edip cansever

entry917 galeri57
    847.
  1. yüreğimi genişlettiğim zaman
    cemile bana sığsın
    ben onun göklerinden biraz fazlayım
    o bana sığsın
    yalnızlık ondan gitsin, kötü mü dedim
    gitmezse ne yapsın, kötü mü dedim
    ben neyin nesiyim ki ve herkes neyin nesi
    alışamıyorsak birbirimize
    sevemiyorsak birbirimizi
    demem ki bir ben mi kaldım

    göz suyumda

    şiirin hissettirdikleri ile ilgili pek çok kelime var aklımda ama sevginin böyle enfes ifade edilişi benimkileri yalnızca bir laf kalabalığından ibaret kılıyor.
    8 ...
  2. 848.
  3. Bir şairden fazlasıdır. Aslında kökensel anlamında bir şairin özsel anlamını taşır. Düşüncenin, varoluşun ve biraz farklı açıdan varlığın poetik açılımının en iyi örneklerindendir.

    Bunun dışında -en sevdiğim gibi basit bir ifade kullanmak istemiyorum ama- en sevdiğim şairdir. Her gün alışkanlık haline getirmeden hususi olarak okur ve istemsizce gün içerisinde mırıldanırım.
    2 ...
  4. 849.
  5. "başım dönüyor ikimizden."

    Çocuklar ekmek yiyorlar gibidir sesin
    Ön dişleriyle belli belirsiz
    Bir martı kalıyor gibidir hiç olmayandan
    Çünkü biz ikimiz de çirkin değiliz
    Evet mi hayır mı pek anlamadan

    ...

    Sonra biz dağ başlarında apansız kurşunlanan
    Süresiiiz baş dönmesiyiz çoook garip adamların..

    çok hoşuma giden şiiridir.
    edip cansever deyince tomris hanım gelir aklıma. ne güzel sevmiştir.
    4 ...
  6. 850.
  7. işte, şimdi, şu anda
    yaşamın aynasında –ah şu küçük yaz uzaklıkları–
    bir terzinin yeni bitirdiği bir giysiyi
    seyretmesi gibi uzun uzun
    bakıyorsundur –bakışlarına sığan ne varsa–
    öyleyse
    iliştirir misin göğsüne
    bir çiçek uzatsam –uzatmak denirse buna–
    gülersin alırken –sahiden güler misin–
    biliyor musun seni ben
    görmedim hiç gülerken
    gülsen de pembesi bol bir resim yapıyorsun gibi gelir bana
    gittikçe koyulaşan –kendini dışa vuran irice bir vişne?
    neden olmasın–
    ya ağlarken gördüm mü, hayır, görmedim
    gördüğüm yalnız
    nasıl yansırsa buğulu bir cama bir elma
    öylece bir şey
    şunu da söyleyeyim, sen benim
    bilmemin başlangıcısın olsa olsa.

    iki düş arasında beklenti
    2 ...
  8. 851.
  9. Sürekli kendimi şu dizelerini söylerken buluyorum:

    Varsın her şey sonraya kalsın
    Sonraya, en sonraya
    Sözgelimi iki bin altı yüz kırk bir mil
    4 ...
  10. 852.
  11. Işıklar gözünü oldukça rahatsız ettiğinden olsa gerek trt stüdyosunda gözlüklerini çıkarmamış. Şiirini anlatıyor kısaca:

    https://youtu.be/MPx1poIWIJQ?t=517
    1 ...
  12. 853.
  13. Lise 1. Sınıfta öğretmenimin şiir yazdığım için bana bir kitabını hediye etmesiyle tanıştığım şair.

    ikinci yeniyle de kendisiyle tanışmıştım. Sonra konu buralara geldi.

    Yeri benim için her daim özel olacak.
    2 ...
  14. 854.
  15. turgut uyar'ın yapabildiğini yapamayan adam. kaybedenlerden. ekürisi cemal süreya'dır.
    0 ...
  16. 855.
  17. 856.
  18. Çok karanlık bir cümlede durmuş gibiyiz.

    Edip Cansever/ tragedyalar
    4 ...
  19. 857.
  20. biz kadınız, bilmeden seviyoruz bu kedileri
    seviyoruz, bir sevilme içgüdüsüyle
    bu bizim yüzümüzde ufacık çizgiler oluyor - acaba?
    evet, çok değil konuşurken düzeltiyoruz
    orayı burayı topluyoruz, yeriyse çocuklarımızı öpüyoruz
    ama biliyorsunuz ki gene de
    hepimiz, işte hepimiz
    bitmenin, tükenmenin yorgunluğu içinde.

    Gecenin bu saati alıp götürür.
    2 ...
  21. 858.
  22. en akıllı tarafımdır balıkla deniz tutmak.
    6 ...
  23. 859.
  24. fazla şiirden ölmüş diyorlar.

    belki de alıp başımı gideceğim
    biliyorsunuz ya bir ağrısı vardır gitmenin
    nereye, ama nereye olursa gitmenin
    hüzünle karışık bir ağrısı.
    2 ...
  25. 860.
  26. Sanılanın aksine, şiir yazmayan şiiri bulup çıkartan onu yaratandır. Nasıl ki Sait Faik öykülerinde en insani, en yalın halleriyle insanı karşımızda görüyorsak Edip Cansever şiirlerinde de insanlaşması adına gayret edilen bir arayış vardır. "Çok şiiri var" demek Edip Cansever'i anlamamanın ilk adımıdır. Doğru cümle şu şekildedir; çok fazla sorusu var!
    1 ...
  27. 860.
  28. Bu adamın şiirleri beni benden alıyor. Türk edebiyatının böyle bi adama daha ihtiyacı var neyse ben kitaplarını toplmaya devam ediyim.

    “Her yalnızlık bir ihtilaldir.”
    7 ...
  29. 861.
  30. 862.
  31. ben ruhi bey nasılım adlı kitabında harika şiirleri vardır.

    patron masaya gelir ve kürk tamircisi yorgo ve küçük bir olay şiirleri favorimdir.

    --spoiler--
    Ama baksak ki birbirimize arada
    - Yorulunca işten bakarız da -
    Sanki herkes yeni bir haber getirmiş gibidir
    Öyledir öyledir
    Yüzlerimiz ona göre kesilmiş
    Ona göre biçilmiştir
    Çünkü insan yalnızken katettiği yollardan
    Ne zaman geri dönse yeni bir haber getirir
    --spoiler--
    7 ...
  32. 863.
  33. "öyle ya, bana sorarsanız terketmeli insan yaşamı
    ölümü göze almadan
    ve anlamalı bir ağaç gölgesi gibi durmaktaki sakıncayı
    gitmek, durmadan gitmek
    ne ölümünü bilsinler ne yaşadığını." Diyor.
    0 ...
  34. 864.
  35. 865.
  36. "baksak ki unutmuşuz günün birinde her şeyi
    ne o sevdalar, ne ölümsüz sözler kalmış
    toplasak toplasak hepsini işte
    onca sevda bir sevdayı yaratmış"

    dizelerinin sahibidir ve çok doğru yere parmak basmıştır.
    2 ...
  37. 867.
  38. Ahmet Abi, güzelim,
    bir mendil niye kanar?
    Diş değil, tırnak değil
    bir mendil niye kanar?
    3 ...
  39. 868.
  40. https://galeri.uludagsozluk.com/r/1929924/+
    Ve içimde gezerim ucu sivri bir bıçakla
    Söylesem size söylerim ey ipini kendi gerenler!
    Kedere kederle, ağrıya ağrıyla karşı çıkarım.
    21 ...
  41. 870.
  42. en sevdiğim 2.siiridir kendisinin.

    Baylar!
    Bin dokuz yüz seksen birdeyiz
    Karşınızda eylülün sesi
    Ağustosa çekildi, eylülün sesi
    Birazdan konuşacak
    "Bu dünyada yaşamak can sıkıcı bir şeydir baylar."

    Tepelerde bulamaçların kahverengi eridiği
    Eriyip sarı sarı aktığı bir mevsim
    Bir saat gibi işlerken avucumdaki güz çiçeği
    Yosunların kapılara usulca
    Tırmanıp yerleştiği
    Yani eylülün sesi, buysa çok iyi baylar.

    Yaz geçti, sözgelimi midyelerden yorulduk
    Eni boyu belirsiz bir ıslaklıktan
    Upuzun gündüzlerden, sevimsiz otellerden
    Eylül ki, sorabilir mi
    Hüzünler iç kamaştırıyor, aşklarsa niye yoksul
    Bir asfaltın kuru sıcak soğuğundayız
    Oysa bir deniz feneri mevsimsiz ölür baylar.

    Dahası
    Bu düğmesiz giysileri şöylece giymek
    Bir boşluuğu giyinmek mi olur
    Olsun
    işte karşınızda ekimin sesi
    Kasımın sesi sonra
    Yağmurun eşliğinde -çocuğunu emziriyor yaz-
    Bundan böyle günlerimiz nasıl geçecek baylar.

    Her şey o kadar dokunaklı ki
    Eylülsem, istemeden kırılıyorsam bazen
    Dağınık, renksiz bir mozayık gibiysem
    Üstelik yalnızsam bir de -telefonda kuş sesleri-
    Aynalardan duvarlara bir üzünç akıntısı
    Bu dünyada çekingen olmak çok iyi bir şeydir baylar.

    Sonra bir kır kahvesi kendini okurken
    Masaları toplanmış, bardakları toplanmış
    Tam kendini okurken
    Derim ki bir semti iyi tanımak kadar
    iyi tanımal dünyayı
    Açın radyolarınızı: eylülün sesi
    Bu dünyada can sıkıntısının bir başka anlamı var baylar.

    Elmalar silik silik kırmızı artık -olsun-
    Gözlerimiz tozlanmış, kirli
    Gizlisi yok, bu dünyada böyle sıkılmak iyi
    Sıkılmak iyi baylar
    Biz hazır tuttukça böyle
    içi yangından alev alev
    Dışı buz tutmuş kalplerimizi.
    0 ...
  43. 871.
  44. 872.
  45. Gömdüm hepsini geliyorum
    insan yaşıyorken özgürdür
    Ölürler ki bir gün gömülür.
    içimizdeki ölüler
    Dışımızda ki ölüler
    insan yaşıyorken özgürdür
    insan yaşıyorken özgürdür
    insan yaşıyorken özgürdür.
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük