dumur olaylar

entry268 galeri1
    200.
  1. geçenlerde benim de başıma geldi.

    ukrayna'dan gelen bir sınıf arkadaşım var. bunla konuşurken yarım yamalak türkçesi ile "benim sevgilim beni sikmeyenden bırakmıyor, sabah" dedi. nedense çok dumur oldum orada.
    0 ...
  2. 201.
  3. "dumur" kelimesini nedense ekşi sözlük özentiliği, entelektüellik gerekliliği olarak algılamamdan dolayı başlığı "şaşkınlık yaşadığın olaylar" olarak görüp bir kaç şey de ben yazmak istedim. birinci şaşkınlığımı da böylelikle yazmış oldum.

    ikincisi ise ;geçenlerde metrodayken adamın "sırf vakit geçsin düşüncesinde midir nedir" üniversiteden merkeze kadar tam 45 dakika 30 liralık tarifesinin neden 35 lira geldiğini müşteri hizmetlerine yakınmasıydı. o günden beri de o garibanları düşünür oldum, bir sorunum olduğunda 1 dakikadan fazla zamanlarını almamaya çalışıyorum.
    1 ...
  4. 202.
  5. sözünün eri bir kardeşimden bahsedeceğim şimdi. olayı empati kurmak suretiyle okuyunca eminim benim kadar sizler de dumur olacaksınız.

    sözünün eri kalıbına pabucunu ters giydirebilecek türden bir itinaya tanıklık edeceğim sizleri.

    10 ocak tarihindeki konuşma:

    + yavrum az kaldı dönmeme, 10 gün sonra istanbuldayım.
    - lan olm o zaman ben uykumu düzene sokayım. (garibim hiç de beceremez)
    + ne alaka lan gündüz gözüyle en son ne zaman gördük birbirimizi
    - o da doğru, bunu kırmak lazım lan işte
    + tamam o zaman sen haftaya cumartesi bana geliyosun kahvaltıya
    - kahvaltı dediğin şeyi normal insanlar 9 10 gibi yapıyor ama kardeşim
    + biz daha fazla insan olup tam 9,30 da yaparız o zaman lan!!
    - tamam 21 ocak saat 9.30 kahvaltıdayım kardeşim
    + tamamdır kardeşim

    ***

    konuşma başka konularla dallanır budaklanır, bizim için gerekli olan kısmı burası elbette.

    20 ocak tarihinde istanbul'a dönüş yaptım.

    herhangi bir şekilde irtibat kurmadık. gece oturdum annemle hasret gidermeceler, kız kardeşle geyik muhabbeti çevirmeler, babayla futbol muhabbetleri derken ev ahalisi uykuya geçtikten sonra ben de yarım kalmış bir kaç işimi planladım, sabaha doğru uyku bastırdı, "lan" dedim;

    --spoiler--
    adama söz vermiştim kahvaltı hazırlayacaktım, buluşacaktık bugün. unuttum ya, hay amına koyim, kafa mı kaldı. ayıp oldu hiç de haber vermedim. arasam bu saatte camış gibi uyuyordur o öküz zaten. neyse lan akşama doğru ararım ben dışarda takılırız kahvaltıyı da yarın yaparız artık. uyuyayum ben
    --spoiler--

    içsesi ile yastığa kafamı uzattım ve deliksiz, kemiksiz, dalaksız bir uykuya geçtim. saat 6,30 civarıydı.

    sabah babamın sesiyle uyandım;

    - oğlum arkadaşın geldi seni bekliyor kapıda.

    bi anda yataktan fırladım, duvardaki saat tam "9,30"u gösteriyordu. kim geldi, ne bitti, ne oluyor, ben kimim, babam böyle pasta yapmayı nerden öğrendi gibi sorulara hiç yeltenmeden direkt olarak kapıya yöneldim. kardeşim gelmişti, biliyordum.

    kapıya geldiğimde,

    - (gülen bir yüz ifadesiyle) unuttun dimi pezevenk?
    + lan oğlum valla sabaha doğru aklıma geldi uyuyosundur diye aramadım (büyük pişman olarak)
    - tamam ben biliyodum zaten unutacağını, poğaça, börek, açma falan aldım çay demle de kahvaltımızı yapalım.
    + lan sen bi tanesin be!
    - abartma pezevenk, hadi yüzünü yıka gel çayı da ben yapıyorum amk (yine o meşur gülen suratıyla)

    ve akabinde, ev ahalisi de kahvaltıya kaldırıldı afiyetle ve muhabbetle dört dörtlük bir kahvaltı yapılmış oldu. hem annem uzun zaman sonra hazırlanılmış kahvaltıya uyandı, hem babam yıllar sonra hamurlu yiyeceklerden uzak durma hassasiyetini bir günlük de olsa ihlal etti, hem de ben çok sağlam bir götü oldum.

    teşekkür ediyorum kardeşim, iyi ki varsın. ve özür diliyorum kardeşim, ben tembel ve uyuşuk; yer yer unutkan ve dalgın göt herifin tekiyim. sevgiler.
    0 ...
  6. 203.
  7. abimizin işlettiği internet ve play station cafede geçen efsanevi olaydır. cafe sahibi abi ve zürafa anamasada fenerbahçe - trabzonspor derbisinin başlamasını beklemektedir, o sırada 3 erkek 3 kızdan oluşan 6 kişilik bir grup içeri girer ve play station 3 oynamak istediklerini emrederler, tv'ye ayar çekilir, ps3 kasası ve kollar birbirine uyuşturulur, istedikleri meze ve içecekler servis edilir ve maça dönerler, ya da öyle sanırlar.

    aşağıdan inanılmaz derecede yüksek sesle küfürler gelir, zürafa dayanamaz ve uyarmak için iner ;

    +beyler, lütfen küfretmeyelim, ediyorsakta yüksek sesle etmeyelim ! hanımlara ayıp oluyor.
    ( gençlerden birisi zürafanın kulağına eğilir ve. )
    -abi, allah aşkına çaktırmadan yan odaya geçip 2 dakika oturur musun ?!
    ( karaoke tarzı odalı sistemdir ps3 bölümümüz, hepiniz davetlisiniz. ) neyse devam şeettiriyorum.
    küfür devam eder, lakin küfürü edenler azarladığım çocuklar değil, ettikleri küfüleri duyduktan sonra abla dediğim 3 kişilik abla grubudur. öylece kaldım orada, 2 dakika dedi ya.
    yarım saat kendime gelemedim orda. çünkü edilen küfürler basit bir " amk " vari şeyler değildi.

    aynı çocuğu çağırdım yanıma.
    +sen gelsene bir buraya.
    -buyur abi. ahauauhauhau.
    +meze ve içecekleriniz benden. (fısıldayarak) sadece erkeklerinki.
    -eyvallah abi.

    -------------------------------------------------------------------------

    diğer bir olay ise,

    şehirler arası tren yolunda arkadaşımla beraber rast geldiğim aşırı koyu bjk amigosu bir çiftti.
    önümüzde oturuyorlar, arkadaşımla öylece arka koltukdan süzüyoruz bunları.
    biri siyah pantolon giymiş biri beyaz, biri siyah t-shirt giymiş diğeri beyaz blues. arkadaşa döndüm dedim ki ;

    +görüyor musun lan ! aşk budur işte.
    -harbiden lan. vallahi pes.

    derken, abla cebinden bir samsung galaxy çıkarttı ve youtube bağlandı. 3 saat boyunca bjk tezahürat ve bestesi dinledik.
    aşktan nefret ettim 3 saatte. aradan telefona bakıyorum şarjıda bitmiyorki birader.
    wireless ile keban barajına takmış, telefon paso wireless şarj ediyor kendini sanki.

    rahatsız olduğumuz halde 75 kişilik vagon çıtını çıkarmadı diye bizde sustuk.
    işkenceydi.
    0 ...
  8. 204.
  9. TV de kanal değiştirirken bir kanalda ismail YK ya rastlayıp o anda kumandanın çalışmaması.
    2 ...
  10. 205.
  11. meydanlardaki ingilizce kayıt temsilcisi adamları birgün adam gibi durup dinlemeye karar verdim. baya anlattı şevki kırılmasın diye bilgilerimi isteyince vereyim dedim. isim sordu salladım soyismi sordu salladım telefonu sordu salladım sonra tekrar sordu telefonu..
    2 ...
  12. 206.
  13. yer:o bilindik aile apartmanı

    yaz günü aniden bir sıcak çikolata krizi patlak verir.sütün ısıtılması için gerekli olan cezve aranır aranır bulunumaz(baba nereye koymuşsa artık!).Aşağı kata, teyzeye inilir, ve olaylar gelişir:

    +teyze fincan var mı?
    -nabıcan
    +götüme sokucam teyze

    teyze bu cevap karşısında öylesine dumur olmuştur ki, cevabı veren yaratığın anne babasına olayı akşam işten geldiklerinde anlatmak aklına gelmemiştir bile.

    (bkz: fazla behzat ç. izlemenin zararları)
    1 ...
  14. 207.
  15. "Ben kendi kararlarını kendi veren bir gencim" diyen E.A, gittikleri misafirlikte "O çay içmez teyzesi" cümlesiyle yıkıldı.
    0 ...
  16. 208.
  17. baba ile genelevde karşılaşmak.
    0 ...
  18. 209.
  19. gecen aylarda arkadaslarla okuldun cıktık dolasıyoruz. ben bi yere ugramak icin durdum ve yanımdakilere siz gidin ben yetisirim dedim, bir yarım saat sonra yola koyuldum arkadasların yanına gitmek icin. o arada yanıma iki tane bol sakallı adam yanastı. ve olaylar gelisti...

    +kardes kusura bakmazsan sana bir sey sorabilir miyiz?
    -sor abi ne kusuru
    +kardes bu abin askere gidicekte...
    -yok abi valla ben de fakirim
    +yok yok para değil
    -peki ya ne abi?
    +hani buralarda tanıdığın bi kız filan var mı? askere gitmeden önce su oglanın isini bi halletsek
    -yürün gidin pezevenk miyim lan ben?

    o gün bugündür lakabım pezevenk..
    1 ...
  20. 210.
  21. öğle saatleri. son ses açtım teoman'dan zampara'nın ölümü'nü dinliyorum. şarkı bitmesine yakın annem mutfaktan bağırdı. ''oğlum az şunun sesini komşular rahatsız olacak'' diye. ''tamam ya nolcak onlar da dinler biraz müzik kültürleri gelişsin'' dedim. şarkı bitti ve o sessizlikte üst katta oturan hoşlandığım kız zampara'nın ölümü 2'yi açmaz mı son ses. müzik keyfim kaldığı yerden devam..
    1 ...
  22. 211.
  23. şöyledir;
    ben m... köprüsünün tam altında otobüs bekliyordum. yanıma köprü merdivenlerinden inen bir kadın yanaştı ve hizmete yeni giren metronun (benim olduğum kısmı göstererek) burada olup olmadığını sordu. ben de ona caddenin öbür kısmında, yani köprünün öbür ucunda olduğunu söyledim. sonra, yine bir adam geldi köprüden inerek. bana:
    -selam aleyküm. burada metro varmış. nerede acaba?
    +aleyküm selam. metro bu tarafta değil. caddenin öbür kısmında. yani, tekrar köprüye çıkıp caddenin öbür kısmına geçmeniz gerek.
    -nasıl ya? metro durağı hemen burada deği mi? neden buraya yapmamışlar da yolun karşı tarafına yapmışlar?
    +hayır. hemen şurada. bakın, ileride durağı gözüküyor. caddenin karşısına geçmelisiniz.
    -onların ben anasını s..yim!
    +...
    1 ...
  24. 212.
  25. Mesajlaşırken;
    +Hayatım nasılsın?
    -Ayağım çok acıyor aşkım.
    +Aaa ne olduki bebeğim?
    -Overlok makinası ayağıma geldi...
    1 ...
  26. 213.
  27. bir az önce başıma gelen olaydır. kulaklığı takmak ve müzik dinlemek amaç, sesin dışarıda olunduğu bilinmiyor tabi kulaklıktan geliyor sanırsınız. üstüne üstelik de sesini açıyorum ve ardından valide gelip uyarıyor aşırı dozda dalgınlık var sözlük.
    0 ...
  28. 214.
  29. yer izmir, dolmuştayız. bir kadın bindi yanında çocuğuyla beraber. gittiler en öne oturdular, şöförün yanına. çocuk bildiğin it, durmuyor yerinde. bağırıyor çağırıyor, eli ayağı ayrı oynuyor. en son vitese falan hamle yapınca annesi, '' şöför amca kızacak ama yapma oğlum'' dedi. çocuk sikine bile takmadı. sonra annesi şöföre dönerek ''kız ona amcası, kız ona amcası'' dedi ve şöför çocuğa dönerek ''sikerim ha'' dedi. ben müsait bir yerde indim, ineceğim yer orası olmamasına rağmen. utandım gibi oldu ama şöför sanki hepimizin içinden geleni söylemişti.
    3 ...
  30. 215.
  31. iş bankasının yaptıklarına bak allah aşkına ya,
    ya da tamamen benim uyku sersemliğim,
    yurtdışından bir arkadaşım gelecekti, yolculuk neyim başlayınca haber verecekti,
    ben mışıl mışıl uyurken 08le başlayan bir numara aramış, aha dedim kaçırmışım,
    sandım bizim bulgar hattını türkiye için açtırmış,
    geri mesaj attım, başarısız diyor,
    hay allah ya falan dedim,
    aradım düşmüyor telefon,
    biraz önce yine aradı, ben sanıyorum tabi arkadaş,
    hi hey diye telefon açtım
    karşıdaki ses
    - merhaba ben iş bankasından arıyorum
    öhö öhö ney dedim
    iş bankası bıdı bıdı bıdı bıdı başladı bu,
    ulan dedim, iş bankasının neden adam gibi 0212 ile başlayan numarası olmaz ki
    kadına bir de hi dedim ya,
    uykumu almadan telefon görüşmesi yapmayacağım artık.
    0 ...
  32. 216.
  33. sevgilinin umudunuzu kestiğiniz anda mesaj atması.
    0 ...
  34. 217.
  35. dün itibariyle tüm ofisi dumur etmiştir. sabah işe gelindiğinde birinin masasında iç çamaşırları bulunmuştur.kimin olduğu hala bilinmemektedir, fısıltı gazetesi hızla çalışmaktadır.artık ilan-ı aşk mıdır yoksa unutulan bişey midir bilinmez efenim merakla beklenmektedir.
    0 ...
  36. 218.
  37. elektronik marketin kapısında durmuş daha geçen günler aklımda olmasına karşın şuan hatırlayamadığım ne alacağım fikrinin gelmesini bekliyorum;

    ''lan bir şey alacaktım ben neydi??? ne....

    ****

    ''eğer babam sese duyarlı bir sensör olsa piyasada ki en pahalı sensörlerden birisi olurdu'' diyerek tarif etmiştim babamın duyarlılığını. babam uyurken yanından parmak ucunda yürüyen balerin geçse uyanan birisiydi dolayısıyla gecenin kör saatlerinde ses yapmamam gerekirdi...

    bu sebeple kah belgesel izlerken(mega yapılar tarzı belgeselleri çok severim, harbi)kah müzik dinlerken takmak zorunda kalıyordum kulaklığı. her mezun olan öğrencinin başka bir öğrenciye devretmesiyle 5.-6. öğrencisine ev sahipliği yapan öğrenci yatağı misali tipi kayan kulaklığım bir süre sonra bozudu, yenisini almalıydım...

    ****

    ,...ydi neydi. hah kulaklık alacaktım lan ben'' diyerek giriyorum elektronik markete, kulaklıkların olduğu reyona gidip göz atmaya başlıyorum. bilirsiniz böyle yerlerde satılmayan bir şeye ne bileyim raflara, kasaya, kasada ki kıza bile biraz ciddi bakarsanız bir çalışan sizi algılayıp yanınızda biter ve baktığınız şeylerin özelliğiyle ilgili konuşmaya başlar. doğal olarak bu kural beni de es geçmiyor ve hangi reyondan nasıl geldiği anlaşılmayan satıcı bir anda yanımda zuhur edip başlıyor en pahalı kulaklıklardan bahsetmeye... ''bu gördüğümüz ürün bir tasarım harikası olup kablosuzdur...'' sanki bana şato satıyor dürzü. tabi durmuyorum hemen lafa girerek ''dinlediğim müziklerin yüksek ses kalitesi gerektirmediğini'' belirtip ''ses kalitesinden ziyade sesinin yüksek olmasının(eski kulaklığın sesi çok azdı)daha önemli'' olduğunun altını çiziyorum. parlamaya başlayan gözlerini bana çeviren satıcı ''hmm peki müzik dışında ne tarz şeyler için alacaksınız kulaklığı'' diye bir soru yöneltiyor* ''biraz yabancı dizi ve daha çok belgesel'' diyorum. o anda kaşlar düz bir çizgi halini alıyor, satıcı türk filmlerinde ki kötü adamlara has yavşak gülüşü ve parıldayan gözleriyle sanki sadece porno film yönetmenlerinin kullandığı bir materyal varmış da onu istemişim gibi bakıyor bana. artık ne desem boş, inandıramam, kızarmaya başlıyorum...

    eline kulaklıklardan birine atıp ''bunun sesi yüksektir'' diyerek bana uzatıyor, bende koftiden inceliyorum, beraber kasaya gidiyoruz, ödemeyi yapıyorum. adam bana inşallah evde kimse yoktur bakışı ile uzatıyor kulaklığı ''iyi günlerde kullanın'' diyor, alıyorum poşeti arkamı dönüp yürümeye başlıyorum. türk filmlerinde gerdek odasına arkasından gelen hayvanlar tarafından tekme tokat girdirilen adam korkusuna kapılıyorum sanki birazdan gelecek ve 'ulan ne çakalsın' diye sırtıma vuracak dürzü, utanıyorum....
    24 ...
  38. 219.
  39. trabzon da dolmuştayım üzerimde kiss (yüzleri makyajlı olduğu bir baskı var) tişörtü, 1 aydır da sakalları kesmiyorum. dolmuşa binerken kucağında çocuk olan teyze zaten cık cık dedi duydum net olarak. yolculuğun ilerleyen dakikalarında çocuk ağlamaya başladı, bana bakıyor aynı zamanda. çocuğu susturamayan teyzemiz: 'sus bak o öğrenci ona veririm seni susmazsan.' ulan ben bir sinirlendim, çene sakal bırakmış bir kadın olarak bana öcü muamelesi nasıl yaparsın, bu ne özgüven. bi de o öğrenci ne demek hadi tipimi beğenmedin bunu anlayışla karşıladık öğrencilerden ne istiyorsun?
    2 ...
  40. 220.
  41. geçtiğimiz hafta; yeğenimle tanıştım ilk defa. öz bi öz abimin iki buçuk yaşındaki kızıyla.. ayıptır söylemesi hala olmak güzel bir duyguymuş. hani tatmadan bilinmiyormuş. lakin; ilk defa şu vecize o kadar yerine cuk diye oturdu ki, dumur olmaktan alamadım kendime. diyeceksiniz ki ikibuçuk sene nasıl oldu da tanışmadınız. orası zaten çok karışık efenim, onlarca saçma olay sonrası bu hık demiş burnumdan düşmüş ateş parçasını görebildiğimin şaşkınlığını bile atamıyorken üzerimden 'kız halaya çeker' dumurunu ayrı bir sevinçle tattığımı da dile getirmeden geçemeyeceğim..

    darısı tüm dargın aile bireylerinin başına... gerçi 'yeğenimde baldan tatlı' şimdi arkadaş..
    0 ...
  42. 221.
  43. Bayram ziyaretinde yanlislikla hamdi amcanin ayakkabilarini giyip cikmisim. Babami arayip durumu belirtince yari yolda kosarak geri goturdum iskarpillerini.
    Yanlis olmasin kardesler kundura diye takildi bana ve kapi agzinda sahte sahte gulustuk. Ayakkaplarina Kazasiz belasiz kavusmanin vermis oldugu coskuydu bu esprlsi. Esprileri ve ayakkabilari cok cirkindi, zati kendiside adam degildi.
    0 ...
  44. 222.
  45. izmir de büyük bir kıyafet mağazasında dolanırken bir çocuk görülür ve dehşet yakışıklı olan bu çocuk takip edilmeye başlanır. Anlatılamayacak kadar yakışıklı olan bu çocuk kız kıyafetlerine bakmaktadır. Merak içinde kuzenle tahminler yürütülür. Sevgilisine mi alıyor acaba diye. Böyle yakışıklı bir çocuğun kız arkadaşı nasıldır acaba diye bile tahmin yürütülür. Ama biraz sonra çocuk sakin bir tavırla: acaba bunun bana göre olanı var mı? Diye sorar. Şok içinde kuzenle birbirimize bakılır ve kuzen çenesini tutamayıp: ib.. bu çocuk diye bağırır ve bütün mağaza kopmuştur. Sonra utanıp apar tpoar mağazadan kaçılmıştır.
    0 ...
  46. 223.
  47. bir gün dersteyim. Tam önemli bir konu anlatmak üzereyim. Konuya giriş yaptım. içeriye küt bir öğrenci girdi.
    - Hocam, sınıf fişi yokmuş.Müdür gönderdi.
    - Tamam kızım ver bana.
    - iyi dersler hocam.
    - Sağol kızım.
    Konsantrasyonum bozuldu tabi. Öğrencilerin de dikkati dağıldı. Onu toparlamak için dediklerimi, tekrar toparlamak için bir daha anlatmak zorunda kaldım. Tam anlatmanın ortasında.Küt içeriye başka bir öğrenci girdi.
    - Hocam, satranç kursu almak isteyenlerin isimlerini almam gerekiyormuş. Serdar hoca yolladı.
    - Kimler satranç kursuna katılıyor? (Hafif sinirlenerek)Öğrenciler parmaklarını kaldırır.
    - Yaz kızım bunların isimlerini.
    - iyi dersler hocam.
    - Sağol kızım.
    Öğrencilerin yine dikkati dağılır. Benim hafiften sinirlendiğimi anlarlar. Ve kıkırdaşmaya, alaylı alaylı gülmeye başlarlar. Yine tekrar etmek zorunda kalırım. Ama gerçekten sinirlerim gerilmiştir biraz. Tam dersi tekrar anlatmaya başlayacağım. Kapı çalar. Ben bir anlık refleksle, 'Ne var lan? Yine ne var lan?' derken içeriye müdür girer. Müdür dediklerimi duyar, ben mosmor olurum. Sınıf başlar gülmeye. 'Muhahahaha' diye gülerlerken, ben açıklama yapmak zorunda kalırım tabi.
    - Hocam kusura bakmayın. Ben sizi öğrenci sandım.
    - Hocam bir saniye dışarı gelir misin?
    - (Aha şimdi ayıkla pirincin taşını) Evet hocam?
    - Şunu doldurman gerekiyor.Bana doldurup getirirsen sevinirim.
    - Tamam hocam. (Rahatlayarak.)
    - Bir de bir daha öğrencilerin önünde bana 'lan' deme
    - %adhdgdkıjnb?/!!
    4 ...
  48. 224.
  49. anamur müzesini gezmeye gittiğimizde müzede görevli arkeoloğun müzenin her şeyi olduğunu öğrendiğim andır.adam müdürün görevlerini yapıyor, memurların işini yapıyor bekçilerin işini yapıyor, gezmeye gelenleri gezdirip bilgi veriyor,birde arkeolog olarak kazılara gidiyormuş.devlet o kadar memuru oraya neden atıyor birde takip etsin.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük