yaptığı hareketlerle yakıştığı takımı bulmuş oyuncu (imiş). diyene bak yaa. ben buna gülüyorum artık lan. kızmıyorum valla. bak bak şimdi bunu diyenin oyuncularına bak; ayhan akman, barış özbek, ümit karan, hasan şaş... daha sayıyım mı ? önce aynaya bak kendi pisliğini temizle.
bugünkü maçta fenerbahçe'ye transfer olurken verdiği "ben proosyonelim" demeçlerinden ne kadar uzak olduğunu gösteren futbolcudur. takımı gole giderken, hakemin en net göreceği yerde toptan tamamen ilişkisiz bir şekilde manisasporlu nizamettin'in sırtına omuz atmış, hakem buna sarı kart vermiş lakin durmayıp bir de nizamettin'e küfrederek takımını 10 kişi bırakmıştır.
sezona takımı adına çok iyi bir giriş yapmıştır emre belözoğlu. mevkiisi gereği de ikili mücadelelerin en yoğun geçtiği yerde oynamaktadır. topla oynamayı seven bir futbolcu olduğu için de sık sık faullere maruz kalması eşyanın tabiyatı gereği olup, 7 kıtanın her bölgesinde bu tip oyuncuların maruz kaldığı posizyonlardır. peki türk milli takımının, kendi kulübünde oynasa da oynamasa da kadrosunda kombinesi bulunan, kaptanlık onuruna erişen, futbolunun en olgun dönemlerini yaşayan- yahut yaşaması gereken- bir kişinin bu tip hareketlerde bulunmasının açıklaması ne olabilir?
kaldı ki bu maça özel bir davranışı da değildir emre'nin. hemen her maçında sinir patlamaları yaşayıp televizyondan gördüğüm kadarıyla, el kol hareketleriyle tehditvari hareketlerde bulunan, kimi zaman da gazetecilere falan bu güzide hareketlerinden gösteren bir futbolcudur.
şimdi denebilir ki "o da insan..." "çok üstüne gidiyorlar çocuğun..." "bi tanısanız çok seversiniz..." vb. lakin yakın tarihimize baktığımızda hakan şükür gibi bir futbolcu görüyoruz. sorarım emre'yi savunanlara hakan şükür kadar eleştirilen, arkasından atılıp tutulan bir futbolcu var mıdır türkiye'de? yahut hakan şükür bir kez olsun kasti bir faulden yahut ağır bir küfür sonrası atılmış mıdır? kendi müzmin sakatlıkları bir yana hakan şükür kadar darbeye bağlı sakatlık yaşamış mıdır?
bunları kesinlikle ama kesinlikle hakan şükür ile emre'yi kıyaslamak için söylemiyorum. hatta hakan şükür'ü övmek için de söylemiyorum çünkü doğal olan, normal olan hakan şükür'ün yaptığıdır: " sadece futbolla cevap vermek!"
buna karşılık olarak tabiki emre belözoğlu'nu her koşulda sevenler - ki saygı duymaktayım- sabri sarıoğlu benzeri örnekler koyabilirler ortaya. son derece haklılardır da. ancak unutulmaması gereken bir şey vardır ki sabri şuan ne galatasarayın ne milli takımın kaptanı veya kilit oyuncusudur. emre gibi yetenekli, türkiye için az bulunan türden bir oyuncu olmadığı için ya kendini düzeltecek ya da iz bırakmadan yok olup bir anı olacaktır.
bir galatasaray taraftarı ve emrenin kariyerinin her basamağını, çeşitli demeçlerini takip etmiş bir futbolsever olarak samimi bir şekilde söyleyebilirim, evet emre belözoğlu'nu sevmiyorum. ancak milli takım'ın kaptanının bu kadar da kritik virajlar öncesi sinir hezeyanları yaşamasını kabul edemiyorum. milli oyuncuların futbolun kötü tarafında gözükmelerinden nefret ediyorum. emre belözoğlu gibi yetenek açısından "özel" futbolcunun, karakter açısından da "özel" sayılabilmesi için umarım milli takım ve fenerbahçe emre'ye gereken mental ve psikolojik desteği verir. böylece amatör ruhlu taraftarlığın refleksi olarak sevmediğim emre'yi hiç değilse futbolculuğu ile hatırlarım.
x takımın taraftarı, y takımın taraftarına ayar vermeye çalışır. ekseretiyle y takım taraftarı altta kalmamak sureti ile x takıma sataşır. ve elbette bir de z takımı taraftarı vardır; işe objektif yaklaşıp, ''anlayışlı orospu çocuğu'' minvalli bir entry ile ortamın nabzını yoklar, olaylar gelişir ...
bugün itibariyle girilen 61. entry. ve henüz yeni güne gireli 4 saat olmuş. deli misiniz lan? sahiden bu kadar az mı konuşacak şeyiniz var? sen emre'ye buradan ayar verdiğinde emre'nin veya emre'nin annesinin kulağını çınlattığını mı düşünüyorsun?
osurduğunda kokuyu kimse almıyor. bırak, siktiret.
vakti zamanında fenerlilerin hatırlaması gereken bir sözü vardır; futbolu galatasaray'da bırakacağım diye..
sırf bu sözü bile karakteri hakkında ipucu verir..
ne demiş atalarımız,
koca kafalı, yalama, çirkef bir kaptanım olacağına emre gibi kaptanım olsun. en azından abi dediği adama vurmuyor, seyirciye hareket çekip ağlayarak "bana niye tepki gösterdiler, anlamıyorum" demiyor; içinden geldiği gibi davranıyor, yaptığının arkasında duruyor.
kaptanlığı konusunda edebiyat yapanlar önce dönüp bir aynaya baksın. bazıları takımlarının 2. kaptanı, arda'nın "takımda onun lafının üstüne söz söylenmez" dediği emre aşık'ın fenerbahçe menşeilli olduğunu bilmiyor herhalde. gerçi emre aşık çirkef olduğu için fenerbahçe'den hemen şutlanmış, daha sonra çirkeflerin el üstünde tutulduğu gs camiasına katılarak tencere misali kapağını bulmuştur.
şimdi ne yaparsak yapalım gereksiz, yersiz. ne biz yerli cantona'mızı dizginleyebiliriz ne de kendisi kendini dizginleyebilir. en iyisi tutmayın küçük enişteyi salı verin gitsin. ayrıca milli maç sonrası yaptığı kol hareketleri, yalan transfer yapan gazetecilere gelsin.
iyi bir futbolcu ama fenerbahçe'nin büyük kaptanı falan değildir. fenerbahçe'nin büyük kaptanı efendiliğiyle, duruşuyla, rakiplerine gösterdiği saygısıyla oğuz çetin'dir. aradaki 1845622 farkı bulmak için kör olmamak yeterli.
şimdi galatasaray taraftarı kimliğimi bir kenara koyup objektif değerlendirmeye çalışacağım kendisini. ilk olarak kendisini bir milliyet gazetesinin haberinde görmüştük, yılın transferi olarak. zeytinburnu'ndan galatasaray'a gelen 13 ya da 14 yaşında bir çocuktu. haliyle o zamandan büyük bir beklenti oluştu kendisi hakkında. altyapıda üzerine titrendi, a takıma 17 yaşında çıktı. hagi, antrenmanlarda özel olarak ilgilendi kendisiyle. bu açıdan bakınca çocukluğunu tam yaşayamamış, üzerindeki büyük beklentinin baskısı altında ezilmiş bir profil çıkıyor karşımıza. eğer ki elinizde emre gibi bir yeteneğiniz var ise ona sadece yeteneklerini değil karakterini de geliştirecek bir ortam hazırlamanız gerekir. galatasaray'ın o zamanki kadrosu, efsanevi bir kadro da olsa fethullahçı yapılanmanın ağırlığı inkar edilemez. o yaştaki bir çocuğun bir yanda para ve şöhret, diğer yanda cemaat-din ikilemi arasında kalması ve psikolojik sorunlar yaşaması kaçınılmazdı bence, hele de yaşadığı trafik kazasının etkisi de eklenince... açıkçası ben emre'deki bu aşırı asabiyetin temellerini o dönemde aramanın doğru olacağını düşünüyorum.
fakat sadece bu da değil elbet. öncelikle birilerinin etkisinde kalıp galatasaray'dan kaçarcasına gidişiyle takımı sattı yaftası yemesi, sakatlıklardan bir türlü belini doğrultamayıp kariyerini istediği gibi sürdürememesi, türkiye'ye dönmeye mecbur kalması ve fenerbahçe'ye gidip her iki camiaya da ait olamaması, bu sezon aziz yıldırım'ın baskıcı yapısı vb. nedenlerle kendisini frenleyemiyor artık. acilen psikolojik yardım alması gerekiyor, hem performansı açısından hem de yaşam kalitesini yükseltmesi açısından.
şu da tanımım: sahada boyunun iki katı adamlara dayılanırken çöpçüler kralı'nda kemal sunal'ı taş atarak kovalayan küçük çocuğa benzeyen adam.
her konuda üzerine fazlasıyla gelinen oyuncu. emre suçsuz demiyorum tabiki emrenin artık kendini kontrol etmesi lazım hele de takım için vazgeçilmez olduğu bu dönemde. emre haklıda olsa haksız da olsa tepki alacaktır. 2. yılı olmasında rağmen hala dün gelmiş gibi ve galatasarayda oynarken türlü dalavereyle takıma getirilmiş gibi gs taraftarından tepki alıyor sadece taraftar değil tabiki gs medyası ve yandaşlarıda dahil.. emre bu saatten sonra ne yapsa suçlu 3 yıl önce basın tribününe el kol hareketi yaparken onun arkasında olanlar gs taraftarıydı çünki ve şuanki durum.. haksızlarmı belkide ama eğer tuncay stoke yerine gs ye taransfer olsaydı aynı tepkiler verilirdi tuncayın bizim için değerini bilen bilir. emrenin de onlar için ne kadar değerli olduğu * gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor.. sallamaya devam ne geçicekse elinize..
yeni yetme arda'dan an itibari ile 288 entry fark yiyen tanju çolak ekürisi. yarın fener kapının önüne koyunca gidecek kulübesi bile olmayacak küfürbaz futbolcumsu.
koca kafalı, yalama, çirkef bir kaptanım olacağına emre gibi futbolcuyu ittiren, ona küfür eden, hakeme bağıran çağıran ,onu çeken, iten, gırtlak kesen, takımın en ihtiyacı olduğu anda onu eksik bırakan ve bir zamanlar katil diye bağırdıkları bir adamı kaptan yapıp bağrına basanların savunduğu futbolcudur. futbolcu bozuntusudur.