    Sevgili kardeşlerim, orada götü kalkık kız yok. Tripcan kız yok , tam istediğiniz gibi van nayt sitent hatunlar var. hatun dediğimde bildiğin burada evine posterini astığın hanımefendilerden. Böyle bir hayat yaşamak isteyenler, özgüven tatmini için Polonya'ya gidebilirler. Ayrıca, orada içki, gece hayatı vs. de sudan ucuz. Bu yolla aslında ülkemizde bizi yerden yere vuran kadın milletinden ne yapabiliyor muşuz? hırsımızı alabiliyor muşuz.

    Diğer yönden bakmak gerekirse, sakın ola ki türkiye de olduğumuz gibi ne yapmıyoruz? mal gibi aşık olmuyoruz. hatunlar çok avrupai bugün seninle yarın bir başkasıyla. Neymiş? Bir başksayıylaymış. Zaten sürecin sonuna doğru "bizim türk kızları gibin yok agaaa" muhabbetine dönüyor olay. Ne oluyormuş? dönüyormuş.

    Zaten kim ne derse desin bu programla gitmenin Türk bakış açısıyla anlatımı bu. Gittiğimde de genel olarak bunu gördüm. Ama ben genelde hep tiyatro hep opera yani. Eski bina fotoğrafıdır, müzelerdir. Öyle geçti erasmus.

    Kız arkadaşlarım da tavsiye isterlerse bir kaç bişi sölemek isterim. Eğer polonya ya giderseniz, yakışıklı leh yok. Allahü teala hatun kişilere geçtiği torpili, erkeklere geçmemiş. Oraya giden kızlar, böyle bir şey beklemesin. ha şu açıdan iyi oluyor tabi, türklerin aslında ne kadar yakışıklı olduğu hatırlanıyor, eski sevgililer aranıyor falan. Ne oluyormuş? eski sevgililer aranıyormuş. Bunun dışında da arkadaşlar bir izlenimim daha var. italyanı, ispanyolu ne bileyim portekizlisinin bizim türk erkeklerinden farkı yok. Ama adamlar kaş alıyorlar, kıl alıyorlar, efendime söyleyeyim sportifler. Ve ilişkilerinde biraz daha profesyoneller. Kıskançlık duygusu sanırım sadece türk erkeklerinde bulunan bir şey, bir gün müzedeyim(!) yoksa opera mıydı? Neyse, bir ispanyol arkadaşın aşık olduğu kız arkadaşıyla sohbet etme imkanı buldum , aradan çok zaman geçmedi, operadan sıkıldık bizim ispanyolun kız arkadaşıyla baleye(!) gittik. Böyle yani.

    Ama bizim türk kızlarındaki akdeniz erkeği hastalığı üzüyordu beni. Yani akdenizse en kralı Türkiye'de var diye biliyorum ben.

    Neyse efendim, okuduğunuza göre eksileri almaya başlayabiliriz . Ne yapmaya başlayabilir mişiz? Eksileri almaya başlayabilirmişiz. Haydi bakalım. Benim eyyorlamam bu kadar.
    40 ...
  4. 46.
  5. 3-5 tane gariban ispanyolu eğitim öğretim niyetiyle ülkelerinden alıp adapazarına atan program.*
    27 ...
  6. 6.
  7. şu anda almanyada eğitim görmemi sağlayan arkadaş canlısı program....
    edit: Hayatımın içine etti!
    17 ...
  8. 7.
  9. 229.
  10. birisi kız arkadaşıma erasmus ile mekke'ye gidemeyeceğimi anlatabilir mi?
    12 ...
  11. 8.
  12. kodumunun not ortalamasına sövme sebebiniz olabilir. "bok vardı da buradaki partilere filan takıldık mına koyum. evropa hayatını kaçırdık iyi mi?" diye kendi kendinizi yersiniz.

    gerçi sonradan düşüncelerinizi değiştirebilecek bir potansiyele de sahip olabilir. hayvani ingilizce'niz ve mülakattaki "haşarı ama dolu" öğrenci profiliniz bi boka yararsa "ohhh, ne iyi etmişim de türkiye'nin de anasını ağlatmışım." diyebilirsiniz.

    velakin, güzel bi şeydir bu erasmus. hayat ne tuhaf farklı ülkeler falan...
    11 ...
  13. 364.
  14. Bu program hakkında "orgasmus ya mehehe" falan diyen dalyarakları tutup siklerinden tavana bağlayacaksın. Amına koduğumun amsalakları sizi.

    Arkadaşım insanlar dil öğrenmeye, medeniyet görmeye falan geliyor avrupa'ya, benzer amaçlar için geliyor, insan muamelesi görmek, insan olduğunu hatırlamak, kimisi de özgürleşmek, uzaklaşmak için geliyor, kimisi kariyerine olumlu etkisi olur diye geliyor falan filan. Ha senin gibi am için binlerce kilometre yol kat edenler yok mu tabii ki var, ama senin vizyonunun 250 gram olması başkalarının da öyle olduğu anlamına gelmiyor, tamam mı yarrak kafa?

    Yılda 300 bin kişinin yer değiştirdiği hareketlilik programını sekse indirgerken utanmıyorsunuz, bari şuraya ya da başka yerlere yazarken utansanız biraz, ağzının ayarını siktiklerim.
    12 ...
  15. 28.
  16. "sunun surasinda iki guncuk kaldi, iki ayini birakmama " dedigim programdir.

    ehh, aslinda bunun bir de oncesi vardi sanki, her sey 2003 senesinde universiteye * girince baslamisti tabii ki, o zamanlar kim biliyordu ki, basarili bir ogrenci olacagini ya da, " lan x var ya, yine kalir ya da dd li bi not alir da, diger sumsukler gibi notlari asagi ceker, biz de notlari yukseltiriz" gibilerinden hakaretlere mahrum birakilacak ogrenci olabilecegini...

    neyse oyle boyle derken, yds girip de, ingilizce denen b.ka bir turlu universite dersliklerinde okuma sansina nail olamayanlardan birisi olarak da, "ingilizce okumayan ne okur ki, almanca okur tabii ki" mottosunu birileri kulagima kamet getirmis olacak ki, ben de, ingilizce nin yandan yemis olani, bir tur, bir nevi, ingilizce ye kasmaya g.tu yemeyenleri koruma dil i olarak gorulen almanca ya girmistim...

    yine efendim, 2003 de basladiktan sonra, ama acisiyle, ama tatlisiyla, yeni insanlarin taninmasi ve de universite hayatina iyice isinilmasiyla (hatta bir bkz cuk oturacaktir derim sanki ben burada) (bkz: universitede ogrenci olmak), ve de en onemlisi, "gir olm su sinava sen kazanmican da ben mi kazancam, lan inek modelli okuuzz" gibilerinden kadir inanirvari motivasyon cumleleri sonucunda, birazcik da ganosuna guvenen bu ademoglu olan bendeniz, olayin vehametini kavrayip da, farkli bir dunya ya acilacaginin bilincine vardiktan sonra, ne olmustur efendim kazanmisimdir tabii ki... "kendini ovme len sabah sabah, kafayi caktim mi monitorden; hastanelik ederim seni" derseniz basim ustunesiz vallahi...

    yok oryante edecez sizi, bak toplantilara katilmazsaniz, kaka olursunuz, islemlerinizi gormeyik bak soora, gibilerinden keklemelerle gecen, ve de vize islemleriyle daha gitmeden elin avrupalarina kendisinden yazin sicaginda bezdirmis program olsa da, bayram sonrasi ve de hemen akabinde de, 23 olacak senelik hayatim boyunca ilk defa ucaga da binmeme salik vermis programdir...

    neyse, ucaktan indik mi, yok anneler yok babalar, yok vedalasmalar hepsini yazsam, sozlugun veritabani dile gelip de, kizilcik sopasiynan pekmezime tahin bandirir walla, iste iki ayi doldurtmustur bana. oyle ya da boyle, arkanizda biraktiklariniza bakmadan, eger imkaniniz varsa denemenizi kesinlikle tavsiye edecegim programdir. almanca konusacam diye, almanya ya gelirsiniz, bir gidim ingilizce kalmistir aklinizda, kelime namina hicbir sey hatirlamazsiniz, var oldugunuz yurdunuzdaki arkadaslariniz da birakin almanca yi, ingilizce yi, buyuk cogunluluk olustumalarindan dolayi, ispanyolca ya da italyanca konusmaktadirlar; bildiginiz almanca nizla bile, - almanlar haric tabii ki - kral olursunuz aralarinda, yanlislarini duzeltirsiniz. ayrica, parti olaylari da boldur, o da size kalmis bir olgudur tabii ki, eger sadece parti olayina girecegim derseniz ki, tavsiye edilmemektedir, bir de msn deki gerzek turk abazasi arkadaslarinizla fazlacana takilmamak icin, offline takilmaniz tavsiye edilmektedir, cunku sonuna kadar samimi olmaya calisacagim bu yazimda yazacagim uzere, sahsimca su tarz diyaloglar cok yasanmistir;

    + olm naptin lan, ayikliyon mu alman karilarini ?
    - yok be abicim, daha dur geleli iki ay oldu *
    + bak var ya bi zikmeden gelirsen, arkadasim demem ben zikerim seni :P
    - oldu anacim bi posta da senin icin kayarim...
    +iste onu bunu anlamam ben...
    - yok olm ben gonul adamiyim, hemen oyle islere gelemem !
    + iyi o zaman ben senin o 5 numara futbol topu kivamindaki koca kafani zikeyim :D

    gibilerinden diyaloglarin ardindan iki dakikaya kalinmaz kapatilir msn denen, avrupa ellerinde iken en ucuz iletisim araci olarak sadece ebeveynlere ve de kimi zaman gercekten de ozlediginiz arkadaslariniza karsi kullanilmasi gereken zamazingo, "maykrosoft oyuncagi"...

    dersler, dil, odevler, sinavlar tabii ki program olusturur, onlar olmazsa olmazlaridir; tuzu biberidir bu programin, ama o kadar da olsundur; sonucta erasmus programi ile gelmissinizdir; birseyleri kaybetme pahasina burdasinizdir; ya da emeksiz yemek olmaz nidalari kulaklarinizda cinlamalidir...

    yemek olayinda da asarsiniz kendinizi, kimi zaman makarna fidani salacak moda girseniz de, mideniz hayatinizda gormedigi kadar abur cubur gorur belki de, ne de olsa market arabasinin kumandasi sizdedir, eger ota b.ka para harcamayan birisi iseniz, ya da sigaraniz olmayip da pek cok icki olayina, gerek kalmadikca girmiyorsaniz, lidl a bol bol, cipil cipil yurocuklari bayilirsiniz. ama yine de dedigim gibi, turkiye den ayrilirken elinizde olan kilonuz, daha da artabilir... eklenmesi gereken yemek olayindaki bir diger nokta ise, hayatinizda turkiye de yediginizden belki de daha fazla doneri burada yiyeceginizdir. "hadi ne yiyelim, ne yiyelim; eee, doner yiyelim" gibi pek cok olaya maruz kalirsiniz...

    ogrencilik yaftasina sahip birisi olarak, ders olayi disinda da, avrupa schengen vizenizle birlikte gezilecek bir tur merkezi gibidir; imkaniniz cercevesinde, gidiniz, geziniz, gorunuz demektedir nacizane bunyem...

    ehh, bir de arkadaslik olayi vardir tabii ki, ama yurtta ya da kaldiginiz yerde olsun, ama okulda olsun, goreceginiz, tanisacaginiz, belki de yeni arkadasliklara yelken acacaginiz surusuyle de insan taniyacaksinizdir tabii ki; ileriye donuk avrupa planlarinizda, belki de o planlarinizin bir parcasi olabilecek...

    efendim, kisacasi, su an 06.10* olan ve de hic uyumamis bir bunyenin yazmis oldugu yaziyi okumanin gazina geliniz, varsa dusunceniz, giriniz bu programa; yaklasik iki ayim var, bakalim neler gorecegim diye gecirmiyor degilim icimden...

    (bkz: uludag universitesi)
    (bkz: almanca)
    (bkz:hamburg
    7 ...
  17. 320.
  18. 1 aydır kanlı canlı içinde bulunduğum program. az biraz vaktim oldu ve şoyle bir genel goruşlerimi yazayım dedim.( evet çılgınlar gibi eğleniyoruz ve parti yapıyoruz burda. bunu okuyup eksi basma, geri kalanını da oku ey sozluk ahalisi, amaç kimseyi yermek değil.)

    Oncelikle, erasmusa gidecek arkadaşlara ilk tavsiyem geliyor: ingilizce oğrenmeden buraya gelmeyin. rica ediyorum gelmeyin. millet o kadar ülkeden toplanmış, ortama dalsanız genel kültür havuzu, ama ingilizceniz yetersiz olduğu için bir köşede oturursunuz. şuan bulunduğum yerde bir türk grubu var ki(aynı zamanda benimde birlikte geldiğim arkadaş grubu) tam bir çete oldular, ayrılmıyorlar birbirlerinden, kendi aralarında gelişen bir erasmus arkadaşlığı söz konusu. bu sadece sizle de alakalı değil, burda insanlar gerçekten ülkelerini temsil ettiklerinin farkındalar, konuşurlarken bunu hissedebiliyorsunuz(tabiki ayıkken konuştuklarında). speaking' inizi akıcı bir seviyeye getirmeden erasmusa nolur gelmeyin, memleketi geçtim kendiniz için büyük hata yaparsınız. küçümsemek gibi olacak, ama elin gabonlusunun sean connery ingilizcesi konuştuğu yerde, koşede elinizde biranızla oturmanıza sizi bırakın, benim içim elvermez.

    gelmeden gideceğiniz yer hakkında araştırma yapın. nerden sim kart alınır, nerelerde yemek yenir, işlem yapacağınız devlet binaları nereleri, fakültenize nasıl gidersiniz, bunları oğrenin. sonra salak salak etrafta dolanıp etrafınızdaki arkadaşlarınızı 'şunu nasıl yapacağım, bunu nasıl edeceğim?' diye bunaltırsınız.

    en onemli bir başka faktör: üzerinizdeki türk çekingenliğini atın. özellikle de kızlar. burda konuştuğunuz kimse sizi yemeye kalkmayacak(kısmen). tanıştığınız her insan, sizin erasmusunuza bambaşka bir boyut katabilir, bunu unutmayın. biri sizi dışarıya çağırdığında sakın ' bu akşam başım ağrıyor' diyip çıkmamazlık etmeyin, erasmus' un amacı zaten sizi yıllardır pineklediğiniz evinizden veyatta yurdunuzdan çıkartıp farklı ortamlara sürüklemek. hiçbir fırsatı geri çevirmeyin. bir arkadaşınız sizi badminton' a bile çağırsa gidin, kesinlikle yeni bir şey oğrenirsiniz.

    seks ve bilimum fiziksel ilişki hakkında sadece şunu soyleyeceğim: koşturun koşturmasına hakkınızdır, hem türk erkeklerinin hemde türk kızlarının, ama etrafta deli dana gibi de dolaşmayın. gerçekten vakit geçirebileceğiniz, gerektiğinde nehir kenarına gidip pazar gününü geçirebileceğiniz veya karaokeye gidebileceğiniz arkadaşlarınız da olsun.

    dil öğrenin. ' amk sokarım dersine, ben buraya eğlenmeye geldim' kafasında iseniz bile, bir dil kursuna katılın. haftada iki günü geçmez, dersleri kaçırmadan takip edin. geldiği ülkenin dili olmadığı halde burda korece kursuna yazılan bir kızla tanıştım dün, küçük dilimi yutacaktım.

    yaşadığınız her zamanın keyfini çıkarın. gerçekten çok güzel bir program bu, gitmeyenler büyük ihtimalle gidemedikleri için bok atacaktır ama hiç aldırmayın. daha fazla övmek istemiyorum ama farklı ülkeler ve kültürler tanımak bulunmaz bir nimet. ayrıca bu programda yemin ediyorum kendinizi tanıyacaksınız. bazılarınız yemek yapmayı, bazılarınız temizlik yapmayı, bazılarınızda başka şeyleri burada ilk kez öğrenecek/yapacak. sınırlarınızı ve neyi yapıp neleri yapamadığınızı anlayacaksınız.

    son olarak: mümkünse google maps' i açın, okulunuzun anlaşmalı olduğu üniversitelerin şehirleri ile bulunduğunuz şehrin arasını hesaplayın ve yine mümkünse en uzakta olana gidin. çok ciddiyim bu konuda.türkten zaten kaçamazsınız, onu bi kenara yazın. bu dünyada zaireye bile gitseniz sokakta biri ' hey hemşehrim' diye arkanızdan gelecektir. ama şu bir gerçektir ki, erasmusun keyfine ülkenize en uzak kültürlerin olduğu yerlerde daha çok varırsınız.

    şimdilik bu kadar, i'm out.
    8 ...
© 2026 uludağ sözlük