yeterince popüler olmamasının nedenini filminin hâlâ çekilmemesine bağlarım hep. yüzüklerin efendisi ya da harry potter gibi roman serilerini duvardan duvara çarpacak kalitededir oysa.
Askerden geldiğim yıllarda seriyi okuduğumda ''keşke haklarını satın alabilsem ve film şirketi kurup seriyi sinemaya ben aktarsam'' diye düşünürdüm hep, sonra gelsin milyon dolarlar. Hayvan herifin birisi hayâllerimi çalmış, dune serisi bu sene başlayan çekimleriyle sinemaya aktarılacakmış sırayla. Oysa şerefsizim benim aklıma gelmişti.
Bir diğer fikirlerimi çalan hırsız da elon musk denen haşlama. Ulan ben taaa üniversite yıllarımdayken ''geleceğin en süper işi uzay turizmidir'' diyordum, bu lafım nasıl ona kadar gittiyse sâhiplendi ayıoğlu ayı. Halbuse fikir benimdi. Yakalarsam ağzını burnunu kırıcam. Resmen ben tesla'yım, o edison.
Dune serisinin türkçeye çevrilenler dışında tam 7 adet türkçeye çevrilmemiş romanı durmakta ve okuyamıyoruz, halbuse çoktan çevrilmeliydi. Kabalcı yayınevi ya da ithaki yayınları neyi bekliyor anlamış değilim. Bakın şimdiden söylüyorum serinin ilk filmi vizyonda patlama yapınca tüm dune serisi de patlayacak ve hatta türkçeye henüz çevrilmeyen 7 roman da hemen çevrilecek, sonra gelsin milyon dolarlar.
Al işte fikri yine verdik, salatalığın birisi hemen sâhiplenir. Sen şâhitsin sözlük, 2020 yılında buralar entry dolduğunda '"çilekeş yetkili katmerli hedonist dediydi'' dersin.
Elon musk; uzay turizmi fikri benim. Edison gibi fikir hırsızısın oğlum sen.
Arrival ve Blade Runner 2077'den tanıdığımız yönetmen denis villeneuve tarafından tekrardan sinemaya uyarlanacak olan bir bilim kurgu klasiği. Açıkçası kitaplarını okumayı ne kadar çok istesem de o evrenin aşırı genişliği beni sürekli korkutuyor. denis villeneuve son zamanlardaki favori yönetmenim, onun vesilesiyle evrene el atacağız gibi.
Hoş o filmlerin çıkması bir kaç seneyi bulur. denis villeneuve pek hızlıca iş yapan bir yönetmen değil.
sabah parka kum döküyorlardı, bir anda aklıma dune geldi. saçma sapan yerden gelip yeniden başladım seriye. yazın yaz günü yapıcak daha iyi bişey olamazdı.
altı çizili her cümlesi iç burkan kitap... şu günün Türkiyesi anlatılan satırlara ne demeli;
"...büyük uygarlıkların temelinde ticari kurumlar ya da emir komuta zincirleri değil, halk vardır. her uygarlığın değeri, ürettiği bireylerin kalitesiyle ölçülür. insanları fazla
düzene sokar, yasalarla fazla kontrol altına alır, yüce olmaya dair taşıdıkları dürtülerini
bastırırsanız - sonunda çalışamaz hale gelirler ve uygarlıkları da çöker."
1984 yapımı filmi hayli ilginç ve heyecanlıdır. sting de psikopat bir karakteri başarıyla canlandırmaktadır. 2000 yılında seri olarak yine çekilmiştir ancak ilki kadar etkileyici olmadığı aklımda kalmıştır.
frank herbert efsaneyi yazmadan evvel yıllarca araştırma yaptı. amacı mesih mitini anlatan bir seri yazmaktı. nitekim seri boyunca üç farklı mesihimsi karakter gördük. ilki peygamber paul, ikincisi tanrı leto, üçüncüsü de ebedi duncan.
dune serisi bilimkurgu, siyaset, felsefe kitabı değildir sadece. bir kutsal kitaptır. her iki cümlesinden birisi özdeyiştir, bol bol düşündürür.
frank herbert 7. kitapla uğraştığı sırada pankreas kanserinden gider. ama dune efsanesi bitmez. sevgili oğulcuğu, babasının 7. kitapla ilgili notlarını tesadüfen keşfeder ve seriyi tamamlamak için yazarlığa soyunur (gerçi kendisi de yazar olmak ister). kevin anderson denilen başka bir yazar kardeşimizle efsaneyi devam ettirir, şu ana kadar ek 11 kitap yazmışlardır. (henüz okuma fırsatı bulamadım)
uzun lafın kısası, dune serisi şu hayatta okuyabileceğiniz en derin, en muhteşem kurgu romanlardır.
düşlerle boğuşur musun?
gölgelerle yarışır mısın?
uyurgezer gibi mi gezersin?
zaman geçip gitti.
hayatın çalındı.
boş işlerle uğraştın.
aptallığının kurbanı oldun.
-öfkeli insan genellikle iç benliğinin sesine kulak tıkar.
-kanunlar ve görevler din çatısı altında birleştiğinde, insan asla tamamen bilinçli olamaz, asla kendi kendisinin tamamen bilincine varamaz; asla tam bir birey olamaz.
-dünya bir enkazdır.
-insan bilinçaltının derinliklerinde, anlamlı ve mantığa uygun bir evrene duyulan ihtiyaç yatar. ama gerçek evren mantığın hep bir adım ilerisindedir.
-ilerleme fikri, bizi geleceğin dehşetinden koruyan bir koruma mekanizmasıdır.
-insanı tanıtan, tiksindiği şeylerdir.
-hiçlikten hiçbir şey doğamaz.
-hoşnutsuzluk bilimi diye bir şey olmalıydı. insanlar psişik kaslarını geliştirmek için zor zamanlara ve sıkıntılara ihtiyaç duyarlar.
-yücelik geçici bir deneyimdir. asla kalıcı değildir. kısmen insanoğlunun efsane yaratmaya meyilli hayal gücüne dayanır. yüceliği deneyimleyen kişi, nasıl bir efsanenin içinde olduğunu anlamalıdır. kendisine hangi imajın verildiğini düşünmelidir. ayrıca alay etmesini bilmelidir. böylece rolünü inanmadan oynar. alaycılık kendisini kaybetmesini önler. bu nitelik olmazsa, yücelik insanı yok eder.
-bir insanın yaşayabileceği en korkunç aydınlanma anı, babasının da insan olduğunu, etiyle kemiğiyle insan olduğunu keşfetmesidir.
-sonuna dek izlenen yol insanı hiçbir yere götürmez. bir dağın gerçekten dağ olup olmadığını anlamak istiyorsanız; ona yalnızca birazcık tırmanın. eğer dağın tepesine ulaşırsanız, dağı göremezsiniz.
-bir başlangıç dengelerin doğru oluşuna en büyük özenin gösterileceği zamandır.
Kütüphaneye her gidişimde karşıma çıkan ama bir türlü alıp başlayamadığım kitap serisi. Hangisinden başlayacağımı bilmiyorum ve kitapları da numaralandırmamışlar. Merak edip internete baksam sorun çözülecek halbuki.