Kitapları oldukça güzel, Behzat ç. Gibi bir dizinin senaristi. Erken kaybedenler kitabını okuyupta "ya bu benim çocukluğum" demeyecek kimse yoktur. Fakat yaptığı siyaset yaptığı işlerin önüne geçmektedir. Bu hdpnin sosyalistliğine inanan siyaseti artık liseliler bile yapmıyor.
Bana konuşma diyorlar, yani ne bileyim abi benim soyadım Serbes. Ben rahatım abi, benim sülalem Serbes, sonuna T bile koymamışız, o kadar rahatız.
-emrah serbes
Hep benim suçum.”
“Hep senin suçun değil,” dedim. “insan kendi felaketini seçemez. Kendi felaketine aktif katılım içinde olabilir ama yine de onu seçemez. Yıkılmak için dizilen domino taşları gibiyiz. Biri gelir sana çarpar, seni yıkar ama onu da başka biri yıkmıştır. Biraz tepeden, soğukkanlı bir zaviyeden bakınca göze hoş gelen bir görüntü aslında. Kendi felaketinden bile zevk alabilirsin böylece. O felakette seni diğer insanlara bağlayan şeyi görürsün çünkü. Bu durumda herkes suçlu olduğuna göre hiç kimsenin suçlu olamayacağını anlarsın. Herkes birbirini yıkar. insana kim vurduya gitmek yakışır.”
ilk başta tam olarak hissedemediğimiz kırılma anları var. Zamanla harap edici duygulara dönüşüyorlar. Yaralanmanın sıcaklığıyla ilk anda hissedilmeyen kurşunlar gibi. Böyle durumlarda “biraz zaman” her şeyi daha da beter ediyor. Bizi yere seren büyük sorunlar olmuyor hiçbir zaman. Bizi yere seren evdeki şekerin bitmesi oluyor, kaybolmuş bir kitap oluyor, kesilen elektrik oluyor. ikimiz de yere serilmiştik o gece. Öyle bir kafaydı işte.
Şimdi durup 3-4 satır eleştiri yapacağım, sonra "nodon iliştiriyirsin" diye başlayacaklar. Yanlış anlamayın, umrumda değilsiniz ama gerçekten berbat, bilin istedim.
Eleştirilmek için eleştirilen maduru olan kalemi oldukça kuvvetli yazarlardan,mizacını oldukça seviyorum evet o küfür edince güzel geliyor.
Ayrıca erken kaybedenler kitabını tek seferde kah gülerek kah ağlayarak okudum.
Seviler hocam.
- Apartman girişindeki lambayı sen mi kırdın Bülent?
+ Hangisini?
- Otomatik yanan, sensörlü lamba.
+ Hayır.
- Komşu görmüş, yalan söyleme. Süpürge sapıyla kırmışsın dün gece.
Önüme baktım.
"Neden kırdın?"
Cevap yok
"Hasta mısın evladım? Söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle."
"Kırdımsa kırdım, ne olacak! Çok mu değerliymiş?"
"Lamba senden değerli mi evladım, lambanın amına koyayım, lamba kim? Yöneticiye de dedim. Lambanızı sikeyim, kaç paraysa veririz. Sen değerlisin benim için."
"Beni görünce yanmıyordu baba."
"Nasıl ya?"
"Görmezden geliyordu, yanmıyordu. kaç sefer yok saydı beni."
"E beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor."
"Hadi ya! Sahiden mi?"
"Evet. Ucuzundan takmışlar.Bizimle bir alakası yok!"
sabah ayazından, melankoliden ve uykusuzluktan, aylardır tavuk döner yemekten ve çay bardağında içtiğim rakılardan ötürü biraz delirmiş olabilirim dedim ona. ama sorun değil, benim hala umudum var. sana her baktığımda umudum var. raskolnikov’un tefeci koca karıyı baltaladığı yaştayım. bu aşk karakolda biter ve sakın korkma ölen ben olurum. ruhumu usrutayla doğradın çünkü. ve farkında olmadan yaptın bunu, işte seni bu yüzden seviyorum."
en son yazarlığı bırakırken dinlemiştim kendisini. açıklamasını doğru ama yanlış bulmuştum. kendisine karşı sempatim "kitaplarımı korsan alın, en azından kime gittiği belli olur." dediğinde başladı.
Anladığım kadarıyla şu an hastanede yatıyor ve dün beşiktaş maçını izlemek için hastaneden kaçmış:) çok geçmiş olsun Emrah. Twitter hesabında şöyle yazmış:
"Tımarhaneden kaçtığım için endişelenen yakınlarıma not: bi yerde Beşiktaş maçını seyrettikten sonra geri döneceğim.
Ayrıca oda kapımdaki yazımı sildiren başhemşire sen malın önde gidenisin kurmak istediğin askeri düzenin de canı cehenneme."
''Televizyonun diktatör dediğine diktatör, terörist dediğine terörist, hain dediğine hain, şehit dediğine şehit, şerefsiz dediğine şerefsiz, kahraman dediğine kahraman diyen uydu alıcıları sizi..
Spikerin dudak uçlarında yaşayan; okumaktan, sorgulamaktan, araştırmaktan nefret eden üniversite mezunları sizi.
Hiç okumayın, sorgulamayın, araştırmayın, incelemeyin.
Sadece kumandanın tuşuna basıp ezberleyin. Televizyonda yemek yiyenlerin görüntüleriyle beslenip, öpüşenlerin sevdasıyla tatmin olup, askere gidenlerin kanlı elbisesiyle cesur olun.
Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığınız birini alçak ilan edin, yine dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığınız birini kahraman.
Yalnız dua edin elektrikler gitmesin !''