dün pazardı bugun pazartesi bu iki gün tarihin en lanetli günleridir.Her ikisi de sewilmediğine göre dün bugünmüdür ya da bugun dünmüdür.O değil de tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan?
ya$adıkça soyuluyor yüzüm kendi suretinden
aynalarda bir boyama kitabı oluyorum
unutmak mümkün mü onu: o,
gençliğimi yatağa dü$üren tehlikeli difteri
güzelliği : ebruli hüznüm / bir iğfalin seyir defteri!
- sizi, demi$tim, bir ayrılıktan hatırlasam,
gitgide soğuyan karanlığı ifade eden bir sesten..
- olmaz, demi$ti, hüznüm izin vermez!
- ama, demi$tim, yalnızlığınız sanki bir kuğunun
kanatlarının kopartıldığı rüzgarlarla $ekillenmi$..
- bilmem, demi$ti, belki kokum öyle istemi$!
uykusuzluktan acımasızlığa geçerken yükselen bir koku bu
huzursuzluktan ayaklanmaya geçerken yükselen bir koku
sarıverirken vücudumu bir yeraltı zenginliği
kalbimde bulunurken petrol
hatıralar bile çekingen, hatıralar bile mahcup!
sol yanımda oğlum ölüm
sağ yanımda kızım intihar
hatıralar bile küs, hatıralar bile meçhul!
-sizi, demi$tim, son bir kez öpsem bari nadir kö$elerinizden..
uzakla$ırken, bir sümüklü böceğin bıraktığı iz gibi parçalanan kalbim,
-imkansız, demi$ti, a$k kabul etmez!
evet!
ya$adıkça soyuluyor artık yüzüm kendi suretinden
aynalarda hiç beklenilmeyen bir soğuk hava dalgası
oluyorum/ ellerim için ölüm henüz çok erken!
doğduğumuz andan itibaren başlayan, her geçen günü kendisine ekleyen, muhasebe altında tutulan, başarı ve başarısızlıklarımızı emanet ettiğimiz ve yarınların güzel olması için ne yaptığımızın, nasıl bittiğinin önemli olduğu gün, bir daha asla erişemeyeceğimiz, ölüme her dakika yaklaşılan ve ne yazık ki hiç kıymeti bilinmeyen bir öksüz yavrucak;
paslanmış kalplerimizin zımparası ol(a)mayan...
kırılmış.. parçalanmış.. üşümüş... üşenmiş...
ne gereği gibi sevebilmiş, ne de sevilebilmiş...
duymadan.. doyamadan diğer güne eriştiğimiz..
kulaklarımızı sağır edercesine sessiz çığlıklara karışmış...
yarım yaşamışlık üzerine bir de çocukluk çeketin gibi kalmış; dar, soluk, kolu kısa...
köhne, virane, unutulmuş, çürümüş... en uzak dağın tepesinde ve kayaların arasında sıkışmış...
ulaşılamaz artık nafile...
dünden tek kalan türkülerdir, dünü içinde yaşattığımız yarınlara;