emrah serbes

entry933 galeri58 ses1
    8.
  1. afili bir filintadır kendisi.
    http://www.afilifilintala...om/index.php/yazar/serbes

    kendisine ait filintanın not defterinden bir madde:

    afili filintalar madde 36: insanız affet

    şöyle diyor emrah serbes:
    ""
    kazancakis’in zorba’sının en sevdiğim cümlesi, “insanız affet.” madam ortans ölüm döşeğindeyken girit’in ileri gelenlerinden biri geliyor, “bugüne kadar senin hakkında ileri geri konuştuysam kusura bakma, insanız affet,” diyor. ölüm döşeğindeki ihtiyar bir fahişeye söylüyor bunu. onun affetmesi mühim çünkü. tanrı zaten affeder, konsepti bu, bağışlayıcı olmak. ama en güçsüz olanın konsepti bu değil, onun elinde tek silah var, affetmemek.
    3 ...
  2. 7.
  3. --spoiler--
    Ölenlerin ölü taklidi yaptığını düşünüyordum ben o zaman. Yaşayanların yaşıyor taklidi
    yaptığını hissediyorum şimdi.Toplum değil toplu mezar..
    --spoiler--
    7 ...
  4. 6.
  5. şöyle buyurur ki;

    Toza dumana gidelim yine, şenliğin kalbine. Çünkü ölüm döşeğinde bir ihtiyar tanımıştım. insanlara gerçekten bakmak istiyorsan oğlum, onların sana bakamayacağı bir yere git demişti. Kıyametin ortasına git. O kadar yaşlıydı ki, öldükten bir hafta sonra sanki on sene önce ölmüş gibi düşünmeye başlamıştı herkes. Ölenlerin ölü taklidi yaptığını düşünüyordum ben o zaman. Yaşayanların yaşıyor taklidi yaptığını hissediyorum şimdi. Toplum değil toplu mezar. On bir yıldır sabah yatıp öğlen kalkıyorum. Hava kararana kadar geçmiyor dalgınlığım. Belki de uykuda kaybettiğim bir şeyleri arıyorum. Kimi görsem rüyalardan bahsediyorum. Oysaki hatıralardan konuşmak lazım. Rüyalardan daha karanlık hatıralar var. Daha çok fikir verir biri hakkında. Şekeri bitmiş sakızı, toz şekere batırıp çiğnemeye devam etmen gibi senin. Ben de tüpte satılan çokokremi diş macunu tüpüyle değiştirmiştim bir sabah. Gülmüşlerdi sadece. Oysa bir çocuk numara çekiyorsa gerçekten yemek lazım, yemiş gibi yapmak değil. Yirmi sene sonra Beşiktaş'ta bıraktığımız o ev. Bırakabildiğimiz tek ev. Beş kat seksen iki basamak. Balkon demirlerinden uzak duruyorduk geceleri. Hep daha yukarı bakmak zorunda olan iki vertigozede. Kar taneleri birbirine benzemez. Sözcükler de benzemez. Ama bir cümle bir başka cümleyi hatırlatır her zaman. Koşan atlar düşen atları. Yağmur yağar, durur, tekrar başlar. Yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir oğlum. Spermden mezara kadar. Karanlıkta herkesle çarpışabilir insan. Yalan mı söylüyorum yine, olsun. Sen biliyorsun nasılsa. Bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı.
    15 ...
  6. 5.
  7. türk polisiye roman yazarlarından

    1982 doğumludur.
    zaman zaman birgün gazetesi için söyleşiler yaptı, radikal 2 için tiyatro eleştirileri yazdı. hayvan dergisinin ankara temsilciliğini yaptı. bu dergide ahmet inam ve cengiz güleç ile düzenli olarak gerçekleştirdiği sohbetleri "şen profesörler: metaforla saadet olmaz" (say yayınları, 2006) adıyla kitaplaştırdı.
    "her temas iz bırakır" adlı ilk polisiye romanı iletişim yayınlarından çıktı. "son hafriyat" isimli ikinci romanı şubat 2008 yılında iletişim yayınlarından çıktı.

    romanlarındaki kahramanı cinayet masasından başkomiser behçet ç.
    bu yazarın en önemli özelliği , olayların ankara'da geçmesi ki ilk romanında kapakta "her temas iz bırakır(bu bir ankara polisiyesidir)" yazmaktadır.
    bizim mekanlarımızı (ssk , kızılay , tunalı ,vs.vs.) bizim dilimzle muhalif bir şekilde anlatmaktadır..

    ve geleceği parlak , adından söz ettirecek bir polisiye yazarımızdır...
    3 ...
  8. 4.
  9. 3.
  10. yeni kitabı çıkmış genç yazarımızdır; " son hafriyat "
    yine bir ankara polisiyesi.
    2 ...
  11. 2.
  12. dtcf mezunu, "her temas iz bırakır" adlı romanın yazarı olandır.
    3 ...
  13. 1.
  14. 'her temas iz bırakır' adlı polisiyenin yazarıdır. bir çırpıda okunan bir üsluba sahiptir. daha çok avrupa polisiye tarzında rastlanılan 'insan ilişkilerine yer verme ve bunları derinlemesine tahlil etme' noktalarını ilk kitabında yakalayabilmiştir. romanında failin bulunması sürecinde okuyucuyu tam yakalayamamış hatta daha sert bir ifadeyle dışarıda bırakmış olmasına rağmen harika bir eser ortaya çıkarmayı başarmıştır. yazarın kitabı, sadece polisiye-macera ögeler barındırmaz aynı zamanda sağlam bir dramatikliğe de sahiptir;ankarada geçmesiyle de kanımca farklı ve samimi bir havaya bürünmüştür. bildiğim kadarıyla öğrenimini dtcf tiyatro bölümünde sürdürmekterdir.

    nahit: ya anlamıyorum arkadaş ya, bi insan evladı bunu niye eksiler? hakikaten nedir mesele aga? allahını seversen bir mesaj falan at da söyle ya! ulan yazmışız işte kendi çapımızda bir şeyler. atilla dorsay performansı falan mı bekliyorsun benden? oğlum, bu taraftayım bana bak; deli mi öptü seni aq!

    müfit: bi eksi daha aldı bu entry. senin o ortalama zekanın amına koyim ben. son yılların en fantastik gerizekalısı seçtim seni.

    erhan: oha lan 3 sene sonra editliyorum. olum bu adamın başlığını açmışım, yarın bi gün çok sikici bi yazar olursa bana da şuku ver. emrahın kitaplarını al ama bana da şukunu ver; bas o artıya. bas lan gebeş!
    107 ...
© 2026 uludağ sözlük