şahsı adına değil türk milleti adına mücadele yürüten kahramandır. bugün etraf sisli, troller dört bir yandan fırlıyor ve saldırılarda bulunuyor o yüzden vaziyet anlaşılmıyor olabilir ancak adam kendi hayatından, ailesinden, çoluk çocuğuna ayıracağı zamandan geçip 2 yıla yakındır bu millet adına, millet uğrunda hapis yatıyor.
tek bir sözüyle, " aday maday değilim kardeşim siyaseti de bırakıyorum " sözleriyle kendi düzenine dönebileceğini herkes gün gibi biliyorken bunu yapmayıp bu kara düzen karşısında millet için dik durmaya devam ediyor.
bu nedenle adını şimdiden tarihe altın harflerle kazımış durumdadır. hataları var mıdır, vardır. yarın da olacak mıdır, muhakkak ancak bugün millet adına millet uğrunda yürüttüğü bu mücadele tarihte sayılı mücadeleler arasında çoktan yerini almıştır.
bak mesela ciasal islamcılara. başörtüsüyle okula giremiyorduktan öte bi lafları, mücadeleleri yok adamların.
Şimdi lütfen kendinizi benim yerime koyun. Beraat ettiğiniz bir dava var. Yargı ve siyaset oyunlarıyla, bu davada tekrar hakim karşısına çıkarılıyorsunuz.
Üstelik hakim sadece ifade alacak. Çünkü dava, ifade alınmadığı için bozulmuş. Yani esas değil usül meselesi.
Bu esnada, beraat veren hakim hemen değiştiriliyor. Yeni atanan hakim beraat kararını yok sayıyor ve 2 yıldan fazla hapis cezası veriyor ki siyaset yasağı da gelsin.
Tuzla davasının özeti budur ve tam bir skandaldır.
Bu asla tesadüf değildir. Bütün davalarımda hakimler değiştirildi. Müdahale edilen mahkemelerin “Türk Milleti adına” değil, siyaset ve bir kişi adına karar verdiğine artık şüphe yoktur.
Tuzla skandalı; bunun son, açık ve sarih kanıtıdır. Böyle bir düzenden kimse adil bir yargılama beklemesin.
Yüksek yargı camiasını, hakim ve savcıları tarihi bir sorumlulukla düşünmeye davet ediyorum.
Dilinden düşürmediği Selahattin Demirtaş kendisi için bir tweet atmaya bile tenezzül etmezken kendisi için Saraçhane'de cop ve gaz yiyenler çoğunlukla Türkçü ve Atatürkçü gençlerdi. Ama yine de haksızlığa karşı mazlumun yanındayız.
yüzümüzü halka dönmeliyiz deyip kürtçü yalakalarına gönderme yapan sevgili dilek hanımdan sonra kendisine karşı olumlu duyguların yeşermeye başladı. bu duygularımın kalıcılığı bu yasanın karşısındaki duruşlarının daim oluşuna bağlı gibi.
itiraf ediyorum, bu adam muhalifken bana güven vermiyordu. Recep tayyip erdoğan'ı mağlup edecek tek kişi olduğu için savunuyordum. Neden içeride olduğunu hepimiz biliyoruz sanırım. ne hikmetse hiçbir AKP'li Belediye Başkanı içeri atılmadı.
Kesin olarak bildiğin bir şey var sev sevme ama şunu gör;
Bu adam gerçekten yolsuzluktan içerde olsaydı çoktan çıkardı.
Çünkü yolsuz adam niye onurlu bir duruş göstersin.
Bir orta yol bulur, gerekirse adaylıktan da çekilir.
adam cumhurbaşkanlığına aday olduğu ve kazanma şansının yüksekliği nedeniyle uyduruk suçlamalar yapılarak tutuklandı. adama sempati duyup duymamak başka şey, maruz kaldığı haksızlığa destek çıkmak başka şey. kendisi benim idealimdeki cumhurbaşkanı değil ama sırf bu yüzden uğradığı haksızlığı savunacak halim yok. bu ikisi arasındaki ayrımı yapabildiğimiz zaman sorun kalmayacak bence.