o zamanlar daha lisedeyim. rehberlik dersinde yapacak bir şey olmadığından, hoca herkesin test çözmesini ya da kitap okumasını söyledi. ben de o zamanlar stephen king'in "o" adlı romanını okuyorum. hoca sıraların arasında dolanırken bir ara yanımda durdu. "ne okuyorsun?" diye sordu, ben de hiç bir şey söylemeden kitabın kapağını gösterdim. ve hocanın dumur edici sözcükleri ağzından dökülüverdi:
"hmmm, zitefın küng 'zıfır', güzel kitaptır."
sexton ankara nın sıcağında kızılayda gezmektedir. liseden bir arkadaşının karşıdan geldiğini görür. boynu bükük bi tutam sakalıyla karşıdan gelen arkadaşın sakalından tutar ve boynunu bükmelan der **.çocuk kafayı kaldırır ve sexton un arkadaşı değildir. sonrasında kardeş vallaha bir arkadaşa benzettim gibi yavşamalarla gergin ortamı yumuşatır. öyle işte.
bakkaldan falım sakız alınmıştır ve manisi okunarak yürünmektedir;
çıktığı yer anayol / aynen öyle hacı
elinde bütün kontrol / ?!
hızla geliyor sana / bi an için ileri baktım ve harbiden bi itoğlu üstüme üstüme geliyo. *
çarpılmaya hazır ol / eşhedu...
diyarbakırlı arkadaş tarafından yaşanmış bir olay:
çocukken okul sonrası okul bahçesinde top oynanmaya devam eder. bizim ayı topa nasıl abandıysa bahçedeki atatürk büstüne gelir ve büstün kafası kırılıp düşer. çocuklar korkudan oradan sıvışır.
ertesi gün gazetelerde bir terör eylemi olarak yazılmaya başlar, arkadaş hafif korkmayla yakında geçeceğini umar ama dönemin yazarlarından birinin bu olaya takılıp sürekli yazması 1 ay uykusuzluğa neden olur.
Cumhuriyet Üniversitesi kampüsüne lunapark kurulması ve millet dersteyken rangere (kamikaze) binen kızların çığlıklarının duyulması. Üniversitenin içinde lunapark ne arıyor birader.
sel bastı diye isyan edenlerin oylarını verdikleri insanlar ''yağmur berekettir'' diyor.
onların kanalları haberlerde seli göstermiyor, şemsiye altında romantik yürüyüşler yapan çiftleri gösteriyor..
bakış açısı tabi, Allah'tan gelene dur mu diycekler.
bir apartman sakininin fanatik fenerli olması, maç sırasında 2000 yılından beri koleksiyon yaptığı tüm formaları giyip maçı öyle izlemesi. akabinde fener o maçta yenilince kriz geçirmesi, apartmanın bahçesine inip kendini yerden yere atması."dur yapma" diyen insanlara saldırıp, ağlaması..ardından ertesi gün okula giderken bahçe nin çardağında yine o fanatik fenerliyi, hala üstünde 10 tane fenerbahçe formasıyla sigara içerken görmek.5 gün kendi kendine durmadan adamı hatırlayıp ibret almak.
bilkent'te iisbf * binasındaki güvenliğin hemen ilerisinde olan yiyecek ve kahve otomatlarına doğru gidilir. can tatlı birşeyler çekmektedir, metroda da aynılarından olan, bilimum çikolata, gofret, kraker vs. bulunduran kırmızı otomatın karşısına geçilir. kararsızca çikolatalara bakılırken düşmek üzere olan bir albeni göze çarpar. uyanıklık tabi, 1 lira atılır, hem zaten düşmek üzere olan çikolata düşer hem de normalde olması gerektiği gibi, arkasındaki. 25 kuruş para üzeri de alınır, keyifle kahve makinasının karşısına geçilir. yine 75 kuruş olan kahveden almak üzere 1 lira atılır. ve sürpriz: makina parayı yutmuştur. dumur olarak, ibret alarak, sübhanekelerle uzaklaşılır, hatta kaçılır olay yerinden.
ya- ya işte öyle kızım. gözlerimi hep o işte kaybettim ben.
p - yazık amca ya. ee emekli misin peki. emeklin var dimi?
ya- yok kızım nerde... on iki sene sigortasız çalıştım orda. zaten son işimdi. daha da çalışamadım.
p - ne şerefsizler var ya.
ya- öyle. işçinin emeğini sömürür parayı cebe indirir daha da tanımaz.
p - insan mı onlar ya. ne adi insanlar var ya.işçi çalıştırıyorsan sigorta yapacaksın.
b - ^+%%+%'^!'
3 yıldır burada çalışmaktayım ve sigortam yapılmadı!! okul bitince nah bulurlar burada beni.
arkadaşlarla burger yemeye gidilir.o ülkede gramer bi hayli karışık olduğundan su isterken bile dilin alışana kadar rahatlıkla hata yapabilirsin.gerçi bu arkadaşın ne gramerden ne kelimeden sıkıntısı olmasada yinede kola isterken bi gramer hatası yapar.burgerci kız kıkır kıkır gülmeye başlar...
+ne var ne gülüyosun?
-(ciddileşir) şey yanlış söyledinde ona güldüm
+olabilir yabancıyım sonuçta!
-...
+sen benim gramerimle uğraşıcağına önce kendi bıyıklarınla uğraş.badem yağı getireyim mi?
- :S :S
10 kasım günü saat 9 u 5 geçe, dedemle anneannem televizyonun başında otururken, dayım bir hızla içeri girer.
dayım: "anne, baba, kalksanıza ya, atatürk öldü, saygı duruşunda bulunun, duymuyor musunuz siren sesini?"
dedem: "neee? tren sesi mi?" (dayımın ilk dumuru)
anneannem: "ay bu koca da iyice yaşlandı, duymuyor kulakları. ne treni kocaaa, fren sesi fren."
dayım için artık 10 kasımın başka anlamları da vardır.
ev telofonundan baba aranır.telefon çalarken ev telefonunda beat box yapılmaya çalışır.baba telefonu açar alo der kişi o anda dumur olur.
(bkz: napıyon olum)
(bkz: bu hikayede ki mal benim)
bugün başıma gelmiş olaydır. öğleden sonra saat 1.30 gibi durakta kuzenle otobüs beklerken, kuzenin hocamız bize adam gibi ders anlatmıyor demesi üzerine;
- ya kuzen sizin hocanız sarışın mı?
+ evet!
- belliydi zaten sarışınlar aptal olur olum.
bu diyalog dumur edici değildi. dumur eden nokta ise bu sözü söylerken arkamdan sarışın sevgilisiyle geçen bir adamın bana dönüp ters ters bakması beni bitirmiştir. yeminlen yerin dibine giresim geldi.
seda sayan:
- aaloooğğğ kiminle görüşüyoruz ?
- ben mustafa
- naber lan mustafa ? nerden arıyosun bizi mustafa ?
- şişli'den.
- ne iş yapıyon lan mustafa?
- belediye başkanıyım...
(mustafa sarigül)
bir arkadaşın evine arkadaşı sormaya gidiyoruz. kardeşi kapıya çıkıyor.
- abin evde mi ?
+ evde
bu konuşmadan sonra çocuk içeri girer.bekliyoruz arkadaş çıkacak diye 20 dakika geçer. tekrar bağırdık yine kardeşi çıktı.
+ çağırmadın mı oğlum abini ?
- çağır demedinizki..
bir gün metrodayken alımlı güzel giyimli bir bayan gördüm. arkadan görüldüğü üzere 20 li yaşlarda bişeydi üstüne giyindiğini de dikkate alırsak kesinlikle öyleydi! bayan yüzünü döndüğünde * bir anda bağırdım * öylece kalmıştım..
bundan yıllar önce bekar zamanlarımda en yakın arkadaşımın evinde başıma gelen olaydır.
istanbul da işe girmeme rağmen, büyük çabalar sonucu avcumu yaladığım kiralık ev bulma çabamın sonucunda, iş arkadaşımın tüm samimiyetiyle 15 gün içinde alt dairelerini bana kiraya vermek üzere evine davet etmesini takiben yaşanmıştır.
bir hafta sonu, ev sakinlerinin yazlığa gitmeleri üzerine, kendi evime girer gibi anahtarımı takıp girdiğim evde iki ayrı odada kapıları açık ve üstsüz vaziyette yatan arkadaşımın onyedilik ikiz kuzenleriyle karşı karşıya kalmam ve yarı uyanık halleriyle birimizi seç çabalarına rağmen, hiç düşünmeden anahtarı komodine bırakıp, evi terketmemle sonuçlanan ama ertesi gün kızların taciz iddiaları ile karşı karşıya kalarak dumur olmama sebebiyet veren olaydır.
o zamanın parası beşyüz milyon tl depozito, evlerinde kaldığım bir iki hafta yerine sayılarak unutulmuş ve evsizliğe devam edilmiştir.
olay bir halk otobüsünde geçmektedir. en az 35-40 yaşlarında 3 bayanın bulunduğu bir otobüste gitmektedir..arkadan bu 3 kadından biri 3 öğrenci parası uzatmamı ister.
ben:şurdan 3 öğrenci alırmısınız?
şöför döner bakar kadınların öğrenci olduğuna şaşırır.
şöför:öğrenci kimlik kartlarınızı çıkarın.
kadınlar: ayy yalan mı söyliycez koca kadın olduk istersen kitaplarımızıda gösterelim.
diyerek cüzdanlarından üniversite öğrenci kimliklerini çıkartıp adama gösterirler.adam an itibarı ile (bkz: göt) olmuştur.
ablamin, ebe olan bi arkadasinin basina gelmis bir olaydir.
seneler önce doguda bir ilde görev yapmakta olan arkadasinin calistigi hastaneye agrisi olan hamile bir kadin getirirler. ultrasonda kadinin rahminde spiral seklinde kivrilmis bi sey görülür. bunun ne olabilecegi aileye sorulur. ancak insanlar önce cekinirler, bisey anlatmak istemezler. bunun ciddi bi durum oldugu, eger anlatmazlarsa tedavi edilemeyecegi aciklanir. bunun üzerine sok eden hikaye ögrenilir.
kadinin cocugu olmamaktadir ve kocakari ilaci denebilecek tarzda bisey ögrenerek denenmistir. vajinaya yumurta yerlestirilirse, cocugunun olacagi söylenmistir kadina. ancak yerlestirilen bir yilan yumurtasidir ve yumurta kayarak rahime yerlesir ve zamanla burda gelisir. daha sonra yumurtanin catlamasiyla ortaya cikan yilan rahimde büyür. karnin büyümesiyle gercekten hamile oldugunu düsünen kadini sancilar baslayana kadar kimse doktora getirmez. olay ortaya cikinca doktor, ebe de bisey yapamaz yilanin türünü ve sokma ihtimaline karsi. ankaraya sevkedilir. kadin ameliyat edilir.
not: hikaye birinci agizdan dinlenmistir. ama gercekligi insani süpheye ve saskinliga düsürecek cinstendir.
batman'da görev yapmakta olan ablam ve birlikte yasadigi 2 ögretmen arkadasinin yasadigi olaydir. camasir makineleri yoktur. dolayisiyla nevresim ve benzeri seyleri yikamak baya mesakkatlidir. karsi dairede oturan erkek ögretmen arkadaslari, "haftasonu bizim camasir makinesini veririz, yikarsiniz" derler. allah allah koca makineyi nasil tasiyacaklar acaba diye düsünür ablamlar.
haftasonu kapiyi actiklarinda, arkadaslarinin elinde tuttugu makineye bakmaktadirlar. hemen hemen soba kovasi büyüklügündeki aletin üstünde "yayık makinesi" yazmaktadir.
bütün gün sevgiliyle zamn geçirilmiştir. saat 01.00 yer bursadır.eve gtmek için otostop çekilir 30 yaşlarında bir adam durur ve arabasına binilir. muhabbet sırasında ağız alışkanlığından ötürü adama bitanem diye hitap edilir. şaşkınlık utanç yanlış anlaşılma vs...( adam beni top zanneder!) keşke paraya kıyıp taksiye binseydim diyorum.